@iriscibre Borsa pişmanlıktır anlayışını son olayla pekiştirdiler.
Herkes zarara satıp faize geçiyor
Yabancı takas oranı yerli yatırımcı azaldıgı için artmış görünüyor
İris hanım borsaya güven tekrar gelirmi ?
SPK HİSSE MAĞDURLARI İÇİN NE YAPIYOR?
❗️Sermaye Piyasası Krizi sonucu Borsa İstanbul’da yaşanan sert satış dalgası yalnızca fon yatırımcılarını etkilemedi. Doğrudan hisse senedi alan çok sayıda yatırımcı da hisselerinde yaşanan değer kayıpları nedeniyle önemli zararlarla karşı karşıya kaldı.
➖1. gün 110 hisse taban fiyata kilitlendi.
➖2. gün 130 hisse taban oldu.
➖3. gün 90 hisse tabanda kaldı.
➖4. gün 130 hisse tabana kilitlendi.
➖5. gün 90 hisse taban oldu.
➖6. gün ise 70 hisse taban fiyatta kaldı.
Bu süreçte BIST 100’ün piyasa değerinde yaklaşık 1,3 trilyon liralık kayıp yaşandı. Ancak bu tablonun önemli bir boyutu da doğrudan hisse senedi alan yatırımcıların yaşadığı kayıplardır.
Tera ve Pusula ile bağlantılı süreç kapsamında KAP’a yapılan açıklamalarda 10 halka açık şirketin adı yer alıyor. Bu ��irketler arasında TEHOL, TRHOL, PEKGY, MANAS, PRZMA, SKP, ALBMD, ALM, PSP ve KTLEV bulunuyor. Bu şirketlerin hisselerine doğrudan yatırım yapan, herhangi bir fona yatırım yapmayan yatırımcılar da yaşanan sert fiyat hareketlerinden etkilenerek zararlarla karşı karşıya kaldı.
Söz konusu hisselerde yaşanan değer kayıplarının ve yatırımcıların karşı karşıya kaldığı zararların da kapsamlı biçimde ortaya konulması gerekiyor. Borsa’da yaşanan kayıpların telafisine yönelik hangi adımların atılacağı konusunda da kamuoyunun bilgilendirilmesi önem taşıyor.
⚫️ Bir hisse yüzde 50 değer kaybettiğinde eski seviyesine dönebilmesi için yüzde 100 yükselmesi gerekiyor.
⚫️ Yüzde 60 düştüğünde yüzde 150,
⚫️ Yüzde 70 düştüğünde ise yüzde 233 yükselmesi gerekiyor.
⚫️ Yani yüzde 70 değer kaybı yaşayan bir yatırımcının hissesinin eski fiyat seviyesine ulaşabilmesi için yaklaşık 2,3 kat yükselmesi gerekiyor.
Bu nedenle mesele yalnızca “borsa düştü” denilerek geçiştirilemez. Vatandaşın yıllarca biriktirdiği parasında ciddi kayıplar oluştu. Peki bu yatırımcıların yaşadığı zarar nasıl telafi edilecek?
❗️Fon krizinde taban fiyata gerileyen hisselerle ilgili olarak, SPK’nın ve savcılığın yürüttüğü inceleme ve soruşturmaların kapsamına doğrudan hisse senedi yatırımcılarının yaşadığı mağduriyetin de girip girmediği açıklığa kavuşturulmalıdır. Daha da önemlisi, SPK’nın daha önce olağandışı fiyat hareketleri konusunda tespitleri bulunduğu belirtiliyorsa:
➖Bu hisselerde olağandışı hareketler ne zaman tespit edildi?
➖Tespit edilen tarihten sonra hangi idari ve denetleyici tedbirler alındı?
➖Bu hisselerde fonların taşıdığı pozisyonlar tek tek incelendi mi?
➖Fonların hangi tarihlerde hangi hisselerde alım ve satım yaptığı ortaya çıkarıldı mı?
Yaşanan sert düşüş sırasında hangi kurum ve yatırımcılar satış yaptı?
➖Bu işlemlerden kimlerin zarar ettiği, kimlerin kazanç sağladığı konusunda herhangi bir inceleme yürütüldü mü?
➖Fon tasfiyeleri ile hisselerdeki sert satışlar arasındaki zamanlama ve işlem ilişkisi araştırıldı mı?
Hisselerde mahsur kalan doğrudan yatırımcıların toplam zararı hesaplandı mı?
➖SPK ve savcılık soruşturmalarında hisse yatırımcılarının mağduriyeti neden ayrı bir başlık olarak ele alınmıyor?
Fon yatırımcılarının mağduriyetine ilişkin incelemeler yürütülürken, doğrudan hisse senedi alan yatırımcıların yaşadığı kayıpların da aynı kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu mağduriyetin yalnızca fonların tasfiyesiyle sona erdiği varsayılmamalıdır. TERA ve Pusula ile bağlantılı süreçte adı geçen hisselerde yatırım yapan ve değer kayıpları nedeniyle zarar gören yatırımcıların durumu da bütün yönleriyle incelenmelidir.
Yaşanan fiyat hareketlerinin nedenlerini, gerçekleştirilen işlemleri, alınan tedbirleri ve yatırımcıların uğradığı zararların boyutunu tüm yönleriyle ortaya çıkarmaktır.
Hisse yatırımcılarının yaşadığı kayıplar da görmezden gelinmemeli; ilgili kurumlar sürece ilişkin tüm bilgi ve bulguları kamuoyuyla açık ve şeffaf biçimde paylaşmalıdır.
Fon krizi nedeniyle The Economist te çıkan haber, piyasalar ve borsa İstanbul un geleceği açısından hiçte iyi değil.
Bu olayla beraber gelişmekte olan ülke statüsünü kaybedersek hem yaşadığımız kriz yanımıza kâr kalır hemde dünyaya rezil oluruz.
Vay be ,yaşadıklarımıza bakın,komedi gibi.
Fon krizinde taban taban giden hisselerde çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir şey var: zararın matematiği.
%50 düşen hisse eski fiyatına dönmek için %100,
%60 düşen %150,
%70 düşen ise %233 yükselmek zorunda.
Fon yatırımcılarının mağduriyeti giderilirken bu hisselerde kalan yatırımcılar da unutulmamalı.
Çünkü bazıları artık kâr etmeyi değil, sadece zararını biraz olsun telafi edebilmeyi düşünüyor.
Bu süreç fonların tasfiyesiyle bitmiş sayılmaz; hissede mahsur kalan yatırımcının zararı da bu hikâyenin bir parçası.
Babasının hatırı var diye beceriksiz bir doktora ameliyat olmazsın değil mi Tayyip Bey!
Ama aynı nedenle liyakatsiz birini SPK Başkanı yaptın. Şimdi bu atamanın bedelini binlerce insanın parası, malı ve hayatı ile ödüyor.
Yine mi aldatıldın Tayyip Bey?
Fon skandalında SPK tek başına sorumlu değil, Borsa İstanbul Grubu bu skandalın merkezindedir. Borsa fiyatların tescil edildiği yerdir. Bir borsada fiyat oluşumu anormalse buna ilk müdahale etmesi gereken yer Borsadır. Bir hissenin değeri hiç bir ekonomik neden yokken yüzde 4000 artıyor Borsa da buna göz yumuyorsa Borsa bu bistliğin ortasındadır. Ayda 21 milyon TL para alan BIST Yönetim Kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri aldığınız para helal midir?
Fonlarda günlerce aylarca uçan hisseler için ne yaptınız? Bu fiyatları utanmadan nasıl tescil ettiniz?
BIST Başkanı Varlık Fonu Başkanvekili, onun yardımcısı DDK Başkanı iken SPK’nın bunları denetlemesi nasıl mümkün olabilir?
Eski DDK Başkanını Takasbank’a genel müdür atayan kim?
Emre Tezmen Borsanın Genel Müdürü ile haftada iki kere neden görüşür?
Emre Tezmen’i MKK yönetim kuruluna üye yapan kim?
Açık öğretim mezunu Erişah Ercan’ı BIST’in başına oturtan kim?
Hiç bir BIST’lik bir günde oluşmaz!
Son günlerde yaşanan fon krizinin etkileri yalnızca ilgili fonlara yatırım yapanlarla sınırlı kalmamıştır. Borsa İstanbul'da 200'e yakın hissenin (borsanın üçte biri)taban olduğu bu süreçte, milyonlarca bireysel yatırımc�� da ciddi kayıplarla karşı karşıya kalmıştır.
Kendi birikimleriyle hisse senedi alan, geleceği için yatırım yapan, belki de yıllarca biriktirdiği parasını piyasaya koyan vatandaşlar; kendilerinin yönetmediği fonların işlemlerinden kaynaklanan satış baskısının etkisini doğrudan hissetmiştir.
Bir yatırımcının kendi kararıyla aldığı risk başka, piyasada yaşanan gelişmeler nedeniyle birikiminin ağır değer kaybına uğraması başkadır.
Burada mesele yalnızca fonların performansı değil borsaya güvenerek yatırım yapan bireysel yatırımcıların birikimleri, finansal güvenliği ve piyasaya duyduğu güvendir.
Yaşananların tüm yönleriyle araştırılması, yatırımcıların uğradığı zararların tespit edilmesi ve hukuka aykırı işlemler varsa sorumluların belirlenmesi büyük önem taşıyor.
Unutulmamalıdır ki borsanın arkasında yalnızca rakamlar değil, milyonlarca insanın emeği, birikimi ve geleceğe dair umutları var.
@spkgovtr @HMBakanligi
Fatih Erbakan'dan 'borsa krizi' tepkisi:
''Borsa İstanbul’da, Devlet’in gözü önünde, hatta bilgisi dahilinde yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de çok derin ve etkin bir kast sistemi var. İmtiyazlı patronlar, hukuk tanımayanlar, sorgu suale tabi tutulmayanlar, ne yaparsa yapsın, yaptığı yanına kâr kalanlar, kısa yoldan zengin olan babalar ve şımarık oğulları, 'büyüklerin' fotoğraf karesinde her zaman yer bulan doyumsuzlar ve dahası…''
https://t.co/PW97ZX7yxM
Borsa İstanbul’da, Devlet’in gözü önünde, hatta bilgisi dahilinde yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de çok derin ve etkin bir KAST SİSTEMİ var!
-İmtiyazlı patronlar
-Hukuk tanımayanlar
-Sorgu suale tabi tutulmayanlar
-Ne yaparsa yapsın, yaptığı yanına kâr kalanlar
-Kısa yoldan zengin olan babalar ve şımarık oğulları
-“Büyüklerin” fotoğraf karesinde her zaman yer bulan doyumsuzlar ve dahası…
Türkiye, yoluna bu şekilde devam edemez.
Yandaşa özel hukuk uygulayan, sorgulamayan, yargılamayan, hesap sormadan AK’layan bu düzene rıza gösterilemez..
Gelir dağılımında ve yargıda adalet, kamunun her iş ve işleminde hakkaniyet, atama ve görevlendirmelerde liyakat ve ehliyet gibi değerlere dönülerek sistem yeniden inşa edilmeden Türkiye’nin varlığı sürdürülemez.
Borsa İstanbul skandalı da bir kez daha gösterdi ki, bu iktidarla buraya kadar!
Dönüşüm için değişim, değişim için de seçim artık kaçınılmaz!
Çare Milli Görüş’tür, Çözüm Adil Düzen’dir!
Tutuklanan Destek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova’nın ifadesini okuduğumuzda krizin nasıl göz göre göre patladığını anlıyoruz.
Kumova’nın anlatımına göre;
Destek factoringin halka arzı geçen yıl Şubat ayında onaylanıyor.
1.5 yılda hisse değeri 46 liradan 800 liraya çıkıyor.
Şirketin değeri 15 milyar liradan 1.3 trilyon liraya yükseliyor.
Bu finansal büyüklük, Garanti veya Yapı Kredi Bankası’nın tam 4 katı.
Nasıl olur da bir küçük finans şirketi, 1.5 yılda Türkiye’nin en büyük bankalarının 4 katı büyüklüğüne ulaşır?
Savcı da aynı soruyu soruyor, “ortada bir anormallik yok mu?”diyor.
Kumova:
“Rakam, anormal bir rakamdır. Bunun en büyük sebebi hisselerdeki anormal artıştır.”
Ve son soru:
Hisse 46 liradan 800 liraya doğru yolculuğa çıkarken denetleyici ve düzenleyici kuruluşlar ne yapıyordu?
Böyle bir kâr olur mu?
Güney Kıbrıs’ı satın mı aldılar, Yunanistan’ı Türkiye’ye mi kattılar, Trump’tan önce Grönland’e mi yerleştiler, Hürmüz’de kontrolü mü sağladılar?
Sahi 1.5 yılda ne oldu?
Mağduriyete yol açan fonlara öfkemizi dile getirdik.
İhmali bulunan denetleyici ve düzenleyici kuruluşlara lafımızı söyledik.
Yatırımcılara da bir çift lafımız var:
Ey güzel kardeşlerim.
Diğer yatırım araçlarının getirisi yüzde 5/6 civarındayken, fonlar yüzde 50’nin üzerinde kâr dağıtıyorsa bunda hiç anormallik hissetmediniz mi?
Banker Kastelli krizinde merhum Turgut Özal’ın şu sözü kulağınıza küpe olsun:
Az kazanç az risk, çok kazanç çok risk.
Bütün bu rezil süreci öylece izleyen yetkili kim?
*Bir önceki SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül
Kimdir bu arkadaş
*Vecdi Gönülün oğlu
SPK uzmanları sınavla alınıyor. Bu arkadaş sınavla mı girdi SPK ya?
*Hayır. Halkla ilişkiler uzmanı diye uyduruk bir istinai kadrodan sınavsız torpille girdi.
SPK da hangi işleri yaptı?
*Evrak memurluğu, personel müdürlüğü yani uzman bile değil!
CV sinde (bakınız linkedin profili) ilk görevi ne görünüyor?
*SPK Başkan Yardımcısı (önceki görevlerini niye yazmamış acaba!)
Şu anda hangi görevde?
*Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı!!!
Bu görevde kalmaya devam edecek mi?
*Allah bilir
Resmi açıklamayla bu rezilliği önceki döneme yıkan şimdiki SPK Başkanı kim?
*Mahmut Sütçü
İbrahim Ömer Sütçü SPK Başkanı iken Mahmut Sütçü hangi görevdeydi?
*SPK ikinci başkanı!
Ölün bir değil ki ağlayasın, delin bir değil ki bağlayasın!
Foncuların üzerine gidiliyor.
Tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyen kim olursa olsun HESAP VERMELİ.
Manipülasyonu 10 ay önceden bilen ŞİMŞEK de sorgulanmalı.
Gözü yaşlı,umutsuzca bekleyen 500 bin kişiye ADALETİ bekliyoruz.
Yetmez milyonlarca Küçük Yatırımcı BORSA İSTANBUL da battı.
Jet Fadıl 30 bin kişiyi
Çiftlik Bank Tosuncuk 130 bin kişiyi
İmar Bankasında Uzanlar 330 bin kişiyi
Bu yerli ve milli (!) fonlar 1 milyon kişiyi çarptı!
Bunlara lisans verenler, yol verenler orada mısınız?
Bunlara makam verenler orada mısınız?
Utanmanız var mı?
SAYIN CUMHURBAŞKANIM,
SİZ MİLLETİN ADAMISINIZ
Sayın Cumhurbaşkanım,
57 yıllık mücadele hayatınız boyunca, çocukluk yıllarınızdan itibaren bu milletin hukukunu ve hakkını koruma iradesiyle hareket ettiniz. Milletimiz de sizi bu mücadele çizginiz sebebiyle hep yanınızda durdu ve de duruyor.
Milletimiz biliyor ve inanıyor ki “fon” ve “portföy yatırımı” adı altında haksız kazanç sağlayanların, ardından ortaya çıkan zararı milletin sırtına yüklemek isteyenlerin karşısında duracak; buna asla izin vermeyeceksiniz.
Ve biz biliyor ve inanıyoruz ki bu milletin duyguları ve aklı üzerinden bu tip fon ve portföy yatırımları üzerinden haksız kazanç elde edenlerin bu ülkeye verdiği hasarın büyüklüğünden siz hiçbir şekilde haberdar edilmemişsinizdir
Ve şimdi bir kez daha dün bu haksız kazanç etrafında çıkar alanı oluşturanların bu faturayı millete ödettirmesine siz asla izin vermeyeceksiniz bundan eminiz
Üst üste gerçekleştirilen operasyonlarla birlikte bir kez daha 1980’li ve 1990’lı yılları hatırlıyoruz. Maalesef milletimizin duygularını istismar eden bazı yapılar; denetimsizlikten ve sistemdeki boşluklardan yararlanarak Türkiye’nin 50, 70 hatta 80 yıllık sanayicilerinin dahi ulaşamadığı ekonomik güce ve imkânlara kısa sürede eriştiler.
Devletimizin bu yapılara yönelik attığı adımlar ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi için başlattığı süreç son derece kıymetlidir.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken hayati bir husus vardır:
Bu sistemden kimlerin, ne kadar para kazandığı bellidir ve devletimizin imkânlarıyla rahatlıkla tespit edilebilir.
Yalnızca sistemin kurucularının değil, olağan dışı kazanç sağlayanların da üzerine gidilmelidir.
Bu tür yapıların tasfiyesinde, yatırılan anaparanın üzerinde ve olağan piyasa şartlarının dışında gelir elde eden kişilerin kazançları da incelenmelidir. Örneğin, yıllık Hazine bonosu faizinin üç puandan fazla üzerinde sağlanan getiriler olağan dışı kazanç kabul edilerek, hukuki incelemenin ardından geri çağrılmalı ve tasfiye havuzuna dâhil edilmelidir.
Çünkü hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla belirlenen bir mekanizma üzerinden elde edilen olağan dışı kazançlar da hukuken ve vicdanen sorgulanmalıdır. Birileri “Ben yatırım yaptım ve kazandım.” diyerek sistemden çekilirken, geride kalan zararın millete yüklenmesi kabul edilemez.
Yapılması gereken açıktır:
Devlet, bu fonlar üzerinden kimlerin kısa sürede olağan dışı ve haksız kazanç sağladığını tespit etmeli; yargı süreciyle haksız olduğu belirlenen kazançları geri çağırmalı ve tasfiye havuzuna aktarmalıdır.
Bu kirli para ilişkilerinin bedeli, milletimizin alın teriyle kazandığı ve devlete ödediği vergiler üzerinden kesinlikle temizlenmemelidir.
Milletin vergisi kutsaldır. Milletin helal kazancı, başkalarının haksız kazancını karşılamak için kullanılamaz.
Milletin güvenini ve duygularını istismar ederek kazanç sağlayanlar, aldıkları paraları getirip yerine koymalıdır. Ortaya çıkan fatura ne devlete ne de millete kesilmelidir.
Devletimizin bunu başaracak gücü vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu iradeyi ortaya koyacak kudrete sahiptir.
Kazanç şahsileştirilip zarar kamulaştırılamaz. Parayı kazananlar bellidir; hesabı da bedeli de onlar vermelidir. Millet, başkalarının haksız kazancının faturasını ödemeyecektir!
@tcbestepe@RTErdogan
Borsa İstanbul’da yaşanan sert dalgalanma, yalnızca rakamlardan ibaret değildir, Döviz yerine Türk lirasında yatırımlarını tercih eden vatandaşımızın birikimi de burada etkilenmektedir.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik şartlarda vatandaşımızın tasarrufunu dövizde veya yurt dışında tutmak yerine Türk Lirası cinsinden değerlendirerek sermaye piyasalarımıza yönelmesi, ülkemizin finansal istikrarı açısından kıymetlidir.
Lakin;
“Bu güvenin zedelenmesine yol açacak her türlü manipülasyon ve spekülatif işlem, yalnızca yatırımcıya değil, ekonomimize de zarar verir. Hele ki küçük yatırımcının birikiminin hedef alınması asla kabul edilemez.”
SPK; piyasayı manipüle eden, yapay fiyat ve işlem hareketleri oluşturan, yatırımcıların güvenini istismar eden kişi ve yapılar hakkında gereken inceleme ve denetimleri kararlılıkla yapmalı, hukuka aykırılık tespit edilmesi halinde gerekli müeyyideleri gecikmeksizin uygulamalıdır.
Bu minvalde, SPK’nın ve TCMB’nin yaptığı açıklamaları ve uygulanacak esasları desteklediğimizi ifade ediyoruz. Kim ki milletimizi rakamlarla kandırır ve şahsi kazançlar uğruna devletimizin ve milletimizin sermayesine göz diker, bunlarla ilgili devletin gerekli kanalları, en ağır biçimde gerekli tedbirleri alarak bugünlerden vatandaşımızın zararsız bir biçimde kurtarılmasını sağlamalıdır.
Defaatle tekrar ediyoruz; devletimiz böylesi bir sıkı para politikası uygularken bu şekilde finansal piyasaları kendi oyuncakları haline çevirerek milletimize ağır darbeler vurmaya çalışanlarla ilgili gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır!
#bist100
#bist
Bir vatandaş olarak talebim:
Bugün borsadaki çalkantı başlangıç olsun, bu mecradaki tüm spekülatif hareketler geriye dönük incelemeye alınsın.
Borsada 7 milyona yakın yatırımcının önemli bölümü küçük ölçekli hesaplar, kriz anlarında en büyük darbeyi de onlar yiyor.
Ayrıca yaklaşık 22 trilyon liralık işlem hacminden söz ediyoruz.
Bu da sorunun kitlesel boyutu ve istismar büyüklüğünü gösteriyor.
Borsanın daha rasyonel zemine oturtulması, spekülasyonlardan arındırılması ve nesnel ölçütlere dayandırılması, diğer operasyon alanları kadar hayatidir.