@arti49com@serrafine Niye sen çantanı unuttun diye koca istasyonda olayla alakası olmayan bir sürü insanı arasınlar. Poliste böyle bir yetki olmamalı zaten. Türkiye’de de başına gelse sonuç değişmezdi. Hukuk bu sekilde işlemez. Apple vb de bunu gayet biliyor ve böyle bir garanti sağlamıyor zaten.
1- Bu bilgiselde İBB operasyonlarında insanlara nasıl iftira atıldığını göreceksiniz. Çok açık baz raporlarını bile tam tersi sonuç vermiş gibi göstererek yalan haber yaptıklarını okuyacaksınız. Aşağıdaki linkte Sabah gazetesinin haberi var. Eski İBB Kültür AŞ. Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın şoförü tanık olarak ifade veriyor. Beylikdüzü Mado'daki gizli odada Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun, Serdal Taşkın, reklam şirketi sahibi Murat Kapki, Hüseyin Köksal'ın rüşvet toplantıları yaptığını iddia ediyor. Bunun üzerine baz istasyonu sinyal bilgileri raporu hazırlanıyor.
https://t.co/DDUw53nxvR
İmamoğlu soruşturmasında müfettiş skandalı!
Mülkiye müfettişleri 24 Şubat'ta listedeki şirketlerin aldıkları ihaleleri İBB'den istiyor. O şirketlerin en çok ihaleyi AKP dönemi aldıklarını farkedince bir gün sonra acele yeni yazı yazıp sadece 2019 sonrasını talep ediyorlar.
Utanmazlığa bakın.
Aldığı ürüne baktım. İçimino. Ak Gıda üretiyor. Bu şirket, ülkenin en büyük süt üreticisi ama Fransız Lactalis'e satılmış. Yerli ve milli diye yutturmaya çalışıyor.
Bitmedi.
Lactalis, İsrail'i destekliyor ve Filistin dostları tarafından boykot ediliyor.
İçki ve Sigara içmeme boykotu tam altın vuruş olur.
Alkolden ve sigaradan alınan vergiler Sayıştay’ın raporuna göre 7 bakanlığın bütçesi üzerindedir.
1 adet 70’lik şişe içkinin 1 kadehi sizin kalanı devletindir.
1 paket sigaranın içindeki 20 dalın 16 tanesi devletin kalan 4 dal sizindir.
Bu tür konularla ilgilenen gazeteciler çok MASAK raporu okumuştur. İmamoğlu ve çalışma arkadaşları için hazırlanan rapor kadar bomboş olanını hiç görmedim.
İktidarın niyetini, aklını bilmesek, "sanki dava çöksün diye bilerek yazmışlar bu raporu" der insan!
AKP'nin her adımı tutarlı:
2015: 1950'den beri gelen 'iktidarın seçimle el değiştirmesi ilkesi' fiilen ilga edildi.
2017 referandumu: Mühürsüz pusulalar ile seçim güvenliği ilga edildi.
2018: Başkanlık rejimi ile anayasa çiğnenerek tüm yetki tek elde toplandı.
2019: Aynı zarftaki 4 pusuladan 1'i geçersiz sayılıp oy hakkı ilga edildi. Kayyumlarla da belli bir bölgede yaşayanların seçme ve seçilme hakkı alındı.
2023: Can Atalay kararı ile seçilmiş birinin Anayasal güvencesi ilga edildi. AYM fiilen askıya alındı.
Ve 2025: Bir siyasetçinin geçmişi silinerek, gelecekte yapılacak bir seçimde aday olması engellenmeye çalışılıyor!
BirGün gazetecilerine dönük gözaltılarla bir seviye daha aşıldı! TMK eylemi “terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar veya bu yolla kişileri hedef göstermek” şeklinde tanımlamıştır. -Hakimler ve savcılar “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisi” kapsamında değerlendirilemez. Açık kimlik ve sicil numaraları ile işlem yaparlar. İşleri “mücadele” değil kanun ve hukuk çerçevesinde adaleti gerçekleştirmeye çalışmaktır.
-İstanbul Başsavcısı bir dönem siyasi bir mevkiide de bulunmuş hüviyeti/kimliği, yüzü bilinen, atanmaları resmi gazetede yayınlanan idari görevleri de olan bir kişidir. Dolayısı ile yeni açıklanan bir hüviyet söz konusu değildir.
-BirGün’ün haberi ve fotoğraf Sabah gazetesinden alıntılanmıştır. Anlaşılıyorki sayın başsavcı bu fotoğraf ve haberin yayınlanmasına rıza göstermiş, Sabah gazetesi de yayınlamış. Aynı içeriği Sabah yaparsa “haber”, BirGün yaparsa suç olarak değerlendirilemez.
#GazetecilikSuçDeğildir
#BirGünSusturulamaz
İnşaat lobisi istedi, ifaiyenin denetimini sinsice budadılar!
Dün Beşiktaş'ta bir eğlence merkezi bugün dev bir otel... Yine göz göre göre gelen bir facia... Ve yine altından ��ıkan denetimsizlik.
13 yıl önce yangın yönetmeliğinde bir cümleyi değiştirip itfaiyenin yetkisini aldılar. Uzamanlar o gün uyardı:
"Yapmayın! Denetim yetkisi olmayan itfaiyeye, itfaiye denmez. Dünyada örneği yok. Tulumbacılığa dönüştür bu."
Sapla saman birbirine karıştı karışacak. Özel hayatlarla ilgili iddialar havada uçuşuyor. Kime ne insanların hayatından? Burada önemli olan “tek mesele” tekelleşme, sektörün belli başlı insanlar tarafından domine edilmesi, kendi oyuncuları dışında neredeyse kimseye makul bir iş bulma şansı bırakmamaları. Bu arada rekabet kurumu da dürüstlükten falan açmadı bu soruşturmayı ya da Fuat Uğur gibi iktidara yakın isimlerin konuyu bu kadar gündemde tutması şeffaflık istediğinden değil. Pastadan pay isteklerinden.
Trt’de devlet bankalarının sponsorluğunda devasa bütçeli dönem dizisi yapanlara, orayı kendi özel kanallarına çevirenlere de soruşturma açılsın görelim. O tekelleşme değil mi? Sözün özü ortada hiç de yeni olmayan hatta yıllardır bir çok oyuncuyu, yönetmeni, senaristi ve çalışanı mağdur eden bir sorun var. Magazin konuşanları zaten bir kenara atalım da bazı arkadaşlar ilk kez duymuş gibi yapmayı, bazı arkadaşlarsa ismi geçenlerin bunu yapmış ve yapıyor olma ihtimalleri yokmuş gibi davranmayı da bırakırlarsa sorun belki gerçekten konuşulabilir.
Sayın okurlarımız
2009’da ntv tarih olarak başlayan, 2014’te #tarih adıyla bugüne kadar süren dergimiz; Ocak 2025 itibarıyla başka bir editoryal ekip ve başka bir yayın-yazı kurulu tarafından yayımlanmaya başlamıştır. Aynı şekilde, sabah erken saatlerde size ulaşan e-bülten de (#tarih’te bugün) yine başka bir ekip tarafından hazırlanmaktadır. Bu ürünlerde kullanılan geçmiş yazılar ve görsel malzemelerin telif ve hükümranlık hakları saklıdır ve tamamen yazarlarına aittir. Özellikle 1 Ocak’tan itibaren yayımlanan e-bülten’de bu yazı ve görsel malzemelere dair herhangi bir referans veril(e)memesi, yayıncının hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bu süreçte,
1. Derginin imtiyaz sahibi kuruluşun yaklaşık 6 ay önce bu yapısal değişime karar vermesi; ancak yayın yönetmeni başta olmak üzere dergi çalışanları ve yazarlarının bundan haberdar edilmemesi;
2. Dergiyi hazırlayan ekibin sözkonusu gelişmeleri “dışardan” duyması;
3. Nihayet Kasım 2024 başlarında dergimizle ilgili yeni bir yapılanmaya gidileceğinin söylenmesi;
4. Sadece idari bir reorganizasyon değil, aynı zamanda editoryal bir değişiklik de yapılacağının yine şifahi olarak bildirilmesi;
5. Bu süreçte yayın yönetmenine (Gürsel Göncü) danışılmadan dergimizin kimi yazarlarının aranarak kendilerine yazılarına devam etme teklifleri yapılması;
sadece profesyonel/mesleki ilkelerde değil, aynı zamanda deontolojik/ahlaki değerlerde de ülkemizde giderek genelleşen bir çöküntüye işaret etmektedir.
Tüm bunlara rağmen enseyi karartmıyoruz. Editoryal ekip ve uzman yazarlarımızla en kısa zamanda tekrar buluşacağız. Hepinize mutlu seneler diliyorum. Tarih durmaz, durdurulamaz!
Saygılarımla.
Gürsel Göncü
1) Gazeteci Alican Uludağ’ın haberine göre, Yargıtay, 2016’da Atatürk Havalimanında 45 kişiyi öldüren, 236 kişiyi yaralayan IŞİD üyesi 7 sanıktan 6’sını “fazla ceza verildiği” gerekçesiyle 12 Aralık’ta tahliye etti.
Davada bütün sanıklara 46 kez ömür boyu hapis cezası verilmişti, ancak yargıtay bu kararı “hakkaniyete uygun bulmayarak” bozdu.
Dünyanın gözü, ABD’nin en büyük sağlık sigortası şirketi UnitedHealthcare’in CEO’su Brian Thompson'ın silahlı saldırısının baş ş��phelisi Luigi Mangione’un davasında. 👇
#luigimangione #brianthompson #tedkaczynski
Discover the story of @metcihan, who brought the death of Rabia Naz Vatan to light & revealed secret trade networks between Turkey & Israel, shifting the 2024 local elections through fearless reporting.
🎥 Watch "I Needed Everyone to Know" by @SLOT_media: https://t.co/sApnwa4a1z
13 Kasım 1970’deki darbeyle Suriye’deki iktidarı alan Hafız Esad’ın koltuğunu devralması beklenen büyük oğlu Basil Esad, 1994 yılında henüz 31 yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Böylece iktidar, İngiltere’de diş doktorluğu eğitimi alan Beşar Esad’a kalmış oldu.
Bundan yaklaşık 24 yıl önce, 17 Temmuz 2000’de yemin ederek görevi devralan Beşar Esad da tıpkı babası gibi ülkeyi totaliter bir şekilde yönetmeyi seçti.
Beşar Esad, 24 yıllık iktidarının son 14 yılını ise Suriye iç savaşıyla geçirdi. 👇
#Suriye