Leman dergisinde yargılanan sadece Alper kardeşimiz değil; Peygamberimiz (sas) ve kutsallarımızdır.
İslami Cemaat ve STK’ların sessizliği korkunç
Müslümanlar, içinde bulunduğu kabın rengini ve şeklini alan kimseler değil, bulunduğu topraklara ve ortamlara rengini veren aktörlerdir. Bir toplumda aktör ve öncü olmak, ümmetlere şahit olmak ve en hayırlı ümmet olmak; kimliksizlikle, kişiliksizlikle, değerlerini ve kutsallarını pespaye insanların çiğnemesine izin vermekle, şiarlarına saygısızlık edilmesine müsaade etmekle gerçekleşemez.
Kendisine saygısı olan hiçbir topluluğun, Müslüman olsun ya da gayrimüslim olsun, değerlerini, sembollerini, şiarlarını ve simgelerini alay, oyun ve eğlence konusu yapanlara susması söz konusu olamaz.
Geçtiğimiz sene Leman dergisi, Peygamberimizi hakaretamiz bir şekilde karikatürize eden yayınlar yapmıştı. Bunun üzerine pek çok genç Taksim'deki Leman dergisinin önüne giderek bu saygısızlığı protesto etti. O gün orada ben de vardım ve kalabalığa konuşma yapanlardan biri de bendim. Bundan gurur duyuyorum. Bir daha olsa yine giderim ve Peygamberimizi nasıl gerekiyorsa öyle savunurum.
Anam babam sana feda olsun ey Hz. Muhammed!
Bizler, Peygamberimize (sas) layık bir ümmet olmanın yolunun; şiarlarımızı ve kutsallarımızı ayakta ve el üstünde tutmaktan, Nebimize yönelik her türlü hakaret dilini susturmaktan geçtiğine inanıyoruz. Nitekim ayet-i kerimede de Müslümanların değerleriyle alay edilen bir ortamda bulunulmaması gerektiği bildirilmektedir.
Bu bağlamda, Leman dergisi önündeki protesto nedeniyle hakkında dava açılan Alper kardeşimiz yalnız değildir ve yalnız yargılanmamaktadır.
Aslında 6 Kasım'da Çağlayan Adliyesi'nde yargılanacak olan Alper değil; Peygamberimiz ve O'nu savunması gerekirken sessiz kalan cemaatler, camialar, STK'lar, kısacası tüm Müslümanlardır.
Yargılanan şey, Müslümanların kutsallarına hakaret edildiğinde ses çıkarmasıdır. Müslümanların sesi, tepkisi ve şerefi yargılanmaktadır. Vallahi, yargılanan kişi Alper kardeşimiz değil de İslam'a hakaret eden, Müslümanların değerlerine söven seküler kesimden biri olsaydı, mahkeme önüne kalabalıkların yığıldığını, vekillerin ve gazetecilerin destek için akın ettiğini görürdük.
Normalde bu dava nedeniyle Çağlayan Adliyesi önünde büyük bir miting yapılması gerekirken, Peygamberimizin hakkını ve hukukunu savundukları için dava edilen 8-10 gencin boynu bükük bir şekilde mahkemeye gitmesi hepimizin yüzünde kara bir lekedir.
Öyleyse İslami camialara ve STK'lara sesleniyorum:
Sakın "Bu gençler neden davetimize teveccüh etmiyor, neden camialardan ayrı topluluklar oluşturuyor, neden aynı dili konuşamıyoruz?" demeyin. Bir daha değerlerimize hakaret edildiğinde de "İnsanlar neden sessiz?" demeyin.
15 Yaş Altı Sosyal Medya Yasağını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
“Devlet maalesef elinde çekiç tuttuğu için karşısındaki her şeyi çivi olarak görüyor ve bir şeyi hizaya sokmak istediğinde tepesine inmeyi tercih ediyor.”
“Siz buraya bir kötülüğü koyduktan sonra bana bu kötülüğe bakma demek çok saçma bir yasaktır.”
“Siz bu yasağı getirdiğiniz zaman çocuklar internetin karanlık kısmına geçecek...”
Kendisine cevap veremeyecek, bir faydası ya da zararı dokunmayacak heykel ile konuşan adamlar kalkmış bizi gericilikle suçlayıp Afganistan'a gönderiyor.
Üç beş kuruşa köle gibi çalışır, kışın doğalgaz parası fazla gelmesin diye titreyerek oturur, kazandığı parayla ay sonunu getirememekten yakınır sonra da Cumhuriyetin savunucusu olur.
Bunun adı kölelik değil de nedir?
Bre sefil!
Allah'a inanmıyorsan dilediğini yap ama hesap günü ağlayıp zırlama!
Yok inanıyorsan adam ol inancının gereğini yerine getir!
🔴 Mersin ve Ankara'da 17 kadın, "terör örgütüne finansman sağlamak" iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı.
Aktarılan bilgilere göre suçlamalara gerekçe olarak birbirlerinden kıyafet ve kişisel eşya satın almaları, telefonla görüşmeleri ve akraba olmalarına rağmen bir araya gelip çay içmeleri gösterildi.
Kadınların kendi aralarında çarşaf, terlik, kıyafet gibi eşyalar almalarının sonucunda ortaya çıkan para trafiği ‘şüpheler’ arasında gösterildi.
Şafak vakti düzenlenen operasyonlarda kadınlara ters kelepçe takıldığı da ileri sürüldü.
Mersin'de tutuklananlar arasında 7 aylık hamile bir kadın ve yine 8 aylık bebeğini emziren bir kadın da olduğu ifade edildi.
Van'da "Sosyal Sarsıntılar ve Enkaz Altında Kalan Toplum" teması çerçevesinde Siyasi Parti ve STK Temsilcileri, medya mensupları, imamlar, avukat, kanaat önderleri ve akademisyenler ile bir araya gelerek söyleşi gerçekleştirdik.
Bütün katılımcılardan ve emeği geçenlerden Allah razı olsun. Rabbim böylesi oturumları ümmetin birliğine ve maruz kaldığı enkazdan kurtulmaya vesile kılsın.
#SesimiziDuyanVarmı
Bu hafta; Kültürel sarsıntıları ve ailede, sosyal, siyasi, ekonomik yaşamda neden olduğu sistematik depremleri, hasılı kültürel sömürgeciliğin bıraktığı enkazı konuştuk. "Bu enkaz nasıl kalkacak?" cevabını aradık.
#SesimiziDuyanVarmı
https://t.co/vwyn9IaHVF
#pazar
Özel FM’de Recep Muslu ile 'Bir Konu Bir Konuk' programında Azerbaycan’daki başörtüsü yasağını ve Yemen’deki gelişmeleri konuşacağız.
Program saat 16.30’da.
https://t.co/p3aFU7eHsD
Al-Baqarah: 96:
"You'll surely find them clinging to life more eagerly than any other people, even more than polytheists. Each one of them wishes to live a thousand years. But to be granted a long life will not save him from punishment. For Allah is All-Seeing of what they do."
Köklü Değişim Van Temsilciliği olarak, "Sosyal Depremler ve Enkaz Altındaki Toplum" kampanyası kapsamında “Toplum Bir Yardım Eli Bekliyor” başlıklı konferansı gerçekleştirdik.
Konferans, Hamza Kılıç'ın sunumuyla başladı. ++
#Makale;
Ümmetin Hâl-i Pürmelâli: Zulmün Gölgesinde, Çöküşün Pençesinde
İlyas Kösem yazdı...
🖋️"Bir Müslümanın Allah’ın emrini savunması ne zamandan beri suç oldu?"
🖋️"Bütün bunları doğuran hayat anlayışını sorgulamadığımız müddetçe aynı felaketleri yaşamaya devam edeceğiz."
🖋️"Kurtuluş; İslâm akidesini hayatın esası kılmak ve ümmetin siyasi iradesini Râşidî Hilâfet Devleti çatısı altında birleştirmektir."
#BaşörtüsüAllahınEmridir
#SesimiziDuyanVarmı
Tarih boyunca batıl ehli, İslam'la uzlaşma çabası içine girmiştir. Günümüzde ise her şeyde olduğu gibi bunda da işler tersine döndü; artık kendisine Müslüman diyenler batıl ehliyle uzlaşmaya çalışıyor. Bir Kemalist, laik veya demokrat çıkıp da 'Şeriata karşıyız ama İslam'daki şura/istişare mekanizmasını onaylıyoruz.' demez; zaten demesin de. Ne var ki ne tam Kemalist ne de tam Müslüman olabilen o arada kalmış güruh, her münasebette İslam dışı ideolojilerle bir uyum noktası yakalamaya çalışıyor. Kendinize gelin! İslam yalnızca İslam'dır, haktır. Onun dışında kalan her şey batıldır.
🛑Tabip Odasına Had Gönderileri!
İstanbul Tabip Odası’nın 29 Ekim mesajında yer alan “kul olmaktan yurttaş olmaya, dogmadan akla” ifadeleri üzerine Müslümanlar, bu ifadeleri kabul etmeyerek kulluğu küçümseyen bu davranışa tepki gösteren paylaşımlar yapmaya başladı.
#TabipOdasıHaddiniBil
🛑Cumhuriyet Mesajı Tepkilere yol açtı
İstanbul Tabip Odası’nın 29 Ekim mesajında yer alan “kul olmaktan yurttaş olmaya, dogmadan akla” ifadeleri tepki çekti. Psikiyatrist Dr. Mahir Yeşildal, bu ifadelerin Allah’a kulluğu küçümseyen bir anlayış taşıdığını belirterek, asıl dogmatik olanın kendileri olduğunu savundu.
Cumhuriyet, Müslüman Halka Zorla Dayatılmış Bir Rejimdir! #29Ekim
Laik-demokratik Cumhuriyet rejimi, bu toprakların evlatlarının kendi iradesiyle kurduğu değil, Müslüman halka tepeden tırnağa zorla dayatılmış bir rejimdir.
Bugün "Sesimizi Duyan Var mı?" mottosuyla başlattığımız kampanya, Cumhuriyet rejiminin toplumda açtığı derin yaraları, kültürel ve sosyal depremleri, toplumu kalkındırmak şöyle dursun bilakis uçurumlara sürüklediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
•Bu rejim, bir "halk iradesi" eseri değil; Lozan Konferansı'nda İngilizlerin sunduğu şartların -Hilafet’in kaldırılması, halifenin sürgün edilmesi ve devletin laik esaslara oturtulması şartının- harfiyen uygulanmasıyla bir oldu-bitti olarak kuruldu.
•Dini hayattan ve devletten koparan bu düzen; eğitimden adalete, ekonomiden ahlaka kadar bu topluma huzur değil; artan suç oranlarını, ahlaki çöküntüyü, yozlaşmayı ve çaresizliği getirdi. Laik eğitim ve kültür politikaları eliyle gençliğimiz içki, uyuşturucu, kumar ve faiz batağına sürüklenirken; aile müessesesi parça pinçik edilmiş, sokaklarımız güven ve emniyetten mahrum bırakılmıştır.
•Cumhuriyet ile birlikte Kur'an ile bağımız hedef alındı; ümmet milliyetçilik ve vatancılık nifaklarıyla parçalandı. Bugün Gazze kan ağlarken elimizin kolumuzun bağlı kalması, kardeşlerimize bir lokma ekmek bile ulaştıramaz hale gelmemiz, bize çizilen bu batıl sınırların ve rejimlerin neticesidir.
Toplumu içinde bulunduğu kaostan kurtaramayan, ekonomik ve sosyal sarsıntılardan koruyamayan, aile-nesil-toplum için huzurlu bir gelecek inşa edemeyen bu cumhuriyet, olmasa da olurdu.
Her gecenin bir sabahı olduğu gibi, bu karanlık yüzyılın da şafağı İslam'dır. Köklü Değişim'in "Sesimizi duyan var mı?" feryadı bu toplumda makes bulacak; ümmetin yeniden ayağa kalkışı ve İslam'ın adalet nizamı olan Hilâfet ile son bulacaktır.