TEKİRDAĞ JANDARMA KOMANDO TABURUNDA UZMAN ÇAVUŞUMUZUN DARP VE HAKARETE MARUZ KALMASI OLAYI;
Tekirdağ J. Komd. Tb. K.lığı emrinde Personel İşlem Elemanı olarak görev yapan J. Uzm. Çvş. Halis C’in, 20 Şubat 2026 tarihinde Tabur K.nı J. Kd. Bnb. O.T tarafından maruz bırakıldığı, askeri disiplin ve insanlık onuruyla bağdaşmayan ağır darp ve hakarete maruz kalmıştır.
Olay günü nöbet görevini devreden J. Uzm. Çvş. Halis C, Tabur Komutanı O. T tarafından makamına çağrılmıştır. Tabur Komutanı, kendi kararıyla yaptırdığı fanilaların personele zorla satılması (2000 TL bedelle) hususunda baskı kurmuş; meslektaşımızın bu ekonomik dayatmayı nazikçe reddetmesi üzerine şahitlerin önünde "Salak salak konuşma, cevap verme bana" diyerek hakaretlerine başlamıştır.
Ağır Darp ve Burun Kırılması:
Halis C’in onurunu koruma çabasına ve maruz kaldığı üsluba yönelik beyanına karşılık Binbaşı O T, "S...m senin gururunu, ben tabur komutanıyım" diyerek ağır küfürler savurmuş ve personelin üzerine yürümüştür.
Olayın devamında:
• Tabur Komutanı, Uzman Çavuş Halis C’in yakasına yapışarak onu koridora sürüklemiş,
• Devletin verdiği kutsal üniformayı çekiştirerek personeli aşağı doğru bastırmış,
• Savurduğu diz darbesiyle Uzman Çavuş’un burnunu kırmıştır.
Yaşanan bu ağır darp vakası sonrası personelin burnu kanlar içinde kalmış, olay yerinde bulunan personel saldırıyı güçlükle durdurabilmiştir.
• Resmi Rapor: Tekirdağ Fehmi Cumalioğlu Şehir Hastanesi’nden alınan "Darp ve Cebir Raporu" ve tomografi sonuçları ile "Burun Kırığı" teşhisi tıbbi olarak kayıt altına alınmıştır.
• Şahitler: J. Tğm. M.Ç, J. İkm. Asb. Çvş. B.K, J. Uzm. Çvş. O.Y ve J. Uzm. Çvş. Y.B gibi isimlerin tanıklığında gerçekleşen bu saldırı, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar nettir.
Olayın hemen ardından Şehit Sabahattin Ergin Polis Merkezi’nde ifade verilmiş ve yasal süreç başlatılmıştır.
@TEMUD_2024 Derneği Hukuk yönetimi derhal Dernek avukatlarını olay günü #UzmanÇavuş Halis C. ye tahsis etti. Tekirdağ Cumhuriyet savcılığına şikayet edildi.Tb.K. nı 1 gün gözaltında kaldıktan sonra Adli kontrolle serbest bırakıldı.
Bu karara Avukatlarımız itiraz ettiler
Tutuklu yargılama istedik.
Ayrıca Birlik tarafından İdari tahkikat düzenlenmiştir bu tahkikatta avukatlarımız tarafından takip edilmektedir.
Vatan Evladına Bu Muamele Nedir?
Bu milletin evladı üniformayı onurla taşır.
Devletin verdiği kamuflaj; bir kumaş parçası değil, şehidin kanıyla rengini almış bir emanettir.
Bir asker düşünün…
Görevini yapmış, nöbetini teslim etmiş, amirinin çağrısıyla komutan odasına tekmil vererek girmiş.
Suçu ne?
Zorunlu olmayan bir ürünü almak istememek.
Bir asker düşünün…
Emir verildiğinde “Emredersiniz Komutanım” demiş.
Bağırılmış, aşağılanmış, onuru hedef alınmış.
Yine de “Emredersiniz Komutanım” demiş.
Peki sonra ne olmuş?
Devletin üniformasını taşıyan bir personelin yakasına yapışılmış.
Boğazına uzanan eller olmuş.
Burnu kırılmış.
Kan akmış.
Bu mudur askeri disiplin?
Bu mudur komutanlık?
Bu mudur devletin Amirine yakışan tavır?
Disiplin; küfürle sağlanmaz.
Otorite; fiziki saldırıyla kurulmaz.
Komutanlık; makam koltuğundan kalkıp personele diz atmak değildir.
Bir askerin gururu, bir askerin şerefi; maaşından da, faniladan da, makamdan da büyüktür.
“Paran yok mu?” diyerek onur kırmak,
“S…m senin gururunu” diyerek bağırmak,
yakaya yapışmak, darp etmek…
Bunlar disiplin değil, zulümdür.
Bir asker devlete bağlıdır.
Ama hiçbir asker şahsi hırsların, öfkenin ve kontrolsüzlüğün hedefi değildir.
Vatan için nöbet tutan evlatlara zulüm reva görülemez.
Devletin askeri, devletin şefkatini ve adaletini görmek ister.
Zulüm karşısında susmak,
Zulme ortak olmaktır.
Bu mesele bir kişinin değil,
Onurun, hukukun ve askerlik vakarının meselesidir.
@TEMUD_2024 Derneği olarak Tabur K.nı gereken cezayı alana kadar meslektaşımızın yanında olacağız
Ve herkes şunu bilmelidir:
#UzmanÇavuşlar sahipsiz değildir. 🇹🇷
#UzmanÇavuş
@TEMUD_2024 🇹🇷
@TC_icisleri@jandarma@jandarma59@temudtekirdag
Rütbe mi, Onur mu? – Askerin Onuru Her Şeyin Üstündedir
Hiçbir rütbe, bir askerin onurunu hiçe sayma hakkı vermez.
Üniformaya uzanan her el, devletin ve hukukun karşısında hesap verecektir.
20 Şubat 2026 günü tekirdağ @jandarma59 J.Komd.Tb.K.lığı’nda yaşananlar, sadece bir bireyin yaşadığı bir haksızlık değil; askerî disiplin ve devlet ciddiyetinin sınandığı bir vakadır. Bir personelin, kendi isteği doğrultusunda bir ürün almamakta ısrar etmesi üzerine başlayan olay, makam koltuğundan kaynaklanan öfke ve güç gösterisine dönüşmüş; fiziksel şiddet ve hakaret ile askerimizin onuru kırılmıştır.
Şiddet disiplin değildir.
Disiplin, hukuka, adalete ve saygıya dayalıdır.
Bir askere atılan darbe, yalnızca o kişiye değil, devlete ve millete atılmış bir darbedir.
Devletin askeri sahipsiz değildir.
Üniformanın şerefi, makamdan, rütbeden ve paradan büyüktür.
Onura yapılan her saldırı, adaletin ve hukukun gereği olarak takip edilmelidir.
Hiçbir asker, amirinin öfkesine hedef olamaz; hiçbir rütbe, hukukun ve vicdanın üstünde değildir.
Bu olay unutulmayacaktır; çünkü bir insanın onuru, bir makam koltuğundan büyüktür.
#TürkiyeEmekliUzmanErbaşlarDerneği #UzmanÇavuşlar #UzmanÇavuş #EmekliUzmanÇavuş @alitilkici38@TEMUD_2024@temudtekirdag 🇹🇷
@TC_icisleri@jandarma@jandarma59
Uzman Çavuşların Kamu yararına Derneği Temud @TEMUD_2024
Babası vefat etmiş,İhtiyaç sahibi Uzman çavuş çocuklarına Temud eğitim burslarının 2025-2026 eğitim yılı ARALIK ayını çocuklarımızın hesaplarına yatırmıştır.
Yavrularımıza sahip çıkacağız
Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği ( TEMUD) Uzman Çavuşların otağı,Kalesi,Arkasındaki güç olarak faaliyetlerine devam edecek
Bursların verilmesinde katkıda bulunan tüm yiğitlere teşekkür ederim.
Varolsun #UzmanÇavuş lar
Varolsun #Temud
“TERÖRLE MÜCADELEDE RAPORLAR DEĞİL, MİLLETİN VİCDANI KONUŞMALIDIR”
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluşundan bu yana terörle mücadelede büyük bedeller ödemiş; milletimizin birlik ve bütünlüğünü muhafaza etmek adına kararlılıkla yoluna devam etmiştir. 2024 yılı itibarıyla terörle mücadelenin farklı boyutlarının ele alındığı yeni bir sürecin başlatılmış olması, devletimizin meseleleri kendi iradesiyle ve kendi kurumları eliyle çözme kararlılığının bir göstergesidir.
Bu kapsamda Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyon aracılığıyla farklı görüşlerin dinlenmesi, demokratik bir olgunluğun ve ortak akıl arayışının doğal bir sonucudur. Ancak bu süreç işletilirken, özellikle Terörle mücadelede bizzat bedel ödeyen kahramanlar,Şehit yakınlarımız ve Gazilerimiz; her zaman olduğu gibi vakarını korumuş, devletine olan güvenini muhafaza etmiş, milletine olan sadakatinden taviz vermemiştir. Bu duruş, acıdan beslenen bir öfkenin değil; tecrübe ile şekillenmiş bir sağduyunun tezahürüdür.
Komisyona üye veren siyasi partilerin hazırladıkları raporları kamuoyuyla paylaşmaya başlamasıyla birlikte, bazı metinlerin içerik ve yaklaşım itibarıyla toplumsal hassasiyetleri zedeleme potansiyeli taşıdığı görülmektedir. Bu noktada özellikle DEM Parti tarafından hazırlanan raporun, terörle mücadelede bugüne kadar verilen emekleri, ödenen bedelleri ve oluşan ortak hafızayı yeterince gözetmediği aşikardır.
DEM Parti raporunda;
“Kürt sorunu” adı altında yeni bir tanımlama yapılmakta,
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması talep edilmekte,
“Barış eğitimi” adı altında çok dilli eğitim savunulmakta,
Koruculuk sisteminin kaldırılması gündeme getirilmekte,
Anıtlar, müzeler, hafıza mekânları ve mezar yerleri üzerinden yeni bir kimlik inşasına zemin hazırlanmak istenmektedir.
Yerel yönetimler başlığı altında ise kayyım uygulamaları hedef alınmakta, eşbaşkanlık sistemi savunulmakta, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı referans gösterilerek anayasal tartışmaların önü açılmaktadır. Bu yaklaşım, açıkça yeni bir ulus yaratma gayretidir.
Raporun önsözünde devletin bu sürece “mecbur kaldığı” iddia edilmekte; enerji, maden, NATO ve Suriye başlıkları üzerinden Türkiye’nin zorunlu bir yaklaşım içinde olduğu ileri sürülmektedir. Hâlâ kardeşliğin, barışın ve birlikteliğin devlet eliyle güçlendirildiği gerçeği görülmek istenmemektedir. Burada devleti önceleyen değil, kendini merkeze alan bir anlayış söz konusudur.
Cumhuriyetin ilk yıllarına yönelik çarpıtılmış tarih anlatılarıyla algı oluşturulmaya çalışılmakta; asimilasyon iddiaları üzerinden milletin ortak hafızası hedef alınmaktadır. Oysa gerçekler ortadadır. Bu topraklarda bir arada yaşama iradesi, milletin kendisinden doğmuştur.
Özetle ifade etmek gerekirse; bu rapor ne Şehitlerimizin aziz hatırasını ne de Gazilerimizin fedakârlığını temsil etmektedir. Bu anlayış, bizim durduğumuz yerin çok gerisindedir. Devletin uzattığı eli tutmayanlara, milletin sabrının da bir sınırı olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.
Aziz milletimiz; yüzyıllardır aynı kaderi paylaşmış, aynı sevinçte birleşmiş, aynı acıda kenetlenmiş büyük bir ailedir. Devletimiz de tüm kurumlarıyla bu birlikteliği güçlendirmek, kardeşliğimizi pekiştirmek ve aramıza nifak sokmak isteyen her türlü anlayışa karşı tedbir almak için kararlılıkla çalışmaktadır.
Bu nedenle, terörün tamamen sona erdirilmesi hedeflenirken kullanılan dilin, ortaya konan taleplerin ve yapılan tanımlamaların büyük bir hassasiyetle ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Silahla ve şiddetle sonuç alınamayan hedeflerin, farklı yöntemlerle meşrulaştırılmaya çalışılması; toplumsal barışa hizmet etmeyeceği gibi, yeni kırılmalara da zemin hazırlayacaktır
Aziz Milletimizin sabrı, sağduyusu ve kardeşlik iradesi her zaman güçlüdür; ancak bu iradenin istismar edilmesine de müsaade edilmemelidir.
Devletimizin uzattığı el samimidir.
Bu elin, milletimizin ortak vicdanında karşılık bulması en büyük temennimizdir.
@TEMUD_2024
#UzmanÇavuş
Sen hiç aç kaldın mı?
Sen hiç aç bırakıldın mı?
Sen sofrandaki yemeği kaç kere beğenmedin?
Türkiye'nin çöpe attığını bile bulamıyor, dünyanın haysiyeti için direnenler.
#OpenRafahSaveGaza
Hangi söylemin doğru sayın vekilim @celebimehmeta geçmiş dönemdeki soyleminmi yoksa şimdi kanun teklifi olarak altında imzan bulunan #UzmanCavuş lari daha kolay nasıl meslekten atabilirim diye hazırladığınız kanun maddelerimi doğru vicdaniniza bir sorun isterseniz
@alitilkici38