Cehalet insana mutluluk getirir derler. O serbest bıraktığınız cehalet bir gün sevdiklerinize zarar verdiğinde, sizin de canınızı yaktığında anlarsınız ki cehalet er ya da geç mutsuzluk getirir.
Kırşehir’in Aşağı Homurlu Köyü muhtar adayı Aydın Battal seçimi kaybettikten sonra şöyle bir video çekmiş. Videoyu izlerken bu memleketin güzel insanlarından neden umut kesmememiz gerektiğini bir kere daha anladım. Muhteşem bir nezaket, kavrayış, söyleyiş gücü ve tertemiz bir kalp. Şu videoyu imkân olsa da her siyasetçimiz izlese keşke.
Şiir böyledir Aydın Ağabey, Sartre’ın ifadesiyle “yitiren kazanır oyunudur”. Kalın enseleriyle senin fakirliğinle, takım elbisenle, yazdığın şiirle dalga geçerler, şölen sofralarına davet etmezler, oy vermezler, meczup derler. Ama şair yenilmez Aydın Ağabey, şiir yenilmez. Onlar kazanır, ipek yüklü kervanlarla yol alır, her işleri tıkırındadır, tencerelerinden hep et kokusu yayılır, kısacası dünya onlarındır.
Ama şair yenilmez Aydın Ağabey. Hepsi gün gelir toprak olur, makamlar devrilir, şatolar yıkılır, zenginin namı unutulur ama senin yazdığın o dizeler dimdik ayakta kalır, dillerden dillere dolaşır, gönüllere dokunur, zor zamanlarda insana yoldaş olur.
Muhtar seçilseydin yüksek ihtimalle senin şairliğinden de gönlünün güzelliğinden de haberdar olamayacaktık. Sakın üzülme Aydın Ağabey, belki muhtarlığı kaybettin ama binlerce insanın gönlünü ve hayretini kazandın.
Bir de seni muhtarlık yarışında destekleyenlerden özür dilerken: “Onları da kendi adi gönlümün peşine taktım” dedin ya, gönlümüzü orada dağıttın abi helal olsun.
Aşk ile bir kez daha Aydın Ağabey: Şair yenilmez, şiir yenilmez!
Büyük bir mutluluk ve heyecanla, sizlere çok sevinçli bir haberi duyurma onurunu yaşıyorum. İngiltere tarafından "Yaşam Boyu Başarı Ödülü" ile taltif edildiğim bilgisini paylaşmak istiyorum. Bu prestijli ödüle, mezun olduğum Imperial College ve Londra Üniversitesi'nin değerli referansları sayesinde layık görüldüm. Her yıl, Birleşik Krallık Mezunlar Ödülü kapsamında bilim-teknoloji, sosyal etki ve kültür-sanat alanlarında üç ödül verilmektedir. Ödül Komitesi, özgeçmişimi inceledikten sonra beni diğer adaylardan ayrı bir kategoride değerlendirme kararı almış ve tarihinde ilk defa "Yaşam Boyu Başarı Ödülü" kategorisini oluşturarak bu ödülü bana tevcih etmiştir.
Bu özel ödül, dün gece İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğunda düzenlenen muhteşem bir törenle bana sunuldu. Yaşadığım bu rüya gibi geceyi ve tören sırasında yaşadığım derin duygusal anları hayatım boyunca unutmayacağım. Bu unutulmaz anın sevinci içinde, gözyaşlarımı tutamadım.
Bu ödül, sadece kişisel bir başarı değil, aynı zamanda bana destek olan herkese ve bana inananlara sunulmuş bir teşekkür niteliğindedir. Ödül Törenindeki teşekkür konuşmamda ödülü “Türk Milleti’ne” armağan ettim. Bu vesileyle, bu yolculukta yanımda olan herkese en derin minnettarlığımı ifade etmek isterim.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Pelin Gündeş Bakır
@trBritish@JillMorrisFCDO@UKinTurkiye@KenanPoleo@itu1773@SemraYlcin
ECEVİT'İN AŞÇISI ANLATIYOR;
ECEVİT BENİ AĞLATMIŞTIR.
Başbakanlık konutuna taşındığında, beni çağırıp
"Evlådim, burası benim evim ve devlet bana maaş veriyor. Bütün yediğimiz, içtiğimizin parasını benden alacaksın. Sakın ola, devletin tek zeytin tanesi boğazımdan geçmesin. Ben de çok dikkat edeceğim ama, sizden bu konuda çok hassas olmanızı rica ediyorum demişti. Bir gün kahvaltı yapılacak ve peynir yok. Her nasılsa ihmal etmişiz. Gittim bizzat kendisinden peynir almak için para istedim. Bütün ceplerini karıştırdı, para çıkmadı. Rahşan Hanım bir tasın içinde, o zaman iki buçuk lira vardı, buldu verdi... "
Gözyaşlarıma engel olamamıştım."
BİR İNSANIN NAMAZI NİYAZI SİZİ ALDATMASIN. ONUN PARAYLA MALLA MÜLKLE İŞİNE BAKIN. BU GÖRDÜĞÜNÜZ ADAM DEVLET MALINDAN TEK KURUŞ BİLE ŞAHSI İÇİN KULLANMAMIŞTIR.
IŞIKLAR İÇİNDE UYU ÖRNEK İNSAN...
4000 Yıllık Şiir...
KİMİNLE KONUŞABİLİRİM BUGÜN?
Kiminle konuşabilirim bugün?
Arkadaşların içi kötü,
Bugünkü dostlar bilmiyor sevmeyi.
Kiminle konuşabilirim bugün?
Yürekler doymak bilmiyor,
Herkes arkadaşının malını çarpmakta.
Kiminle konuşabilirim bugün?
Aklı başında adamlar öldü gitti,
Vur kır sardı herkesin yüreğini.
Kiminle konuşabilirim bugün?
Melek yüzlerinin altında şeytanlıklar,
İyilik her yerden kovuldu artık.
Kiminle konuşabilirim bugün?
Yürekler doymak bilmiyor,
Kimse onur duymaz yüreğimden ,
Kiminle konuşabilirim bugün?
Doğru insanlar yok artık,
Yeryüzü kötülük edenlere bırakıldı.
Kiminle konuşabilirim bugün?
Artık dost most kalmadı.
İnsan içini, gidip bilmediği birine açmalı…
Kiminle konuşabilirim bugün?
Sarıyor dünyayı kötülük…,
Bir türlü sonu gelmiyor!
Kaynak: Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi, sayfa 97
Görsel, Asur dönemine ait bir tablettir ve temsilidir.
Sizlere bir hazine gönderiyorum
1- Türkiye'de yayınlanan ve yayınlanmış olan gazetelerin geçmişten günümüze tüm sayılarına ulaşabileceğiniz bir platform
https://t.co/HhABVcU4kP
2- Tübitak'ın tüm yayın ve dergilerinin arşivi:
https://t.co/w24PGHYVx1
3- Milli kütüphane arşivindeki tüm taş plaklara ses dosyası olarak ulaşabileceğiniz bir platform
https://t.co/sGKDx9PsLy
4- Abd Meclis Kütüphanesi, 1800-2020 yılları arasında dünya üzerinde çekilmiş milyonlarca fotoğrafa ulaşabilirsiniz
https://t.co/JHRkb486tH
5- Yüz binlerce resim, çizim, karikatür ve görseli konularına göre arayabileceğiniz büyük bir arşiv
https://t.co/St6MskimlL
Tomristen Rabiaya
''Sanem'' arapçada put demektir, ''Necla'' da şaşı demek mesela... ''Gülsüm'' ise gariban, zavallı kimsesiz kişi, Cennet bahçesi olarak bilinen ''İrem'' ise Allah'ın gazabına uğrayan sahte cennettir!!! ''Aleyna'' mesela, yine sıkça kız çocuklarımıza koyduğumuz bir isimdir ama onun da anlamı ''üstümüze bela, sıkıntı aksın'' demektir. Ne şuursuzluk be! - Ve yine mesela ''Kezban'' ismi Kur'an'da geçiyor diye kızlarımıza veriyoruz ama aslen Kezban yalancı demektir. Çocuğa bu ismi koyarsanız, 'yalancı, yalancı' diye çağırmış oluyorsunuz!!!
Hele hele, Bekir, yahu deve yavrusu' demektir. (Bu arada Hz. Ebubekir'in ismi Abdullah'tır, Ebubekir lakabıdır, bunu karıştırıp mevzuyu sulandırmaya, çarpıtmaya ya da traşlamaya kalkmayalım size zahmet!!!)
Rümeysa mesela ''gözü çapaklı kadın'' demektir
Ve yine mesela çocuklarına ''saniye'', ''rabia'', ''selase'' ''vahide'' gibi anlamlı ve kutsal isim koyduklarını zannedenler aslında onlara numara verdiklerinden bihaber! Vahide dediğinde birinci, saniye dediğinde ikinci, selase üçüncü rabia dediğinde de dördüncü demek oluyor ve mübareklikle falan da asla alakası yok... - Çünkü Arap kültüründe, kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar onlara isim vermez numara verirlerdi, mevzu bundan ibaret! Kısacası örnekler tonla ama buraya sığmaz şimdi...
-Peki biz TÜRKLER!!! Ne halt etmeye bu kadar arap, ibrani, sasani ve pers vs hayranlığı yapıp çocuklarımıza bu milletlerin (ya da kimi Avrupa dili ailesinden olan) çocukların adlarını veriyoruz?!
- Ecdadımızdan gelen bu saçma sapan geleneği, bu aymazlığı neden hala bitmek tükenmek bilmez bir inatla sürdürüyoruz???!!!???
-Orhun Anıtları'nda "Türk beyleri Türk adını bıraktı, Çince adlar alıp Çin kağanına bağlandı" diye sitem edilmektedir* diye yazar... (Ki bu özensizlik, bu densizlik İslam öncesi Sasani ve Pers adlarını hükümdara ve ailesine veren Anadolu Selçuklularında yapılmış en büyük aymazlıktır!) Ve devamında da bu özensizlik ve aymazlık ve dilimizin bilinçli asimilasyonu osmanlı ile doruk noktasına erişti... -
Bunu durdurmaya bu günkü Cumhuriyet de yetmedi, yetemedi maalesef!
-Yani sonuç itibarı ile hakikaten çok merak ediyorum, milletçe neden bu özensizliğe, bu saçmalığa, bu densizliğe ve bu aymazlığa ısrarla devam ediyoruz.
Mustafa Durmuş/Tomristen Rabiaya
DUBAİ
NÜFUS: 3 milyon 339 bin
Şantiye şefi maaşı: 12.250 $
Diş doktoru maaşı: 8.000 $
İkinci el ortalama araba : 20.000$
Iphone 15: 1100$
viski:17$
Et: 11$
++
Barınağa teslim edilen dişi köpeğin korkak ve mutsuz tavırları dikkat çekmiş. Yapılan kontroller sonrasında yakın zamanda doğum yaptığı ve yavrularının alındığı tespit edilmiş. Bir araştırma sonucu yavrularına ulaşarak anne ve yavrularının tekrar bir araya gelmesi sağlanmış ve ortaya bu şahane manzara çıkmış.
📹 marinhumanesociety - Youtube
OECD verilerine göre, Türkiye’deki yetişkinlerin %40’ı okuduğu en basit metni bile anlayamıyor.
Bu veriye göre, Türkiye’deki yetişkinlerin %85’i ile bir tartışmaya girmenin anlamı yok. Zira sizin fikrinizi anlayabilecek seviyede değiller.
Yine aynı şekilde, entelektüel bir metni anlayıp çözebilecek yahut bir konuda araştırma yapabilecek Türk yetişkinlerinin oranı %3.
İşin içine kanıta dayalı argümanları değerlendirebilmek ve karşıt görüşlere bakarak bir sentez yapabilmek girince bu oran %1’in altında.
Yani Twitter’da neden yazdıklarımız anlaşılmıyor diyorsanız, sebebi bu.