Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Ey eğitim fakültesi binaları, derslikleri, etkinlik atölyeleri, laboratuvarları!
Lisans eğitimi süresince misafiriniz olan öğretmen adayları, mezun olduktan sonra MEB akademisi ile tekrar öğretmenlik eğitimine ve uygulamasına (staj) tabi tutulacakmış. Artık yok hükmündesiniz!
4 yıl fakülteyi okuyacağım, 14 ay akademide vakit geçireceğim sonra da çoklu staj çalışması adı altında 2 hafta okuluna gittiğim öğretmen veya ilgili tarafından değerlendirileceğim. Bu mu bilimsel anlayış?
“Türkiye’de Öğretmen olmak, masal ve efsanelerde padişahın kızını almak için cinlerin, perilerin, oluşturduğu engelleri aşarak Kaf Dağı’nın ardında yaşayan, bir dudağı yerde, bir dudağı gökte olan devlerin parmağındaki yüzüğü çekip almaktan daha zor bir duruma dönüşmeye başladı.”
Öğretmenlik Meslek Kanunu, boş mecliste geçti, yasalaştı. Uzman ve başöğretmenlik yıla göre belirlendi. Akademi, eğitime darbe indirdi. Bir yıldan fazla eğitim, eğitimde dublikasyona neden olacak ve kaynak israfı ortaya çıkacak. Hizmetli öğretmenden daha fazla maaş alıyor.