“Ben de şimdi, milletimin huzurunda, bu
dosyanın hesap defterini kapatıyorum.
560 milyar dediler.
560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler; onun da üçte ikisini, maden kanununu açmadan, davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan "zarar" diye yazdılar.
Örgüt dediler.
Şemaya koydukları adam "Ben örgüt yöneticisi değilim" dedi. Örgütün kuruluş cümlesinin sahibi "Ben onu şablon olarak gördüm" dedi. Yöneticiler birbirini bu
salonda tanıdı.
Casus dediler.
Delil diye beş dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı adamın devletin en üst isimleriyle fotoğrafları sorulmadı bile.
Rüşvet dediler.
Rüşveti verdiği söylenen "hissettik" dedi. Parayı aldığı söylenen beni "ilk defa Vatan Emniyet'te" gördüğünü söyledi. Rüşvet dedikleri her şeyin sonu bir kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptı.”
📍 Silivri
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Limitlerin binlerce katı tutarda işlem yapmışlar, hamsiyi yakalayan MASAK bunların götürdüğü balinayı mı göremiyor?
Fatma Hanım’ın 2,1 milyarlık vurgununu görememişler, öyle mi? Biz açıklamasak Maliye Bakanı’nın, Erdoğan’ın haberi yok, öyle mi?”
15 günde milletin 401 milyar lirasını götürdüler ama koruma kalkanı yine devrede!
141 kişilik tedbir listesinden "sehven" diyerek 29 kişiyi çıkardılar; geriye 112 kişi kalması gerekirken liste 109’a indi. Aradan sıyrılan o 3 kişi kim?
Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve aileden bir kişi daha!
Saray'ın yavruları her defasında korunuyor, onlara "yanlışa düşmüş" deniyor; ama bu vurgunu yazan gazeteci Bahadır Özgür gözaltına alınıyor!
Butlan yönetimi 47 arkadaşımla beraber beni de ihraç etmiş.
Onlar tarafından ihraç edilmenin gururunu sizlerle paylaşmak istedim.
Siyasi hayatımın en büyük başarısı oldu.
https://t.co/GbNWVrPF7q
“YARGILANMAKTAN KAÇAN ŞEREFSİZDİR”
Silivri’den canlı
Ekrem İmamoğlu:
“Hatırlayalım; zimmet, sahtecilik, biletlerde kalpazanlık ve bunlar için örgüt kurmak, yıl 2002.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin eski başkanı Sayın Erdoğan sanık, 37 sanık. Kaç kişi tutuklandı biliyor musunuz? 3 kişi. 3 kişi, üçü de sıradan çalışanlar. 2 ay içerde kaldılar, 2 ay….
Sayın Erdoğan bir gün bile tutuklanmadı, 1 gün! Zimmet, sahtecilik, biletlerde kalpazanlık, bunlar için örgüt kurmak... Bir gün bile tutuklanmadı.
Sanıkken partisinin genel başkanıydı. Sanıkken partisi seçim kazandı. Sanıkken milletvekili oldu. Sanıkken başbakan oldu. Kimse onu milletten, sandıktan koparmadı.
Ne değişti, kanun mu? Kanun değiştiyse tam tersine olumlu anlamda değişti. O gün yapılan yanlışlar varsa yapılmasın diye değişti. 2005'ten sonra tutuklama iyice istisnai hale geldi. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sayısız kararla tutuklamanın alanını daralttı. Değişen tek şey şu; Erdoğan da bir zamanlar bu şehrin belediye başkanıydı, o da milletin oyuyla seçildi, ben de. Hem de onun aldığı oyun kaç katı. Kaç kat oy aldım biliyor musunuz? O da yargılandı, ben de yargılanıyorum. Yargılamadan kaçan yok ki. Yargılamadan kaçan namerttir. Yargılanmadan kaçan şerefsizdir, namussuzdur.
Aramızda tek fark var, tek fark var. O yargılanırken 1 gün bile tutuklanmadı, 1 gün, 1 tek gün bile tutuklanmadı. Ben ise bu ülkenin 1. partisinin cumhurbaşkanı adayıyım. 16 milyon İstanbullunun seçtiği belediye başkanıyım. Ve 1.5 yılı aşkın süredir Silivri'deyim”
🔴"SPK Başkanı ve Mehmet Şimşek tarihe geçmek istemediler. O yüzden komisyona gelmediler"
🔴"9 milyar lira çekmişler"
🔴"Devletin parasını Tera'ya yatırmışlar"
Fon krizindeki korkunç detaylar ortaya çıktı! Bülent Mumay anlattı
❓️ Bugüne değin insanlara ait depresyon ilacı kullanımı, pijamalı görüntü, her türlü özel hayat ifşası sorun olmadı da ekonomideki kriz kapsamında "makam/görev kullanımı", "usulsüzlük" ve "haksız kazanç" yapanları açıklamak mı suç oluyor?
Türkiye Sigorta ve Hayat Emeklilik şirketleri, başkanlığını Erdoğan’ın yaptığı T Varlık Fonu bünyesinde. Şirketlerin Genel Müdürü Taha Çakmak, (ismiyle müsemma) şirketin en az 100 milyonunu başka bir mali kuruluş yokmuş gibi götürüp Tera’ya çakmış ve para orada batmış.
Bir tek Taha mı yaptı bunu?
Kamu kaynaklarından ne kadarı fonlara gömüldü?
Bir kamu kuruluşu riski 6/7 olan bir fona nasıl milyonlar gömer?
Başka kaç kuruluş, ne kadar batık kamu kaynağı var?
Bize bişey olmaz, hesap vermeyiz, ceza almayız cüreti ile kimler, ne halt yedi?
Ortada bağımsız bir yargı da yok ki, ortaya çıksın.
Kim soracak, rezillik bütün boyutlarıyla nasıl ortaya çıkacak?
Merkez Bankası’nı (MB) organize suç örgütüne çevirmişler..
200 TL’lik banknotlarda imzaları bulunan MB Başkan Yardımcıları Emrah Şener ve Erkan Kilimci tutuklu.
Bir diğer MB eski Başkan Yardımcısı Taha Çakmak’a yurt dışı çıkış yasağı verildi, mal varlığına tedbir konuldu.
Yardımcıları böyle olunca, Başkanı’na da bakmak gerekir.
Amerika’dan ithal eski MB Başkanı Hafize Gaye Erkan’da şimdi Bodrum’daki milyonluk villasında gürültüden şikayetçi olan komşularını tehdit etmekle meşgul..
Soralım şimdi; bunları kim, hangi “nitelikleri” nedeniyle bu çok önemli görevlere atamıştı?
Türkiye Yüzyılı hamasetiniz bittiyse utanın biraz!
“BABASINA YAPILANA İSYAN ETTİ..”
Silivri’den canlı…
Ekrem İmamoğlu:
“Babama yöneltilen iddialar, beni siyaseten alt edemeyenlerin ailem üzerinden irademi kırma çabası. Vicdansızlık öyle bir boyuta ulaştı ki bu ülkeye yıllarca namusuyla hizmet etmiş bir insanın, babamın ve birçok insanın emekli maaşını bile almasına engel olan bir düzen ya. Emekli maaşı ya. Bunu dile getirmekten utanıyorum ya. Binlerce insan çalıştırmış, 1960'dan beri ticaretin içinde olan bir insanın emekli maaşına göz koyan bir yargı olur mu ya? Ne yapacak Hasan İmamoğlu? Ne yapacak? Koyun babanızı benim yaşadıklarımla aynı yere. Bakın ne oluyor. Bir koyun bakalım ya. Gerekçe gösterin ben de saygı duyacağım. Bir tane gerekçe gösterin.
Hani 2 milyarı götüren ne oldu? Hesaplarda bilmem ne kalktı. Hangi yargı o? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Farklı bir adresi mi? Aynı adres. Aynı kişiler, aynı aktörler! Koy, kaldır. AK Parti Genel Başkan Yardımcısının oğlu olunca koy, kaldır. Milyarlar! Öbür tarafta emekli maaşı. Malımız mülkümüz buradadır, bizim bir yere gitmiyor yani”…
“MÜTEAHHİTLERE ÖDENECEK PARALAR İBB’NİN HESAPLARINDAN İZİNSİZ ÇEKİLDİ!”
Ekrem İmamoğlu, metro projeleri için kullanılan kredilere ilişkin çarpıcı bir açıklama yaptı savunmasında. Kamu bankasının İBB hesabından haczedilemez yurtdışı kredisini izinsiz çekerek müteahhite ödeme yaptığını açıkladı…
“ Ey halkım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kamu kurumu, Türkiye'nin en itibarlı kamu kurumu. Dünyada en itibarlı kredi notuna sahip Türkiye'nin kamu kurumu. Hiç temerrüde düşmemiştir, gününde borcunu ödemiştir ve en kolay borçlanabilen kamu kurumudur. Türkiye'deki kamu kurumlarından benim dönemimde, altı yıldır aldığı kredi miktarı kocaman bir sıfır, sıfır!
Parasının kesinti yapılarak bütçemizden toparlandığı en büyük kesintinin sahibi İstanbul Büyükşehir Belediyesidir.
İller Bankasından da aldığı para sıfırdır, sıfır! Ve böyle bir şeyi Türkiye Cumhuriyeti tarihi görmedi.
Ama ne yaptılar biliyor musunuz, burada hatırlatmak isterim. Aynı kamu bankası Vakıf Bank, bir yandaş müteahhidin alacağı olan dış kredi hesabımızdan, dış kredi hesabımız da haczedilemez bu arada, haczedilemez, bakın haczedilemez. Usulsüz bir biçimde paramızın haczedilmesine Vakıf Bank onay verdi. Aldığım bilgi ne biliyor musunuz? Orası neresi bilmiyorum, hani diyorlar ya "yukarısı" dedi. Yukarısı talep etti, vermeseydin ne yapardın biliyor musunuz? Benim duyduğum bu. Vakıf Bank, 50-55 milyon dolar paramızı bir yandaş müteahhidin haczetmesine müsaade etti. Davayı biz kazandık ama parayı alan gitti. Alacağımız var, dava hala devam ediyor. Kazandık, işte gitmişti üst mahkeme falan filan. Üç sene geçti. Kamu bankası bize 0 lira para vermiyor, 1 lira vermiyor ama olan paramızın haczedilmesine usulsüz bir şekilde müsaade ediyor.
Bahadır Özgür, niye gözaltında? Gizli ibareli müzekkere yazısı ve 109 kişilik liste, daha sonra savcılık tarafından servis edildi.
Böyle listelere gizli ibaresi niye konulur?
Tüm bankalara tapuya, noterlere gönderiyorsunuz. Nasıl gizli kalmasını beklersiniz ki?
Herkes kim çalmış. hangi siyasi işin içinde merak ediyor.
Gazeteci işini yapıyor. Bilgilendiriyor.
Ne oldu şimdi;
Bahadır yazınca ne bozuldu?
Ne?
“20 ANNE ÇOCUKLARINDAN KOPARILDI”
Ekrem İmamoğlu:
Bu zulmün sessiz bir tarafı da var. 20 anne çocuklarından koparıldı, 20 anne, bilerek, zalimce. Eşi riskli doğum yaparken yanında olmak isteyen bir daire başkanımıza izni verilmedi. Suçu yok ki orada, tutuklu yargılanıyor, versen ne olur? Vermediler. Zalimlik sınır tanımıyor.
O 20 annenin bir kısmı kilometrelerce, 100 kilometrelerce ötelere sürüldü. Kadınlar yerlerde yattı. Hepsi bilinçli yapıldı, Sayın Mahkeme Başkanı ve Sayın Heyet. Hepsi bilinçli yapıldı. İster görün ister görmeyin, ister duyun ister duymayın, ister hissedin ister hissetmeyin, hepsi bilinçli yapıldı, hepsi zalimce yapıldı. Hepsi bir çıkar, bir menfaat için yapıldı. Menfaatini de alanlar aldığını zannediyor. Almayanlar da sıra bekliyor.
Benim ailem de payını aldı. Babam sanık yapıldı, oğlum sanık yapıldı, eşimin ağabeyi sanık yapıldı. Tek soru sorulmadı bunda, 1 yıl yattı. Diğer ağabeyi başka bir dosyada tarihte görülebilecek en uydurma bir dosyayla aylarca tutuklu kaldı. Kendisinden uyuşturucu tüccarı çıkarmaya çalıştılar, bir şeyle uğraştılar yani. Adam "Saçımın kılını alın bakın, ne kadar kılından alıyorsanız kıl alın bakın" dedi, adamdan kıl almadılar. Çünkü temizdi. Aylarca hapiste tutuldu. Niye? Ekrem'in akrabası. #İBBDavası
Halk TV'de değil ama bambaşka kurumlarda yanında çalıştım.
Gazeteciliğine, dikkatine, kılı kırk yarmasına tanığım.
Sadece benim değil birçok kişinin gazeteciliği ve TV haberciliğini öğrendiği isim Suat Toktaş.
Etiketlerden hiçbir zaman haz etmediğini, tek derdinin gazetecilik olduğunu biliyorum.
Kayyum kanalı devraldıktan sonra söyledikleri önemli.
Ama bence en mühimi şu sözler:
"Gazetecilik unutuldu. Gazetecilik buydu bizce. Herhangi bir şeyin simetrisi değil, herhangi birinin sözcüsü değil. Türkiye'de bunlar çok normalleştirildi. Operasyonlar yapıldı, 'Vardır bir şey, operasyon yapılmışsa vardır bir şey, gözaltına alınmışsa vardır bir şey.' Hayır, öyle olmadı.
Biz biliyoruz. Neyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum. Halka sesleniyorum: 'Vardır bir şey' diye düşünmeyin. Başınıza geldiği zaman anlıyorsunuz. Burada bir şey yok. Burada... Biz birbirimize tanığız."
#HalkTV
CHP, Cumhuriyet dönemi siyasetinin en önemli markası. Atatürk’ün partisi. Kurtarıcı ve kurucu irade. Halkın en azından %35’nin (oy verse de vermese de) gönlünde.
Yine tecrübeyle sabit olarak CHP geçmişte kendi dışında solcu bir partinin yaşamasına müsaade etmedi.
Butlancıların ve KK’nın akıl almaz tavrı bu markaya büyük darbe vurdu. İmamoğlu-Özel liderliğindeki YENİ Parti ciddi bir alternatif oldu.
Yine de butlan CHPsi varlığını korudu hatta zaman geçtikçe YENİ’nin yıpratılmasına bağlı olarak CHP’nin ağırlığını artabileceği konuşuldu.
Acaba tarih tekerrür edecek ve CHP, içinden çıkan sol iddialı bu partiyi de yutacak mıydı?
Ancak gerçekten iflah olmaz bir kaybeden figür olan KK’nın üç gün önceki bu sözleri👇üstüne, bugün HALK TV’nin kapatılması ile CHP tabutuna son çivi çakılmış oldu.
Butlan günleri ateşi tekrar olanca kızgınlık ile harlandı ve artık butlan CHP’si ile KK’nın savunulacak hiç bir şeyi kalmadı.
Butlan CHP’si içinde kalanların büyük çoğunluğu, Butlancı KK için veya AKP aparatı oldukları için değil, kendi kişisel siyasi ikballerini, YENİ Parti yerine, tekrar eski günlerine döneceğini düşündükleri CHPye bağladıkları için YENİ Partiye geçmemişti. Şimdi onların da bencil hayalleri suya düştü.
Bize de beter olun demek düştü.
@yenipartiyiz
Sayın İbrahim Paşalı, yine uzman kayyım olarak Halk tv’de göreve başlamışsınız.
Başlar başlamaz yayın akışını durdurmuşsunuz.
Bir kayyımın görevi yayını durdurmak değildir.
Bu suçtur (👇), sizi uyarıyorum!
Madem ben böyle bir görevi yapmaktan utanır, sıkılırım demiyorsunuz, öyleyse görevinizi hukuka uygun olarak yapınız!
Haber alma hakkımıza uzattığınız o elinizi gazetecilerin, basın özgürlüğünün, halk tv yayınlarının üzerinden çekin.
Sizin oraya kayyım olarak atanma, getirilme sebebiniz @halktvcomtr yayınlarının, programlarının, yayın içeriklerinin suç olduğu iddiasıyla yapılmış bir işlem, soruşturma değildir. Tv kanalının sahibinin şahsi olarak işlediği iddia edilen mali nitelikli bir işlem ve soruşturmadır.
Dolayısıyla yayınlara, yayın içeriklerine, programlara yönelik durdurma tasarrufunuz hukuka aykırıdır.