Gönülden bir Ak Partili olarak dile getiriyorum.
Fon vurgununa adı karışan
Fatma Betül Sayan Kaya’nın tüm mal varlığına el konulup fon mağdurlarına verilmesini istiyorum.
İçimizi yakan kızgınlık ateşi belki bir nebze olsun söner.
Benimle aynı fikirde misiniz?
Bu kadronun
Tesadüf kurulmadığını
Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağını
Ucu kime değerse değsin
Sonuna kadar gidileceğini
2 senedir yolsuzluklar dahil
Bütün operasyonların
alt metninin olduğunu ve
"SİYASİ OPERASYON"
olmadığını anlamışınızdır
EMİN OLUN
YENİ BAŞLADILAR
-"Abdülhamit Han gitmeden bu ülke düzelmez" diyen;
Şeyh,
Din alimi,
Ateist,
Mason,
Ermeni ve Rum çeteciler hep beraber İttifak ettiler, birleştiler.
Abdülhamit gitti ...
9 sene sonra koca imparatorluk ta gitti.
Erdoğan da gider.
Gider ama neler neler daha gider hiç düşündün mü?
Bugün Erdoğan karşısındaki cepheye bakmak yeterli.
Şu anki muhalefet profili aynen o zamanki muhalefet korosunu aratmayacak şekilde dizayn edilmiş gibi adeta..
Dindarından dinsizine,
Yahudisinden Ermenisine,
Vatanseverinden hainine varıncaya kadar her kafadan ayrı sesin olduğu o dönemin muhalefet korosu;
Sırf şahsi öfkesi,nefreti,kıskançlığı veya basiretsizliği yüzünden koca imparatorluğu param parça ettiler gitti..!
Aynen bu gün kü muhalefetin oluşması gibi..
Ne acı değil mi?
Şimdi;
Bu gün kü muhalefet gürühunun;
-"Abdülhamid gitsin de ne olursa olsun" örrneğinde olduğu gibi.
-"Erdoğan gitsin de ne olursa olsun" moduna girmiş olmalarına 'Tesadüf' mü yoksa 'Tekerrür' mü dersiniz?
Dini terminolojide tesadüf diye bir şey olmayacağına göre;
-'Hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi" demek gibi,hem dini hem de vicdani bir sorumluluğumuz var..
Bir gariplik var sanki.
Size de öyle gelmiyor mu?
Sanki 100 yıllık tiyatro yeniden sahnede..
Evet Erdoğan'da gider ...
Ya sonra.!?
II. Abdulhamid’in son zamanlarında karşısında yer almış olan;
Elmalılı Hamdi YAZIR,
Filozof Rıza Tevfik vb..kişilerin pişmanlığını yaşayarak aynı delikten iki defa ısırılan müslüman misali tarihin tekerrür etmesini hangi mü'min talep edebilir ki?
İstemezsiniz elbet değil mi?
19 Temmuz 1909'da Ayasofya meydanında, o zamanki Volkan Gazetesinin başyazarı Derviş Vahdeti,Mithat Paşa ile karşılaşır ve sorar;
-"Paşam!
İstediğiniz oldu Abdülhamid gitti,şu an projeniz nedir ve bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz?"
Alınan cevap oldukça ilginçtir!
-"Biz sadece Abdülhamid'i yıkmaya odaklanmıştık, sonrasında neler yapacağımızı biz de bilmiyoruz..!"
Vicdan azabının ağırlığı,Sultan Hamid hakkında malûm fetvayı hazırlayanlar içinde bulunan tefsir sahibi Elmalılı Hamdi YAZIR şöyle der;
-''Hayatımda bu kadar ağır bir vicdan azabı çekmedim.
Başıma ne geldiyse bunun manevî sillesidir.
Gençlik saikasıyla bir iştir işledim.Allah beni affetsin!''
Düşünüyorum..
İstiklal Marşı gibi bir duygular manzumesini yazacak kadar vatan sevgisi yüksek olan reformist Mehmet Akif’in,
Son Şeyhülislam’lardan Mustafa Sabri gibi
Ehl-i sünnet bir âlimin,
Sultan Abdülhamit’in düşmanlarıyla beraber hareket ederek sebeb oldukları sonucu düşünüyorum..
Düşünün.!
O koca Sultan’ın hal edilmesiyle beraber koskoca Osmanlı mülkünün her tarafında kan ve göz yaşı,zulümler,tecavüzler aldı başını gitti.
Yemen,Balkan ve sonunda Cihan Harbiyle koskoca imparatorluk parçalandı,milyonlarca insanlarımız yerlerinden oldu, bir kısım açlıktan ve yokluktan yollarda kırıldı, çoğunu da o diyarlarda bıraktık..
Sadece Çanakkale’nin faturası 270 bin vatan evladıdır.
Onun gibi nicesini yaşadık 10 yıla kalmadan.
Bugün;
Suriye'ye bakın,
Irak'a bakın.
Lübnan'a bakın.
Gazze'ye, Filistin'e bakın.
Kıbrıs'a bakın.
Çevirin başınızı Yunanistan'a, Dedeağaç'a bakın.
Neyin hazırlığı yapılıyor sizce?
Akdeniz'e bakın!
36 ülkenin savaş gemileri Gazze'ye karşı İsrail'i korumak için mi orada?
Vaad edilmiş topraklar hayalinin peşinden koşan sapkınlara destek vermek için mi?
Hadi cevabını ABD'li Albay Douglas McGregor: versin bize:
-"Savaş kapıda ve Erdoğan ısrarla ülkesini savaştan uzak tutmaya çalışıyor.
Türkiye'ye saldırması için Suriye'de PKK'yı hazırlıyoruz.
Türkleri küçümsemek hata olur."
Ülkesini seven, vatanı için canını seve seve verecek biri olarak diyorum ki!
Biz;
-Mehmet Akif'lerin
-Saidi Nursi'lerin,,
-Babanzade'lerin,
-Hasan Basri Çantay'ların,
-Elmalı’lı Hamdi'lerin,
-İskilipli Atıf'ların,
-Ömer Rıza Doğrul'ların,
-Mustafa Sabri’lerin düştüğü basit hatalara düşmeyeceğiz.
İttihat ve Terakki ateist, deist aptalları ve hainleriyle beraber, Abdülhamit’i yıkmaya yardımcı olanlar gibi Erdoğan’ı yıkan şer cephesine hizmet etmeyeceğiz.
B. Tiryaki
Evet doğru aşırı derecede RECEP TAYYİP ERDOĞAN'I savunuyoruz...
Evet doğru; Hiç bir hatasını görmüyoruz, eleştirmiyoruz ve hatta neredeyse,
"Hatası yoktur, ince siyaseti vardır" diyoruz...
Bunu, bile bile yapıyoruz...
Evet; Kesinlikle laf söyletmiyoruz, toz kondurmuyoruz, "#ÖlümüneSeninleyiz" diyoruz...
✓Saplantılı olduğumuz için mi? Hayır...
✓Gözlerimizin perdelenmesi ile oluşan aşırı bir bağlılık mı yaşıyoruz? Yine hayır...
✓Peki neden? Bazılarımız neden bu adamı bu kadar aşırı bir şekilde savunuyoruz...
Çünkü biz, aşırı savunmamanın sonucunu çok kez ve çok acı bir şekilde tecrübe ettik...
✓1997 yılında #NecmettinErbakan'ı aşırı ve saplantılı bir şekilde savunmadığımız için 28 Şubat'ı yaşattılar bize...
Zilletin büyüğünü yaşadık...
Kirletmedikleri değerimiz kalmadı...
Giyinmemize izin vermediler...
Örtünmemize izin vermediler...
Sakalımıza izin vermediler...
Çocuklarımıza Kur'an-ı Kerim öğretmemize izin vermediler...
Kurbanlarımızı istediğimiz yere bağış yapmamıza izin vermediler...
Neredeyse nefes almamıza bile izin vermediler...
✓1993 yılında #TurgutÖzal'ı aşırı ve saplantılı bir şekilde savunmadığımız için, çok kolay bir şekilde, muhtemelen zehirlediler. Ülkemizin Cumhurbaşkanını bir ambulansın içerisinde tam 4 saat gezdirerek yavaş yavaş ölmesini izlediler...
✓1960 yılında #AdnanMenderes'i aşırı ve saplantılı bir şekilde savunmadığımız için, 10 yıllık bir hizmet döneminden sonra iftiralarla dolu bir darbe sonucunda astılar ve vesayetçi iktidar düzenlerini yeniden getirdiler...
✓1924 de aşırı ve saplantılı bir şekilde savunmadığımız için, 623 yıl boyunca bize ve Ümmet-i Muhammed'e hizmet edip, insanlığın koruyucu kubbesi olan devasa bir devlet ve medeniyet kurmuş bulunan hanedanı beşikteki bebeğine kadar toplayıp bir gece de sürgün ettiler. Tüm mal varlıklarına el koyup açlığa ve sefalete mahkum ettiler...
✓1909 da en aşırı ve saplantılı savunmamızı yapmalıydık. Ama yapmadık. Bu yüzden de en güzel, en temiz, en mübarek ve en lider Sultanlarımızdan birine darbe yaptılar. İşgence ettiler. Ve tarihin en büyük deccallerinden birinin çıktığı şehre sürgüne gönderdiler...
Sonrasın da yenildik...
Yıkıldık...
Yağmalandık...
Katledildik...
Tecavüze uğradık...
Soyulduk...
Dinimize saldırıldı...
Kutsallarımız ayaklar altına alındı...
Tüm varlıklarımız bizden çalındı...
Bu durum, 2009 daki #BirDakika (one minüte) sözüne kadar, tam 100 yıl boyunca devam etti...
✓1876 da yine aşırı ve saplantılı bir şekilde savunmadığımız için, 15 yıl boyunca bize hizmet eden halifemizi bir odaya hapsettiler, bileklerini keserek katlettiler. (Şehid İnşaAllah)
✓Biz bunu : 1808, 1648, 1618 de de yaşadık...
✓Biz bu tecrübeyi bir kez daha yaşamayacağız...
Bu kez liderimizi aşırı ve saplantılı bir şekilde savunacağız...
Eleştirmeyeceğiz...
Hatası var demeyeceğiz...
Hatası varsa da görmeyeceğiz...
Ayağına taş değdirmeyeceğiz...
Omuzuna toz kondurmayacağız...
Biz, bir kez daha zillete uğramayacağız...
Bir daha asla köle olmayacağız...
Diktatör de olsa liderini deviren IRAK ve LiBYA'nın hâli ortada...
Hâşâ olağanüstü bir gücü yok ama yardımcısı ALLAH bütün imkansızlıklara olanca zorluklara hainlerin engellemelerine RAĞMEN yalan dedikodu gıybetlere
rağmen bir çok olağan üstü hizmetler yapmış RECEP TAYYİP ERDOĞAN,I ite köpeğe çakala vatan hainlerine yedirmeyeceğiz o adi alçak ahlâksız vatan hainlerinin insafına da bırakmayız...
✓Âlemlerin Rabb'i olan Yüce ALLAH'IN izni ve yardımı ile ...
Baş komutan ,
Recep Tayyip Erdoğan 🤗🇹🇷
-Bir Ak Parti'li hata yapar mı?
+Yapabilir!
-Bir Ak Parti'li suç işler mi?
+İşleyebilir.
-Peki Ak Parti bu suçu işleyene imtiyaz tanır mı?
+Tanımaz!
-Bunu 24 saat geçmeden ispat etti mi?
+Etti!
Suçlu suçludur.
Ak Parti'li olması ona ayrıcalık vermez.
-Bir CHP'li hata yapar mı?
+Yapabilir!
-Bir CHP'li suç işler mi?
+İşleyebilir!
-CHP buna imtiyaz tanır mı?
+Evet, tanır,hatta onu kutsar,kahraman ilân eder ve Cumhurbaşkanı adayı yapar.
Aramızdaki fark bu!
@turkcedusunuyor@Turkhaberc TBMM’ nin, Bakanlıkların ve Devletin bütün kurumlarının kapısına asılacak bir yazı…
Rabbim Ülkemizde senin gibi düşünen siyasetçilerin sayısını artırsın…
Mekanın cennet olsun GÜZEL İNSAN…
Bu günlerde değerini daha iyi anlıyoruz. Mekânın cennet olsun "Güzel" adam. Hasan Celal Güzel'in yıllar önce yazdığı o yazı:
"Sayın Milletvekillerine ithaf olunur- Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse 'Devlet malı deniz, yemeyen domuz' dememişti.
Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle 'eşşek gibi' çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana 'uykusuz müsteşar' adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama 'Ne akılsız adam yahu!' şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.
Üzerinde 'T.C. Hükümeti' yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.
Meğer ben ne enayiymişim!...
Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz milletvekiliyken -birkaç zarurî toplantı dışında- Meclis lokantasında yemek yemezdim. Zira, burada çalışanlar kamu personeliydi ve çok ucuz olan yemekler milletin kesesinden sübvanse ediliyordu. Sonra, çok beğendiğim halde, aynı gerekçelerle TBMM Sigarası da içmedim. Ceplerim şıkır şıkır metal jetonlarla dolu olarak dolaşır, özel görüşmelerimi kulisteki ankesörlü telefonlarla yapardım. O zaman 'beleş' cep telefonlarımız da yoktu.
Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdim. Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptım; hâlen evimde bu dönemlere ait -bronz plaketler dışındatek bir hatıra eşya göremezsiniz.
Benim anladığım mânâda siyasete 'Zengin girilir, fakir çıkılır'. Biz enayiler, devlet hizmetini ve siyaseti böyle anlıyoruz. Siyasî hayatımda önüme çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedim. Bilâkis, ANAP'taki Genel Başkanlık mücadelesinde, Bond çantalarda getirilen paraları reddederek, eşimin SSK kredisiyle aldığı Oran'daki daireyi; YDP'nin kuruluşunda da babamdan kalan Malatya'daki ev ile dedemden kalan Gaziantep'teki evin bana düşen hisselerini harcadım.
Bu arada, eşimin uzmanlığıyla ve alınteriyle hak ettiği 'Vakıflar Genel Müdürü' olarak tayin kararnamesini, nasıl engellediğimi de unutmayayım.
Sadece bununla kalsa neyse... ANAP döneminde, şiddetle muhalefetime rağmen çıkarılan 'kıyak emekliliği' reddedip tek maaşa devam ettim. Bu haksız uygulama hâlen devam ediyor. Başbakanlık Müsteşarı'yken, milletvekili maaşlarının buna göre ayarlanmasını gerekçe göstererek kendim için sözleşme yapmadım ve üç yıl müddetle emrimdeki daire başkanlarından bile daha az maaş aldım.
Meğer ben ne enayiymişim!...
***
Şimdi 70'ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım... Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda 'Dikili ağacım dahi yok'. Hizmet hayatım boyunca, muhatabımın bıyık altından gülerek dinlediği, 'Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?' lâfım vardı.
Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım.
Beni bütün 'enayiliğime' rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allahıma hamd ediyorum."
Ak Partili bir milletvekilinin adı fon iddiasıyla anıldı, iddia daha ispatlanmadı, henüz bir açıklama gelmedi ama AK Parti tabanı ayağa kalktı.
"Doğruysa istifa etsin" diyor.
Sahip çıkan tek kişi yok.
Ama dönüp bir de muhalefete baktığımız zaman durum öyle mi?
İddianameler ortada, tutuklamalar ortada, itirafçılar, para kuleleri, rüşvet çarkları, belediye başkanları bir bir içeri alınıyor..
Ama ne oluyor?
Muhalefet yönetimi o hırsızlıkları savunmak için seferber oluyor!
Genel başkanları mahkeme basıyor, tabanları sokaklarda "hırsız bizim hırsızımız" demedikleri kalıyor.
İşte aradaki fark budur:
Bir tarafta yolsuzluk iddiası karşısında bile istifa isteyen, harama prim vermeyen bir vicdan,
Diğer tarafta yolsuzluğu, hırsızlığı ideoloji haline getirip savunan, soygunu meşrulaştıran bir zihniyet var!
Birinde kul hakkına karşı öfke,
Diğerinde hırsıza karşı omuz omuza verme!
Millet bu farkı görüyor!
@ismailsaymaz@alirzaemin Biz doğrunun, haklının, hakikatin yanındayız. Kaz kafalı operasyon çocukları gibi arsıza, hırsıza, namussuza sahip çıkmayız. Eğer bu haber doğruysa, Hukuk ilkeleri doğrultusunda en ağır şekilde cezalandırılmalarını gönülden bekliyoruz…
@ismailsaymaz@alirzaemin Biz doğrunun, haklının, hakikatin yanındayız. Kaz kafalı operasyon çocukları gibi arsıza, hırsıza, namussuza sahip çıkmayız. Eğer bu haber doğruysa, Hukuk ilkeleri doğrultusunda en ağır şekilde cezalandırılmalarını gönülden bekliyoruz…
@erbakanfatih Haklı olduğun şeyler var ama ÇARE sen değilsin…
Bu ülkeyi 25 yılda değiştiren, dönüştüren, geliştiren, senin o beğenmediklerindir bu sorunları da çözecek olan…
Yani ÇARE bellidir. Alternatifi de yoktur…
Sazı ve sözüyle Anadolu’nun irfanını, sevgisini ve hüznünü kuşaktan kuşağa taşıyan “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş’ı, vefatının 14. yıl dönümünde saygı ve rahmetle yâd ediyorum.
Havacılığımıza yaptığımız her yatırım, Büyük ve Güçlü Türkiye hedefimize ulaşma kararlılığımızın somut bir tecellisidir. 🇹🇷
Siirt Havalimanımızda terminal binasından operasyonel altyapıya, yolcu kapasitesinden çevre güvenliğine kadar kapsamlı bir dönüşümü tamamladık.✈️
Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkemizin dört bir yanında inşa ettiğimiz eserlerle geleceğe emin adımlarla yürüyoruz.
Siirt Havalimanımız ülkemize, milletimize ve Türk havacılığına hayırlı olsun. 🇹🇷