Kırklareli’nde, eşinden boşanarak 4 yaşındaki kızıyla yeni bir yaşam kurmaya çalışan Çisem Çalkantı, eski eşi tarafından katledildi.
Henüz 4 yaşındaki kızı da aynı saldırıda yaşamını yitirdi.
Kadınları koruyamayan, şiddeti önleyemeyen ve her cinayetin ardından yalnızca açıklama yapmakla yetinen anlayış, bu karanlık tablonun en büyük sorumlularındandır.
Kadınların yaşam hakkını güvence altına alamayanlar, adaleti sağlayamayanlar ve gerekli önlemleri almayanlar; bir anneyi evladından, bir çocuğu annesinden koparan bu düzenin siyasi sorumluluğundan kaçamaz.
Her kadın cinayeti önlenemeyen değil, önlenmeyen bir cinayettir. Artık kayıpları değil, yaşamı koruyan bir düzeni inşa etmek zorundayız.
Kızım Hiranur'u başından vurup hayattan koparan katilleri iyi tanıyın Hüseyin Arda Şark, Nazmi Çetin ve Mustafa Zeybek serbest bırakıldı iki katil aranızda artık kararın bozulması için lütfen paylaşarak destek verin katiller cezasız kaldı.
#Hiranuraygariçinadalet
BU POSTU GÖREN HERKESİN PAYLAŞMASINI RİCA EDİYORUZ — Bir annenin yardım çığlığına destek olalım.
Fail Alper Hisar, Selime Balcı’yı zorla uy*turucuya başlattı, fuh*şa zorladı, darp etti, t*vüz etti ve kasten uçurumdan attı.
Ardından olay basit bir trafik kazası gibi gösterilmeye çalışıldı; ancak hiçbir fren izine rastlanılmadı, emniyet kemerlerinin koltuk arkasından bağlandığı ve kamera kayıtlarıyla aracı failin kullandığı kesin olarak tespit edildi.
Somut deliller olmasına rağmen Selime’nin cenazesi Adli Tıp Kurumu’na gönderilmedi ve hiçbir otopsi işlemi yaptırılmadı; deliller karartılarak cinayet örtbas edilmeye çalışılıyor!
Somut delillere rağmen Fail Alper Hisar hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
ÖDÜL GİBİ CEZA OLMAZ!
Olay: Mersin’de geçiyor.
Anne Arife Balcı, aylardır sesini duyurmaya çalışıyor. Sosyal medyada aylardır mücadele ediyor. Lütfen sesi olalım.
#SelimeBalcıİçinAdalet
bu nafaka kararı bildiğimiz üzere gökten düşmedi. yıllardır kadınların şiddete karşı korunmasını, boşanma sonrası ekonomik güvencelerini ve eşit yurttaşlık taleplerini hedef alan siyasi bir hattın parçası olarak geldi. önce kadınları koruyan mekanizmalar tek tek tartışmaya açıldı, ardından toplumsal cinsiyet eşitliği fikri itibarsızlaştırıldı, şimdi de boşanma sonrasında yoksulluğa düşen kadınlar için kalan son güvencelerden biri zayıflatılıyor.
oysa gerçek hayat, mahkeme kararlarında kurulan soyut eşitlik varsayımından çok farklı. aynı evlilikten çıkan kadın ve erkek aynı noktadan başlamıyor. kariyerinden vazgeçen, yıllarca görünmeyen eviçi emeği üstlenen, çocukların bakım sorumluluğunu taşımaya devam eden taraf çoğu zaman kadın oluyor. buna rağmen yıllardır kamuoyuna sanki asıl büyük toplumsal sorun nafakanın kendisiymiş gibi anlatıldı.
bugün atılan adım yalnızca bir nafaka tartışması değil; kadınların ekonomik bağımsızlığını, boşanabilme özgürlüğünü ve şiddet döngüsünden çıkabilme imkanını bizzat etkileyen politik bir tercihin sonucu. mesele hiçbir zaman birkaç istisnai örnek değildi. mesele, kadınların kazanılmış haklarının tek tek tartışmaya açılması.
Kİ süresiz nafaka denen şey bir pratikte neredeyse hiç işlemiyor.
yeniden evlenme, ekonomik durumun değişmesi veya yoksulluğun ortadan kalkması gibi birçok durumda nafaka zaten sona eriyor ya da azalabiliyor.
cesedinin sarılıp atıldığı halı annesine "kişisel eşya" diye verilen Sedef Güler'i hatırladınız mı?
yarın Bakırköy 4. ağır ceza mahkemesinde karar duruşması var. bu yüzden kısa bir hatırlatmayla size SedefGülerin SesiOl demek istiyorum
lütfen okuyup paylaşır mısınız?
bugün bir avukat, takip ettiği dava nedeniyle öldürüldü. hatice kocaefe 26 yaşında daha hayatının başındaydı, hayalleri vardı.
sokak ortasında öldürüldü.
ben acik iletisim yaparim. ama fazla acik olur. o ciplakligi her sey de kaldiramaz. kaldiramaz herkes de. o yuzden de ben acik iletisim yapmam genelde. nabza gore iletisirim ve bana dedikleri: bu yeterince acik deil
?? biliyorum. yutabilicein sekilde ben giydirdim. insanliktan..