türkiye devrimci hareketi tarihine haiz olmayan hakim ve savcilarimiz için dev hizmet..
YERLİ ve MİLLİ bu uygulamayla bundan sonra kimse kendi örgütü yerine bi baska örgütten yargilanmayacak. özellikle her dönem başka bi örgütten tutuklanan yıldız tarı memnun edecek bi gelisme
@nazcoban0@siyahsancakx Korkma bi şey yapmayacağım size diyen kocası kurgu video çekiyolar o sırada kadrajda olmayan polis gelip yokluyor. Durumu anlayınca da gidiyor
Doğum gününde Çiğdem Mater’e özgürlük talebimizi yineliyoruz.
Çiğdem Mater, 25 Nisan 2022’de Gezi davasında hiçbir somut dayanağı olmayan ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım’ suçlamasıyla 18 yıl hapis cezasına mahkûm edildiğinden beri özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Gezi Davası'nda verilen mahkûmiyet kararları, yöneltilen suçlamaları destekleyen hiçbir güvenilir kanıta dayanmıyordu. Buna rağmen Çiğdem Mater, Can Atalay, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman 18 yıl hapis cezasına, Osman Kavala ise ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edildi.
Çiğdem Mater ile Gezi Davası kapsamında özgürlüklerinden mahrum bırakılan düşünce mahkûmları Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Osman Kavala derhal ve koşulsuz serbest bırakılsın.
#İyiKiDoğdunÇiğdemMater
#ÇiğdemMaterSerbestBırakılsın
Dün muhtemelen cinayet işlendikten çok kısa bir süre sonra cinayetin işlendiği sokaktan geçtim. Polis araçlarını, şeritlerini görünce kadın cinayeti olduğuna dair bir huzursuzluk çökmüştü içime.
26 yaşında gencecik bir kadın nöbetçi eczaneden ilaç alırken katledilmiş. Fail erkek hakkında daha önce Nilda ve ailesi şikayette bulunmuş. Ama boş. Cezaevinden şartlı tahliye edilen, daha önce de bir kadını öldürmeye teşebbüs eden bir erkek hakkındaki şikayetler dikkate alınmamış.
Kadınların katili bu rezil düzen.
Enkazda nöbet tutarken elimizde delil olsun diye her gün video çekiyordum. Bu videoyu kesilen kolonu bulmadan önceki gün çektim.
O gün bilirkişi geldi ama yanlış projeyi alıp geldikleri için, "Burada kolon kesilmemiş." deyip gittiler. O gün sabaha kadar uyumadım. Ertesi gün kesilen kolon tespit edildi.
O gün nasıl vazgeçmediysem bugün de vazgeçmeyeceğim. Evlatlarımın ölümüne sebep olanların ceza aldıklarını görene kadar nöbete devam...
Tutuklanıp hapse atılan, 14 gün sonra cezaevinden cenazesi çıkan Özcan Aksunun ablası:
"Kardeşimi feci halde dövmüşler kaşını, yüzünü, gözünü patlatmışlardı.
Ona, bunu kimin yaptığını diye sordum, arkadaki gardiyanları işaret etti."
Bu olay aydınlatılmalı. Özcan Aksuya ne oldu?
🔴88 yaşında Strazburg'tan Cudi'ye: Bir mezar taşının peşinde 4 bin 600 kilometrelik yolculuk
📍Anne Fatime Ülüş: “Oğlumun kokusunu aldım. Artık gönül rahatlığıyla ölebilirim. Bütün annelerin çocuklarının mezarlarına sarılma ve koklama hakkı var"
https://t.co/4PROD9fivA
Deniz Göktaş’ın en hayran olduğum taraflarından biri yaşadığı haksızlığı, kişisel öyküsünü daha geniş politik ve toplumsal meselelerin tartışıldığı bir zemine çevirmesi. Bu mektubunda da Kuyu Tipi cezaevlerinin etkisini anlatmış:
“Kaldığım cezaevi ‘Kuyu Tipi’ olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
🔴Cezaevindeki 14. gününde ölüm haberi geldi: Ailesini tanıyamadı, ablasına gardiyanları işaret etti; Özcan Aksu işkenceyle mi öldürüldü?
🎙️Tutuklandıktan 14 gün sonra ölüm haberi gelen Özcan Aksu'nun ablası, kardeşini cezaevinde ilk gördüğünde şok olduğunu anlattı:
"Cama vuruyorum, ‘Özcan, ben geldim’ diyorum. Yok, beni tanımıyor kardeşim"
"Kardeşimi feci şekilde dövmüşlerdi. Kaşını, gözünü, yüzünü patlatmışlardı"
"Beni tanımadı. Ben ablasıyım, tanımadı beni. Yürüyemiyor, dengesiz, ne dediğini bilmiyor, nerede olduğunun farkında değil. O çocuk orada değil de yoğun bakımda olsaydı, ilk anda müdahale edilseydi benim kardeşim ölmeyecekti"
Haber: Ahmet Ayva / @ahmetayvaa
https://t.co/CAZyP0t0wj
Bu haberde fotoğrafı yayınlanacak olan istismar edilip öldürülen çocuk değil, sanıklar Hüseyin Boğuç ile arkadaşı Azitttin Altınöz’dür!
Onların fotoğrafı yoksa da çocukların yaşam hakkına, beden dokunulmazlığına atıfta bulunan fotoğraflar kullanılabilir!
Haber için seçilen fotoğrafları görünce aklıma Çilem Doğan’ın şu sözleri geldi:
“Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.”
Teşekkürler erkek medya