🌙 OĞLAK VE YÜKSELEN OĞLAK
2006 yılına giren Oğlak ile 2009 yılında hayata bakan Oğlak aynı kişi değildi. Ama bunu senden başka kimse fark etmedi. Çünkü senin değişimlerin hiçbir zaman gürültülü olmadı. O yıllarda yaşanan bir aile meselesi, erken yaşta üstlendiğin sorumluluklar, maddi kaygılar ya da sana söylenen tek bir cümle bile iç dünyanda düşündüğünden daha büyük izler bıraktı. Özellikle F, U, B, G veya Y harfleri taşıyan bir isim ya da soyisim o dönemlerde hayatında etkili olmuş olabilir. Bir Başak ya da Akrep enerjisi sana güvenmeyi öğretirken aynı zamanda kimseye tam anlamıyla yaslanamamayı da öğretti. İnsanlar seni yaşına göre olgun buldu. Ama kimse bazı şeyleri yaşamak yerine taşımayı seçtiğini fark etmedi. Çünkü sen çocukluğundan beri güçlü olmayı öğrenen insanlardan oldun.2011 yılı geldiğinde içinde büyük umutlar vardı. Kendine ait bir düzen, bir meslek, bir ilişki ya da sadece huzurlu bir hayat istiyordun. İnsanlar seni hırslı gördüler ama aslında senin istediğin şey gösterişli başarılar değil, kafanı yastığa koyduğunda huzurlu uyuyabilmekti. Özellikle A, K, M veya E harfleri taşıyan bir insan hayatında derin izler bırakmış olabilir. Bir Yengeç ya da Boğa enerjisi sana sevginin varlığını gösterdi ama aynı zamanda her sevginin güven vermediğini de öğretti. Çünkü bazı şeyler çok sevilse bile eksik kalıyordu.2015 yılı seni düşündüğünden daha fazla değiştirdi. Bazılarınız için iş hayatına giriş, kariyer değişimi, şehir değişikliği, aile sorumluluklarının artması, maddi yükler veya beklenmedik gelişmeler dikkat çekiyor. Ama seni asıl değiştiren şey bunlar değildi. Seni değiştiren şey, herkese dayanacak kadar güçlü görünürken kendi yorgunluğunu kimseye anlatamamak oldu. İnsanlar senden hep çözüm beklediler. Ve sen çözmeye o kadar alıştın ki, bir gün kendi içindeki kırgınlıkları fark ettiğinde ne yapacağını bilemedin. Çünkü Oğlak burcu çoğu zaman acısını yaşamayı değil, işine ve sorumluluklarına gömmeyi seçer.
2018 yılı geldiğinde hayat sana başka bir yüzünü gösterdi. Bazı dostluklar değişti. Bazı insanlar senden uzaklaştı. Belki bir aşk yarım kaldı, belki çok güvendiğin biri seni hayal kırıklığına uğrattı. Özellikle S, N, T veya D harfleri taşıyan bir insan uzun süre zihninde kaldı. Ama seni değiştiren şey bir insanın gitmesi değildi. Seni değiştiren şey, ilk kez yorulduğunu kabul etmek oldu. Çünkü hayatın boyunca güçlü olmak zorundaymış gibi yaşamıştın. Ve ilk kez “Ben de artık taşımak istemiyorum” dediğin anlar oldu.
2022 yılı ise sessiz ama çok derin çalıştı. İnsanlar seni aynı gördüler ama aslında içinde birçok şey değişmeye başlamıştı. Bazılarınız için ev değişikliği, araba değişimi, iş ortamında yenilikler, maddi konular ya da sağlıkla ilgili korkular dikkat çekiyor. Ama bütün bunlardan daha önemlisi, artık bazı şeylerin peşinden koşmak istemediğini fark etmen oldu. Çünkü yıllarca kaybetmemek için savaşmıştın. Ve bir gün anladın ki seni seçmeyen insanlar için savaşmanın sonu yoktu.
Şimdi geçmişe baktığında seni değiştiren şeyin büyük felaketler olmadığını anlıyorsun. Seni değiştiren şey, kimseye anlatmadığın korkular oldu. Bir telefonun gelmemesi oldu. Yarım kalan planlar oldu. Başladığın ama istediğin gibi gitmeyen işler oldu. İnsanlar seni soğuk sandılar ama aslında sen sadece yorgundun. Çünkü sen sevgiyi büyük sözlerde değil, sadakatte arayan insanlardandın. Ve canını en çok bağıranlar değil, sessizce değişen insanlar yaktı.Belki de seni en çok korkutan şey yalnız kalmak değildi. Bunca emeğin sonunda hiçbir şeye yetişememekti. Ama hayat sana yavaş yavaş başka bir şey öğretmeye başladı. Her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsin. Herkesin yükü senin omuzlarında olmak zorunda değil. Ve bazen dinlenmek de vazgeçmek değildir. Çünkü bazı Oğlaklar hayatı kazanmayı çok erken öğrenir ama mutlu olmayı geç öğrenirler. Ve belki de kaderin sana hazırladığı en güzel şey budur…
Bir gün, sürekli mücadele etmek zorunda kalmadığın bir hayat.Bir gün, yanında güçlü görünmek zorunda olmadığın insanlar.
Tanrı’nın bizi gökyüzünden izlediğine inanmak kolay geliyor insanlara. Çünkü uzağa koyduğun şeyle yüzleşmek zorunda kalmazsın. Ama asıl olan, O’nun belki de insanın içinde olması. Yaptığın her şeyden önce niyetini bilmesi. Kimse duymamışken içinden geçen cümleyi, belli etmediğin kırgınlığı, sustuğun öfkeyi görmesi… İnsan neden bazen durup dururken içini açıklayamadığı bir ağırlıkla hisseder? Çünkü ruh, kendine yalan söyleyemiyor. Belki de Tanrı bizi tepelerden değil, tam kalbimizin içinden izliyordur. Bu yüzden insan en çok yalnızken kendisiyle karşı karşıya kalıyor.
Varlıkları yargılamayın.
Çünkü yargılar, aynı temayı zaman içinde farklı kostümlerde tekrarlayan gerçeklik tuzak ve döngüleri yaratır. Amacımız, bu yolculukta yargının ötesine geçmekti. Bu tavrı korumak çok önemlidir.
İyi sohbet edebilmek, tüm ilişkilerdeki en mühim şey. Çünkü günün sonunda her şey çekilip gittiğinde, geriye sadece o masada karşılıklı bırakılan kelimeler kalıyor. İnsan en çok, yanında susabildiği kadar, her şeyi çekinmeden anlatabildiği kişiye ait hissediyor kendini.
Aslında bakarsan, iyi bir sohbet sadece ağzından çıkanlarla ilgili de değil. Karşındakinin anlattığına gerçekten kıymet vermekle, o anlatırken Acaba şimdi ne cevap versem? diye düşünmek yerine, sadece orada, o anda onunla kalabilmekle ilgili.
Çoğu zaman birinin bizi sadece duymasını değil, ne demek istediğimizi hissetmesini bekliyoruz. O bağ kurulduğunda, insanın ruhu sanki evine dönmüş gibi bir huzur buluyor.
Bir düşününce; dışarıdaki dünya bu kadar gürültülüyken, seni sakince dinleyen ve iki kelamıyla içini ferahlatan birinden daha büyük bir lüks olabilir mi? Hayatın o zor zamanlarında bizi ayakta tutan şey mantıklı tavsiyelerden ziyade, anlat, ben buradayım diyen o sıcak sesin varlığı oluyor. Sohbeti güzel olanın, kalbi de güzel geliyor insana.
Sözün özü; konuşacak konunuz bittiğinde bile gözlerinizle anlaşabiliyorsanız, işte o zaman gerçek bir bağ kurmuşsunuz demektir. Kelimeler sadece bahane, asıl olan o kelimelerin arasındaki samimiyet.
Sence de birini sevmekten önce, onunla konuşmayı sevmek gerekmez mi?