Arkadaş ne garip bir ülkeyiz! Köyünün doğru dürüst elektriği olmaz, suyu akmaz gider oyunu Erdoğan’a verir. Hem de bir kez değil defalarca… Hayat pahallılığından geçinemez muhalefet liderini suçlar. Dünyanın en pahali gıdasını tüketir gram sorgulamaz. Şu anki kazancıyla alamayacağı binemeyeceği araçla övünür. Mahfi Hoca’nın yazdığı gibi “şükür ekonomisi” ile yaşamaya çalışır. Ez cümle BABALA’da insanların önünde, bilmediği sorulara yanıt vermesi gereken lider Kıliçdaroğlu mu yoksa Erdoğan mı olmalıydı? Değişim mutlaka şart.
Bir kaç gündür yurtdışında oy veren kadınların sandık başında fotoğrafları düşüyor önüme.
Çoğunun ortak dili “Sonuna kadar Erdoğan” şeklinde.
Sevgili hemcinslerim;
Hepiniz çok güzelsiniz, zarifsiniz.
Saçlarınıza şekil vermiş, makyajlarınızı yapmış, eteklerinizi, pantolonlarınızı, taytlarınızı, topuklu ayakkabılarınızı giymiş şıkır şıkırsınız.
Hep de böyle olmanızı arzu ederim lakin biz Türkiye'de yaşayan kadınlar var olma mücadelesi veriyoruz.
Dayak yiyor, taciz ediliyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyoruz.
Düşünün benim haklarımı korumasını beklediğim AYM üyesi bile "kadın-erkek eşitliği modern hurafedir" diyor.
Yani uzaktan sevmek kolay.
Biz tehlikenin farkındayız, ya siz?
Uğradığımız tüm haksızlıklar da verilen cezalar da ne giydiğimize, nerede olduğumuza, saat kaçta olduğuna göre şekilleniyor.
Biz kadınlar sizler gibi giyinip otobüse binerken biri tekme atar mı diye tedirgin oluyoruz mesela.
Akşam sokakta arkamıza bakarak yürüyor, aynı işi yaptığımız halde erkeklerden daha az ücret alıyoruz.
Gel de tüm bunları siyasilerin düzeltmesini bekle..
Burada başın açıksa "perdesiz ev" diyorlar,
hakkını arayınca "sürtük" diyorlar,
çalışmak isteyince "evdeki işler yetmiyor mu, erkekler işsiz kalıyor" diyorlar,
"kadın evi süsüdür" diyor hatta çalışarak fuhuşa zemin hazırladığımız bile söylendi biliyor musunuz?
Ne güzel gülmüşsünüz fotoğraflarda, hep de gülün isterim.
Lakin burada kahkaha atan kadına "iffetsiz" diyorlar biliyor musunuz?
Biz Atatürk sayesinde kul olmaktan kurtulup vatandaş olmuşken bugün hayvan gibi sahiplendirmekten bahsediyorlar.
Sizin yaşadığınız ülkelerde bırak siyasetçiyi sıradan bir vatandaş bile kadınları sahiplendirmekten bahsedebilir mi?
Bahsedemez, biliyorsunuz ve uzaktan ne de güzel seviyorsunuz.
Bizi erkek şiddetinden koruyan sözleşmeleri üç beş oy için silip atıyor, kız-erkek öğrenciler aynı sınıfta ders görmesin diye mücadele ediyorlar düşünebiliyor musunuz?
Yani elleri ya saçımızda, ya örtümüzde, ya eteğimizde...
Gülme, çalışma, konuşma, düşünme, isyan etme, eğlenme, onu giyme, buraya gitme...
Tek dertleri kadın!
Ahlakı kendilerinde, siyasetlerinde değil hep kadında arıyorlar.
Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de yaşayıp oy verirken “Şeriat için” diyen hemcinslerim..
Çok değil 2 sene önce şeriattan ilk kaçan erkekler olmadı mı?
Düşünebiliyor musun binde bir ihtimal bile yokken uçağın motorunda ölümüne uçtu adamlar.
Tercihlerinize elbette saygım var.
Lakin Afganistan’da, İran’da yaşamadan Avrupa’nın göbeğinde “Şeriat” istemek ne kolay değil mi?
Peki istemeyenler ne olacak?
Siz uzaktan seveceksiniz diye biz hayattan uzaklaşıyoruz adım adım..
Farkında değilsiniz!
Bugünkü gelişmelerden gördük ki sayın Kılıçdaroğlu Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında ülkemizin tüm renklerini birleştirebilecek tek adaydır. Siyasi zekası ve olgunluğuyla en doğru Cumhurbaşkanı adayı olduğu bir kez daha kanıtlandı.
felaketler artarda gelir.
siyasetin ve toplumun fay hatları görünür olur.
kader planının içinde olan şeyler…
140journos’un yeni bölümü “kader planı” ilk bölümüyle şimdi youtube’da: https://t.co/Y2PgT1roTH
Fenerbahçe Çanakkale'dir.
Fenerbahçe Kuvayı Milliye'dir.
Fenerbahçe Atatürk'ün yoludur.
Fenerbahçe Mustafa Kemal'in askeri olmaktır.
Fenerbahçe bağımsızlıktır.
Fenerbahçe 3 Temmuz destanıdır.
Fenerbahçe laik, demokratik Türkiye Cumhuriyetidir.
Fenerbahçe Cumhuriyetin Feneridir.
Hangisi doğru?
📌21 Şubat: Devlet ilk günden itibaren polisiyle, askeriyle, jandarmasıyla, tüm güvenlik güçleriyle 11 ilimizde yerini almıştır.
📌27 Şubat: Maalesef ilk bir kaç gün arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için sizden helallik istiyorum.
Gençler, Atatürk uçurumun kenarında yıkık bir ülkeden modern bir cumhuriyet kurduysa, biz de Kuvayı Milliye ruhuyla, beyaz zambaklar ülkesini kuracağız. Umutlarınızı tazeleyin, kendinize güvenin.
Karabük Üniversitesi Mimarlık Fakültesine, hem de böyle bir deprem felaketinden sonra bile, Dekan olarak bir ilahiyatçı atıyorlar.Muhittin Kapanşahin,ağzıyla "benim mimari bilgim yok" diyor.Görevi niye kabul ettin o zaman Muhittin? Ama sen de haklisin. Kader planında ne varsa o.
Alt katındaki dükkanda tabakların çanakların bile kırılmadığı binanın müteahhidi.
Yaptığı diğer binalar da yıkılmamış.
Bu kişileri tanıyalım, takdir edelim. Onlar güzel örnekler. İşini düzgün yapan tüm çalışanlara selam olsun.
Osmanlı mimarı Mimar Sinan (1490-1588) bu dönen parçayı tasarladığı camilere entegre etti.
Bu parça, depremden sonra döndürülemezse, bina depremde yapısal hasar görmüş demektir...https://t.co/uBYz1CY7t2
Yunanistan’dan depreme giden ilk ekibin doktoru… Kurtardığı küçük bir çocuk ona bir kutu bisküvi götürmüş teşekkür için. Bunun kendisi için ne kadar anlamlı olduğunu söylüyor güçlükle. Kendini zor tutuyor ağlamamak için. Biz de çadır gezerken gülenleri izlimeye mahkum edildik
Teknolojik cihaz yok, hilti yok, vinç yok. Baret ve kütüklerle gelip domuz damları yaparak enkazlarda bildiğin maden ocakları açıp canları kurtardılar. Yeminle sizi başımızın üzerine koysak yetmez, hakkınız asla ödenmez...
12 saattir Kahramanmaraş Havalimanında bekletilen madencilerimizin yanındayım.
Organizasyon bozukluğunu düzeltmek için tartışmadığım yetkili kalmadı. An itibariyle son ekibimiz de yola çıkıyor.
Türkiye sizinle gurur duyuyor👏👏👏
41 yaşındayım tüm hayatım ülkemde geçti, baba oldum, oğluma bi gelecek hazırlamaya çalışıyorum, ömrümün sonuna kadar ülkemde olucam. Burası iyi olmak zorunda. Kim yönetirse yönetsin eleştiririz. Hiç biriniz hayatımızdan , sevdiklerimizden, geleceğimizden önemli değilsiniz.