Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar GAFLET, DALALET ve hatta HIYANET içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. #gafletdalalethıyanet
15,5 milyon vatandaşımızın oylarıyla Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun önce mahkemede savunma yapmasını engellediler, ardından “Millet Şahidimdir” adıyla hazırlanan savunma kitabına yasak getirdiler.
Ama hakikatin önüne geçemediler.
Şimdi hem “Millet Şahidimdir” kitabını hem de Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası’ndaki savunmasının tam metinlerini milletimizin vicdanına ve takdirine sunuyoruz.
Millet şahidimizdir.
Adalet er ya da geç yerini bulacak!
Millet Şahidimdir kitabını indirmek için:
https://t.co/AJWNtxRWKx
Savunmanın tam metnini okumak için:
https://t.co/TKcsv8rrtv
Ekrem İmamoğlu, iddianamede 110 milyar kamu zararı olduğu iddia edilen Cebeci Maden Sahası hakkında konuştu:
“Sahanın kantar sorumlusuna sahayı hangi ekibin denetlediği soruldu. Cevabı aynen okuyorum. ‘Ayda bir MAPEG gelirdi. Çevre Bakanlığı'ndan gelirlerdi. Orman Bakanlığı'ndan devriye ekibi sabah öğlen akşam devriye atardı. Sultangazizabıtası devriye atardı.” Bak İBB yok. İBB yok, sayın başkan. Devletin bütün kurumları o sahadaydı ve hiçbiri kaçak döküm var diye tek bir tutanak tutmadı. Tek bir tutanak tutmadı. Var mı dosyanıza gelen?
Bunun iki açıklaması olabilir. Ya kaçak döküm hayalidir ya da yetkili bütün kurumlar görevini ihmal etmiştir, suç ortağıdır. Biz değiliz. Onlar suç ortağıdır. Üçüncü bir ihtimal yok. Tekrar ifade ediyorum. MAPEG gelirdi, Çevre Bakanlığı'ndan gelirlerdi, Orman Bakanlığı devriye atardı, Sultangazi zabıtası devriye atardı.
Bir şey daha; aynı kantar sorumlusu, sahaya döküm yapanların listesini daimi ifadesinde savcılığa vermiş. Listede kimler var? Sultangazi Belediyesi, Eyüpsultan Belediyesi, Fen İşleri Müdürlükleri, çoğu AK Partili belediyeler. Resmi plakalı kamu araçları bu sahaya bedelsiz döküm yapmış. Bu fark sorulduğunda cevap ne oluyordu? Resmi araçlar yol yapımını Sultanbeyli Belediyesi'nin birtakım kamu işlerinde cami inşaatı vakıflarına getirdiği hafriyat diye cevap vermiş.”
Muhabir: Türkiye’den Yemen’e yönelik operasyona katılmasını isteyecek misiniz?
Trump: “İsteyebilirim. Erdoğan benim çok iyi dostum.”
“Bence Erdoğan, kendisinden ne istersem yapacaktır.”
“Ona büyük saygı duyuyorum.”
Cübbeli Ahmet ve diğer ‘milli Müslümanların’ fon vurgununa dair hiçbir vaazı olmayacak mı?
Yoksa bu perşembe gecesi sohbetimiz “misvak kullanımının bereketi” ve “hadisler ışığında yetim başı okşama tekniği” üzerine mi?
Ekrem İmamoğlu hakkında açılan MakamAracı Davası'nda konuştu: (Fatoş Erdoğan)
Ekrem İmamoğlu:
“Cumhuriyet’e olan inanç, benim şu andaki direncimin en büyük kaynağıdır.
Çünkü Cumhuriyet, bize itaati değil sorumluluğu; korkuyu değil hakikati; biatı değil, yurttaşlığı öğretmiştir. Çünkü Cumhuriyet’te insan, iktidarın tebaası değildir.
Hele hele bir kişinin tebaası asla değildir. Devletin eşit yurttaşıdır ve yurttaşın görevi, yalnızca seçimden seçime oy vermek değildir.
Gerektiğinde devlet adına yetki kullananlara dönüp, ‘Yanlış yapıyorsunuz.’ diyebilmektir.
Evet, yurttaş olmak böyle bir şeydir.
Yurttaş başını öne eğen, her şeye ‘evet’ diyen ve itaat eden değildir.
O dönem biteli, bu topraklarda 103 sene olmuştur.
Dolayısıyla ‘İtaat et, rahat et.’ Türk milletine yakışacak bir duruş asla değildir.
Ben, o duruşu temsil ediyorum.
O duruşu temsil etmekten de onur duyuyorum.
Buna da engel olacak bir kişi, henüz anasının karnından doğmadı.
Sokrates, Atina Mahkemesi’nde devletin gençliğini yoldan çıkartmakla suçlandığında kendisini büyük ama uykuda olan atı uyandıran bir at sineğine benzetmiştir.
Ben de imkân bulduğum her anda, bu ülkenin uyuşturulmak istenen her ortamında bu ülkenin güzel insanlarına, yurttaşlarına seslendim.
Ve beni duyduklarını düşünüyorum.
Niyetim, insanları sarsmak değil, uyku hâlini dağıtmak ve hakikati hatırlatmaktır.
Çünkü biliyorum ki sorgulanmayan bir devlet, adaletini yitirir. Şu anda tam da bu tehdidin, böyle merkezinde duruyoruz. Gücün sınanmadığı yerde hukuk zayıflar.
Sessizliğin, korkunun çoğaldığı yerde zulüm cesaret bulur. Zalimlere fırsat doğar.
Ben, bu güzel vatanda zalimlerin çok küçücük, minicik, mini minnacık bir azınlık olduğunu düşünüyorum.
Dolayısıyla onların bu pervasızlığına müsaade edecek, onlar karşısında susacak birisi değilim.
Yalçın Küçük, korkuyu ‘ahlakın silicisi’ olarak tanımlar.
Makam korkusu, açlık korkusu, işsizlik korkusu, hapis korkusu, tutsak olma korkusu, güvenlik korkusu, ölüm korkusu.
Korku büyüdükçe, insanın doğru bildiğini söylemesi zorlaşabilir. Biz bunun bir örneğini yanda görülen mahkemede çok yaşadık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de.
Gitmeden önce ABD’nin isteğiyle bir jest daha yaptı. Komşumuz İran’ın, Türkiye’de 44 yıldır faaliyet gösteren bankasını kapattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen yıl aynı gün yine ABD’deydi. Daha oradayken ABD menşeli bazı ürünlere 2018’den beri uygulanan ek vergiler kaldırıldı.
Yıllar önce 1 milyar dolardan fazla bir bedeli ödeyerek talep ettiğimiz F35’ler ise hala verilmedi. Hal böyleyken, Türkiye ABD şirketi Boeing’ten 225 uçak alma sözü verdi.
Kazanan hep ABD!
Bir yıldır uçaklarımız verilecek diye beklerken; jest üstüne jest yaptığınız dostunuz F35’leri Suudi Arabistan’a sattı.
Biz neden bu haldeyiz?
Meşruiyetini millette değil başka ülke liderinde ararsan, itibarın uçak boyutu olduğunu zannedersen, işte böyle vermeden almaya alıştırırlar.
Belki unuttunuz fakat, devletler arasında mütekabiliyet prensibi vardır.
Hizmet etmeniz gereken Mr. Trump değil, 86 milyon yurttaşınızdır.
Beklentimiz ve önceliğimiz ise Türkiye’nin güvenliğidir.
"Bir musibet, bin nasihhattan iyidir" ama bu seferki "Musibet" oldukca büyük, kaç nasihhat karşılığı hesaplaması bile çok zor...
Piyasalarda Her Şey Sil Baştan! | Borsa, Halka Arz ve Yatırım Fonları | ... https://t.co/xaIwm6DmFW via @YouTube
"Bugün 35 yıl önceki diplomayı iptal eden akıl, yarın sizin tarlanıza çöker, tapunuzu elinizden alır, malınıza çöker, yarın sizin de diplomanızı iptal eder."
Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu
15 Mart 2025
Adalet çökmüş!
Ekonomi çökmüş!
Faturası da milletin sırtına yüklenmiştir.
“Siyasi vurgun” peşinde koşanlar, “VURGUNUN” her türlüsünü bu millete yaşatmış; nihayetinde bu iktidar da dibe vurmuştur. Yönetme becerisi kalmamıştır.
Ekonomi ve Adalet yönetimlerinde krizin derinleşmesinin ancak iki nedeni vardır.
Birincisi, becerisizlik ve acemilik.
İkincisi, art niyetli menfaat istismarı.
Bu kara düzeni kuran da 86 milyonun içini karartan da bellidir. Bu rejim, denetleyici ve düzenleyici kurumların içini boşaltmış; milletin hakkını koruyacak liyakatli kamu görevlilerini dışlamıştır.
Liyakatten sadakate, deneyimden eş - dost - akraba sistemi kurulmuştur.
Her kurum, bir kişinin ağzına bakmak zorunda bırakılmıştır.
Kurtuluşun reçetesi; seçimdir, milletin iradesidir, siyaset vurguncularının evlerine gönderilmesidir.
Yarının bugünleri aratmaması için hemen ve derhal seçim!
Yarın saat 08.00’de toplanacak Finansal İstikrar Komitesi’nin önünde yalnızca piyasalardaki dalgalanma değil, kamu gücünün kimler için ve nasıl kullanıldığına ilişkin ağır sorular var.
Milyarlarca dolarlık şüpheli işlemin konuşulduğu bir tabloda şu soruların üzeri örtülemez:
* Bu yüksek getirili sistemden kazanç sağlayan üst düzey siyasetçiler ve kamu görevlileri kimler?
* Denetlemekle yükümlü oldukları yapılarda yatırımı ya da çıkar ilişkisi bulunanlar var mı?
* Hazine ve Maliye Bakanı’nın uyarısından sonra neden 10 ay beklendi?
* Bu süre kimlerin çıkışını tamamlamasına yaradı?
* Manipülasyondan kazanç sağlayanların varlıkları şimdi vatandaşın vergisiyle mi kurtarılacak?
Bunlar siyasi polemik değil, doğrudan finansal istikrar meselesidir. Komite gerçekten görevini yapacaksa yalnızca sonuçları yönetmekle yetinemez; bu düzenin nasıl kurulduğunu, kimler tarafından korunduğunu ve kimlerin kazanç sağladığını da ortaya çıkarmalıdır.
YENİ Parti ekonomi kurmayları olarak atılması gereken adımları açıkça sıralıyoruz:
1. Şüpheli işlemler hakkında suç duyurusunda bulunulmadıysa gerekçesi açıklanmalı; bulunulduysa kapsamı kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
2. Sermaye piyasasında oluşan riskin bankacılık ve tasarruf finansmanı sistemine yayılarak daha büyük bir krize dönüşmesi engellenmelidir.
3. Fonlar halka açılmadan önce kimlerin içeride olduğu, sonrasında kimlerin ne zaman ve hangi tutarlarda çıkış yaptığı siyasi etkiden uzak biçimde incelenmelidir.
4. Fonlara, hisselere ve olası devirlere ilişkin bütün kamu kararlarının hangi ölçütlerle alındığı açıklanmalıdır.
5. Kamu görevindeki siyasetçilerin yatırımları, karar süreçlerine katılımları ve muhtemel çıkar çatışmaları bağımsız denetime açılmalıdır.
6. En önemlisi, ortaya çıkan zarar vatandaşa ve vergi mükellefine yüklenmemelidir.
Kazancı belirli çevrelere bırakıp zararı millete ödetmeye kalkmayın. Finansal istikrar, nüfuz sahiplerini kurtararak değil; gerçeği ortaya çıkarıp sorumlulardan hesap sorarak sağlanır.
“Gel, üye ol, Türkiye’nin umudu ol!”
Kadınlara, gençlere, ailesi için emek ve ekmek mücadelesi verenlere; bu ülkenin geleceğinden umudunu kesmeyen herkese sesleniyorum, siz yolu açacaksınız ki Türkiye huzura kavuşacak.
Ne diyordu Mehmet Akif? “Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”
Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olun.
YENİ Parti’nin sahibi bir kişi, bir makam, bir kadro değildir.
YENİ Parti’nin sahibi halktır.
86 milyonun her ferdi bu yolculuğa davetlidir.
https://t.co/s02Cp84FYw
Değerli Yurttaşlarımız;
Bu gece itibarıyla motorinin litre fiyatı 100 lirayı aşmış olacak.
Bu 100 liranın 20 lirası ÖTV ve KDV’den oluşacak.
2009’da tedavüle giren 100 liralık banknotumuz, o gün 40 litre mazot alıyordu. Bugün aynı 100 lira, sadece 1 litre mazot alacak.
Sayın Erdoğan, 2023 seçimleri öncesinde, “Gabar’da günlük 100 bin varillik petrol bulunduğunu” müjdelerken mazotun litresi 20 liraydı. Bugün 100 lirayı geçecek.
Mazota gelen zam, pompada kalmayacak.
Meyve-sebzeden okul servisine kadar, iğneden ipliğe her şeye zam olarak yansıyacak. Mutfaklarda et değil, daha fazla dert kaynayacak.
Artık vatandaşın bu yükü taşıyacak takati kalmamıştır.
YENİ Parti olarak önerimiz; acil olarak akaryakıttaki vergilerin kaldırılmasıdır.
Dünyanın en yüksek faizlerini öderken, yollara ve köprülere fahiş garanti bedelleri aktarırken hesap yapmayanların eli, sıra vatandaşa geldiğinde titremeyecek.
Giderayak millete daha fazla zulmetmeyin, gerekli adımları atın.
Zaten YENİ Parti iktidarında bu adaletsizlik kökünden çözülecek.
Kürsüdeki gözyaşları…
İBB soruşturması için aylardır aynı şeyi söyledim.
Eşler, çocuklar hedef ve rehin alındı, itirafçılık ailelere zulümle geldi, dedim.
Bunun canlı örneği dün kürsüde, mahkeme huzurunda yaşandı.
30 yıllık aile dostunun çirkin ithamlarına maruz kalan Ağaç A.Ş. Genel Müdürümüz Ali SUKAS, sanığa şunu sordu: “Oğlun tutuklanmasa bu ifadeyi verir miydin?”
Bu soru, kürsüdeki sanığı ağlattı. Gözyaşları aktı. 60 yaşını aşan kürsüdeki sanık, dostunun bu sorusuyla gözyaşlarını silerken “Bu soruya cevap vermek istemiyorum.” diyebildi.
Bu “ah”ların elbet bir faturası olacak!
Bu zulmün adil yargı önünde elbet bir sonucu olacak!
CHP'den istifa ederek AKP'ye katılan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun eşinin ortak olduğu Jantsa'nın bağlı ortaklığı JMW Jant'ın TOGG'un yeni araç programında tedarikçi olarak seçilmesine ilişkin haberler, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. @ZaferArapkirli https://t.co/gG7SulRlj8