📚Bugüne kadara TESETTÜR hakkında yazdığım yazıları bu flood altında topladım. Sadece yer işaretlerine eklemekle yetinmeyip RT edelim ki daha fazla kişiye ulaşsın. Kimin önüne düşüp de hayatına dokunacağı bilinmez!⤵️
Sabahtandır Hatice Kübra Tongar'ın aynı anda nasıl bir sürü lisans, yüksek lisans ve doktora yaparken onlarca kitap yazıp yüzlerce seminer verdiğini ve sosyal medya influencerlığı yaptığını anlamaya çalışıyorum. Olayın momfluencerlık olmadığını zaten okurken anlayacaksınız. +
Bazıları Rab olarak Abd ve israile inanmış hep onların planları işliyor, gözlerinde öyle büyütmüşler ki müslümanlar ne yaparsa arkalarında bunlar var ama Rabbimizin bir planı yok (haşa)
ALTYAZI | Ahraruş Şam lideri Ahmed el-Dalatî, Halep’te bir camide konuştu:
"Hangi mezhepten olursa olsun, Hristiyan olsun, Ermeni olsun, Halep'te herhangi birine zarar vermek, malına tecavüz etmek yasaktır. Onlar Suriye halkıdır ve bizim halkımızdır."
https://t.co/x4fnYXxDuC
Bir terapist olarak çiftlere hep aynı filmi öneriyorum. İlişkiyi çok boyutlu olarak ele alan, sadece duygusal değil; bilişsel olarak da değerlendiren 303 filmini izlemelerini isterim. İlişki en değerli parçamızdır. Onu beslemek için çaba harcayalım.
📍İDE | Akademi Konferans
ÖZGÜN BİR İSLAM FELSEFESİNİ NASIL KURARIZ ?
Konuşmacı: Prof. Dr. Taha Abdurrahman
📕Programımızda Simultane Tercüme Yapılacaktır
📆23 Temmuz 2024 Salı
⏰18:00
📌Program TDV İslam Araştırmaları Merkezinde (İSAM) gerçekleştirilecektir. Sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyarız.
Değişen Felsefe ve Din Algım (kişisel bir not)
Cemre ile tartışmamda benim neden tasavvufa önem vermeye başladığım konusuna değinildi. İşimle ya da kişisel çıkarla alakalı olabileceği yorumları geldi. Kişisel nedenimi paylaşayım madem.
Hayatımın son 10 yılında, ama özelikl 5 yıl önce üç tane kişisel varoluşsal sorun ile karşılaştım:
1. Gittikçe daha ahlaksız olduğumu fark etmeye başladım. Ünlendikçe, insanlar saygı gösterdikçe nefsim kabarmaya başlamış. Kendimi bir halt sanmaya başlamıştım. Saygısızlık ve kibir kaplamaya başlamış, aslında olmayan ünüme bağımlı olmaya başlamıştım. Dini yaşantım bu durumu düzeltemiyordu. Bu 10 yıl öncesine geri gidiyor. Özellikle din neden beni daha iyi biri yapmıyor sorusuna yanıt bulamıyordum. Tabi tüketim toplumu da ruhuma işlemeye başlamıştı kısmen de olsa.
2. 2019 civarı ciddi bir anlam krizine girdim. Akademik kariyer sürekli anlık bir amaç veriyordu ama artık yolun sonuna gelmiştim. Hayatımla ne yapacağımı tam bilmediğimi fark ettim. Hayatımda anlam bulamıyordum ve depresyona gitmiştim.
3. Dini anlamak ve rasyonel zeminde savunma üstüne uzman olan biri olarak İslamdan ciddi bir şüphe duymadım. Ancak hayatımda zaman geçtikçe maneviyatın önemini kaybetmeye başladığını, çocukken sahip olduğum o manevi duyguların artık yok olduğunu fark ettim. Allah ile hayatımda doğrudan ciddi bir ilişki ne yazık ki kalmamıştı.
Bu üç varoluşsal krizle bir felsefeci olarak yüzleşme kararı aldım. Hayatın anlamı, maneviyat ve ahlaklı olma üstüne daha çok okuyup düşünmek için zaman ayırdım.
Bu süreçte konu ile ilgili Budist, Hindu, Konfucyus, Tao, Kita Avrupa Felsefesi özellikle Varoluşculuk, Epikürcülük Stoacılık ve Aristotelesçilik gibi klasik felsefeleri ve Tasavvuf ile İslam düşüncesi ahlak klasiklerinin bir kismini okudum. Çoğunu lisansta okumuştum ama geri dönmek iyi geldi.
Bu süreç sonunda iki önemli dersle çıktım:
1. Felsefi anlayışım önemli ölçüde değişti. Hala soyut felsefi konuları ele almanın önemli olduğunu ve analitik metod ile bilimin burada çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ama felsefenin gündelik hayatta da bize yardım edebileceği, hayatımızı anlamlandırmak gibi somut işler için de önemli olduğunu fark ettim. Ve bu noktada sübjektif bakış açısının da önemli bir yeri olduğunu anladım.
1.1. Eskide hiç önem vermediğim Kıta felsefesine artık önem veriyorum. Baudriard ve bazı post-yapisalcilar ile varoluşçulardan kıymetli şeyler öğrendim.
1.2. Uzak doğu düşüncesini çok küçümserdim. Hala düşünce sistemimde merkezi önemi yok. Ama artık saygı duyuyorum.
1.3. Radarımda hiç olmayan İbn Rüşd sonrası İslam düşüncesine daha çok eğilmem gerektiğini anladım.
2. Geçmişimin karanlık köşelerine ittiğim tasavvuf ise bana büyük bir ilaç oldu. Üç büyük sorunda da bana yardım etti. Dinin iç yönünü görmezden geldiğimi fark ettim. Dini fikha indirgemiştim. Tasavvufu hayatıma ve düşünceme geri davet ettim.
2.1. Süreç sonucunda maneviyat iç dünyama geri geldi. Anlam krizim çözüldü. Şu anda epey keyif aldığım bir hayat yaşıyorum.
2.2. Erdemli birey olma sorunu ölene kadar bitmez. Ama nasıl yol alabileceğime dair çok daha iyi fikrim var.
İşte tasavvufa vurgum ve değişen felsefe yaklaşımımın arkasındaki kişisel motivasyon bu.
Şu anda mantık ve düşünme üstüne bir kitap üstünde çalışıyorum. Bitince inşallah "Yedi Bilgelik Okulu" isimli bir eserde bir erdem okulu olan tasavvufu diğer erdem okulları ile kıyaslayacak bende oluşan perspektifi detaylı bir şekilde siz dostlarımla paylaşacağım.
Kehf Suresinde Ashab-ı Kehf kıssası anlatılırken;
"Mağaraya girin" cümlesi ile uyanınca birbirlerine sordukları:
"Ne kadar kaldınız?" cümlesi arasında tam 309 harf var
"Allah'ı gücendirmeden Şeytan'ın hakkını verenler"
ile
"İyi'yi incitmeden Kötü'nün hakkını verenler"
arasında insan-oluşumuzdan iğrendik.
Kader bu ya; Tarih'in düşen tarafına denk geldik;
Yine de şükür ki, iki ayaklı olan her yaratığın
artık insan olmadığını öğrendik.
Kudema şöyle der: "Elindeki nimetin kıymetini bilmeyene, gereğini eylemeyene -ki, eylemek bizâtihi şükürdür- yeni bir nimet bahşedilmez; nankörlüğe devam edenin elindeki mevcut da alınır; rezil rüsva edilip ibret-i âlem kılınır.