Bugün İBB tarafından yeniden düzenlendikten maalesef çok uzun zaman sonra ilk kez Moda İskelesi'ne gittim ve bir yılı aşkın süredir maalesef davalar, tutuklamalar, binlerce sayfa iddianame ve hapis cezası istemiyle anılan İBB belediyeciliği sayesinde yıllarca atıl kalmış bir hazinenin nasıl değerine yakışır bir kamusal alana dönüştürülebileceğini hatırlamış oldum.
"Nefes alabilme" imkanıyla mekanın tadını çıkaran insanların çeşitliliğine bakınca ise ülke siyasetini on yıllardır mükemmelen bölmeyi başaran fay hatlarının, gayet mütevazi bir yerel kamusal alanda tüm etkisini nasıl kaybedebildiğini gördüm ve Ekrem İmamoğlu'ndan neden bu kadar korkulduğunu bir kez daha anladım.
Velhasıl teşekkürler @istanbulbld!
Bugün, 3 yıldır devam eden Salacak Sahili’nde uğradığım saldırıyla ilgili davanın duruşması vardı.
Duruşmaya fiziken katılma talebim uygun görülmedi ve cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılmamın yeterli olduğuna karar verildi. Hiçbir sanığın katılmadığı duruşmaya, Marmara Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS üzerinden katıldım.
Bir kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla saldıran, yaralayan ve linç etmeye çalışan kişiler bugün özgürce hayatlarına devam ediyor, kamu alanlarında ticaretlerini sürdürüyor. Ben ise kamu görevimi yaptığım için tutukluyum.
Sonucun ne olduğunu merak edenler olacaktır. Dosya için Aralık ayına yeni bir duruşma günü verildi. Böylece dava dördüncü yılına doğru ilerliyor.
tutuklu imar müdürü ramazan gülten maddi açıdan zor durumda imiş, otomobilin kredisini ödeyemeyince satmışlar, bu arada bebekleri dünyaya gelmiş, hiç gelirleri yokmuş, müjde kuşu adında bir çocuk kitabı yazmış, eşi resimlerini çizmiş. dayanışma için alalım, aldıralım
Herkese iyi akşamlar, (kılıçdaroğlu hariç)
- Ekrem İmamoğlu 433
- Avukat Mehmet Pehlivan 339
- Selahattin Demirtaş 3490
- Hatay Milletvekili Can Atalay 1493
- Av. Selçuk Kozağaçlı 3114
- Tele1 Televizyon Kanalı 213
- Gazeteci Merdan Yanardağ 210
- Gazeteci İsmail Arı 64
- Av. Atilla Özen 248
- CHP İstanbul İl Binası 259
- CHP Genel Merkez Binası 1
- CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat 492
- CHP’li Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık 433
- CHP’li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan 433
- CHP’li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 354
- CHP’li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney 279
- CHP’li Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 354
- CHP’li Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin 367
- CHP’li Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı 313
- CHP’li Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu 248
- CHP’li Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün 354
- CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara 354
- CHP’li Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler 445
- CHP’li Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz 393
- CHP 24. Ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu 354
- CHP’li Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 332
- CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 323
- CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 82
- CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel 69
- CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 51
- CHP Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol 40
- CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel 32
- Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun 433
- Ekrem İmamoğlu’nun Seçim Kampanyalarının Yöneticisi Necati Özkan 433
- Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın 361
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 433
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in kardeşi Zafer Keleş 371
- İBB Medya A.Ş. Eski Genel Müdürü İpek Elif Atayman 433
- Hastaneye götürüleceği söylenerek ambulansla adliyeye götürülerek etkin pişmanlık ifadesi vermesi istenen İBB Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven 433
- İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker 433
- İBB Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık 433
- İBB Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay 361
- İBB Medya AŞ Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak 433
- İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce 433
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün 433
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay 433
- Üsküdar’daki kaçak kafeleri yıkarken saldırıya uğrayan İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten 433
- Dilek İmamoğlu’nun abisi 107
- Dilek İmamoğlu’nun 5 ve 8 yaşında iki çocuklu yeğeni Derya Dağdeviren ve eşi Gökhan Dağdeviren 13
- Özgür Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan 10
- Muhittin Böcek’in oğlu 278
- Muhittin Böcek’in gelini 19
- Osman Kavala 3125
- Tayfun Kahraman 1493
- Mine Özerden 1493
- Çiğdem Mater 1493
- Figen Yüksekdağ 3490
- 19 Mart operasyonunun birinci yılında Saraçhane'de gerçekleştirilen mitingin ardından arefe günü tutuklanan 2004 doğumlu Genç 67
- İktidar tarafından canlı yayınlanabileceği söylenen ancak buna cesaret edilemeyen İmamoğlu davasında fotoğraf çeken vatandaş 60
- Hakkındaki soruşturmadan haberdar olduğu gibi yurt dışından gelmesine rağmen kaçma şüphesiyle tutuklanan Av. Sezin Uçar 40
Gündür, Adlarını bilmediğiniz 100’den fazla CHP’li belediye çalışanı, memuru, yetkilisi, görevlisi günlerdir, aylardır hapiste..
24 Mayıs 2026
Çok değerli meslektaşım Canım @gamzealltunay ve onunla birlikte görev yapan kameraman arkadaşlar İstanbul’dan kalkıp Ankara’ya gittiler. Günlerdir CHP Genel Merkezi’ndeler.
Doğru düzgün uyuduklarını sanmıyorum. Düzgün bir yemek yiyebildiklerini hiç düşünmüyorum. Gerginlikle sabahladılar, gaz yediler, saatler süren yayınlar yaptılar. Belki sadece bataryalarını şarj ettikleri kısa anlarda biraz nefes alabildiler.
Yürüdüler, koştular, yağmur altında kaldılar, ıslandılar, ezildiler, itildiler…Ve bütün bunların içinde kusursuz yayınlar yaptılar , tarihe geçecek anları milyonların ekranına taşıdılar.
Bu emeği not etmek lazım. Çünkü ekran başında birkaç dakika izlenen yayınların arkasında, günlerce süren büyük bir yorgunluk, fedakarlık ve gerçek bir saha gazeteciliği var.
Bu genç meslektaşlarımızın emeği çok kıymetli. Böyle zamanlarda değerlerini daha da iyi anlamak, unutmamak ve tarihe not düşmek gerekiyor.
Bugün 45 yaşıma giriyorum ve bu, Silivri’de geçirdiğim 5. doğum günüm.
İnsan gençliğinde her şeyi düşünüyormuş da hayatının en orta yerindeki yılları bir hücrede, yapayalnız geçireceğini hiç düşünmüyormuş.
Beş yıl bir tohuma verildiğinde kök salar, toprağı değiştirir. Beş yıl bir çocuğa verildiğinde aklı, hayalleri büyür. Beş yılda ben de değiştim; sabrı, özlemi, umudu daha derinden öğrendim.
Ve bugün hâlâ tüm öğrendiklerimle beraber, bir gün yeniden sevdiklerimle yan yana olacağıma inanıyorum.
Adalete olan inancımla, destek ve dayanışmasını eksik etmeyen herkese sevgilerimle...
Eşim Tayfun Kahraman, geçirdiği akut MS atağı tedavisi için bir kez daha Cerrahpaşa Hastanesi’ne sevk edildi.
Bir an evvel Anayasa Mahkemesi kararının uygulanarak, özgürlüğüne, ailesine ve hak ettiği sağlıklı yaşam koşullarına dönmesini bekliyoruz.
Ne bir eksik, ne bir fazla;
sadece ADALET istiyoruz.
Gündem yogun. Kim neyin ucundan tutacagini sasirdi.. Ama yine de bıkmadan yazalım. Tayfun Kahraman ve Murat Çalık tutuksuz yargılansın.
Hasta tutuklular tutuksuz yargilanmali. Cok gec olmadan.
Murat Çalık’a ve ailesine 10 aydır yaşatılan bu zulüm artık son bulmalı. Bu işkenceye karşı yalnızca CHP’lilerin değil, diğer muhalefet partilerinin de açık ve net bir tutum alması gerekiyor. Bu aileye reva görülenlerin her gün kamuoyunun gözü önüne serilmesi ve afişe edilmesi lazım.
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42
Dün Halktv Bayrampaşa'daki seçimleri canlı yayınlıyordu. Benim dikkatimi, CHP sıralarında oturan kadın meclis üyeleri çekti. O toksik ortamda sakince oturuyorlardı. İtiş kakış, bağrışmalar, küfürleşmeler, korkunç çirkin bir ortam.
Şunu düşündüm: Parti değiştirerek halkın iradesini rakip partiye tahvil edenler kimlerdir desek, akla hemen Aydın, Beykoz, Yalova/Altınova gelir. Çünkü bu kentlerde "topuklayan" kadınlar ismen ifşa edildi. Sosyal medyada, televizyonlarda onları ismen tanıdık. Hatta ÖÖ bir mitingde bu kadınların isimlerini de zikretti.
Ancak yoldaşlarını ve halkın oylarını satan pişkin erkekleri tanımıyoruz. Belki önemsemiyoruz da.
Merak ettim, araştırdım. Bayrampaşa'da 7 kadın meclis üyesi varmış: 6 CHP'li, 1 AKP'li.
Bütün bu mertlik, delikanlılık, hede-hödö erkek kültürümüzün ne kadar içi boş ve kof olduğunu düşündüm. Madem günlerce "topuklayan" Özlemleri, Yaseminleri konuştuk, ocakbaşına oturduğunda mangalda kül bırakmayan erkekleri de konuşalım.
Buyurun:
Kimse çıkıp bu kadın-erkek meselesi değil demesin. Ben bunu mitinglerde görüyorum. Erkeklerin çoğu bir bahane uydurur mitinge, yürüyüşe gelmez, geldiyse bile daha hatip kürsüye çıkmadan gitmeye yeltenir: Çoğu sıkıya gelemez: Akşam maç var, kahvede arkadaşlar bekliyor, hafta başı sözleşmiştik, iki tek atacağız, yağmur başladı, lastik patladı, şoför atladı...
Bir de İstiklal'de ortalığı birbirine katan feministlere bakın. Mitinge iki saat önceden gelen, miting bitince ortalığı temizleyen kadınlara, kapı kapı dolaşan AKP'li, Saadetli kadınlara, sandık bekleyen, Bayrampaşa'da o erkek şiddetine rağmen en önde soğukkanlı bir şekilde oturan CHP'li kadınlara...
Zaten topuklamayı kadınlara yakıştıramadığımız için kadınları konuşuyoruz. Erkek dediğin ne ki? Her kalıba girer, kurnazdır, vatan/millet dedin mi mangalda kül bırakmaz, bir kişiye on kişi saldırır, vurduyu kırdıyı marifet sayar ...
Hayır, cumhuriyet çocuğun velisiyle olduğu kadar çocukla da yapılan bir sözleşmedir. Eğitim hakkı, çocuğun hakkıdır ve onu okula göndermek istemeyen baba başka bir vatandaşın hakkını gasp ettiği için suçludur. Salt bu gerekçeyle, kız okulu açmak, başkasının hakkını gasp edeni ödüllendirmekten başka bir şey değildir. Yapılması gereken çocuğunun eğitim hakkını gasp eden babayı ağır şekilde cezalandırmaktır.
Genel Başkanımızın çalışma ofisi, bugün adeta bir polis yatakhanesine, polis misafirhanesine, polis eğitim merkezine dönüştürülmüştür!
Makam odalarımızda uyuyan, sigara içen, masalarımıza oturup mutfağımızda yemek yapan polisler hukuk devletini değil, polis devletini göstermektedir.
Anayasa’nın güvencesi altındaki siyasi parti faaliyetlerini işgal etme cüreti, demokrasiye vurulmuş en büyük darbedir.
Cumhuriyet Halk Partisi, 102 yıllık tarihiyle bu ülkenin demokrasisinin ve Cumhuriyetinin teminatıdır. İl binalarımız, genel merkezimiz; polislerin tatil köyü, kışlası, yatakhanesi değildir!
İçişleri Bakanlığı’na, Valiliğe, Emniyet Müdürlüğü’ne sesleniyorum:
Bu hukuksuz işgale derhal son verin.
Polislerinizi makamlarımızdan, odalarımızdan çekin.
Cumhuriyet Halk Partisi teslim alınamaz, susturulamaz, işgal edilemez.