Dalgıçlar Deniz'i gıyabında asıyorlar. Çünkü onun "s..min dalgıçları" demesinden derin bir üzüntü duymuşlar (Evet bizim ülkemizde üzülen insanlar üzenleri asarlar)
Ben size konteksti hatırlatayım: Adam tatile gittiğini söylüyor. Denizden çıkan b��tün vücutları simsiyah kıyafetle örtülü başları kapalı birilerini gördüğünü ve çok rahatsız olduğunu söylüyor.
Seyirci o anda inanılmaz geriliyor: Lan bu adam başı kapalı ve haşemayla denize gidenlere laf mı edecek diye. Öyle biri gibi durmuyor çünkü... Ve o anda bunların dalgıç olduğunu söyleyerek insanların bu beklentiye girmiş olmasını da eleştiren; aynı zamanda izleyen milyonlarca kişiyi ters köşeye yatıran bir zeka oyunu yapıyor. Seyirci gösterinin en hacimli kahkahasını atıyor.
Bu fikri derinlik içinde bizimkilerin derdi: Kimse dalgıç s..kemez...
Şunu artık anlamak lazım: Mevcut iktidar Türkiye’nin sorunlarını ''çözemiyor'' değil, ÇÖZMÜYOR.
İşte iktidarın, bu ülkenin en temel sorunlarını çözmemek için BİLEREK ve İSTEYEREK yapmadıklarının ''kısa'' bir listesi:
- Kışın milyonlarca vatandaşın karanlıkta evden çıkıp karanlıkta eve dönmesine sebep olan kalıcı yaz saati uygulamasını kaldırmak.
- Gıda denetimlerini artırarak vatandaşların içinde ne olduğu belirsiz ürünler tüketmesinin önüne geçmek.
- Tekelleşen ve vatandaşa diğer ülkelerdekinin çok üzerinde fiyatlandırmalar sunan GSM operatörlerini sıkı denetim altına almak.
- Cumhurbaşkanlığına bağlı VIP uçak filosuna her sene yeni uçaklar eklemek yerine ihtiyacımız olan yangın uçaklarını temin etmek.
- Temu, Uber, PayPal, Apple Pay, Google Pay, Booking, Roblox, Airbnb, Wattpad, Starlink, Discord, Samsung Pay, Threads, Amazon Global gibi global platformları yasaklamak yerine dijital erişim özgürlüğünü güvence altına alan düzenlemeler yapmak.
- İlköğretim öğrencilerine bir öğün ücretsiz yemek vererek yabancı yaşıtlarına kıyasla bilişsel ve fiziksel gelişimde geri kalmalarının önüne geçmek.
- Verilen mide bulandırıcı yemekleriyle, 6-7 kişinin kalmak zorunda kaldığı daracık odalarıyla, her yıl düşen asansörleriyle, rezil haldeki KYK yurtlarına el atıp yaşanabilir yurtlar inşa etmek.
- Vatandaşların yanı başımızdaki Avrupa ülkelerinde seyahat özgürlüğü elde etmesi adına resmi adımlar atmak.
- Öğrencilere verilen günlük 133 TL gibi saçmalık derecesindeki devlet bursunu insani seviyelere çekmek.
- Çok basit düzenlemelerle farklı sosyo-ekonomik seviyedeki vatandaşlar arasında vergi adaletini sağlamak.
- Kadın cinayetlerini ''münferit olay'' diye geçiştirmemek ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmemek.
- Kamuda mülakatı kaldırarak torpilin önüne geçmek.
- Kamu kurumlarında çalışıyor gibi gözüken ama vatandaşı tersleyip hiçbir işe yaramayan bankamatik memurlarının iş akdine son vermek.
- 174 MİLYAR TL ile 8 bakanlığın ödeneğini geride bırakan Diyanet'in akıl almaz bütçesini mantıklı seviyelere çekmek.
- Gençlik festivallerini, konserleri, kültürel etkinlikleri yasaklamayarak zaten umutsuzluk içinde olan gençleri daha da karamsarlığa sürüklememek.
- Devlet okullarına yeterli TUVALET KAĞIDI ve SABUN temin etmek.
- Her mahalleye ihtiyacının dışında onlarca cami inşa etmek yerine; hiçbir sosyal alanı bulunmayan, sınıflarında 30-40 öğrencinin bulunduğu, iç karartıcı devlet okullarını yenilemek, fiziki kapasitelerini artırmak.
- Özel sektörde torpilin, adam kayırmanın önüne geçmek için caydırıcı cezalar ve denetimler getirmek.
- Her felakette aynı kaosu yaşamak ve ''KADER PLANI'' demek yerine bu felaketleri yaşamadan önce doğru kriz yönetim planları geliştirmek.
- ''Her yere üniversite açacağız, herkes üniversite mezunu olacak'' gibi salak saçma bir anlayış yerine, yeterli sayıda ama eğitim kalitesi yüksek, dünya ile yarışır üniversiteler hayata geçirmek.
- İktidara yönelik eleştirilerini dile getiren gençleri, muhalif siyasetçileri, hakkını arayan işçileri-emekçileri yaka paça gözaltına almak yerine, sokakta elini kolunu sallayarak dolaşan 32327812 sabıkalı gerçek suçluları hapse tıkmak.
- Kendi partisinin iki bin nüfuslu kıytırık ilçe başkanının dahi onlarca koruma ve mersoyla gezmesinin önüne geçerek kamuda gerçekten tasarruf sağlamak.
- İmar aflarıyla şehirleri mezarlığa çevirmek yerine, riskli yapıları gerçekten denetlemek ve dönüştürmek.
- CB kararıyla eski iktidar vekillerini üniversitelere rektör olarak atamak yerine, üniversitelerin bağımsız yönetimlere sahip olmasını sağlayarak bu eğitim kurumlarını siyasileştirmemek.
- Halihazırda çarpık kentleşmenin pençesindeki şehirleri Hindistan’dan farksız hale getiren çirkin ve devasa tabelaları tek bir düzenlemeyle ortadan kaldırmak.
- Anayasa ile tüm vatandaşların ortak malı haline getirilmiş olan sahillerimizi mafyaya, rantçılara teslim etmeyerek üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde vatandaşın denizle arasına engel koymamak.
- Yeterli öğretmen ataması yaparak bir öğretmene 40 öğrenci düşmesinin önüne geçmek.
- Muhalif siyasetçilere ağzına geleni söylemek ve kaybedeceğini anlayınca onları hapse atmak yerine devlet adamı olmanın ilk şartı olan ''siyasi etik'' bilmek.
- Tarımı bitirip çiftçiyi ithal ürüne mahkûm etmek yerine, üreticiyi destekleyerek gıda fiyatlarını kontrol altına almak.
- Kendi destekçilerine gül dağıtırken muhalif vatandaşları düşmanlaştırmamak ve böylece aynı topraklarda yaşayan insanları kutuplaştırmamak.
- Daracık sokakların, birbirinden alakasız çirkin binaların ve çarpık kentleşmenin hâkim olduğu şehirleri; geniş sokakları, sıkı yapı denetimi ve birbiriyle uyumlu yapıları olan düzenli şehirlere dönüştürmek.
- Koca bir ülkede yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı tek bir kişinin talimatına bağlamak yerine, yönetim mekanizmasının liyakat ve kurumsal akılla işlemesini sağlamak.
- Kamu ihalelerini yandaş ve sürekli aynı şirketlere dağıtmak yerine, şeffaf ve denetlenebilir ihale sistemi kurmak.
- Yargının siyasallaşmasının önüne geçerek bağımsızlığını sağlamak ve vatandaşın adalete duyduğu güveni yeniden tesis etmek.
- Kendi cenahında yetişen gençleri TÜGVA etkinliklerinde ağırlayıp “TEKNOFEST gençliği” olarak tanımlarken, kendisi gibi düşünmeyen gençleri düşman görmemek.
- Bu ülkede doğmuş, bu ülkede yetişmiş ve zaten birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalan sağlık çalışanları için “giderlerse gitsinler” dememek ve bu şekilde ortadoğulu sağlıkçı ithal etmek zorunda kalmamak.
- Bir skandal, ihmal ya da felaket yaşandığında hatayı başka yerlerde arayıp sorumluluktan kaçmak yerine, bir kez olsun adam gibi İSTİFA edebilmek.
@tiarazen@koshkablondinka Güncel adıyla Intellectual Disability’i kastediyorsanız, tanı tek bir gözleme dayanmaz. Zihinsel ve uyumsal işlevselliği neyle ölçümlediniz?
Tabi ama siz eğer restorana, bara giderken çantanızda WAIS-IV falan götürüyorsanız eleştirimi ciddiye almayınız. İyi günler.
@tiarazen@koshkablondinka Sistem eleştirinize katılmakla beraber ona uyum sağladığınız bariz. Zira sistemin bizi buna mecbur bırakması eleştirilecek bir şey. Bağlam dışı etkileşime ve gözleme dayanarak birinin zihinsel yetersizliği olduğunu ve düzeyini tahmin edebildiğinizi düşünmeniz de öyle.
@DIAS Bir Türk atasözü var bu durumla ilişkili: “Denize düşen yılana sarılır.”
Tam olarak sizin durumunuzu özetliyor. El uzattığınız yılanın bir gün umarım sizi sokup zehirleyeceğinden haberdarsınızdır dostum.
O günleri hep beraber yaşadık, yıllar sonra yapmaya çalıştıkları algıya düşeceğiz sanıyorlar. O sezon sizin yüzünüzden o maç oynandı, kazanamadınız. Ağlamayın! Başarısızlıklarınızın tek gerçek sebebi sahada yapmanız gerekenleri yapamıyor oluşunuz. Bunu bi kabullenin.
12 MAYIS 2012: UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ
3 Temmuz 2011’de başlayan ve Fenerbahçe’yi hedef alan sürecin önemli dönüm noktalarından biri olan 12 Mayıs olaylarının üzerinden 14 yıl geçti.
12 Mayıs 2012 tarihinde stadımızda oynanan Fenerbahçe - Galatasaray maçı öncesinde, FETÖ’cü polisler tarafından planlı bir gerginlik yaratılmış; hiçbir olay yokken stadımız gaza boğulmuş, sokaklarda taraftarlarımız kovalanmış, kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı demeden insanlarımızın canına kast edilmiştir.
Fenerbahçe camiası ise tarihi boyunca olduğu gibi o gün de haksızlık karşısında geri adım atmamış; birlik, dayanışma ve haklılığından aldığı güçle gerçeklerin ortaya çıkması için mücadelesini sürdürmüştür.
119 yıldır onurlu ve dimdik duran; “önce vatan” diyerek daima ülkesinin yanında olan; yaşadığı tüm haksızlıklara rağmen yarıştığı her branşta Türk sporuna hizmet etmeyi sürdüren Fenerbahçe Spor Kulübü olarak;
12 Mayıs 2012’de yaşananları unutmadık, unutturmayacağız.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Bizim en büyük sorunumuz sürekli suçu başka yerde aramak. Kimse ne başkanı ne oyuncuları eleştirmiyor doğru düzgün. Ulan maç başladığında kalbim küt küt atıyordu gözüm karardı bir ara elim ayağım titredi heyecandan, şimdi diyorum ki bu nankörler için ne üzüyorum kendimi
#BugünGünlerdenGALATASARAY 💪
🏆 Trendyol Süper Lig 2025-2026 Mehmet Ali Yılmaz Sezonu
🗓️ 31. Hafta
⚽ Fenerbahçe
📆 26.04.2026
⏰ 20.00
🏟️ Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park
📲 #GSvFB
Por qué algunos hombres se vuelven irresistibles después de los 30.
◆ 20-24
→ Responde inmediato por miedo
→ Escribe todos los días
→ Solo piensa en no caer mal
◆ 25-29
→ Descubre que perseguir aleja
→ Deja de forzar conversaciones
◆ A los 30… ↓