1
ASL(Avrupa Süper Ligi) projesini görür görmez neden “ABD sermayesinin, Avrupa’nın 100+ yılda ürettiği değerin kaymağına çökme hamlesi” olarak tanımladığımızdan başlayıp, DK ile artık ayyuka çıkan FIFA-UEFA(ABD-Avrupa) sürtüşmesine geleceğiz.
Rahmetli Avrupa Süper Ligi’nin 5. yılında 3 silahşörünün durumu:
Real Madrid: Feci sıkıştı. Ortak arıyor. Başkan Perez kulübün %5’ini satma peşinde. Ama önce kulüp üyelerini ikna etmesi gerek. Aylardır PR yapıyor. 2022’de geleceğinden yemek, ABD’li fon 6th Street’e 360 milyona gelecekteki gelirlerinin bir kısmını devretmek zorunda kalmıştı.
Barcelona: Batıştan, 800 milyonu aşan varlık satışlarıyla kurtuldu. Yarıdan fazlası, gelecekteki yayın haklarının satışıydı(yine 6th Street, yine 2022), yani o da geleceğinden yemek zorunda kaldı. UEFA ile FFP anlaşması mecburiyetti. Messi’yi bedelsiz kaptırmak da acı hatıra…
Juventus: 5 yılda hisse değerinin 2/3’ü buhar oldu. Üst üste 2 yıl Serie A zarar rekoru açıkladı(2021 ve 2022). Plusvalenza Davası’ndan(mâli hile) 10 puanı silindi. Agnelli’ler, Exor üzerinden 700 milyon € civarı para sokmak zorunda kaldı. UEFA’dan bir kez “Avrupa’dan men” aldı, üstüne bu yaz yine anlaşma imzaladı, tutturamazsa yine men.
Peh peh peh…
“Futbolu kurtaracak”lardı…
“Amaç ‘Futbolun iyiliği’ydi…
“2024’e kadar bütün kulüpler ölecek”ti…
Kimin iyiliğiymiş? Kimi kurtaracaklarmış?
Kovid herkesi fena vurmuştu ancak Real Madrid stat projesi, Barcelona kötü yönetim ve stat projesi, Juventus kötü yönetim ile büyükler arasındaki en zordaki kulüplerdi. ASL, “kestirme çıkış”tı, denediler.
Uzun olacak, çünkü öyle gerekiyor…
https://t.co/12j2WtMfVp
olm...bu körlükle hakkaten sizin neşenizi çalamazlar, olasılık dışı neşenize bi zeval gelebilmesi. aman gelmesin zaten, yoksa afazanalla, geriye çok da bişiyiniz kalmıyor.
oyna devam
her gün ortalama 2 belediye başkanı ya da gazeteci gözaltına alınıp tutuklanıyor, her hafta bi şeyin ünlülerine bi şeylerden gözaltılar, ve 1 ay önce gözaltına alınıp tutuklanmış deniz göktaş vakasını hala ifade özgürlüğü tutuklanamaz kapsamında değerlendirenler görüyorum
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
O ayrı da, mesela Türkiye’de telekomünikasyonda ne gibi bir rekabet olabilir? Türkcell, Türk Telekom, Vodafone. Omurga bunlar, temel omurga da Telekom. Bunlar arasında en fazlasından oligopolistik türde ılımlı bir rekabet olur, o da fiyatları pek düşürmez. Bu arkadaşlar fiyat alıcı değil, fiyat koyucular. Bu liberallerin sorunu, üretilen mal ve hizmetlerin ne tür olduklarına bakmadıklarından, her sektörde rekabet iyidir saplantılı olmaları. Bir sürü sektörde rekabet yalnızca üreticilere değil, toplumsal refaha da zararlıdır.
10+ sene aradan sonra durduk yere, 3.tura dönme gazıma vesile olan şunu da, dipnot baabında şöyle bırakayım meraklısına. yapanların eline, yüreğine, aklına sağlık :)
https://t.co/kVGLpxNG7J
10 yıl sonra tekrardan galactica izliyorum 1 haftadır, bu 3. tur...hacım bundan iyi yıllanan şarap zor bulunur. çok "an" var ama, 2x19a gelip şu tıngırdamaya başladığındaki his ilk günkü gibi. tv tarihinin de en iyi 10dksı, en iyi bölüm girişi fln olabilir https://t.co/tB3pWdfKW7
son 3-5 yılda olup bitenlerden sonra, büyük finalin finali epey daha manalı oldu önceki bitirmelere göre, haliyle. bilimini geçtim, artık kurgu da değil malum :))
ve yine bitti...
daha önce de bitmişti, bundan sonra da yine bitecek
böyle deriz hepimiz...
:)
🍻
elemanın sinema/tv formatları videosu da gayet güzel. bunca odyssey/nolan gömücüsü sinema "akademik"lerinin bi tanesinden "format savaşları"na dair bişi duymamıştım mesela. biz kültürsüz öküzler için gereksizdir diyip aralarında gevşek geyikler yapmayı tercih etmişler heralde :)
hesaplamanın doğruluğu ya da her vakaya ne kdr uyduğu tartışılabilir ama teknik taraftan süper bi şekilde çakan video yapmış aslan parçası helal valla :) yarı otomatiği de dahil, var ofsaytlarına hiç bilmeden çok sağlam yerden girişiyomuşum ayrıca :))) https://t.co/DfR42RfmpD
1980 neoliberal dönüşümü ve sonrası, Türk işgücü piyasalarında istihdamın tahribatı ve 2003 sonrasında kalıcı bir kronik soruna dönüşmesi
Kaynak: penn world tables, Gronningen Univ. pwt11
şu konu filmlerden oyunlardan fln azcık aşinalığım olan bi durumdu, ve fakat saçmalığın boyutunu algılamaya hafsalam yetmedi an itibariyle...dünyanın açık ara en saçma zihniyetli ülkesi, ve bu saçma zihniyetin dünyayı domine etmesi normal karşılanıyor hala https://t.co/xZXKjrfoqL
Bir düğün için havuzun içine kurulan masalar ve davetlileri karşılayan deniz kızları, sosyal medyada dikkat çekti. Suyun üzerinde gerçekleştirilen sıra dışı organizasyon konsepti, izleyenleri hem şaşırttı hem de hayran bıraktı.
Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, büyükşehir belediyesi sınırlarında mahalleye dönüştürülen köylerin yeniden köy statüsü kazanmasını öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu
https://t.co/E7sWu5ktN9
çoiyimiş bu, üstelik 2 gözümün çiçeğiynen beraber :/
i am empty as a promise,
no more
when the time comes
and rights have been read
i think of you often
but for once, I meant what I said
https://t.co/jnqPioOqel
bir dönem fırtınalar estiren damien rice'ların, gitarım ve gırtlağım irish storytelling ekolünün babasıydı. yolu londra'ya düşen herkese aslan krallar, fantomlar, les mis'lerden önce tavsiye ettiğim, salonda hıçkırıkları tutamayanları gördüğüm tek müzikalin de yarısıydı ha keza:(
Oscar winner Glen Hansard, who found fame after starring in The Commitments and with his band The Frames, has been killed in a motorcycle crash in Co Dublin.
Hansard (56) died following a single-vehicle crash at the Strawberry Beds, Lucan, just before 4.30am.
Read: https://t.co/KZ7eHsnhJn
"and if we do our jobs right right now.
you might be singing this song when you're walking home tonight..."
you did bloody right mate, you did quite right...
🍻
https://t.co/J50847sx1c