Bir okulda deprem tatbikatı yapılacakmış. Okul müdürü yıllardır tatbikat yaptığı için sıkılmış olsa gerek farklı bir şey denemeye karar vermiş. Toplamış öğretmenleri ve "Yıllardır aynı şeyi yapıyoruz. Bu sefer sirenleri çocuklar teneffüsteyken çalalım, bakalım ne olacak?" demiş.
Birkaç öğretmen bu fikre itiraz etmiş ama müdür kararlıymış. Gerçekten de yüzlerce çocuk teneffüste bahçede neşeyle oynarken sirenleri çalmışlar.
Çocuklar sireni duyar duymaz koşturarak okula girmişler. Ne olduğunu anlayamayan öğretmenler de çocukların peşinden koşup okula girmiş. Sınıflara çıktıklarında, öğrencileri yaşam üçgeni oluşturmak için sıraların yanına çömelmiş halde bulmuşlar.
Sirenler susunca da daha önce yaptıkları gibi hep birlikte yine bahçedeki toplanma alanına doğru koşturmuşlar.
Galiba çocuklara düşünmek haricinde her şeyi öğretmişiz. Müfredat yetiştirme derdine düşüp insan yetiştirmeyi unutmuşuz. Artık öğretmeyi bırakalım da, biraz düşünsünler.
Pazartesi okullar açılıyor. İlk derste yoklama alırken, bir de Descartes'e göre mevcutları yazalım.
Bakalım sınıfta kaç kişi var?
Bugün de başka bir şeyle karşınızdayım :) Geçen hafta bir trafik kazası yaşadık. Araba kaskolu. Yönlendikleri servise götürdük. 2 gün sonra hasarsızlık için dava açmak istiyor musunuz ? Biz sigorta şirketinin avukatıyız diye aradılar bizi. Ve Av. Ebrar Erkul’ a vekalet vermemiz için bilgileri yolladılar. Ben de noterden vekaleti verdim. Sonra ertesi sigorta şirketinin gerçek avukatı aradı. Ve farkettim ki, Av. Ebrar Erkul , sigorta şirketinin avukatı değil, beni dolandırmaya çalışıyor. Davayı kazanacak. Parayı alacak. Ve yok olacak muhtemelen. SBM ( Sigorta Bilişim Merkezi ) her kaza yapanın bilgilerini bazı avukatlara “satıyor “ ve bu sistemden avukat sizin bilgilerinize ulaşıp sizi arıyor. Velhasıl kelam. Kaza yaptığınızda Av. Ebrar Erkul bürosundan sizi aralarsa vekalet vermeyiniz. Ve bu avukatları baroya şikayet ediniz . Bu da “hukukçu “ dolandırıcılığı !
Sevgili takipçilerim, bugün Dünya Kanser Günü.
Bana ve meslektaşlarıma hasta yakınlarının en sık sorduğu sorulardan biri şu oluyor: “Kanser oldu… Ne yedirelim? Beslenmede nelere dikkat edelim?”
Ve maalesef bazen şu cevap veriliyor: “Ne yedirirseniz yedirin, her şeyden alsın… Şeker de yiyebilir. Şekerle kanser ilişkisi gösterilmedi.”
Ben buna çok net bir şey söyleyeyim: Bu külliyen yalandır.
“Şekerle kanser ilişkisi gösterilmedi” diyen meslektaşlarımı tıp fakültesi 1. sınıf biyokimya derslerine dönmeye davet ediyorum. Şeker–kanser ilişkisi, ders kitaplarına girmiş klasik bilgidir.
Eğer şekerle kanserin ilişkisi olmasaydı, bugün kanseri teşhis etmek için PET-CT çekemezdik. PET-CT cihazında vücuda radyoaktif maddeyle işaretlenmiş glikoz (şeker) verilir. Neden mi? Çünkü kanser hücresi o şekeri kapmak için adeta saldırır; biz de şekerin biriktiği yerleri görerek kanserin yerini tespit ederiz.
Kanserin yerini şekerle tespit edip, sonra hastaya "istediğini yiyebilirsin" demek, hatta destek tedavisi adı altında şekerli serumlar ve mısır şurubu dolu mamalar vermek ne kadar bilimsel?
Kanser bir günde oluşmaz. Başlangıcı ile tümörün belirmesi arasında 20 yıl var. Bu süreci yönetmek, kanseri daha başlangıcında durdurmak ancak doğru beslenme ve fitoterapi ile mümkündür. 🌿
Daha 1930’larda Otto Warburg, kanser hücresinin oksijensiz ortamda şekerle beslendiğini ispatladı. Biz bugün neden özümüzden uzaklaşıyoruz?
Kanserden korunmak ve hastalıkla savaşmak istiyorsanız; 🚫Şekerden, 🚫Karbonhidrattan, 🚫İşlenmiş gıdadan, 🚫Glutenden ve tarım zehirlerinden uzak durun!
Özünüze dönün. Sağlıklı beslenme bir lüks değil, hayatta kalma mücadelesidir. Sağlıklı beslenin ki, ne sizi hasta edebilsinler ne de iyileşmenize engel olsunlar!
Daha fazla bilgi için ‘Kanser Tedavisinde BÜYÜK HATA! Şeker Tüketimi Sinsice Kansere mi Sürüklüyor?’ başlıklı YouTube kanalımdaki videomu izleyebilirsiniz.
*reklam
#kanser #drümitaktaş #ilaçsızyaşam
Türk Kimyager Yücel Kaynak -45 Dereceye Kadar Kar ve Buzu Eriten ve Tuza Göre 10 Kat Daha Ekonomik ve Asfalta Zararsız Olan Bir Granül Üretti.
(Adı: Buz Yak ) (6 Yıllık Ar-Ge ve Mutlu Son)
Tebrikler
Nevşin Mengu: Tutuklanan öğrencilerin en büyüğü 22 yaşında. Avukatlarıyla konuştum Yaşı çok küçük olanlardan tutuklama kararı çıkınca ağlayanlar olmuş Avukat çocukları teselli ederken polis memurlarının da gözlerinin dolduğunu aktardı.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün 1937'de TBMM açış törenine katılma ve konuşma görüntüleri ortaya çıktı.
(TSK Film Arşivi)
Atatürk'ün ilk kez gördüğüm videosu 🙏