avukatlar gercekten birbirine üstad diyomus kolpadır diyodum kanim dondu bugün 50 yasinda bi avukat BANA üstad dedi omg üstad bn 22 yasindayim??? bu kisiyim yani
gelecekte cocuklarima bilgiyi nasil geri kazandigimizi babamin biz okula nasil gidiyorduk karda kista biliyor musun sen minvalinde anlatirken ben #bilgidireniyor
Süs köpekleri ile geldiler saçma sapan şarkı söylüyor diye dalga geçtikleri çocuklar yıllar sonra ilk defa Erdoğan'ı bir kararından döndürdü vazgeçirdi.
Konu ücret ödeyip ödememek değil.. Kaç öğrenci köklü devlet okullarını değil de orayı tercih ediyor biliyor musunuz? Hiç geldiniz mi Bilgi’deki derslere? Hiç “farklı “kimliklere” sahip öğrencilerin kampüste birlikte yaşam alanı oluşturduğuna tanık oldunuz mu?
Hiç kütüphanede eserleri, yayınları yerinde gördünüz mü? Hiç tarihi binanın içinde tarihin gerçekleri nefret söylemi olmadan konuşulduğunu dinlediniz mi?
Hiç bir öğrencinin üniversitenin en önemli hocalarına kolayca ulaşabilmesini deneyimlendiniz mi? Hiç o birikim sahibi akademisyenlerden dersler alıp bilmediklerini duydunuz mu? Hiç o kültürü yerinde yaşadınız mı?
BOMBOŞ bir öneri…
🔴 Başta Bilgi'nin değerli öğrencileri ve aileleri, azimli hocaları, Bilgi'nin tüm bileşenleri, Türkiye'nin demokrasiye inanmış tüm kurum ve çevrelerinin dayanışması ve Bilgi yönetiminin ısrarlı takibiyle bu sonucun elde edilmesi çok değerli bir adımdır.
🔴 Unutulamaz, unutulmamalı, unutturulmamalı.
IŞIKLARI SÖNMEYEN BİR ÜNİVERSİTE
#BilgiÜniversitesi 'nin maruz bırakıldığı, yaşam - ölüm ekseninde, ağır bir karar karşısında,
- Derin siyasi ve sosyal analizler,
- Kişisel olumsuz deneyim paylaşımları,
- "Ben demiştim" lafları,
- "Zaten belliydi" sinizmi,
- "Orada benim başıma şu gelmişti (Oh olsun!) nidaları,
- Bu "balyoz" karara hemen teslim olup, "Burada ne güzel günler geçirmiştik. Elveda Bilgi" romantizmi,
- "Zaten Türkiye'de hukuk mu kaldı?" sığlığı ve pısırıklığı,
Sesleri duyuluyor ve mevcut şartlar altında hiçbir anlam ifade etmiyor.
Karşı karşıya kalınan sorunun, Bilgi'yi de aşan bir ağırlıkta olduğunu görme şuuru ve yönelimi gözardı edilemez.
30. yılını 7 Haziran günü kutlayacak, Türkiye'nin seçkin bir eğitim ve araştırma kurumunun, asıl kurucu unsurları olan öğrenciler ve öğretim ve idari kadrosunun Bilgi'yi seçkin bir "gerçek" akademik kurum haline getirme gayretlerinin, 1999 yılı Ekim ayından itibaren çok yakından tanığıyım.
Yıllarca, mesai saatlerini gözetmeyen bir azimle, saatler boyu üniversitede çalışmalarını sürdüren akademik kadronun olduğu bir üniversite oldu Bilgi.
17 yıl Hukuk Fakültesi dekanlığını üstlendiğim bu kurumda, bu gerçeği, "ışıkları sönmeyen bir üniversite" olarak tanımlardım tercih günlerinde.
Hukuk Fakültesi'nin kurucu dekanı ve Türkiye Hümanist Ceza Hukuku Doktrini'nin öncülerinden, rahmetli Prof. Uğur Alacakaptan ise, bir "Üniversitenin kapılarının kapatılamayacağı" deyişiyle açıklardı bu gerçeği. Ve öğrencileri uyarırdı: "Burayı bir özel üniversite sanmayın, Bilgi bir kamu tüzel kişisidir."
Bilgi Üniversitesi'nin tüm öğretim üyelerinin 30 yıla varan bir süreçte dokuduğu bu kurumsal kimlik, ürettiği akademik yenilikçilikle Türkiye yükseköğretiminin, birçok devlet ve vakıf üniversitelerinin de benimseyip uyguladıkları politikalar, programlar üretti.
Bu nedenledir ki, onbinlerce Türkiye ve diğer ülkelerin yurttaşları geleceklerini bu kurumda geliştirebilecekleri umuduyla, Bilgi'yi seçtiler. Bireysel tercihlerin de ötesinde, söz konusu olan bu durum "halkın kendi geleceğini tayini"ne dair temel normun da bir tezahürüdür, bu bağlamda bir uygulanma biçimidir.
Bunları yok sayan bir bakış, insanın değersizliği gibi bir temel üzerinde yükselir. Adını ne koyarsanız koyun, bu gerçek değişmez.
Buna yol açan bir işlem hukuken de savunulamaz, hükm-i karakuşi mertebesindedir. Bunun bilincinde olan, tüm #Bilgili öğrenciler, mezunlar, öğretim elemanları ve idari personelin haklarını aramaları, tartışılamayacak, kendi geleceklerini tayin etme hakkının gereği kaçınılmaz bir sorumluluktur.
Turgut Tarhanlı
1999 yılından itibaren bir Bilgi Hukuk öğretim üyesi ve 17 yıl o fakültenin dekanlığını yapmış bir öğretim üyesi olarak, tüm Bilgi camiasının hayatta kalma mücadelesi verdiği bir dönemde, bu hafif ve örtülü kibir içeren lafları şahsen kabul edemem. Size hiç yakışmadı.
İroni kaldırmayacak insani durumlar ve siyasi dönemler de vardır.
Ozan'a abuk yorumlar gelmiş. Akademi kıyas kaldırmaz ama yolu yüksek lisansta Bilgi'den geçmiş biri olarak, entelektüel zenginlik ve özgür tartışma açısından o dönemimin hayatımın en doyurucu dönemlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.
@tyfn_sonmez Aylin Hoca’nın öğrencisi olarak yazdıklarını hayretle okuyorum. Bir hafta önce yazsaydı yanında olurduk, şu an bu kriz ortamında neyin intikamı bu anlamıyorum. Rahatsız edici bir hırs.
@turgut_tarhanli@AylinSeckin2 + bu açıklamalarınızı başka zaman yapsaydınız merak etmeyin biz Bilgi mezunları, avukatlar sizi yalnız bırakmazdık. Hakkınızı sonuna kadar arardık. Neredeyse alınan karar için kutlama yapacaksınız. Samimiyetsizsiniz. Maalesef.
@turgut_tarhanli@AylinSeckin2 Aylin Hocam ben hem sizin derslerinizi aldım hem de Bilgi Hukuk mezunu bir avukatım. Ama böyle bir gündemde mezunu olduğunu, mezunlar yetiştirdiğiniz üniversite için “haklı dahi olsanız” yaptığınız açıklamalar o kadar yersiz ki. Kasap et, koyun can derdinde.
Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izninin kaldırılması kararına binaen müstakbel hukuki tartışma, AYM'nin aşağıdaki saptaması ışığında yapılmalıdır (evet, hukuk ayaklar altında, kabul. Fakat not düşmek mesleki sorumluluğumuz):
"Faaliyet izninin kaldırılması geri alınması mümkün olmayan bir idari işlem niteliğinde olup faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim ve öğretime devam etmesi ya da tekrar başlaması mümkün değildir. Bu bağlamda her ne kadar adı faaliyet izninin kaldırılması olsa bile bu idari işlemin, sonrasında geri alınmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde söz konusu idari işlem yükseköğretim kurumunun fiilen kapatılması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla vakıf yükseköğretim kurumunun kanunla kapatılması gerekirken bu konuda kapatma niteliğinde bir idari işlem tesis edilmesine imkân tanınması Anayasa’nın 130. maddesine aykırıdır."
(AYM, E.2020/55, K.2023/228, 28/12/2023, § 101.)