@aasligs Hayal @hayall__hayal bu kadın pkklı. Kendi odalarda konuştu. Pkklılarla otururum aynı masada diye PKK seviciliği yapan kadın için boğazını yorma
Toplumlarda kötülüğün sıradanlaşması zaman alır. Önce sınırlar yoklanır. Bir haksızlık yapılır, tepkiye bakılır. Bir tehdit savrulur, karşılığı ölçülür. Tepki gelmedikçe, yaptırım uygulanmadıkça bir sonraki adım kolaylaşır. Kötülükten kazanç sağlayanların yanına, ona karşı çıkmanın bedelinden korkanların sessizliği eklenir. Böylece insanlar yalnızca kötülüğü değil, kötülük karşısında susmayı da öğrenir.
Yazıyoruz ama okuyan yok. Ama yine de yazalım belki nasiplenen olır:
Memleketin tamamı sanki bir travmanın içinde…
Bana göre 2000’lerde giderek belirginleşen toplumsal çürümeye zamanında müdahale edilmedi. Bugün bunun sonuçlarını hayatın her alanında görüyoruz. Kendisini ekonomik ve sosyal imkânlarıyla görece korunaklı çevrelere çekebilenler var. Geri kalanlar ise okulda, sokakta, işyerinde, trafikte aynı güvensizliğin içinde yaşamaya çalışıyor. Üstelik kendisini koruyabildiğini düşünenlerin çocukları da eninde sonunda bu toplumun içine çıkacak.
Toplumlarda kötülüğün sıradanlaşması zaman alır. Önce sınırlar yoklanır. Bir haksızlık yapılır, tepkiye bakılır. Bir tehdit savrulur, karşılığı ölçülür. Tepki gelmedikçe, yaptırım uygulanmadıkça bir sonraki adım kolaylaşır. Kötülükten kazanç sağlayanların yanına, ona karşı çıkmanın bedelinden korkanların sessizliği eklenir. Böylece insanlar yalnızca kötülüğü değil, kötülük karşısında susmayı da öğrenir.
Türkiye uzun zamandır bu buhranın içinde çabalıyor. İtiraz edenler okulda, çarşıda, maçta, kafede kendilerini baskı altında hissediyor. Siyasetin önceliği ise çoğu zaman sorunu anlamaktan çok eleştiriyi savuşturmak oluyor. Her olayın ardından bir açıklama, birkaç görünür tedbir, yeni bir düzenleme… Fakat sorunun felsefesine, sosyolojisine ve onu yeniden üreten ilişkilere yeterince bakılmıyor.
Bu tablonun merkezinde, toplumsal işlevini giderek kaybeden okul var.
Durkheim, eğitimi “genç kuşağın yöntemli biçimde toplumsallaştırılması” olarak tanımlar. Bu tanım bize okulun neden yalnızca ders anlatılan bir bina olamayacağını hatırlatır. Okul; başkasının hakkını tanımayı, birlikte yaşamayı, sorumluluk almayı ve ortak kurallara güvenmeyi öğrendiğimiz yerlerden biridir.
Peki biz okulu neye dönüştürüyoruz?
Kaç net yaptı? Kaç öğrenci dereceye girdi? Kaç kişi tıp kazandı? Sıralamada kaç basamak yükseldik?
Akademik başarı elbette değerlidir. Fakat yalnızca akademik başarıyı ödüllendiren bir sistem, çocuklara neyin önemli olduğunu da öğretir. Arkadaşını aşağılayan ama sınavda yüksek puan alan öğrencinin davranışını görmezden gelirsek, dürüstlüğün ve başkasına saygının başarı kadar değerli olmadığını söylemiş oluruz. Dayanışmayı, sorumluluğu ve adaleti törende anlatıp günlük okul hayatında karşılıksız bırakırsak çocuklar sözlerimize değil, uygulamalarımıza bakar.
Dewey’in ifadesiyle, “Eğitim, gelecekteki yaşama hazırlık değil, bir yaşama sürecidir.” Çocuk, toplumun nasıl işlediğini öğrenmek için mezun olmayı beklemez. Sınıfta kimin sözünün dinlendiğinden, zorbalık karşısında kimin korunduğundan, kuralların kime uygulanıp kime uygulanmadığından öğrenir.
Bu yüzden okulun işlevini kaybetmesi, yalnızca öğrencilerin yeterince matematik öğrenememesi değildir. Çocuğun adalete, yetişkinlere ve birlikte yaşamaya duyduğu güvenin aşınmasıdır.
PISA tartışmalarımız da aynı dar bakışın içinde sıkışıyor. Kamuoyuna sunduğumuz başarı hikâyelerinde sürekli puanları ve sıralamaları öne çıkarıyoruz. Oysa PISA; öğrencilerin okula aidiyetini, zorbalık deneyimlerini, kendilerini ne kadar güvende hissettiklerini ve yaşam doyumlarını da inceliyor. Bunlar raporların süsü değil, eğitimin durumunu anlamanın temel parçalarıdır.
Bir çocuk soruları doğru çözüyor ama okulda kendisini yalnız, değersiz veya tehdit altında hissediyorsa, bu tabloyu yalnızca puanına bakarak başarı diye sunamayız. Puan artışı, okulun toplumsal ve insani görevlerini yerine getirdiğinin tek başına kanıtı değildir.
Okullardaki şiddeti de bu çerçevede konuşmak zorundayız.
Bir saldırının ardından kapıya görevli koymak gerekli olabilir. Fakat görevlilerin yetkisi, eğitimi, sorumluluğu ve kriz anında uygulayacağı plan belli değilse, personel sayısını artırmak neyi çözer? Destek personelinden silahlı bir saldırganı durdurmasını beklemek hangi mesleki hazırlığa dayanır?
Aleyna Çakır davasında karar çıktı… Ümitcan Uygun'a sadece intihara yönlendirmeden ceza verildi. Mahkeme aşamasında hiçbir talebimiz kabul edilmedi. En azından keşif yapın anlayacaksınız dedik keşif yapılmadı. Ne söylesem az kalır. Bugün adalet yarım kaldı, eksik kaldı…
Mahkeme aşamasında hiçbir talebimiz kabul edilmedi. En azından keşif yapın anlayacaksınız dedik keşif yapılmadı. Ne söylesem az kalır. Bu kararı kimseye açıklayamam. Bugün adalet yarım kaldı, eksik kaldı…
Aleyna Çakır’ın ailesinin avukatı Umur Yıldırım. #adalet@avumuryildirim
SON DAKİKA | Aleyna Çakır'ın ölümüyle ilgili davada Ümitcan Uygun:
▬ 'Eziyet etme' suçundan beraat etti.
▬ 'İntihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme' suçundan 4 yıl ceza aldı. (İHA)
@dubogaca Hocam peki gerçekten psikososyal desteğe ihtiyacı olanların yüzde kaçı gidip başvurur? Çözüm önerilerinizi saygıyla karşılıyorum ancak ben umutsuzum artık
#SONDAKİKA
🚨Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lisede düzenlenen silahlı saldırının şüphelisinin 9. sınıf öğrencisi H.O. olduğu belirlendi.
Yaralanan öğrencilerin de kimlikleri şöyle:
16 yaşındaki I.O (Hayati tehlikesi var)
16 yaşındaki B.S. (Hayati tehlikesi var)
16 yaşındaki K.F.Y (Saçma yarası var)
15 yaşındaki H.E.B (Saçma yarası var)
17 yaşındaki K.B. (Saçma yarası var)
17 yaşındaki A.G. (Saçma yarası var)
16 yaşındaki B.T. (Saçma yarası var)
16 yaşındaki M.K. (Saçma yarası var)
16 yaşındaki N.M. (Saçma yarası var)
14 yaşındaki R.D. (Saçma yarası var)
@PiriiKursad Arif Güran ile Ankara’da adalet arayan ailelerin eylemlerine katıldığında gece bir odada anlattın Kürşat. Ben şahidim, sen burada her zaman dürüst bir duruş sergiledin, temiz bir dil kullandın.
Doğanın sahibi değiliz bir parçasıyız. Sağduyu sahibi insanlarımız nerede? O kanlı yasaya evet denildiği zaman çok mücadele ettik. Artık yeter duyun sesimizi!
#CanlarınHesabıSorulsun
Tanrı,Türkler için tarihin akışını defalarca kez değiştirmiştir. Tanrı Türk'e muzaffer olmayı yeğlemiştir.
Türk milleti, tarih boyunca hürriyetinden ve bağımsızlığından asla taviz vermemiş, en zorlu koşullarda dahi boyunduruk kabul etmemiştir.
#30AğustosZaferBayramı
Kutlu olsun
Tanrı, Türkler için tarihin akışını defalarca kez değiştirmiştir. Tanrı Türk'e muzaffer olmayı yeğlemiştir.
Türk milleti, tarih boyunca hürriyetinden ve bağımsızlığından asla taviz vermemiş, en zorlu koşullarda dahi boyunduruk kabul etmemiştir.
Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e uzanan bu kadim yürüyüşte, Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açan, Çanakkale’de geçilmez bir irade koyan, Dumlupınar’da bağımsızlığını mühürleyen ve Kıbrıs’ta soydaşının imdadına yetişen ruh hep aynı ruhtur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile taçlanmış, vatan toprakları üzerindeki kirli emeller nihai bir zaferle bertaraf edilmiştir.
Bu zafer, yalnızca bir askeri başarı değil, bir milletin küllerinden yeniden doğarak tarihin akışını yönlendirme iradesidir.
Türk milletinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı şeref ve şanla kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum…
Ne Mutlu Türküm Diyene 🇹🇷
Minnettarız ❤️🇹🇷🤍
Ulu Önder Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk
#30AğustosZaferBayramı#ZaferBayramı
Tüm Türk Milletinin büyük zaferi kutlu olsun. Saygı, sevgi minnetle anıyoruz
🤍🇹🇷❤️
Ne Mutlu Türk’üm Diyene! 🇹🇷🤍❤️🇹🇷
Minnettarız ❤️🇹🇷🤍
Ulu Önder Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk
#30AğustosZaferBayramı#ZaferBayramı
Tüm Türk Milletinin büyük zaferi kutlu olsun. Saygı, sevgi minnetle anıyoruz
🤍🇹🇷❤️
Ne Mutlu Türk’üm Diyene! 🇹🇷🤍❤️🇹🇷
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun 🇹🇷
Bu videoda göreceğiniz her şey, dağlar, süngüler, bayrak, Atatürk'ün yüzü, 110.476 parlayan noktayla çizildi. Her nokta, MSB kayıtlarındaki gerçek bir şehitin bilgilerini içeriyor.
Biraz uzun oldu biliyorum ama izlerseniz sevinirim.