Kurtulmuş’un gençliğinden itibaren siyasal yürüyüşünü incelerseniz nasıl biri olduğu daha iyi kavranır, norm dışı devletin, süreç karşıtı bürokrasinin örtülü başat unsurudur. Barış annelerinin Kürtçe konuşmasına tahammül edememesi sıradan bir meclis mevzuatını işletmeye çalışması
TBMM Başkanı Kurtulmuş:
🗣️ "Örgütün bütünüyle kendisini tasfiye etmesi ve silahları bıraktığının anlaşılmasıyla TBMM yasal düzenlemeleri yerine getirecek"
https://t.co/3fbWyQ1D87
Size bir örnekle Türk solu, sosyalistlerinin büyük bir kesiminin Kürt alerjisini şöyle anlatayım yerel seçimlerde CHP’den aday olan sosyalist bir kişi seçim çalışmaları kapsamında İyi partiyi ziyaret etti, o ilçede o kişi kazansın diye aday çıkarmayan HDP’yi ziyaret etmedi.
Uzun süredir Türkiye'de sol sosyalist siyasetin sınırlarını belirleyen, bu alanın hegemonik gücü kürt hareketi oldu. Solun kürt hareketinden bağımsız bir söz kurmaya, kendi ana meselesini yani sınıfı kimliğin önüne merkeze koymaya çalıştığı her an, bu durum kürt siyaseti tarafından ayrımcılık, devlet aklı veya şovenizm olarak kodlanıyor. Bu solun kendi sözünü kurma yani ayrışma çabası önünde Kürt hareketinin kendi siyasal tekelini koruma refleksi. Solculara daha çok kızılmasının sebebi de bu, iyip, chp vs "öteki" iken, sol "evin içindeki sadık müttefik" olarak görülüyor ve ondan beklenen şey koşulsuz dayanışma, ama iktidar ile Kürt hareketi arasında yeni bir "uzlaşı" masası kuruluyorsa, sosyalist solun bu masanın etrafında hizalanması eşyanın tabiatına aykırı.
Temel çelişkisini ulus/devlet ve kültürel/politik haklar üzerinden kuram bi hareket hak elde etmek için devletle, hatta en sağcı iktidarlarla bile pragmatik uzlaşmakara oturabilir. Bu kendi siyasi rasyonalitesi içinde gayet tutarlı hatta gerekli belki. Sol ise temel çelişkisini sermaye, emek sömürüsü ve mevcut hegemonik düzenin tümüyle yıkılması üzerinden kuruyor. Sınıf siyaseti yürüten bir yapının, mevcut iktidarı meşrulaştıran herhangi bir uzlaşıya salt "Kürtler hak kazanıyor" diyerek payanda olması beklenemez. Yani bu ayrışma bir tercih bile değil, tarihsel bir zorunluluk.
Ülkede türlü farklı siyasetler ittifak yapıyor. CHP ile Saadet partisi’nin "farklıyız ama ittifak yapıyoruz" diyebilmesi, her ikisinin de kendi tabanına, kendi özgül ağırlığına ve bağımsız siyasi sermayesine sahip olmasından kaynaklanıyor. Türkiye solunun Kürt hareketiyle ilişkisinde ise uzun süredir asimetrik bir bağımlılık var. Bu ilişkinin rasyonel bir "taktiksel ittifak" zeminine oturabilmesi için solun, kürt hareketinin oyuna ve organizasyon ağına muhtaç olduğu denklemden çıkması şart. Kendi tabanını işçi havzalarında, emeklilerde, yoksullarda kuramayan bir sol masaya eşit bir müttefik olarak oturamaz ve her kopma çabası siyasetin doğası itibariyle kösteklenir
Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
Irkçı, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci politikalar toplum arasında sadece kutuplaşmaya yol açmadı, nefreti, ayrımcılığı, ırkçılığı ve örgütlü kötülüğü de yarattı. Koç münferit bir anlayış değildir. Milyonlarca koçla aynı mekanlarda yaşıyoruz.
📌 Nice 8 yıllara
▪️ Yeni Yaşam! Adımız gibi iddialıyız. Gazetecilik yaşamın ta kendisidir. Yaşamdan alır, yaşam verir; gerçeğe, hakikate can olur. Yaşamın renkliliğine, farklılığına, çok sesliliğine, çoğulculuğuna inanıyoruz ve özgür yaşama...
https://t.co/gJRoHmKRjA
Umarım sende tepki olarak etkinliklere katılmazsın, o kibirinle sanatçılara ve katılımcılara ayrılan zamanı kendi egonu tatmin edeceksin diye sabote etmenden kurtuluruz.
Diyar e, Memê sebra wî lê bar e êdî hew îdare kiriye.
Ez şahidê hevalê xwe yê delal im ku ji bo şerma malê di malê de bimîne çiqas li ber xwe daye. Ez şahid im ku ji bo kesek bi hin rezaletan nehesin çawa tehemul kiriye. Ez şahid im ku çawa keda wî hatiye dizîn, lê ji bo Kurdek aciz nebe çawa ji xwe daye. Ez şahid im ku di dewra qeyûm û barbariyê de çawa şewqeya xwe kişandiye ser bijangan û çûye di karê giran de xebitiye da serî li ber dagirkeran netewîne. Ez şahid im ku çawa bi mehan li ser cilikekî razaye û balîfek xwe tunebûye ku bide navbera pişta xwe û dîwêr.
Memo yek ji wan zarokan e ku Roma reş gund û mal lê xerakiriye, şewitandiye. Li bin konên naylonî yên "karkerên demsalî" mezin bûye, di nav heriya zeviyên serdestan de xwe û neteweya xwe naskiriye. Di 13-14 saliya xwe de helbest şandine "Rewşen"ê, di 17-18 saliya xwe de xema şehîdên me xwariye.
Memê ku bi hevaltî û biratiya wî şanaz im, di dewra xerakirina bajaran de li ber serê Cemîlayê giriyaye, "Li Rûbarê Dêrgulê" bi hestên salên 90î qêriyaye, li pey xewna qulingan di xewa kûr re çûye.
Ez barê Memî zêdetir nekim, lê Mem em in. Em çawa ji ber qîlên gurên har ku hezaran salan cîhanê xerakirine xelas bûne û mane ew jî ji ber dagirkeriya çavsor û jiyana ne-bextewar xelas bûye û maye.
Mem, "Darbesta Wedat Aydin, lê Amedê Amedê, kesk û sor zer pêçane" nekiriye "Sanma ki bizbizeyiz lê Amedê Amedê, olene dek sizleyiz!" Mem, "Li Bota' dîlan e, Egîdan ser hildane" nekiriye "Bu şehre sozumuz var, sahalar rakiplere dar!" Berê serdestan stranên me didizîn, niha golikên qol ketine nav stranan dikin Tirkî û dibin kesên "maqûl" lê Mem Ararat ku "Kurmancê reş" e dibe nîşange?
Nabe ku rantiye keda Memî û hunermendên me bixwin. Ne qanûnên serdestan ên "telîf"ê lê isûla civata me û şoreşgeriyê pîvêr e. Berê karê "sazî"yan ji bo şoreşê bû, lê hin sazî êdî malê şexsan in, şexsan dest danîne ser. Divê ji pişt mertalê qanûnên Tirkan derkevin û mafê hemû hunermendên Kurd radestî wan bikin. Nabe hunermendên Kurd li hemberî desthilatdariya Kurdan "jî" têbikoşin! Nabe ku saziyên "me" yên heyî bi qeydê serdestan bikin.
Memê me yê çargurçik hunera me dibe ser dikên qurre yên cîhanê. Mem navê serkeftina Kurdiya me ye. Hez dikî godarî bike, hez nakî godarî neke. Lê neheqî lê neke, xîreta wî nahêle ku dilê te bişkîne, lê dizanim ku dilê wî wek Kurdistana me fireh û xemgîn e.
Selîm Temo
Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden İbrahim Kaypakkaya ile Kürt hareketinin öncü kadrolarından Haki Karer ve Dörtler şahsında; özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitiren tüm devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz.
Onların direnişi, halkların ortak geleceğine tutulan bir ışık; bıraktıkları miras ise yolumuzu aydınlatan iradedir.
Bu topraklarda barışın, adaletin ve özgürlüğün sesi yükseldikçe onların mücadeleleri yaşamaya devam edecektir. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.
Herşey bir yana canıyla, zindanla ve sürgünle bedel ödeyen bu halkın çocuklarını yurtsever devrimcileri ırkçı faşist Türkler gibi konuşma tarzıyla “arqaşlar - halqımız” diyerek dalga geçen küçük gören kibirli üslubunun hesabını halk sanatına yaklaşımla sorar, soruyorda.
İkibin takipçili kontra hesabın uydurma notlarını paylaşarak Öcalan üzerinden gündem olmak isteyen biri daha.
Sözde bu ödpliler anti amerikancı ama Öcalan’ın uydurma notlardaki amerika değerlendirmeleri onun ilgisini çekmiyor çünkü KÖH hakikatini kimse öğrensin istemiyorlar.
S. Demirtaş’a ilişkin Öcalan:
Sürece ya katkı sunacak ya da ağzını kapatacak. Kapatmazsa ben kapatacağım. Baş müzakereci benim bilmiyor mu?
Hayatım boyunca Kürt milliyetçileriyle mücadele ettim. K. Burkay federasyonu, İ. Güçlü bağımsızlığı savunuyordu. Bunu şiddetle reddettim.
“Kürt Hareketinin çevre çeperinde bu işleri yapıyorsanız, sizin entelektüel uğraşlarınız dahi kriminalize edilir. Yazmaya devam edeceğiz. Artık üzerimde bir Türklük şemsiyesi de yok sayılır.”
Türklük sözleşmesine uymadın cezası | İsmet Kayhan
https://t.co/u3Hq4RNroC
Toplumunun huzurlu, mutlu ülke eşiği doksanlarda tv’de huysuz virjin, dansöz, alkol görmek, okullarda andımızın kaldırılmasıyla ülke felakete sürüklendi sanıyor, biz ne ara böyle olduk triplerine giriyorlar siz zaten böyleydiniz çürümüş ve yozdunuz şimdi farkına vardınız.