Ya emekli?
Yıl sonu enflasyon beklentisi 29.64%
Bu beklentiye göre, ki makul bir beklenti, emeklinin alacağı enflasyon farkı 10.07%
Bu da en düşük emekli maaşının 25.924 TL'ye yükselmesi anlamı taşıyor.
Evi yoksa?
Türkiye ortalama kirası 28.040 TL
Hele İstanbul'da yaşıyorsa 36.877 TL
Bekar bir çalışanın aylık geçim maliyeti 48.305 TL
Ve emeklilerin çok büyük kısmı 30 Bin TL altında maaş alıyor.
Bir emeklinin, yıllarca çalıştıktan sonra bu seviyede "yaşama" mahkum edilmesi kabul edilemez!
Emekli maaşları mutlaka yaşanabilir standartlara yükselecek şekilde düzenlenmeli.
Türk ordusu Sirkeci'den geçerken yaşlı bir şehit anası "Afyon’da ölen oğlumun bugün kokusunu duyuyorum. Gözlerim hastadır. Bırakın beni. Bir kez de yaşayan çocuklarımı göreyim" diyerek askerlere sarılmış...
AKIL ALIR GİBİ DEĞİL!
6 Şubat’ta 11 ilimiz yıkıldı, on binlerce canımızı kaybettik.
Depremin ardından 128,9 milyar TL bağış toplandı.
Deprem sonrası getirilen iki ek vergiden 224 milyar TL tahsil edildi.
Toplam: Yaklaşık 353 milyar TL.
Şimdi fon olayına bakalım...
SPK’nın tasfiyesine karar verdiği 7 şirkete ait 131 fon var.
Bu fonlar için kamuoyunda konuşulan toplam büyüklük ise yaklaşık 800 milyar TL.
353 milyar yüzyılın felaketi için...
800 milyar bir avuç insan için...
Bu iki rakam arasındaki uçurum, nasıl bir paradan bahsedildiğini anlamak için yeterli.
Varın gerisini siz düşünün!
#fon
#FonSoruşturması
#fonmağdurları
Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan:
◼️ 2001 krizinden çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıyayız.
◼️ Türkiye'nin borcu 80-100 milyar dolar seviyesindeyken bugün 600 milyar dolar seviyesine gelmiş.
◼️ 2001 krizi olduğunda bizim 240 tane devlet kuruluşumuz, sanayi tesisimiz varken bugün bunların 170 tanesi satılmış, elde 70 tanesi kalmış AK Parti iktidarı döneminde.
◼️ Dolayısıyla borcumuz katlanarak artarken, elimizdeki varlıklar da katlanarak azalmış durumda.
◼️ Ekonomik göstergeler bakımından şu anda çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıyayız.
Salona eli bağlı üç kişi getirildi, sanık sırasına oturtuldular.
Mahkeme başkanı Saruhan Mebusu Mustafa Necati, sanıklardan en yaşlısına, ihtiyar köylüye sordu.
-Baba Adın ne?
Dinleyicilerde bir ferahlama görüldü.
Demek bu ihtiyarın suçu ötekilerden daha hafifti. Bu yüzden ilk yargılanıyordu.
İhtiyar ayağa kalktı.
-Hüsnü
-Baba adı ?
-Ramazan
-Nerelisin ?
-İnebolu’nun Çatal bucağından.
-Baba, sen askerden kaçan oğlunu evinde saklamış, bir asker kaçağına yataklık etmişsin!
-Tövbe de Reis bey !
-Ben tövbe dedim, sen ne dersin ?
İhtiyar köylü başkanın üstelemesinden sıkılmıştı. Elini koynuna sokup yıpranmış, buruşuk iki tomar kağıt çıkardı kürsüye doğru salladı:
-Reis Bey, Reis Bey!..
Şu kafa kağıtlarının içini okusan bana dediğinden utanırsın!..
-Neden ?
-Bu kağıtlar Balkan Harbin 'de ve Çanakkale'de şehit düşen oğullarımın nüfus kağıtlarıdır.
İki arslanını millet için şehit veren baba, üçüncü oğlunu bu ölüm dirim savaşında bir kahbe gibi gizlemez Reis Bey!
Salonda çıt yoktu. Mahkeme üyeleri birbirlerinin yüzüne baktılar.
Şaşkındılar. İhtiyar birden yamalı mintanını yırttı. Çıplak, ak kıllı göğsü dışarı fırladı.
-Hele gel Reis Bey, yakın gel de şu kalbura dönmüş göğsüme bak!
Bu gördüğün yaraları Makedonya'da Bulgar çeteleri ile döğüşürken aldım.
Sekiz yıl askerliğim var benim. Kurşun yarasına yara demem.
Şehit arslanlarımın yarasıdır bağrımı delen.
Benim oğlum askerden kaçsa bile ben saklamam. Bunu böyle bil !
Mustafa Necati Bey sıkıntısını gizleyemeyerek sordu:
-Peki baba. Oğlunu en son ne zaman, nerede gördün ?
-En son ilk kar düştüğünde gördüm. Aha şurada, Kastamonu askerlik şubesinin önünde. Ankara'ya selametlerken...
-Sonra hiç haber almadın mı?"
İhtiyar duraladı.
Bu soruyu beklemediği belliydi. Kuşkulu gözlerle dinleyicilerden yana baktı.
Orada birilerinden, birilerinin bir şeyler söylemesinden korkuyordu sanki.
Kararsızdı.
Bir süre sağına soluna baktı.
Sonra tükenmiş bir sesle başkana döndü:
-Diyecem diyecem, emme o itin ipini de ben çekecem!
Başkan gün görmüş geçirmiş bir tavırla sordu:
-Anlat bakalım baba !
-Askerin bazısı Halifecilere kandırılmış, başıbozuk olmuş dediler.
Askerden kaçanları ortalıkta görmüyorduk, emme kulağımıza geliyordu.
Kaçaklar yakalanırım korkusuna evine ocağına gelmezmiş.
Kimi dağa çıkıp eşkiyalık edermiş. Kimi de bir kıyıya siner mektup yazıp evden para istermiş.
Bir ay önce bana da bir mektup geldi. Muhtar getirdi.
Hah dedim, oğlan askerden kaçtı para ister.
Benim okumam yazmam yok.
Utancımdan kimseye okutamadım.
Muhtar her önüne gelene demiş bana mektup geldiğini.
Ele güne bakamaz oldum.
Dünyaya kahrettim eve kapandım.
İhtiyar eğildi, bağlı elleriyle yün çorabının arasından katlanmış bir kağıt çıkardı.
-Aha mektup bu!.. Alın okuyun.
Nerdeyim diyorsa gidin yakalayın.
Asarken de ipini bana çektirin!
Mahkeme başkanı Mustafa Necati kağıdı açtı, okudu.
Birden yerinden fırladı, ağlayarak kürsüden indi. İhtiyarın önüne geldi.
Boğuk sesiyle hıçkırdı:
-Baba bizi bağışla. Küçük oğlun da İnönü'de şehit düşmüş. Sana gelen mektup askerlik şubesinin şehitlik ilmuhaberiymiş.
İhtiyar elini öpmek isteyen Mustafa Necati Beyi durdurdu:
-VATAN SAĞ OLSUN!..
SİZ ASLANLARIM SAĞ OLUN!...
İhtiyar sessizce ağlamaya başladı.
Çıplak ak kıllı göğsü körük gibi inip kalkıyor, kırışık yanaklarından süzülen gözyaşları sakallarının içinde kayboluyordu.
Vatan hainliği suçlamasından kurtulduğuna mı ağlıyordu, son oğlunu da yitirdiğine mi?
Kimse anlayamadı...
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz...
(Kaynak ; Çatalzeytin Mektubu Yerel Gazetesi İmtiyaz Sahibi Sn.Emin Türkay Öztürk)
Kredi kartı ödemeleri gelince bankaya diyeceksin ki
-Param fonda batınca iade talebinizi gerçekleştiremedim. Temerrüde düştüm. 6 aya kendimi tasfiye edeceğim iphone’umu satacağım o zaman öderim.
Niye abi finans kuruluşları yapabiliyor biz de yapabilmeliyiz :) bu da temerrüt?
İnsan bazen yorulduğunu bile söyleyemez…
Gün içinde herkese yetişir, herkesi dinler, herkese güçlü görünür. Güler, konuşur, hayatına devam eder. Ama gece olunca bütün o kalabalık çekilir ve insan kendiyle baş başa kalır.
İşte o zaman anlarsın; bazı yükler omuzda değil, kalpte taşınır.
Kimse görmez içinde susturduğun cümleleri, içine attığın kırgınlıkları, kimseye belli etmeden verdiğin mücadeleleri…
Bir süre sonra insan kızmayı da bırakıyor, anlatmayı da.
Çünkü bazı şeylerin açıklaması yok, bazı insanların da artık açıklamaya değeri yok.
Sessizleşiyorsan bil ki her şey yolunda olduğu için değildir.
Belki de çok şey yaşamış, çok şey görmüş ve artık kendini yormamayı öğrenmişsindir.
Allah bu gece kalbinde taşıdığın, kimseye anlatamadığın ne varsa hafifletsin.
Yarın hepimize biraz daha huzur, biraz daha umut ve yeniden başlayacak güç versin.
İyi geceler…
Kalbinizden geçen güzelliklerin, hayatınıza nasip olması dileğiyle. 🌙
Balığın yarasına koşan yengeç, yarayı sarmaya değil, etinden koparmaya gelirmiş.”
Bazı insanlar da en zor gününde kapını çalar; hâlini sormak için değil, hâlinden faydalanmak için…
Bu yüzden herkese yaranı gösterme. Çünkü bazıları merhem değil, tuz getirir.
İnsanı en çok yarası değil, yarasını fırsat bilenler yorar.
Herkesin niyeti bir değil. Kimi yarana dokunur, kimi yaranı kanatır.
Kalbinizi kötü niyetlerden, yolunuzu yanlış insanlardan uzak tutun.
Herkese herşeye rağmen değil, kendiniz için huzurlu bir gece olsun.
İyi geceler. 🌙