hayattan beklentilerin zamanla değişiyor. büyük heyecanlardan çok, yerini bulmuş şeyler. kavgasız, gürültüsüz günler. ardında soru işareti bırakmayan insanlar ve yarına dair içi daraltmayan bir his…bazen insanın bütün istediği, yaşadıklarının içine sinmesi.
“Allah muhafaza, dinden çıkmaya kadar gider”
Savaş Barkçin: Din benim dediğin vakit, kâfirlere söylemediğin lafları Müslümanlara söylemeye başlarsın. Bunlar böyle oldu, gördük bu örnekleri. İlmin başı da sonu da edeptir. Bu işleri neredeyse tetikçilik gibi yapıyorlar. Güzel kardeşim, ilim sahibi olmak ahlakına yaramıyorsa keşke öğrenmeseydin
@SavasSBarkcin@Yaziyor #BaşkaŞeyler
İnsanın hayatındaki en önemli dönüşüm, kendisini değiştirmeye çalışmasından önce kendisine karşı dürüstleşmesiyle başlıyor. Neden öfkelendiğini, neden kaçtığını, neden bazı insanların onayına bu kadar ihtiyaç duyduğunu gerçekten görmek kolay değil.
Bir Müslüman kardeşimizde yanlış gördüğümüz zaman ilk mesuliyetimiz yayılmasına engel olmak,günahının üstünü örtmektir. Twde gördüğümüz her şeyi " uyarı" mahiyetinde alıntılayıp linçlerken bunu unutmamak lazım.
Bir Müslüman kardeşimizde yanlış gördüğümüz zaman ilk mesuliyetimiz yayılmasına engel olmak,günahının üstünü örtmektir. Twde gördüğümüz her şeyi " uyarı" mahiyetinde alıntılayıp linçlerken bunu unutmamak lazım.
"Başlar eşyada hareket kurtulmak için kendinden
Daha öteye geçmek için arınmak gibi elbiseden
Yakalar ölümsüzlüğün sonsuz ipini
Sonra ses olur
Zamanın idrak incisi sese döner,döner,döner de Yönelir sebebe"
Bazı dualarım vardı kabul olmasını beklediğim, bugün Allah tek bir olayla topluca dualarımı kabul etti. Şimdi diğer dualarım ne zaman kabul olacak bakalım diye keyifle bekliyorum. Ne olursa olsun O'nun bizi asla cevapsız bırakmayacağını unutmamak lazım. Elhamdülillah ❤️
‘Kaçtığım bütün savaşların yaralarını taşıyorum’ der Pessoa. Yeri geldiğinde söylenmemiş bir söz, çıkılmamış bir yol, ifade edilmemiş bir sevgi içimizde sızlayıp durur.
Elinizdeki bıçağı kullanmadan önce,
onu elinize kimin verdiğine dikkat ediniz;
bu 'amac'ınızı tayin için zorunludur.
çünkü amaç,
insanın hem düşüncelerine hem eylemlerine
istikâmet verir.
Unutulmamalıdır ki,
"istikâmeti muhkem olanın sırât'ı da mustakîm olur."
Bugün iki tane sorunumuz olduğunu düşünüyorum.
Bir tanesi, İslam'ın ehli sünnet adıyla bilinen, adeta altı şeritli otoban gibi geniş bir yol olan, ümmetin kahir ekseriyetini içine alan mezhebimizin müdafileri olduğunu düşünen bazı ilim adamlarının, tekfirde selefiliğe bile rahmet okutacak şekilde davranmalarıdır. Ehli sünneti savunma iddiası ile ehli sünnete muhalif olduğunu düşündükleri insanları tekfir ederek, tekfir kelimesini kullanacak kadar özgüvenli olmalarıdır. Kıymetli dostlar ehli sünnet savunulmaz yaşanır. Yaşarsanız yaşatırsınız. Bu yol bizim hafsalamızın almayacağı kadar geniştir. Elbette sınırları vardır fakat bu sınırlar her önümüze geleni dışarı itecek kadar bizim keyfimize ve kıt anlayışımıza kalmamıştır.
İkincisi de genç hocaların üst kuşaklarından devraldıkları geçmiş meseleler üzerine tartışmalar çıkarması, bu tartışmalarda bel altı-bel üstü her türlü kavgayı mübah saymalarıdır. Bu kavgalarında ayetleri, hadisleri, selefin muhterem alimlerinin değerlendirmelerini sırf tartışmada haklı çıkmanın şehvetiyle zemin ve zaman gözetmeksizin muhataplarının üstlerine fırtlatmalarıdır. Müslüman gençliğin geleceği açısından ümit kırıcı bu yaklaşım. Postmodern zamanlarda nasıl müslümanca yaşayacağız ve yaşatacağızı dert etmek yerine asırlar öncesinde tartışılmış, katlanıp bir köşeye kaldırılmış, bugün de bir karşılığı olmayan konuların ısıtılıp tekrardan gündeme getirilmesi beyhude uğraşlardır. Bilhassa genç hocalar kesinlikle böyle olmamalılar. Ondan sonra niye bu durumdayız diye dertleniyoruz. Yeni meselelere kafa yormak ve çözüm üretmek yürek ve cesarat isteyen işlerdir. Geçmişin konforlu tartışmalarını yeniden yeniden gündeme getirmek ise sadece keyif alanıdır.
Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi, muhasebesini ve murakabesini de ona göre yapması lazım.