„Tüm mülteci, sığınmacı ve göçmen çocuklara…
Yolculuğunuz nerede başlamış olursa olsun, vardığınız toprakların sizi hak edecek kadar güzel olması dileğimle.“
Rayka Kumru
"iktidarın aile propagandasını, aile dayatmasını bu açıdan düşünmek gerek. aile, bizi toplumsal olanı anlamaktan, onu değiştirme ihtiyacından uzak tutmanın bir aracı."
ayşe düzkan (@ayseduzka), Ahmet Yıldız ve Gülistan Doku cinayetleri üzerinden karanlık suçları ve suç ortaklıklarıyla aileyi yazdı.
https://t.co/0XQLKYcTWG
Olaya dair bir özet:
“Ceuta, Avrupa kıtasında değil, Kuzey Afrika’da. Tarihsel olarak Fas’a ait topraklarda bulunan ve İspanya’nın sömürge döneminden kalan bir enklav. Zamanlama da dikkat çekici. Sánchez, birkaç gün önce Fas’ın bölgedeki en önemli rakibi Cezayir’i ziyaret etti.”
Dünden beri aşırı sağcılar, göçmenleri öldürme emri vermediği için Sánchez’i hedef gösteriyor. Sermaye sınır tanımazken, göçmenlerin hareketi “güvenlik” söylemiyle kriminalize ediliyor. Göçmenler günah keçisi, yapay sınırlar ise kesinlikle dokunulmaz.
Hindistan'daki bu gençlik protestolarında önemli bir ayrıntı var. İnternet kesintileri karşısında protestocular Bluetooth teknolojisini kullandı. İlk kez böyle kitlesel ölçekte kullanılıyor sanırım. Aslında bu bu teknoloji afetler için de çok önemli, telekom şirketlerinin deprem sınavını hatırlarsınız. Ancak Hint hükümeti hemen harekete geçip Github'a ihtar yollamış. Biraz açalım mevzuyu:
📌 Bridgefy, Briar ve Bitchat gibi uygulamalar var. Sonuncusunu Jack Dorsey babamız kurdu. Bu uygulamalar, WhatsApp veya Signal'dan farklı olarak internet bağlantısı olmadan da mesaj iletilmesine olanak tanıyor.
Telefonlar, Bluetooth Low Energy (BLE) bağlantısını kullanarak birbirleriyle doğrudan iletişim kuruyor.
Sistemde uygulamayı kullanan her akıllı telefon küçük bir aktarma noktası görevi görüyor. Bir kullanıcı tarafından gönderilen mesaj, internet sunucularına gitmek yerine yakındaki telefonlar arasında sırayla aktarılıyor ve böylece hedef kullanıcıya ulaşıyor.
📌 Bluetooth son dönemde GPS yerine kullanımıyla da çok öne çıktı biliyorsunuz. Airtag, smart taglerimiz aynı işleyiş sayesinde bize konum bildiriyor.
📌 Ancak sistemin önemli bir sınırlaması var: Mesajların ilerleyebilmesi için aynı uygulamayı kullanan yeterli sayıda kişinin fiziksel olarak birbirine yakın olması gerekiyor. Kalabalık ortamlarda mesajlar çok sayıda cihaz üzerinden ilerleyebilirken, kullanıcı sayısının az olduğu bölgelerde iletişim zinciri kolayca kopabiliyor.
Yine de Bluetooth mesh ağı, etkin çalışmak için belirli sayıda kullanıcı gerektirmiyor. İki telefon birbirine doğrudan mesaj gönderebiliyor.
Ancak ağa katılan her yeni cihaz, mesajların farklı güzergâhlardan ilerleme ihtimalini artırıyor ve ağı daha güvenilir hâle getiriyor.
📌 Mobil şebekelerin çalışmadığı protestolar, doğal afetler veya büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde Bluetooth mesh uygulamaları geçici bir iletişim ağı oluşturabiliyor.
Bitchat'te kullanıcılar ayrıca, şifre korumalı ve hashtag ile adlandırılabilen grup sohbetleri de oluşturabiliyor.
📌 Tabii protestoların ardından Hint hükümeti Microsoft'un iştiraki GitHub'a gönderdiği resmi bildirimle Bitchat uygulamasının platformdan kaldırılmasını istemiş.
Github, yazılımcılar için ne kadar büyük bir kütüphane, bilirsiniz. Hindistan da yazılımcılar için ne kadar büyük bir insan kaynağı, onu da bilirsiniz. İki taraf da sanki birbirini gözden çıkaramaz. Ne olacak bu durumda, takipteyiz.
📌 Ayrıntılar için haberimizin linkini bırakıcam aşağı.
#Almanya en zor ikinci ülke
Almanya, InterNations'ın 2026 araştırmasına göre Expatlar için en zor ülkelerden biri ve 31 ülke arasında 30. sırada yer aldı.
📌 En büyük sorunlar:
❌ Bürokrasi
❌ Dijital hizmetlerin yetersizliği
❌ Almanca dil engeli
❌ Almanlarla arkadaş edinmenin zorluğu
Almanya: Polis, Berlin, Onur Yürüyüşü saldırısı şüphelisini öldürdü
21 yaşındaki Lübnan doğumlu Almanya vatandaşı Abdul B., Berlin’in Spandau semtinde yürütülen operasyonda polisin açtığı ateşle öldürüldü. Polis, siyasal İslamî çevrelerle bağlantılı olarak suç kaydı bulunan Abdul B.'nin olay sırasında kesici aletle saldırıya geçtiğini ileri sürdü.
https://t.co/5ErweX5qrw
Ben Derin Deniz. 2,5 yıldır hamileyken bile eşimden şiddet gördüm. Son olayda bebeğimi kucağımdan zorla aldılar. Eşim beni yatağa fırlatıp defalarca yumrukladı, kaşım patlayınca durdu. Küçük kızımın önünde canıma kastedildi. Ölmek istemiyorum, sesimi duyun! #DerinDenizinSesiyiz
Türkiye'nin ilk sosyalist kadın gazeteci ve yazarlarından Suat Derviş’i, bundan 54 yıl önce, 23 Temmuz 1972’de kaybetmiştik.
Suat Derviş gazetecilik mesleğine Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde başlamış, muhabirlik, köşe yazarlığı ve editörlük yapmıştı.
Fosforlu Cevriye ve Ankara Mahpusu başta olmak üzere otuza yakın roman, pek çok hikâye, makale, eleştiri ve çevirileri vardı. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandı. Ülkemizde ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, son yıllarında da Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusuydu.
Suat Derviş’i 60’lı yıllarda tanımak, bir süre aynı gazetede birlikte çalışmak onurunu taşıyorum.
1952’den beri İzmir’de gazetecilik ve sendikacılık yaparken, 1963’te genel başkan Mehmet Ali Aybar’ın isteği üzerine Türkiye İşçi Partisi genel merkezinin basın ve yayın ve etüd bürolarında hizmet vermek üzere İstanbul'a yerleşmiştim.
Parti çalışmaları genellikle akşam yapıldığından, hayatımı kazanmak için öğle üzeri yayınlanan Gece Postası gazetesinin önce sayfa sekreterliğini, ardından genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştim.
Gazetenin patronu Ethem İzzet Benice’yi “Yakılacak Kitap” adlı romanın yazarı olarak biliyordum, ama siyasal eğilimleri konusunda pek bilgim yoktu. Gazetenin benden önce genel yayın yönetmeni olan Cengiz Tuncer, "Ethem İzzet Benice ilginç bir insandır. Daha yüzyılın başında İstanbul’da İstirakçi Hilmi’nin Sosyalist Fırkası’nda militanlık yapmış, zamanın sokak yürüyüşlerinde kızıl bayrak taşımıştır" demişti.
Gerçekten de gazetenin ilginç bir yapısı vardı. Aşırı milliyetçi, anti-komünist bazı muhabirlerin yanısıra örneğin 1951 TKP tutuklularından Nihat Tunalı sayfa sekreteri olarak çalışıyor, ama daha da önemlisi, Türkiye’nin ilk solcu kadın gazetecilerinden büyük yazar Suat Derviş hayatını kazanmak için zaman zaman çeviriler getiriyordu.
Ben genel yayın yönetmeni olduktan sonra gazetede Türkiye İşçi Partisi haberlerine geniş yer verdiğim gibi, hayatta olmayan iki dedemin isimlerinden oluşturduğum Fevzi Rıza adıyla sol yazılar yazmaya başlamıştım.
Suat Derviş'i, Şoför Mustafa adlı yeni romanını Gece Postası'nda tefrika olarak yayınlamaya başladıktan sonra gazeteci, yazar ve komünist nitelikleriyle daha yakından tanımak şansına sahip oldum.
Gece Postası öğle üzeri dağıtıma verildiği için gazeteyi bağladıktan sonra sendikaya ya da partiye gitmeden önce Suat Derviş'le benim hem meslekte, hem siyasal mücadelede yetişmeme büyük katkı sağlayan söyleşilerimiz oldu.
Türkiye'nin ilk kadın gazetecilerinden biri olan Suat Derviş özellikle 30'lu yıllarda Alman nazizimi, İtalyan faşizmi ve İspanyol frankizmi'nin gelişimini izleyerek bunların çirkin yüzlerini çalıştığı gazetelerde Türkiyeli okurlara yansıtmıştı.
Bu nedenle söyleşilerimizde o konuda da kendisinden çok şey öğrendim. Bunlar 1966 yılında Akşam gazetesini yönetirken Faşizm adlı kitabı yazmamda büyük etken oldu.
Dahası, Suat Derviş'in tıpkı kendisi gibi Türkiye komünist hareketinin en önemli şahsiyetlerinden Reşat Fuat Baraner'in eşi olduğunu da o dönemde öğrendim. TKP davalarından mahkum olmuş çoğu komünistler gibi Baraner de, Derviş de, yasallığına halel getirmemek için Türkiye İşçi Partisi'ne üye olmamışlardı. Ama TİP saflarındaki mücadelemizi sonuna kadar destekliyor, tavsiyelerde bulunuyorlardı.
Reşat Fuat Baraner 1944'de tutuklandıktan sonra 9 yıl 6 ay hapse mahkum edilmiş, DP iktidara geldikten sonra, Nazım Hikmet gibi, 1950'de çıkartılan Af Yasası'yla tahliye edilmişti. Ancak kısa bir özgürlük döneminin ardından 1951'de başlatılan ünlü komünist tevkifatında tekrar tutuklanarak 1959'a kadar yeniden hapis yatmıştı.
Reşat Fuat Baraner 12 Ağustos 1968'de yaşama veda etti... Ölümü üzerine Ant'ın kurucularından Yaşar Kemal'in aracılığıyla komünist hareketin önde gelen simalarından Müntakim Öçmen'den yoldaşı üzerine bir yazı rica etmiştim.
20 Ağustos 1968 tarihli Ant'ta yayınladığımız "Reşat Fuat Baraner'i kaybettik" başlıklı yazısında Öçmen şöyle diyordu: "Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yakın akrabasıydı, önünde bütün ikbal yolları açıktı. Reşat Fuat arkadaş zor yolu seçmiş, ömrünü Türk emekçisinin yoluna koymuş ve ekmek parası olan kalemi elinde ölmüştür."
Baraner'in ölümünden sonra Suat Derviş yazmaya devam ederken 1970 yılında Neriman Hikmet, Zehra Kosova, Mediha Özçelik ve Necla Özgür'le birlikte Türkiye Devrimci Kadınlar Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı.
Suat Derviş'in giderek daha da ciddileşen sağlık sorunları nedeniyle 23 Temmuz 1972'de hayata veda ettiğini biz üzüntüyle sürgünde öğrendik.
54. ölüm yıldönümünde meslek büyüğüm Suat Derviş'i ve onun hayat ve mücadele arkadaşı, komünist hareketin unutulmaz siması Reşat Fuat Baraner'i saygıyla anıyorum.
@compossui_ B.baskanlari taktik olarak yeni partiye gecmeyebilirmis, ama zaten saibeli bir kadin, b.baskani olmadan once kocasina bir takim imtiyazlar verdirtmisti yanilmiyorsam.