VEBA'nın KENDİSİ de, VE tabii ki, SALGINI da YALANDIR!
3-4 gündür Rus medyası νeba vakası haberleriyle çalkalanıyor.
Ama hikaye hastanede öl(dürül)en laboratuvar çalışanının birkaç gün önce test tüpünü kırmasıyla başlamıyor!
Geçtiğimiz Haziran ayında Rusya'nın en çok izlenen kanalında bir dizi (2. foto) gösterime giriyor.
Dizinin konusu 1960 yılında Moskova'da aniden ortaya çıkan sözde çiçek hastalığı vakası ve onunla "mücadele".
Gerçekten yaşandığı iddia edilen bir olay.
Ne var ki Coνid tiyatrosunu izledikten sonra bizler, olmayan çiçek hastalığının Moskova'ya neden geldiğini çok iyi anlıyoruz:
7 milyon kişiyi deney yapmak ve
"epidemyolojik" güvenlik sistemini sonsuza dek değiştirmek* için.
Tabii ki gizli yürütülen bir operasyon.
Haziran ayında diziyi milyonlar izliyor ve 25 Eylül'de Veba Önleme Enstitüsünün laboratuvarında çalışan bir kadın bir test tüpünü kırıyor. 29 Eylül'de zatürre belirtileriyle hastaneye kaldırılıyor ve solunum cihazına(!) bağlanıyor. 2 Ekim'de kadının ciğerleri iflas ediyor tabi ve ölüyor.
_____________________
*SSCB 1949 yılında DSÖ'den ayrılmış, 1955-1956 yılında dönmüş. Döner dönmez de aşılama oranlarında 6-7 yıllık arayı kapatmak için sözde çiçek salgını önleme tiyatrosu ve tabii "sonsuza dek" değişecek kurallar, uygulamalar!
P.S. Veba yalanıyla ilgili 1.5 yıl önce büyük bir yazı paylaşmıştım.
Bu sabah Rus hesapların veba paniği yaratmaya çalıştığını görünce aceleyle 2 yorum yazdım. Akşam baktım ki benim söylediklerimi alıntılayarak 4-5 sayfalık yazılar paylaşmışlar (yorum değil, paylaşım 📷).
"İşin yoksa νeba yazısını bir de Rusçaya çevir paylaş", diyorum kendime.
Uğraşmaya değer mi, bilmiyorum.
Siz ne dersiniz?
❗️FARKINDALIĞIN LANETİ❗️
Nietzsche'nin dediği gibi, ne kadar çok bilirsen, ne kadar çok tecrübe edinirsen, o kadar toplumdan uzaklaşırsın.
Ufku açık, vizyon sahibi, meselelerin sebeplerini merak eden, sürekli daha çok konuyu öğrenme gayretinde olan insanlar, içinde oldukları sürü ile benzerliklerini kaybeder ve o topluluğun vasatında yaşamak, bir tür eziyet haline gelir. Çoğunluğa ters gelen fikirler geliştirir, onları huzursuz eden görüşler ileri sürerler ve böylece bir arada yaşamak için gereken uyum bozulur ve de kaçınılmaz mutsuzluk gelir ardından.
Nietzsche, boşuna delirmedi...
AVRUPA'NIN HASTA ADAMI İNGİLTERE
Magna Carta'dan itibaren, modern parlamenter demokrasinin beşiği sayılan, bir zamanların "üzerinde güneş batmayan" imparatorluğu İngiltere'nin yaşadığı siyasi kaos, aslında ülkenin yıllar içinde çözüm bulamadığı yapısal sorunların patladığı bir çıban sayılır.
Son 10 yılda 7 Başbakan değiştiren İngiltere, aslında günümüz demokrasi uygulamalarının iflas ettiğinin mükemmel bir göstergesi. Halkın kendi kendini idare ettiği yalanıyla bugünlere kadar gelen Demokrasi, artık uygulandığı bütün ülkelerde iflas etmiş bulunuyor. Ortada, siyasi sistemi ve dolayısıyla gücü ele geçirmiş oligarklar ve onların dayattığı adayların seçime girdiği çarpık bir düzen var sadece. Kısacası bugün adına Demokrasi denen yönetim usulü, haddizatında halka kısıtlı tercihlerin sunulduğu Oligarşiden başka bir şey değil. Beşiği sayılan ülkede bu kandırmacanın patlaması da, sanırım bu iddiamı doğrulayan harika bir örnek.
Halk kendi kendini yönetmiyor; uyanık çobanlar halkı güdüyor. İngiltere'de ise bu düzene artık çoban da dayanmıyor. Dünyanın her ülkesinde hukukun üstünlüğü ilkesi az veya çok oranda çiğneniyor ve giderek, ekonomisi, eğitim sistemi bozulan, sosyal ve psikolojik ihtiyaçları karşılanamayan halklar ise, bu bozuk düzeni değiştirebilecek hiçbir imkan ve güce sahip değiller.
Seçimle değiştiremezler, hukukla kazanamazlar ve artık silahla da devrim yapamazlar.
İngiltere, insanlığın önündeki umutsuzluğun sembolü olmuş durumda. Peki hiç mi çözümü yok bu kaosun?
Hayatta çözümü olmayan hiçbir sorun yok ama okuma ve öğrenme iştahları kapanmış, zihinleri işe yaramaz video ve eğlence içerikleri ile giderek uyuşturulmakta olan insanlığın, ulvi idealler ile büyük mücadelelere girişmesi çok zor görünüyor doğrusu. Öncelikle sorunun varlığını ve ciddiyetini anlayacak bir feraset lazım.
Bize bir şey olmaz deme; İngiltere'yi kasaba cambazhanesine çeviren hayat, sana bana ne yapmaz?
📍Ahbap Derneği’ni konuşmaktan CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın ifşa ettiği bu mevzu fazla gündem olmadı. Açıklaması çok kritik:
“— Türkiye'nin İran'a ödemek zorunda kalacağı 1,5 milyar dolarlık usulsüz petrol taşıma cezasının 673 milyon dolarlık kısmı Türkiye tarafından İsrail, GKRY ve Yunanistan'a satılan ucuz petrolden kaynaklanıyor.
— Yani AKP, Akdeniz’de ittifak kuran Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan’a ucuz petrol sattığı için bu parayı hepimiz ödeyeceğiz!”
Deniz Yavuzyılmaz’ın söylemlerine verecek cevabınız var mı?
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Almanya'da 35 derecede demir erimiş.
Öyleyse Suudi Arabistan'ın buharlaşıp okyanus olması lâzım.
Bunların hepsi KÜRESELCİLERİN BEYİN YIKAMA TAKTİĞİ!
Mesele iklim krizi bahanesiyle KARBON AYAK İZİNİ GETİRMEK!
Mesele dünya yanıyor deyip seni PUANLAYIP KÖLE YAPMAK!
Düşün!
@ErkanTrukten Hedefim artık 100bin değil 10bin imza, medyadan kovuldum , soyadım Erbakan değil, AKP finansal desteği ile kurulmadım , toplayamıyorum 100000 imzayı, ne yapayım? Bizim parti olarak hedefimiz 2033, ölmez de sağ kalırsak
https://t.co/mPR7FqLB33
Sectiğiniz siyasiler ABD mandası ve İngiltere mandası olma arasında mücadele ediyor. Siz kendinizi buna layık hissediyorsanız ne alâ!
TEMEL PROJELERİM:
Mecliste 300 Milletvekili.
DSÖ'yü kovmak
Nakitsiz toplum projesinin iptali.
ÖTV'yi sadece zenginlerin fantezi ürünlerinden almak.
Zorunlu aşı politikasının çöpe atılması.
Küreselci İklim kanununu çöpe atmak.
GSS'yi kademeli olarak kaldırmak.
Devletteki talana karşı "Müfettişler Kurulu Bakanlığını" açmak.
6284 ve süresiz nafaka kanununun çöpe atılması.
Deniz Tuzu Arıtma Tesisleri açmak.
Tarım reformu. Yerli tohum teşviki.
Ucuz et. Hayvancılığı teşvik.
Muhtarlığın Mahalle Dayanışma Vakıflarına dönüştürülmesi.
Vergi kalemlerinin azaltılması.
Vahşi cinayetlere İdam cezası.
Çete liderlerinin maden ocaklarında ıslahı.
Yargı reformu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Açıkladı:
"Karbon Salınımı Analizi' zorunlu hale getirildi.
Yeşil dönüşüm dedikleri şey, adıım adım mülksüzleştirme projesidir! #GüçlüParti
SpaceX CEO'su Elon Musk ile eski sağcı influencer Ashley St. Clair arasındaki velayet ve nafaka davası devam ederken, ABD seçimlerinden hemen önce ikili arasında geçtiği iddia edilen özel mesajları paylaştı. USA TODAY ve Amerikan basınının derinlemesine incelediği belgelere göre Musk'ın, St. Clair'e gönderdiği mesajlarda 'Uzayda 10.000'den fazla lazerim var' ve 'Yarın matristeki anormalliği açığa çıkaracağız' ifadelerini kullandığı ortaya çıktı.
Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı doğru söylüyormuş. Tohumları artık İsrail'den ithal etmiyorlar, İsrailli şirketlere direk Türkiye de üretim yaptırıyorlar...
Şeytan bile bunlara şapka çıkardı...
Sencer Beyin Ata tohumu hakkındaki görüşlerine hiç bir şekilde katılmıyorum.
1. Gezen hayvan eti ya da ürünleri neyse ata tohumu da o dur. Hiç gezen hayvan sütünden yapılmış ev yoğurdu ile çarşı yoğurdu bir olur mu?
2. Ata tohumlarının doğa ile kendi biyolojik mücadelesi ve genetik hafızasıdır değerli olan.
3. Bu tohumlar, çevresel zararlılara karşı zamanla kendi kendilerine öğrendiklerini genlerine yazabilirler. Bu yüz yıllar değil on yıllar alır. Genlerinde kodlu savaş yöntemleri büyük ölçüde salgılarla olmaktadır. Biz bu salgıları
-poli-fenoller,
-tanenler,
-antioksidanlar ve
-vitaminler olarak gruplandırıyoruz.
İşte ata tohumlarını değerli kılan da bu maddelerin zenginliğidir. Bu zenginlik ör. domatesin kokusuna, rengine ve tadına benzersiz özellik katar.
4. Hibrit tohumlarda bu yok denecek kadar azdır. Çünkü bitkinin doğa ile savaşmasına gerek kalmaz. Bunun yerine ‘üretici (bakıcı) insan’ bunların ilaçlarını bu bitkiye pasif olarak verir. İnsan bitkiye sen savaşma biz senin yerine savaşırız der. Bu yüzden de hem ilaca hem de özel gübreye muhtaçtırlar. Çevre kirliliği ayrı bir derttir.
5. Ata tohumlarının hibritlerden üstün olduğu ‘çalışmalarda ispatlanamadı’ demeniz de palavradır. Bu tür çalışmaların çoğu hibrit tohum üreticisi firmalar finanse eder ve ardında bilim varmış süsü vermek için propaganda amacıyla kullanılır.
Sencer Bey, Türkiye’de milyonlarca insan sizin ‘verim’ diye adlandırdığınız şeyle kesinlikle ilgilenmiyor.
İsrail'e karşı Filistine destek mitingleri yapanlar ,kola döküp İsrail’i protesto eden Müslüman arkadaşlar neden yıllardır İsrail tohumunun serbest yerli ata tohumlarımızın yasak edildiğini niye
sorgula mıyorsunuz?
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE!
Ülkeyi şahlandıracağız, yerli ve milli yapacağız diye vatandaşın 30 Euro'luk ve üstelik vergisini ödediği ürününe mi çöküyorsunuz?
Bu kadar düştünüz mü?
23 senede sattığınız yerli vemilli devlet kurumlarını saysak buraya sığmaz.
Size göre yerli ve milli yolcu uçağımız da 2013 yılında göklerdeydi.
Yalan üzerine bir düzen!
Ötv'sini fahiş fahiş, vatandaşı sömüre sömüre aldığınız cep telefonu vergilerinden 5 ayrı iPhone tarzı yüzde yüz yerli cep telefonu markası üretebilirdiniz. Ama umrunuzda mı?
Paralarımız nereye gidiyor?
Bir araba satın aldığımızda bir arabayı da neredeyse devlete bağışlıyoruz. Bu, kölelik değil de ne?
Vatandaştan aldığınız verginin haddi hesabı yok, ama dünyanın en pahalı etini yiyoruz. Dünyanın en yüksek gıda enflasyonunda yaşıyoruz.
Vatandaşın 30 euroluk ürününe gözünüze battı ama yandaşlarınızın ÖTV'siz yat alması gözünüze bir türlü batmıyor.
Yerli ve milli üretimi arttıracağız derken ülkenin yerli ve milli şirketleri Çin'e satılmadı mı? Madem öyle trendyol'u korusaydınız?
Şimdiye kadar uyguladığınız ekonomi politikalarıyla hep tefeciler kazandı. Ucuz vergilendirme ile Çin'den toptan satın aldıkları ürünleri bunlar vatandaşa fahiş fiyata sattı.
Aynısının olacağından hiç kuşkumuz yok.
23 senelik iktidar bize bunu gösterdi.
@HakBirPartisi
Gnl. Bşk. Erkan Trükten.
Washington büyük Mason locasının "büyük üstadı" Çetin Durak oldu.
Bu Loca ABD'nin kurucu başkanı George Washington tarafından kuruldu.
Sembolik önemi çok büyük.
Şimdi bir Türk'ün bu göreve getirilmesi Türkiye ile ilgili bir görevi icra edeceklerini gösteriyor.
📌Soldaki; İznik Gölü'ndeki Aziz Neophytos Bazilikasının 2018 yılındaki görüntüsü. Kıyıdan 20 mt uzaklıkta ve 1.5-2 mt derinlikte.
📌Sağdaki; Aynı bazilikanın bugünkü görüntüsü. Sulardan tamamen kurtulmuş karada kalmış.
‼️Bu şu anlama geliyor; İznik Gölünün milyonlarca metreküp suyu yok edilmiş. Kaybolan bunca suyu tamamlamak için gölü besleyen kaynaklar besleyemez olmuş.
‼️Bunun gerçekleşmesi çevresel, iklimler sebepler yüzünden doğal olarak mı oldu? Yoksa birileri bile isteye buna sebep mi oldu?
#tarih #iznik #papa #cumartesi #iklimkrizi #kuraklık
Biliyorsunuz Gazze tamamen yıkıldı.
Bu da demektir ki yeniden inşası için Türkiye eninde sonunda Gazze'ye girecek.
İnşaat bizim işimiz.
O zaman "Gazzelilerin yaralarını sarıyoruz" diye diye ihale kapacaklar var.
Onlar için en mutlu an bu an...
İşin ucunda para var.