Hukuk fakültesi mezunlarının yapacağı en kolay meslek savcılıktır. İfade almadan tutuklamaya sevk etme, polis fezlekesini direkt iddianameye çevirme, iddianameyi direkt mütalaaya çevirme gibi kolaylıklar mevcut. Dolayısıyla şahsınıza intikal eden dosya hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan dosyayı tekemmül ettirme fırsatına sahipsiniz. Bataryası sağlam bir telefonunuz da varsa meslekte bir üst evreye geçersiniz.
Gözaltına alınan bazı kişilerin emniyet binası içinde arkadan kelepçeli şekilde yürürken çekilen bu tür videoları gazeteciler değil aslında polis telefonla çekiyor ve ardından bu videolar polis bağlantılı bazı gazeteciler üzerinden yayılıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü bina içi kameralara bakarsa bu videonun hangi polis tarafından çekildiğini kolayca bulur. Suçlu olduğuna mahkeme tarafından karar verilmemiş bir kişiyi hiç gerek olmadığı halde kelepçe takıp ardından videoya çekerek ülkeye teşhir etmek artık yeni moda bir cezaya dönüştü. Hapis cezası ve para cezasına ek olarak kanunda yer almayan fiili bir "kelepçeli teşhir cezası" uygulanıyor adeta. Üstelik bu ceza yargılama yapılmadan hatta kişinin savunması alınmadan veriliyor.
bir de fıtrat çıktı başımıza fıtraten kadın çalışmaya uygun değilmiş kadın tarlada taş taşırken bi köşede çocuğunu doğururken kimse fıtrat demiyodu masa başı iş yapınca mı fıtrata ters oldu anlayamadık
neyse bugünlük bu kadar feminist öfke ytrli bye
İstanbul 2 Ağır Ceza Mahkemesi ne bir avukat duruşmaların saatinde yapılması talebinde bulunuyor. Bunun üzerine mahkeme başkanı kapıya böyle bir yazı asıyor.
Kendi beceriksizliklerinin ve çaresizliklerinin bedelini avukatlara ödetmeye çalışıyorlar. Avukata düşman bir adalet teşkilatı olduğu çok net. Duruşmayı geç almanın sebebi avukatın mazeret vermesi olabilir mi?
Yeterli mahkeme açmazsanız,
bir güne 35 duruşma koyarsanız, duruşmaya geç başlarsanız, donanımlı olmadığınız için bir tanığı bile 50 dakikada dinlerseniz, dosyaya hakim olmazsanız tabiki saatinde alınmaz duruşmalar.
İmparatorluğunun en güçlü zamanında “İmparatorluğa dil uzatan bir avukatın dilinin kesilmesini isterim.” diyen Napolyon’a karşı çıkan avukatlardı. Napolyon tutuklandığı zaman “Avukat istiyorum.” dediğinde haklarını savunmak için yanında olan yine avukatlardı.
Hukukun olduğu andan itibaren vardık, hukuk var oldukça da var olacağız. Adaleti savunacağız.
5 Nisan Avukatlar günümüz kutlu olsun.
Tutuklu Avukat
Mehmet Pehlivan
Nasıl bir korku, nasıl bir paniğin içine düşmüşse artık…
Sözde “Adalet” bakanı, devam eden İBB davasıyla ilgili hüküm veriyor.
Muhittin Böcek’e iftiracı ol diye teklif, baskı, şantaj yaptığını kendi itiraf ediyor.
Belgelere cevap verirken e-devletten aktif-pasif taşınmazları göstermek yerine, hızla sattıklarını gizlemeye kalkıyor.
Bana atmaya kalktığı iftiraya, "Bir cevap verecek misiniz?" diye soranlar için:
Ben o cevabı, beş ay önce verdim.
Akın Gürlek uzun bir yazılı açıklama yapmış ancak bu tapuların kendisine ait olup olmadığını açıklamamış: Sayın Bakan bu tapular size ait mi değil mi? Tapular sizinse hangi gelirle aldınız? Uzatmadan cevap verin!
İsimden bağımsız...
Türkiye’nin tartışmasız en popüler muhalif siyasetçisiydi.
Son seçimde Cumhurbaşkanı adayı olması için çağrılar yapılıyordu, olmadı…
Seçim kaybedildikten sonra kolları sıvayıp adaylık yolculuğunu başlattı.
İstanbul Belediyesi’ni 2 kere kazandı. 6 yıl İstanbul’u yönetti.
Olası bir seçimde kazanma olasılığı en yüksek görülen cumhurbaşkanı adayıydı.
Diploması tartışmalı biçimde iptal edildi. Bu karara direnen dekan istifa etti.
Diploması iptal edildikten 1 gün sonra gözaltına alındı. O günden bu yana kendisini görmüyoruz. Sosyal medya hesapları bile yasaklandı.
Kendisini gözaltına alıp, hakkında iddianame yazan kişi, bu suçlamalara karar verecek hakimi atayan kurumun başına geçirildi, Adalet Bakanı yapıldı. Suçlamayı yönelten kararı verecek olanı atayabiliyor…
Bu dava belleklerden 10 yıllarca silinmez, gelecek on yıllar boyunca unutulacak bir travma değil bu!
355 gündür hapiste!
Yarın ilk kez hakim karşısında…
Ceza davalarında taahhüt veren soytarılara inanıp illegal beklentilere girip sonra “Dolandırıldım” diye mağduru oynamanız hiç mantıklı değil. Bu kadar eğitimli bir insanın söylediği şekilde dolandırılması da mümkün değil.
Zira;
- Avukat, adli kontrolün kaldırılması, tahliye, beraat, bozma gibi mahkemenin takdirinde olan kararların taahhüdünü veremez.
- Vatandaş, bazı soytarılar “Hakimi, savcıyı tanıyorum, rüşvet vereceğim vs.” dediği için onlara o parayı verdiyse de mağdur değil, rüşvet suçunun ortağı olmayı kabul etmiş demektir.
- Dolandırılanların çoğu, haksız beklentiye girenlerdir ve nazarımda dolandırıcıdan pek farkları da yoktur.