kız kıza çıktığımız lüks yemekte "benim kredi kartımda puan birikiyor ben tek çekim ödeyeyim, siz bana nakit atın" diyip hepimizden 2.500'er TL toplayan, sonrasında hesabı kasada şirketinin ona verdiği bedava yemek kartıyla (sodexo) ödeyip bizim paramızı resmen nakite çeviren o kurnaz arkadaş... kasada yakalanıp hesap sorulunca da "o yemek kartı benim hakkım, ha nakit ha kart ne fark eder" diyip bizi suçluyor.
grupta çıkan kavgaya bakın cidden kafayı yiyeceğim siz olsanız napardınız?
245 tl yi 27bin tl olarak ödedim. Allah bu ülkenin belasını çoktan vermiş. İlla bomba yağması gerekmiyor başımıza. Bu kadar ahlaksızlık, adaletsizlik, sahipsizlik ile belamızı bulmamız yakındır. Küfür, kafirlik hesabı ahirete kalacak bir cürümdür. Ama zulüm devam etmez. O yüzden dinde kelam ı kibar olarak geçer. “Küfür devam eder zulüm devam etmez”
Enfal süresinde geçen ayet
"Öyle bir beladan sakının ki, o sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmaz (masumları da yakar)."
Allah bu ülkeyi komple ıslah etsin. Ne ahlak kaldı, ne adalet… ne masuma sahip çıkacak birileri var ne de beytül mala el uzatanı pişman edecek birileri.
150 TL yi 25 bin TL olarak ödedi. Çok yazık.
Zamanında otoyol şirketleriyle çalışmış bir mühendisle görüştüm. Anlattıkları şöyle:
🔸 Normalde devlet otoyollarında HGS'de bakiye olmasa bile sonradan para yüklenince geriye dönük tahsilat yapılıyor. Fakat özel otoyol şirketlerinde HGS'ye sonradan para yüklense bile tahsilat yapılmıyormuş. Bunun basit bir API işlemiyle yapılabileceğini, ancak bu özelliğin bilerek kapalı tutulduğunu söyledi.
🔸 Her geçişte devletin sadece %6,2 pay aldığını, %5'ini ise İntetra şirketinin aldığını söyledi. Bir yazılım şirketi için %5 oldukça yüksek bir oran. Çünkü yıllık HGS geçişlerinin toplam tutarı 2,6 trilyon TL. İntetra ve DGPAYS şirketlerinin Ömerbeyoğlu ailesine ait olduğunu, HGS ile yapılan otopark ödemelerinden de %10 pay aldıklarını belirtti. Çok büyük paraların döndüğünü, giderlerin milyon TL, gelirlerin ise milyar TL seviyesinde olduğunu anlattı.
🔸 Ömer Fatih Sayan ile ilgili olarak, kendisiyle bağlantılı avukatlar dışında kimsenin hukuki işleri yürütemediği yönünde iddialar bulunduğunu söyledi.
🔸 Murat Lojistik gibi büyük şirketlerin, yalnızca araçlarının HGS işlemlerini takip etmek için bir personel görevlendirdiğini anlattı. Çünkü sürekli sorun yaşanıyormuş ve otomatik kontrol sağlayan API sistemlerini kurmaları bilerek engelleniyormuş.
🔸 İbrahim Mercan'ın bu usulsüzlüklere itiraz ettiği için yöneticilik görevinden alınarak gişelerde çalışmaya gönderildiğini söyledi.
🔸 Bakan bey Abdulkadir Uraloğlu bunlarla mücadele etmek istemiş fakat engellendiğini söyledi.
Bir milletvekili, bu kanun maddesinin değiştirilmesi için harekete geçemez mi diye sordum
“Geçemez. Ya kanun teklifini geri çektirirler ya da teklifi sunsa bile onaylamazlar.” dedi.
Allah aşkına, milletvekillerini millet seçiyor! Milletini milyarderlere ezdireceklerse o makamda durmalarının ne anlamı var?
@ibrahimKAYA_632 Hocam hayırlı akşamlar. Tavsiye edeceğiniz siyer kaynağı var mı acaba ? Tavsiyenize uyup alıp hediye de edeceğim. Sevabı da size de yazılır inşallah.
Türkiye’de arsa hariç konut inşaatının metrekare maliyeti, kullanılan malzemenin kalitesine göre 25.000 TL’den başlayıp 55.000 TL’ye kadar çıkmaktadır.
Üstelik işçilik maliyetlerinin toplam inşaat maliyeti içerisindeki payı, geçmişte görülmemiş seviyelere ulaşmış durumda. Bugün işçilik giderleri toplam maliyetin %30’una yaklaşmakta, hatta konutun tipine ve özelliklerine göre bu oranı aşabilmektedir.
En basit hesapla, ekonomik sınıfta ve malzeme kalitesinden ödün verilerek inşa edilen 100 m² bir konutun maliyeti, arsa hariç en az 2,5 milyon TL’dir. Burada kaliteden ödün vermekle kastettiğim, beton veya demir gibi yapısal ve güvenlik açısından kritik malzemelerden tasarruf etmek değil; kapı, mutfak dolabı, lavabo, seramik ve benzeri ince iş kalemlerinde daha ekonomik ürünler tercih etmektir.
Orta kalite bir konutta ise metrekare maliyeti yaklaşık 35.000 TL’dir. Yani 100 m² bir konutun yalnızca inşaat maliyeti 3,5 milyon TL’ye ulaşmaktadır. Bunun yaklaşık 1 milyon TL’si ise işçilik giderlerinden oluşmaktadır.
Dolayısıyla mevcut maliyetler dikkate alındığında, Türkiye’de 1,2 milyon TL’ye sıfırdan 100 m² bir konut inşa etmek, arsa bedeli hesaba katılmasa bile, ekonomik olarak mümkün değildir
Türkiye’de arsa hariç konut inşaatının metrekare maliyeti, kullanılan malzemenin kalitesine göre 25.000 TL’den başlayıp 55.000 TL’ye kadar çıkmaktadır.
Üstelik işçilik maliyetlerinin toplam inşaat maliyeti içerisindeki payı, geçmişte görülmemiş seviyelere ulaşmış durumda. Bugün işçilik giderleri toplam maliyetin %30’una yaklaşmakta, hatta konutun tipine ve özelliklerine göre bu oranı aşabilmektedir.
En basit hesapla, ekonomik sınıfta ve malzeme kalitesinden ödün verilerek inşa edilen 100 m² bir konutun maliyeti, arsa hariç en az 2,5 milyon TL’dir. Burada kaliteden ödün vermekle kastettiğim, beton veya demir gibi yapısal ve güvenlik açısından kritik malzemelerden tasarruf etmek değil; kapı, mutfak dolabı, lavabo, seramik ve benzeri ince iş kalemlerinde daha ekonomik ürünler tercih etmektir.
Orta kalite bir konutta ise metrekare maliyeti yaklaşık 35.000 TL’dir. Yani 100 m² bir konutun yalnızca inşaat maliyeti 3,5 milyon TL’ye ulaşmaktadır. Bunun yaklaşık 1 milyon TL’si ise işçilik giderlerinden oluşmaktadır.
Dolayısıyla mevcut maliyetler dikkate alındığında, Türkiye’de 1,2 milyon TL’ye sıfırdan 100 m² bir konut inşa etmek, arsa bedeli hesaba katılmasa bile, ekonomik olarak mümkün değildir
Ev fiyatlarının bu kadar yüksek olmasının sebebi; aşırı lüks konut yapılması ve şehir merkezlerinde nüfus yoğunluğunun orantısız arttırılması bu nedenle arsa fiyatlarının aşırı yükselmesidir.
Aslında şehirler dışarıya doğru daha fazla genişletilse, konut maliyetinde arsanın payını %10'a kadar düşürebilsek ve vergi muafiyetleri de sağlarsak ilk konutunu alacak kişiler 1,2-1.5 milyona daire sahibi olabilirler.
Hava durumuna bakıyordum. Midyat yağmurluymuş. Burası da 36 derece. Sonra ne alakaysa çocukluğum, gençliğim aklıma geldi. Yaz zamanları patos makinesinin arkasında samanın ciğerlerimize dolması :)
Patos ayrı, samanı taşımak ayrı, buğday , mercimek, arpa hasadı ayrı. Hepsi de makinasız tarımın eserleriydi. Hey gidi günler. Onları değil de sonbaharda yaptığımız bağ bozumunu çok özlüyorum. Onlarca kuzen, çekirdek aile hep beraber…
Bir de atlarla üzümleri eve taşımak sonra da dört nala koşturmak. Güzel günlerdi
Ulan şu fotoğrafta yazan şeye kaç kez şahit oldum. Aklıma geldi yine öfkelendim. Parası olan , makamı olan vs bayramda, düğünde içeri girince herkes onlara yönelir bu garibanlar öylece kalırdı. Oldum olası sevmedim bu yawşaklığı, bu paraya, makama yavşamayı. Neyse küfür etmeyeceğim
I hope you find a few peaceful moments with family and friends this weekend.
And if life feels overwhelming, take 10 minutes for yourself and let this piece of music bring you some peace. 🎶