Macaristan deneyimi, mevcut fay hatlarına dahil olmayan tamamen yeni bir siyasi hareketin, topluma dayandığı müddetçe yeni siyasi fay hatlarını çizme konusunda ne kadar başarılı olabileceğini göstermişti.
Türkiye'de düğmeler Macaristan'a göre farklı iliklenerek ilerlendi ve önemli ölçüde başarılı da olundu. Değisim sonrası aslında CHP, CHP'yi aştı. Ancak şu an CHP yok ve gerçekçi olursak seçime kadar geri gelmeyecek. En azından seçime kadar geri gelmeyecek aktörlere (şu ana kadar İmamoğlu, CHP) yenileri de eklenebilecek iken bugünün stratejisi ancak cesur adımlarla kurulabilir.
Tüm yolları tüketmek, son ana kadar mücadele etmek, çok istedikleri CHP'yi onlara vermemek. Bunların hepsinin belli bir mantığı ve anlamı var. Ancak içinde bulunduğumuz anın ihtiyaçlarına cevap verebilecek strateji bunlar üzerinden kurulamayacak.
Son durum: CB Erhürman’ın basın toplantısının en önemli vurgusu “Kıbrıs sorununda başladığımız noktanın çok daha ilerisindeyiz” cümlesi. Crans Montana zirvesinin üzerinden tam 3622 gün geçti. Cümleyi bu bağlamda okuyunca, anlamı daha da büyüyor. #hope#cyprus#reunification
Ruşen Çakır (@cakir_rusen): "Fatoş Pınar Türker’e bir vatandaş olarak çok teşekkür ediyorum. Zor bir şey yaptı. Çocukları olan bir anne olarak, kamuoyunda bilinen bir isim olarak yaşanan şeyi ‘Utanması gereken ben değilim, onlar’ diyerek teşhir etti. Helal olsun"
➡️ https://t.co/v954FYXTFS
Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı.
Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum.
İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız.
Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve “arınma” ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan “saray kayyumu” da bu vahim ifadeleri derhal okusun!
https://t.co/39BNFNzjca
Onur Öncü: "Tele2 Haber dün YouTube'da 250 bin aboneyi geçti. 5 ayda. Sıfırdan başladık. Stüdyomuz yoktu. Yön Radyo emekçileri, sağ olsun stüdyosunun bir odasını Tele2 Haber'e açtı.
Büyük bir emek, mücadale ve azim var. 250 bin aboneye kolay kolay gelmedik. Yeni bir hedefimiz var, 300 bin abone. 6 Temmuz'da Merdan Yanardağ'ın duruşması var. Umarım tahliye olur, tahliye olduğunda dolu dolu bir Tele2 Haber görsün!"
#HEDEF300BİNABONE
Ruşen Çakır (@cakir_rusen): "Kılıçdaroğlu intikam istiyor ve bu intikamı 2023'te yenildiği Erdoğan'dan değil, kurultayda yenildiği Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinden almak istiyor. Bu ikiliden intikam almak isterken de Erdoğan'ın desteğine ihtiyacı var, şu ana kadar da o desteği buldu"
➡️ https://t.co/4qAme6edmo
Fatoş Pınar Türker’in kariyeri ve gözaltı sürecinde yaşadıkları haklı olarak kamuoyunun dikkatini çekti. Ancak ortaya çıkan tabloda, sanki hakkındaki suçlamalara hiç yanıt vermemiş ya da bir savunma ortaya koymamış gibi bir algı oluştu…
Gazetecilik sorumluluğu eksiksiz yerine getirmeyi gerektirir. Özellikle
bankalarda üst düzey yöneticisi olarak görev yapmış bir isim olarak Türker’in, MASAK raporları ve mali işlemlere ilişkin değerlendirmelerini dikkatle okumakta fayda var.
Fatoş Pınar Türker savunmasında, hakkındaki iddialara eylem eylem, başlık başlık ve tek tek yanıt verdi.
Eksik kalmaması adına, vakti olanların savunmanın tamamını okumasını öneririm. Nihayetinde bu insanlar kendileri 1.5 yıl sonra savunma imkanı buldu. Mahkeme bakalım ne karar verecek ?
İşte o savunmanın tamamı:
Ankara’da Kılıçdaroğlu ‘arınmaya’ hazırlanıyor.
O sırada Silivri’de…
“Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi.
‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi.
‘Evet.’
‘Velayetleri de sende?’
‘Evet.’
‘Senin çocukların reşit de değil mi?’
‘Değil’ dedim.
‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.”
Partimizde herhangi bir diyalog zeminine gerek yoktur. Parti hukukumuz yani tüzüğümüz açıktır. Parti hukukunun dışına asla çıkılamaz! Tedbir kararı olağanüstü kurultay yapmamıza engel değildir.
Partimiz 103 yıllık tarihinin en ağır günlerini yaşıyor. Parti olarak olağanüstü zamanlardan geçiyoruz ve bu olağanüstü sorunların çözümü "olağanüstü" kurultayı toplamaktan geçer. Bunun için partimizde yeterli imza toplandı. Olağanüstü kurultay talebi göz ardı edilemez, uygulanmamazlık yapılamaz!
Partimiz bir çukurun içine itilmiştir ve bu çukurdan çıkışın tek yolu olağanüstü kurultaydır. Olağanüstü kurultaya gitmeme gerekçeleri asla kabul edilemez.
Fatoş Pınar Türker, operasyon sürecini ve Vatan Emniyet’te yaşadıklarını anlattı. Türker, Mali Şube’nin operasyonu yürütmesine rağmen evine Cinayet Şube polisleri geldiğini, çocuklarına su verilmesine bile izin verilmediğini söyledi.
Vatan Emniyet’te polis tarafından çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını anlatan Pınar Türker, yaşadıklarını aktarırken göz yaşı döktü.
Türker şunları anlattı:
“Allah’tan avukatımı arayabilmiştim. Çünkü eve girince polisler hemen telefonumu aldılar. ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler.
Çocuklarım ağlıyor. ‘Bir su vereyim’ diyorum. ‘Hayır’ diyorlar. Küçük kızım okula gidecek. ‘Hayır, kimse kıpırdamasın. Delil karartmayın’ diyorlar sürekli.
Komiserdi herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı. En son o da kızlarımla birlikte ağlıyordu.
‘Kaşe var mı?’ dedi.
‘Ne kaşesi?’ dedim.
‘Şirket kaşesi’ dedi.
‘Yok’ dedim. ‘Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım?’
‘Arayın bulun’ dedi.
Neyse, evi arıyorlar falan. ‘Kimse yerinden kıpırdamasın’ diyorlar. Biz de salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da ağlıyor. Bana sarılmak istiyorlar.
‘Kimse elini kimseye dokundurmasın’ dediler.
Ben de dedim ki:
‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz neyi delil karartacağız?’
Polis dedi ki:
‘Biz cinayet masadan geliyoruz.’
Öyle olunca benim kızlarım aval aval ağlamaya başladılar.
Ben de dedim ki:
‘Ne cinayeti?’
‘Hayır’ dedi. ‘Şu an operasyon oluyor. Polis kalmadı, biz geldik.’
Yani delil karartma meselesi… Çocuğuma bir bardak su bile veremedim gerçekten. O kadar tiyatro mu desem, kabus mu desem… Ama polisin gözlerindeki o ifadeyi hiç unutamayacağım.
Ama çok insani davranan bir polis memuru daha vardı. Hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde, başına bir şey gelmeyecekse annemi aradı. İki kere benim konuşmama izin verdi.
‘Kızınız iyi’ dedi.
Sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden.
Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızımla son kez okuluna uğramış oldum. O, akşam döneceğimi düşündü tabii. Aradan 15 ay geçti.
Vatan’a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağımı düşündüm.
Sonra nezarete girdim. Asistanım vardı.
‘Sen niye buradasın Canan?’ dedim.
Gene ağladılar. Pınar Hanım da ağladı.
Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı. Fatoş geldi. Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi.
Sonra artık orada… Muhtemelen hiç görmemişsinizdir, görmeyin de inşallah, nezarethaneyi. Ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz. Çünkü bodrum katta olduğu için hiç cam pencere yok. Müthiş bir ışık var her tarafta. Artık kaçıncı gün, hangi saatteyiz bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi.
‘Arama yapacağız’ dedi.
Sırayla götürüyorlar bizi, sonra geri getiriyorlar.
Benimle birlikte gitti. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı beni.
‘Soyun’ dedi.
‘Nasıl yani?’ dedim.
Eldiven taktı eline. Arkada klasörler var. Çok küçük bir oda.
O memuru da nerede görsem asla unutmam. Odayı da nerede görsem asla unutmam.
‘Üstünü çıkar’ dedi.
Üstümü çıkardım.
Ama üstümü çıkarmanın… Zaten çıplağım, ne kontrolü yapacaksın?
Yine de kontrol yaptı.
‘Tamam, üstünü giyebilirsin’ dedi.
‘Peki, gidebilir miyim?’ dedim.
‘Hayır’ dedi. ‘Eşofmanını da indir.’
İndirdim.
‘Çamaşırını da.’
‘Nasıl yani?’ dedim.
‘İndireceksin’ dedi.
Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
‘Şimdi yere çömel’ dedi.
Ondan sonra da:
‘Burada utanan varsa çıkabilir’ dedi.
Ben utanmıyorum. Ama insanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın. Ben utanmıyorum.
‘Cinsel organını aç’ dedi.
‘Bacaklarını aç, arkanı dön, eğil…’
Sonra:
‘Tamam’ dedi.
Halbuki biz ne olduğunu anlamıyoruz.
Bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızda farklı polis memurları vardı, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum.
Bir de bunun ne olduğunu anlamamıştık. Eldiven taktı ya eline… Eldiveni kullanmadığı için mutlu olduk. Çünkü ben jinekolojik muayene gibi bir şey olacak zannetmiştim. Eldiven takınca sevindik hatta nezarette.
Sonra tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla yaşananları hiç unutmuyorum.
Çünkü biz tutuklandık. Her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonundan annemi aradım. Kızlarımla konuştum. Hepsi ağlıyorlardı.”
📌Tom Barrack "Trump, Erdoğan'a en çok ihtiyaç duyduğu şeyi veriyor, meşruiyeti" dedi, sizden bir cümle duymadık.
📌Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD'deki Türk heyeti için "kapımızda beş dakika görüşmek için yalvarıyorlar" dedi, hiç eleştirmediniz.
📌Aynı Tom Barrack Türkiye'ye "millet sistemi" önerdi, sesinizi çıkarmadınız.
📌Barrack Türkiye'ye monarşi önerdiğinde, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel kendisinin "istenmeyen kişi" ilan edilmesini isterken, en küçük bir tepki göstermek aklınıza bile gelmedi.
📌Erdoğan iktidarı, arkasına Trump'ı, Barrack'ı alarak CHP'ye operasyon çekerken, Erdoğan'ın hizmetine girmekten hiç çekinmediniz…
📌Şimdi kalkmış, ABD ve Avrupa'da Trumpgillerin desteklediği ırkçı sağa karşı, Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez ile birlikte demokratik mücadele veren Özgür Özel'i eleştirmeye çalışıyorsunuz.
📌 MİLLETİN İRADESİNE TOPLUCA YENİLECEKSİNİZ!