John Mearsheimer'ın Charlie Rose'a verdiği önemli röportajı çevirdim.
https://t.co/8W0DnzKfRK
Bu çeviri, yaptığım bir diğer iki çeviriyle birlikte okunmalı:
1. https://t.co/unpV4luIay
2. https://t.co/ML60gqt760
Denizli'nin kuruluş döneminde kesinlikle ağır troll bir bürokrat varmış. Şehrin denizle uzaktan yakından alakası yok, bu yetmemiş gibi en kuzeydeki ilçesinin adını da Güney koymuşlar.
Acaba dedim Atıf diye bir arkadaşını mı çağırmış. “Ah be Atıfım bana konuk mu olacaktım” gibi bir şey mi dedim.
Ama o da değil belli ki.
Atıfım neye atıf, Atıf’a değilse?
ne çok atıf dedim ilginç bir kelime cidden.
twitteki “atıfım” kelimesi hiçbir şeye uymuyor. yazarken başka biri klavyeye basmış gibi ayrık.
“onun sözü üzerine benim atfım” demek istemiş sanırım, öyleyse da anlam uymuyor.
Son zamanlarda gördüğüm en tuhaf uyumsuzluk. yapay zeka çevirisi basan yayınevlerimizde bile görmedim
twitteki “atıfım” kelimesi hiçbir şeye uymuyor. yazarken başka biri klavyeye basmış gibi ayrık.
“onun sözü üzerine benim atfım” demek istemiş sanırım, öyleyse da anlam uymuyor.
Son zamanlarda gördüğüm en tuhaf uyumsuzluk. yapay zeka çevirisi basan yayınevlerimizde bile görmedim
Bir yıl önce, “Olmaz” denilen bir yerde yollarımız kesişti. Ayaküstü başlayan sohbet 40 dakika sürdü. Ayrılırken, “Ya versene sen numaranı” sözü. “Bir gün bana konuk olur musun?” Atıfım. O röportajı yaptım. Bazı buluşmaların hikayesi, röportajın kendisi kadar kıymetli. Keyfim çok yerinde. Bu fotoğraf da röportaj anından.
Yakında👏🏻👍
Doğan Avcıoğlu, kendi kuşağı içinde bir “davası” olduğu için belki bir kırılma yaratıyor. Bugün de süren etkisine rağmen dokunulmaz değil tabii. Emre Can Dağlıoğlu’nun Avcıoğlu üzerine yazdığı, çok yerinde eleştiriler içeren bir makale var. Türkiye’nin Düzeni’nin
Peter Watson'dan yeni çevirim çıktı!
Büyük boy, 1008 sayfa, sert kapak. Kısacası raflarınıza girmeye aday.
2 kahve + 2 dilim frambuazlı cheesecake bu kitaptan daha pahalı :)
https://t.co/0ZlIoDctUR
Modern Zihin, YKY'deki Fikirler Tarihi'nin devamı niteliğinde.
bir muhafazakar, gelenek olarak gördüğü paketin inşa ettiği çerçeveye tabi olur, uyar. her daim kendini gerçekleştiren kehanetle onanır.
oysa geleneğe tabi bile olsalar, iki insanın inşa edeceği şey onlara özgüdür. emek gerektirir. böyle ezberden sıkmayın ıskalarsınız.
“Marksistler kavrama vakıf değiller” gibi bir toptancılık entelektüel açıdan savunulamaz. Marksizm içerisinde birbirinden farklı ekoller, yorumlar ve siyasal pratikler vardır. Tek bir “Marksist” tipinden söz etmek indirgemeciliktir.
Elbette laiklik kavramının tarihini bilmek önemlidir. Ama laiklik ile Marksizm arasındaki ilişkiye dair bir yorum yapılacaksa Paris Komünü'ne yani "Fransa'da İç Savaş"a bakıp da "Yahudi Sorunu Üzerine"ye ya da "Sosyalizm ve Din"e bakmamak olmaz. Bakınca da işler biraz bulanıklaşır.
📢TÜSTAV Afiş Arşivi dijital erişime açıldı.
Sendikal mücadeleden sosyalist harekete, kadın mücadelesinden barış, demokrasi, çevre ve dayanışmaya uzanan bini aşkın afiş, yakın tarihin görsel hafızasını bugüne taşıyor.
Erişim: https://t.co/IM66hSJSGG
@kayatanis tamam şu an olur.
hocanın telafi mesajını aradım bir yerlerde ama göremedim. en azından uyarıdan sonra fatketmeli değil miydi? çığır açan yayınlar yapmaya devam edebilir.
Özgür Özel:
"BinBin şirketinin sahibi Üsame Erdoğan, Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan'ın oğlu.
BinBin'i halka arz eden firma Bulls Yatırım, ortağı ise Lidya Holding. Hepsi doğrudan bağlantılı.
'Erdoğan'ın yeğeni Üsame'nin şirketine koşun' demişler, herkes para yatırmış, işi bilenler çekilmiş.
Bugün 200 lira koyan zavallının hissesi 47 liradan işlem görüyor.
Lidya Holding, sahibi Enver Çelik. Bulls Yatırım, sahibi Kemal Akkaya.
Bunların kulaklarına kim ne fısıldadı?
Bunlar savcılıktan serbest bırakıldı. Bunlar tutuklanamayacak kadar büyük lokmalar"
🗣️ Serdar Tuncer:
“Belediye otobüslerinde, ellerindeki poşetlere gizlenmiş parti bayraklarını asmaya giden mahzun ama onurlu insanlar ciplere binmeye başlayınca bir şeyler yitip gitti avcumuzdan.
O babaların çocukları bir başkasının hakkı hukuku demeden ihale kovalamaya başlayınca ahlakımız yitip gitti.
28 şubatlarda tesettürü için sokaklarda joplanan annelerin evlatları artık modern tesettüre bürünmüş annelerinin yanında taytla arz-ı endam etmeye başlayınca onurumuz yitti.
Bir de baktık ki ortada bizden eser yok, biz yittik! Dün yok muamelesi görüyorduk yokluk içindeydik ama bütün heybetimiz ve vakarımızla biz vardık.
Bugün her yerde biz varız güya ama ortalıkta bizden eser yok!"