Çocuklar, bir hafta sonra 23 Nisan’ı kutlayacakları okulun camlarından canlarını kurtarmak için atladılar; dans edecekleri bahçede ise ceset torbaları var.
Okul ve ölümün aynı cümlede ne işi var; okul kapılarında ceset torbalarının, sınıflarda silahların ne işi var?
Popüler kültür ve medya şiddeti metalaştırıyor, bu da gençlerin çatışma çözme becerilerini azaltıyor. Konuşmak, dinlemek veya anlamaya çalışmak yerine bilgisayar oyunu oynar gibi şiddete yöneliyor dürtü kontrol sorunu olan gençler.
Şiddet vakalarının çoğunun arkasında, fark edilmeyen veya kaynak yetersizliği nedeniyle müdahale edilemeyen ruh sağlığı sorunları var. Öğrencilerimize öfke yönetimi ve empati eğitiminin müfredatın bir parçası olarak verilmesi şart. Ayrıca sosyal hizmeti yaygınlaştırmalıyız, sorunlu gençleri tek tek tespit eden ve aileleri ile yakın iş birliği içinde çalışan sosyal hizmet sistemini okula entegre edebilmeliyiz.
‘Gücü gücü yetene’ dünyasında kimse güvende değildir.
Bir öğrenciyi kazanacağız derken koca bir nesli ve öğretmenin itibarını kaybediyoruz. Sınıfta disiplini sağlayacak yetkimiz yok, can güvenliğimiz yok ama sorumluluğumuz çok. Bu “sosyal çürüme” hepimizi tüketmeden önlem alınmalı…
İran'da okulda ölen kız çocuklarının sayısı 165'e yükseldi. Kadınlara özgürlük getireceğiz diye yola çıkıp, okula giden kız çocuklarını öldürdüler.
Bunu asla unutma evlat, batı hiçbir zaman medeni olmamıştır.
Fakültemiz mezunlarından olup halen de Tefsir’de doktora öğrencimiz olan ve Savur’a ilçe müftüsü olarak atanan Ömer MANTIR hocamıza “hayırlı olsun” ziyaretinde bulunduk. İlçe müftümüzü tebrik ediyor, başarılar diliyoruz. @Masaallah_Turan