⚠ Özel sağlık kuruluşlarında görev yapan yaklaşık 30 bin meslektaşımızı ilgilendiren çalışma rejimi değişiklikleri bugün itibariyle hayata geçti.
Bir kez daha vurgulamak isteriz ki;
📌 Özel sağlık kuruluşlarında yıllardır emeği görünmez kılınan, şirketleşmeye zorlanan, hak ediş sistemleri içinde gelir belirsizliği yaşayan meslektaşlarımızın bu geçiş sürecinde maddi ve manevi kayba uğramaması temel talebimizdir.
📌 Hekim emeğinin korunması her bir meslektaşımızın temel hakkı olmasının yanı sıra; nitelikli sağlık hizmetinin, hasta güvenliğinin ve toplum sağlığının temel koşuludur.
Bu doğrultuda;
📢 Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Sağlık bakanlıklarını meslektaşlarımızın kazanılmış haklarını koruyacak, gelir kaybını önleyecek, gerçek ücret üzerinden prim yatırılmasını sağlayacak ve kayıtdışı modelleri ortadan kaldıracak somut önlemler almaya çağırıyoruz.
📢 Merkez Konseyimiz ve Özel Hekimlik Kolumuz ile Tabip Odalarımızın katılımlarıyla, olası hak kayıplarının engellenmesi ve hekimler arası dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla “Özel Sağlık Hizmetinde Hekim Emeğini Koruma Kurulu” oluşturduğumuzu duyuruyoruz.
📢 Meslektaşlarımızı olası hak kayıplarına karşı TTB ve Tabip Odaları ile iletişime geçmeye ve daha örgütlü hareket etmeye davet ediyoruz.
Ayrıca;
🏩 Merkez Konseyimiz, Özel Hekimlik Kolumuz ve Hukuk Büromuzun hazırladığı "Hekimlerin 1 Haziran 2026 İtibariyle Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışma Şekilleri" başlıklı bilgi notunun tamamı için 👇
🔗 https://t.co/hQ2DKDyobO
📋 Hukuk Büromuzun hazırladığı "Hekim Sözleşmelerinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı bilgi notunun tamamı için 👇
🔗 https://t.co/xWrckn4HsM
📢 Merkez Konseyimiz ve Özel Hekimlik Kolumuzun düzenlediği "Hekim Emeği Kıymetlidir ve Korunmalıdır, Özel Sağlıkta 4/A Süreci Hak Kaybına Dönüştürülmemelidir" başlıklı basın açıklamasının tamamı için 👇
🔗 https://t.co/1223ADNcfw
@Doktorus2 Çünkü sağlık çalışanları ile hekim arasındaki hiyerarşik ilişki bozulmuş durumda bi serviste en tepede hekim olmak üzere çalışma hiyerarşisi olmalı sorumluluk hekimdeyse idari amir hekim olmalı
𝗗𝗮𝗵𝗶𝗹𝗶𝘆𝗲 𝗻𝗼̈𝗯𝗲𝘁𝗰̧𝗶𝘀𝗶𝘆𝗶𝗺.
Yoğun bakımda yatan altı hastaya gece boyunca baktım.
Dahiliye servisinde yatan hastaların ateşi yükseldi, kan şekeri arttı, ağrısı oldu gibi nedenlerle arayan hemşire hanımın sorularına cevap verdim. Gerektiğinde hastaları yatak başında değerlendirdim.
Başka servislerde yatan hastalar için istenen konsültasyonlara baktım.
Acil bir ameliyat öncesi hastaya preop değerlendirme yaptım.
Acil servisten istenen konsültasyonlara baktım. Bir çok yatış verdim.
Yer ayarlamak için bütün gece yoğun bakımdan servise hasta çektim, acilden yoğun bakıma hasta yatırdım
En sonunda bizde de yer kalmadı, telefonu elime aldım ve 112 ile birlikte tek tek hastanelerde ki nöbetçi hekimleri arayarak boş yatak bulmaya çalıştım.
Sabah oldu, yatan hastalarımın vizitini yaptım.
Nöbet defterine "Nöbetim olağan geçti!" yazdım, imzaladım.
Acilde ki kavgadan, kaostan; yatak bulamayıp saatlerce yer aradığımızdan, yoğun bakımdaki hastanın zorla içeriye girmek isteyen yakınlarıyla yapılan hararetli tartışmadan... bahsetmedim. Çünkü uzun yıllar oldu ki bunlar artık olağan!!! Ve kimsenin umrunda değil!!!
𝗘𝘃𝗲 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴̆𝗶𝗺𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗮𝘁 𝟭𝟬.𝟯𝟬 '𝗱𝘂. 𝗢𝗰𝗮𝗸 𝗮𝗿𝘁ı𝘀̧ı𝘆𝗹𝗮 𝘀𝗮𝗮𝘁𝗶𝗻𝗶 𝟭𝟴𝟳 𝗧𝗟 𝘆𝗲𝗿𝗶𝗻𝗲 𝟮𝟮𝟬.𝟬𝟲 𝗧𝗟' 𝗱𝗲𝗻 𝘁𝘂𝘁𝗺𝘂𝘀̧𝘁𝘂𝗺...
𝗦𝗼̈𝘇𝘂̈𝗻 𝗯𝗶𝘁𝘁𝗶𝗴̆𝗶 𝘆𝗲𝗿𝗱𝗲𝘆𝗶𝘇 𝗯𝗶𝘇!!!
𝗔𝗰𝗶𝗹 𝘀𝗲𝗿𝘃𝗶𝘀𝗲 𝗯𝗮𝘀̧𝘃𝘂𝗿𝗺𝘂𝘀̧ 𝟵𝟯 𝘆𝗮𝘀̧ı𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗱ı𝗻 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮𝘆ı, 𝗵𝗶𝗰̧𝗯𝗶𝗿 𝘀𝗲𝗿𝘃𝗶𝘀𝘁𝗲 𝗯𝗼𝘀̧ 𝘆𝗮𝘁𝗮𝗸 𝗯𝘂𝗹𝘂𝗻𝗮𝗺𝗮𝗱ı𝗴̆ı 𝗶𝗰̧𝗶𝗻 𝟰𝟴 𝘀𝗮𝗮𝘁 𝘁ı𝗸𝗹ı𝗺 𝘁ı𝗸𝗹ı𝗺 𝗱𝗼𝗹𝘂 𝘃𝗲 𝗸𝗮𝗿𝗺𝗮𝘀̧𝗮 𝗶𝗰̧𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗸𝗶 𝗮𝗰𝗶𝗹𝗱𝗲 𝗶𝘇𝗹𝗲𝗱𝗶𝗸𝘁𝗲𝗻 𝘀𝗼𝗻𝗿𝗮, 𝗱𝗮𝗵𝗶𝗹𝗶𝘆𝗲 𝘀𝗲𝗿𝘃𝗶𝘀𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗮𝗰̧ı𝗹𝗮𝗻 𝘆𝗮𝘁𝗮𝗴̆ı𝗺ı𝘇𝗮 𝘆𝗮𝘁ı𝗿𝗱ı𝗸. Hastanın genel durumunun kötüleşmesi nedeniyle 2.basamak yoğun bakım arayışına geçtik.
Yatışının üçüncü günü, yine bizim çalıştığımız hastanede 1.basamak yoğun bakımda yer açıldı ve hastayı yoğun bakıma aldık. Ancak hastanın genel durumu itibariyle 2.basamak yoğun bakıma ihtiyacı vardı ve sevk talebimiz devam ediyordu.
Her gün 112 düzenli olarak arayıp "Yer arayışınız devam ediyor mu?" diye soruyordu.
Bu süreçte kardiyoloji, dahiliye, göğüs hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları ve nöroloji olmak üzere beş branş hekimi, hastayı yaşatmak için uğraşıyorduk.
Bu bekleme süresinde hastanın kızı polikliniğe geldi. Annesinin yaşlı olduğunu ve pek çok hastalığı bulunduğunu dile getirerek, sevk edilmesini istemediğini söyledi. Hasta yakınlarının isteğine bağlı olmadığını, yani hasta yakınları istemiyor diye hastayı ölüme terk edemeyeceğimizi anlattım. Memnuniyetsiz bir şekilde odadan çıktı.
Hastanede yatışının dördüncü, yoğun bakımda yatışının ikinci gününde nihayet yer ayarlandı. Bir başka ilde, özel bir hastanenin yoğun bakımında aranan yatak bulundu ve hastamızı gönderdik.
Toplam dört gün süren, tüm olumsuzluklara rağmen ısrarla direndiğimız bir süreçti.
Günler sonra 112'den bir telefon aldık. Sevk ettiğimiz yoğun bakımın sorumlu hekimiyle bir görüşme sağlandı. Hasta iyiydi ve artık servise çıkabilirdi. Yerimiz varsa naklini yapmak istediklerini söylediler. Emeklerine sağlık...
Değdi mi? Sonuna kadar evet.
𝗦𝗼𝗿𝘂𝗻 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗶𝗴̆𝗶 𝗶𝗰𝗿𝗮 𝗲𝘁𝗺𝗲𝗸 𝗱𝗲𝗴̆𝗶𝗹; 𝘀𝗼𝗿𝘂𝗻, 𝘀𝘂̈𝗿𝗲𝗸𝗹𝗶 𝘀𝗶𝘀𝘁𝗲𝗺𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗿𝗮𝘁𝘁ı𝗴̆ı 𝗲𝗻𝗴𝗲𝗹𝗹𝗲𝗿𝗹𝗲 𝗰𝗲𝗯𝗲𝗹𝗹𝗲𝘀̧𝗺𝗲𝗸 𝘃𝗲 𝗯𝘂 𝘀̧𝗮𝗿𝘁𝗹𝗮𝗿 𝗮𝗹𝘁ı𝗻𝗱𝗮 𝗰̧𝗮𝗹ı𝘀̧𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗰̧𝗮𝗹ı𝘀̧𝗺𝗮𝗸. 𝗛𝗲𝗿 𝗺𝗲𝗰𝗿𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗻𝗹𝗮𝘁ı𝘆𝗼𝗿, 𝘆𝗮𝘇ı𝘆𝗼𝗿, 𝗰̧𝗶𝘇𝗶𝘆𝗼𝗿𝘂𝘇. 𝗖̧𝗼𝗸 𝗺𝗲𝗿𝗮𝗸 𝗲𝗱𝗶𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺:
𝗦𝗲𝘀𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝗱𝘂𝘆𝗮𝗻 𝘃𝗮𝗿 𝗺ı?...
GETAT faaliyetlerinin yürütülmesine yönelik yönetmelik yayınlandı!
Modern bilim için kaynak aktarmakta zorlanırken, sağlığa toplam bütçenin ancak yüzde 7.8’i ayrılmışken GETAT enstitüsüne kaynak aktarılması, Ar-ge bütçesinin, personel kaynağının GETAT’a aktarılması ne anlama gelmektedir?
Kanıta dayalı tıbbi çalışmalara ağırlık verilmesi, geliştirilmesi gerekirken ülkenin zaten kısıtlı olan bütçesinin hacamat gibi kanıta dayalı olmayan uygulamalara ayrılması vahim bir hatadır.
Tıbbın alternatifi, gelenekseli olmaz. Tek bir tıp vardır, o da; kanıta dayalı, bilimsel metotlar kullanan tıptır.
Performans, bir hastanın muayene süresinden çalıp fazladan hasta bakmak demektir.
Performans; hastayı gerektiği gibi değerlendirememek demektir.
Performans; bir birimlik süreye birkaç birimlik iş sığdırmak demektir.
Performans; malpraktis demektir.
Performans; stres, anksiyete, eksik iş, kalitesiz hizmet demektir.
Performans sisteminde hastalar puan demektir.
Performans demek, yorgun hekim, çok harcama, çok malpraktis ve hasta bir halk demektir.
Ve performans şiddet demektir!!!
Muayene sürenize sahip çıkın!
𝗕𝗮𝘀̧𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺, 𝗽𝗲𝗱𝗶𝗮𝘁𝗿𝗶 𝘂𝘇𝗺𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿ı𝗺ı𝘇𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗶𝗿𝗶𝗻𝗶 𝘆𝗮𝗻ı𝗻𝗮 𝗰̧𝗮𝗴̆ı𝗿𝗺ı𝘀̧. Çünkü sadece MHRS' den bakıldığında, hekim sayısı az olan bölümlerde muayene olamayan hastalar oluyor. Onlar da iki kişiler...
Gitmiş, aralarında geçen diyaloğu olduğu gibi aktarıyorum:
*Hoşgeldiniz, doktor hanım.
**Hoşbuldum.
*Oturun lütfen.
**Teşekkür ederim, buyrun.
*Hemen konuya gireyim diyorsunuz sanırım.
**Birazdan poliklinik başlayacak, hastalarım var.
*Çok yoktur, zaten randevusuz almıyorsunuz.
**Evet, randevusuz almıyorum. Ama yeterince çok hastam var.
*Doktor hanım "yeterince" derken neye göre yeterince? Mesela diğer çocuk doktoruyla kıyaslıyorum. Neredeyse onun yarısı kadar bakıyorsunuz.
**Öyleyse diğer doktor hanımla kıyaslamayın. Ben randevusuz hasta bakmıyorum. Ve tüm randevularım dolu. Muayeneler ve sonuçlarına ancak yetişebiliyorum.
*Biraz detaycısınız sanki.
**Hasta özen ister, hele ki çocuk hasta tamamen vakit ayırmayı gerektirir.
*Tabi ama yeni doktor değilsiniz siz, yılların tecrübesi vardır.
**Tabi ki. Zaten bu tecrübe bana hakkıyla muayene yapmayı öğretti.
*Doktor hanım diğer hekim arkadaşınıza haksızlık olmuyor mu?
**Neden, hakkıyla görev yaptığım için mi?
*Size de zararı var bunun, her ay ortalamanın altında kalıyorsunuz.
**Doğru, bundan da sistem utansın. Verilen ücretin az olduğunu her platformda söylüyorum. Ama bunu artırmanın yolu, çok hasta bakmak olmamalı.
*Anlıyorum, fakat sizinle ilgili şikayetler de var, muayene sırası alamadıklarına dair.
**Randevu alamamaları benim suçum değil başhekim bey, demek ki hekim sayısı yeterli değil. Bunun dışında bir sorun varsa konuşalım.
*Randevusuz bakmam diyorsunuz yani.
**Evet, randevusuz bakmam.
*Peki, iyi çalışmalar.
**Tesekkür ederim...
𝗕𝗮𝘀̧𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺, 𝗽𝗲𝗱𝗶𝗮𝘁𝗿𝗶 𝘂𝘇𝗺𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿ı𝗺ı𝘇𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗶𝗿𝗶𝗻𝗶 𝘆𝗮𝗻ı𝗻𝗮 𝗰̧𝗮𝗴̆ı𝗿𝗺ı𝘀̧. Çünkü sadece MHRS' den bakıldığında, hekim sayısı az olan bölümlerde muayene olamayan hastalar oluyor. Onlar da iki kişiler...
Gitmiş, aralarında geçen diyaloğu olduğu gibi aktarıyorum:
*Hoşgeldiniz, doktor hanım.
**Hoşbuldum.
*Oturun lütfen.
**Teşekkür ederim, buyrun.
*Hemen konuya gireyim diyorsunuz sanırım.
**Birazdan poliklinik başlayacak, hastalarım var.
*Çok yoktur, zaten randevusuz almıyorsunuz.
**Evet, randevusuz almıyorum. Ama yeterince çok hastam var.
*Doktor hanım "yeterince" derken neye göre yeterince? Mesela diğer çocuk doktoruyla kıyaslıyorum. Neredeyse onun yarısı kadar bakıyorsunuz.
**Öyleyse diğer doktor hanımla kıyaslamayın. Ben randevusuz hasta bakmıyorum. Ve tüm randevularım dolu. Muayeneler ve sonuçlarına ancak yetişebiliyorum.
*Biraz detaycısınız sanki.
**Hasta özen ister, hele ki çocuk hasta tamamen vakit ayırmayı gerektirir.
*Tabi ama yeni doktor değilsiniz siz, yılların tecrübesi vardır.
**Tabi ki. Zaten bu tecrübe bana hakkıyla muayene yapmayı öğretti.
*Doktor hanım diğer hekim arkadaşınıza haksızlık olmuyor mu?
**Neden, hakkıyla görev yaptığım için mi?
*Size de zararı var bunun, her ay ortalamanın altında kalıyorsunuz.
**Doğru, bundan da sistem utansın. Verilen ücretin az olduğunu her platformda söylüyorum. Ama bunu artırmanın yolu, çok hasta bakmak olmamalı.
*Anlıyorum, fakat sizinle ilgili şikayetler de var, muayene sırası alamadıklarına dair.
**Randevu alamamaları benim suçum değil başhekim bey, demek ki hekim sayısı yeterli değil. Bunun dışında bir sorun varsa konuşalım.
*Randevusuz bakmam diyorsunuz yani.
**Evet, randevusuz bakmam.
*Peki, iyi çalışmalar.
**Tesekkür ederim...
Sağlık Hizmeti Kaynaklı Zararların (Malpraktis) Tazminindeki Mevcut Uygulamalar Mesleğimizi ve Toplum Sağlığını Riske Atmaktadır!
Son dönemde hekimlere verilen olağanüstü yüksek tutarlardaki malpraktis tazminatları sağlık hizmetinin niteliğini, erişilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır. Daha önce Gaziantep’te özel bir hastanede çalışan kulak burun boğaz uzmanına verilen 109 milyon TL tutarındaki cezanın ardından, bu kez Diyarbakır’da çalışan bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı aleyhine hükmedilen yaklaşık 78 milyon TL tutarındaki tazminat, hekimlerin ve tüm sağlık camiasının kaygısını artırmıştır.
Bu meblağlar hekimlerin ezici bir çoğunluğu için bir ömür boyu çalışmayla bile elde edilemeyecek kadar büyük tutarlardır. Bu düzeydeki tazminatlar yalnızca bireysel olarak hekimleri değil, toplum sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Zira hekimlerin, olası komplikasyonlarda tüm yaşamları boyunca kazanamayacakları tutarlar ödemek durumunda kalmamak için, riskli cerrahi ve girişimsel işlemleri yapmaktan kaçınmalarına defansif (çekinik) tıp uygulamalarına ağırlık vermelerine neden olmaktadır. Defansif tıp uygulamaları gereksiz tetkiklerin istenmesine, hastaların vakit kaybetmesine, özellikle riskli işlemlere ihtiyaç duyan hastaların tedaviye zorlukla ve yüksek ücretler ödeyerek erişmelerine yol açmaktadır.
Yüksek tazminatlar genç hekimlerin uzmanlık alanı seçimlerine de etki ederek hizmet kaynaklı zarar riski yüksek branşlardan uzak durmalarına sebep olmaktadır. Nitekim son uzmanlık sınavı yerleştirme sonuçlarına bakıldığında ne yazık ki çocuk hastalıkları, beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, çocuk cerrahisi gibi branşların tercih edilmediği görülmektedir. Halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sağlık insan gücü krizi kapımıza dayanmıştır.
Hastaların Karşılaştığı Hizmet Kaynaklı Zararı Karşılamanın Yolu Yüksek Primli Bireysel Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası Değildir!
Tıbbi uygulamaların istenmeyen, ancak öngörülen ve gerekli tüm önlemlere rağmen gerçekleşen zararları olabilir. Hekimin eksik, kusur veya özensizliğinin olmadığı bu sonuçlar komplikasyondur. Komplikasyonla hizmet kaynaklı kusurun (malpraktis) birbirinden net çizgilerle ayrılması da pek çok durumda son derece zordur. Uzun değerlendirme ve dava süreçleri, zaman ve emek kaybına, gereksiz yargılama masraflarına neden olmaktadır. Ayrıca bu ayrım net yapılsa dahi, hizmet kaynaklı zarar hekimleri mağdur ederken komplikasyon sınıfına giren sonuçlarda da hastaların zararı hiç karşılanmamaktadır.
Ülkemizde 2010 yılından beri zorunlu olan “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası” (hekim mesleki sorumluluk sigortası) uygulamasında teminat türü ve üst limitler net biçimde sınırlanmıştır (En yüksek riskli grupta maksimum teminat 4 milyon TL’dir). Bu nedenle aslında zorunlu sigorta, bilinenin aksine hekimleri güvence altına almamakta ve “tüm tutarı” karşılamak bir yana, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi son derece önemsiz bir kısmını telafi etmektedir. Ancak bunun çözümü sigorta risk teminatlarının ve buna bağlı olarak ödenecek primlerin yükseltilmesi olamaz. Çözümü burada arayan Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde bu sefer de hekimler yüksek sigorta primlerini ödeyemez hale gelerek mesleklerini bırakmakta veya primin düşük olduğu uzmanlık alanlarına geçmek zorunda kalmaktadır.
Ülkemizdeki mevzuat düzenlemesi, kamuda çalışan hekimlerle özel sektörde çalışan ve sayıları 40 bine yaklaşan hekimler arasında da ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarda çalışan hekimlerin eylemi nedeniyle ödediği tazminatı bakanlık, ancak hekimin “kasten görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığının kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile tespit edilmesi halinde” hekimden tahsil etmekte iken, özelde çalışan meslektaşlarımızın böyle bir koruması da yoktur. Üstelik “kasten görevinin gereklerine aykırılığın” ne olduğu da tartışmalı olduğundan kamudaki hekimlerin de rahat olduğu söylenemez. Ayrıca özel sağlık kurumlarında veya muayenehanelerde verilen hekimlik hizmeti, niteliği gereği kamusal bir hizmettir. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler, mesleklerini icra ederken kendilerini güvende hissedebilmelidirler.
Uygulanan sistemin bir diğer sakat yönü hizmet kaynaklı zararın (malpraktis) hekimin bireysel suçu, eksiği veya yetersizliği gibi gösterilmesidir. Oysa sağlık uygulamaları geniş bir ekiple, yeterli donanım ve fiziki koşullar altında, güncel bilimsel bilgilere göre gerçekleştirildiğinde bile hataya açık karmaşık uygulamalardır. Herkesi şu sorulara yanıtlarını düşünmeye davet ediyoruz:
📌 Yeterli donanım, alt yapı ve ekip sağlanmayan, bilgisini becerisini güncellemesine, kendini geliştirmesine fırsat verilmeyen bir hekimin yaptığı kusurun ne kadarı gerçekten kendi kusurudur?
📌 Randevu sistemi yüzünden hastaya yeterli zaman ayıramayan, Sağlık Uygulama Tebliği ve hastane yönetiminin getirdiği kısıtlamalar altında işini yaparken hata yapan hekim hatadan sorumlu tutulabilir mi?
📌 Daha çok hasta bakması, ameliyat, girişim, inceleme yapması istenen üstelik bunları da gerekenden kısa sürelerde gerçekleştirmesi beklenen hekimlerin yorgunluk, uykusuzluk, tükenmişlik nedeniyle yaptığı eksiklik hekimlerin suçu mudur?
Elbette bu soruların yanıtlarına kimsenin gönül rahatlığıyla evet diyebilmesi mümkün değildir. O zaman bütün yükü hekimlerin omzuna yüklemeyen, işlerini hapis cezası ve tazminat korkusuyla yapmak zorunda kalmadıkları, dikkatlerini sadece hastayı korumaya ve sağlığına kavuşturmaya verebildikleri, hastaların da komplikasyon dahi olsa uğradıkları zararların hızla tazmin edildiği bir sistemi kurmak gerekir. Böyle bir sistem mümkündür.
Türk Tabipleri Birliği olarak bu tartışmaların ilk gündeme geldiği 2010 yılından beri defalarca yaptığımız öneriyi tekrarlıyoruz:
Komplikasyon ve hizmet kaynaklı zararları karşılamak üzere ağırlığı genel bütçeden sağlanan, sağlık kuruluşlarından katkıyla büyütülen kamusal bir fon oluşturulmalıdır. Ayrıca hekimlerin yargılama süreçlerinde komplikasyon ile hizmet ilişkili zarar ayrımını yapmak üzere ilgili branştan uzman hekimlerden oluşan bilimsel heyetler oluşturulması ve bu heyetlerin raporlarının esas alınması sağlanmalıdır.
Etik Yargılama Meslek Örgütünün Yetkisindedir
Ceza hukuku ve tazminat mekanizmalarının, etik ihlal değerlendirmesinin yerine geçirilmesi; hekimliği hukuki baskı ve korku alanına hapsetmektedir.
Hekimlerin yaptıkları meslek etiği ihlallerinin değerlendirilmesi, yargı organlarının değil; meslek etiği konusunda yetkin ve sorumlu kurumların, yani meslek kuruluşlarının görevidir. Bu bağlamda hekimlerin mesleki etik değerlendirmeleri, Türk Tabipleri Birliği tarafından yapılmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği, hekimliği savunmanın aynı zamanda kamusal sağlık hizmetini ve toplum sağlığını savunmak olduğunu bir kez daha vurgular.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/FGeEwjfS0x
AKP’nin 2003 yılında duyurduğu ve sağlığı ticarileştirmek için uygulamaya koyduğu Sağlıkta Dönüşüm Programının, toplumun sağlık gereksinimlerini karşılayamadığı ortada. Buna bağlı olarak sağlık hizmetlerinden memnuniyet de çok https://t.co/Mo5wFRercmğlık sistemini değiştireceğiz.
@mkerdemol Sayın Kemal erdemol sağlık hizmetinin kamusal hizmet olarak verilmesi önemli. Bir şekilde özel sektöre devri kötüye kullanım rant vs. İle sonuçlanıyor. Devletin mali gücü yetmeyince de düzgün denetlemek yerine getirilen kısıtlamalar mağduriyet yaratıyor.
Özel hastane açılması ve özel sağlık kuruluşlarında hekim çalıştırılmasını #lisans koşuluna bağlayan ve lisansları #AçıkArtırma ile satışa çıkaran düzenlemeye Meclis’te itiraz etmiştik, ancak AKP ve MHP oylarıyla kanun kabul edildi.
#SağlıkBakanlığı yarından başlayarak açık artırmaları yapacak. Açık artırma, bilindiği gibi, metanın en yüksek meblağı teklif eden kişiye satıldığı bir satış yöntemi.
Parası olanlar özel hastane lisanslarını ve hekim kadrolarını satın alacak. Satın aldıkları bu hastane ve kadroları sermaye birikimi ve kar maksimizasyonu için kullanacak! AKP sermaye sınıfına yine bir imtiyaz sağlıyor. SGK ile anlaşmaları olan özel hastaneler açık artırmada ödedikleri bedeli kamu bütçesinden ve yurttaşlardan yıllar boyunca misliyle çıkartacak.
2513 uzman hekim kadrosu açık artırma ile satılacak! Ülkemizin birçok ilinde kamuda tıbbi onkoloji, çocuk hematoloji ve onkoloji, hematoloji gibi dallarda uzman doktor bulunamazken, diğer branşlarda meslektaşlarımız yurt çapında aşırı iş yükü ile çalışmak zorunda kalırken, hastalar «satışa çıkartılan» uzmanlık alanlarında kamuda hizmete ulaşmakta güçlük çekerken, kamu hastanelerinde randevu bulunamazken; bu dallardaki uzman hekim kadroları sermaye sınıfı daha fazla kar elde etsin diye satılıyor!
AKP’nin 2003 yılında duyurduğu sağlık alanını ticarileştiren «Sağlıkta Dönüşüm Programı» bu kez açık artırma ile kendini gösteriyor.
Sağlık haktır, zenginlerin satın alabildiği bir gereksinim ve/veya talep değil!
Sağlığı hak olmaktan çıkartan, ancak parası olanın ve parasının yettiği kadar satın alabileceği bir metaya dönüştüren bu anlayışı reddediyoruz. Söz konusu düzenlemeyi iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine götürdüğümüzü de bir kez daha anımsatalım.
Kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemini kuracağız.
Lisans Adı Altında Planlamaya Uygunluk Belgesinin Açık Artırma ile İhale Edilmesi Anayasa’ya Aykırıdır
🔗 https://t.co/3bcZgFa3Cq
📽 https://t.co/9xaBgTgCRF
Eşimin tedavisi sırasında sağlık sistemine ve hekim emeğine daha yakından bakma fırsatım oldu. Bir şehirde onkoloji, hematoloji, nefroloji ya da çocuk nörolojisi vd kritik branşlar bulunmadığında -özellikle küçük Anadolu kentlerinde-yüzlerce hasta her gün, üstelik çoğu birden fazla hastalığı olan insanlar, hasta hâliyle saatlerce yol gitmek zorunda kalıyor. Üstelik bu süreç kimi hastalar için aylar değil, bazen yıllarca devam ediyor.
@DrGunerSonmez Tedavisi olmayan hastalıkların erken tanısına ?harcanacak bu paralarla insanların karnını doyursak daha mutlu oluruz. Bu tetkikler işin uzmanları tarafından gerekli görünce istendiğinde kıymetli. Gerisi kışkırtılmış sağlık hizmeti talebi
👉ÖNERGE KABUL EDİLDİ. YÖNETİCİ VE KARİYER PERSONELLERİ MAAŞLARI 25 BİN TL - 35 BİN TL ARASI ARTIYOR.
📢 HEKİMLERE NEDEN ARTIŞ YOK?
HEKİMLER NEDEN YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA MAAŞA TERK EDİLDİ?
375 sayılı KHK kapsamında çok geniş bir kariyer ve yönetici grubu için gösterge artışları, ek ödeme artışları ve tavan düzenlemeleri yapılırken hekimlere hiçbir ilave iyileştirme yapılmaması hekim camiasında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
👉ÖNERGE KABUL EDİLDİ.
✅ 375 sayılı KHK Ekli (II) ve (II) Sayılı Cetveldeki Unvanlar (Gösterge Artışı)
Bu cetvelde yer alan kariyer unvanların göstergeleri artırılmıştır.
✅ 375 sayılı KHK Ek 38. Madde – Tavan Ek Ödeme Artışı
✅ Üst Düzey Bürokraside Gösterge Artışı
✅ Hakimlik ve Savcılık Mesleklerinden sayılanlar (Ek 14. madde düzenlemesi)
Hakim ve savcılar için uygulanan %200 ek ödeme oranı → %400 yapılmaktadır.
✅ 6) Maliye Bakanlığı, SBB ve GİB Merkez Teşkilatı
Aşağıdaki kurumların merkez teşkilatı personeline ek ödeme artışı geliyor:
•Hazine ve Maliye Bakanlığı
•Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB)
•Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)
İlave ek ödeme: %200'e çıkarıldı. Ayrıca bu ek ödemeden gelir vergisine tabi olmayıp sadece damga vergisi kesilecektir.
✅ 7) Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
5018 sayılı Kanuna ekli (III) cetvelde yer alan:
için ek ödeme: en yüksek devlet memuru aylığının %200’üne kadar artırılıyor.
👉Hangi Unvanlarda Artış Olacak
Unvan listesi uzun olduğu için buraya sığdıramadık ilgili linkte görebilirsiniz.
https://t.co/Yi27kheo8C
6 tıp eğitimi üzerine 5 yıl uzmanlık 3 yıl Yandal uzmanlık eğitimi toplamda 14 yıllık bir eğitim sonrası hizmet veriyorum. Acaba eksik ne bıraktık. Hekimler hakkı olanı almayı bilmeli aşağıda sayılan mesleklerin çoğundan fazla eğitim ve uzmanlığı sahibiz
@enveraysevera Sen ana akım medyada tv cilik yaparken Kemal okuyanı programa almak için gece yarısından sonraya bekleten sonra da sosyalistler sırasını beklemeyi bilecek diyen adamsın. Şimdi onların yanında devrimcilik oynuyorsun hazımsız bencil bi adamsın. Herkes mücadele ederken sen gpygoyda