zihnim o kadar dağınık ki yaşamaya çalışırken bile hayata hiç odaklanamıyorum. yollara, insanlara, konuşulanlara... baksam da görmüyorum çoğu zaman. ilerlemeye çalışmak sadece hayatta kalmaya çalışmak oluyor, böyle olmamalı.
Duygularımı o kadar bastırdım ki, zihnim bunun bedelini ödemiş gibi hissediyorum bazen.Belleğim artık eskisi gibi tepki vermiyor, bilgiyi eskisi kadar iyi tutamıyorum, odaklanmak zorlaştı ve konuşurken sık sık kelimeleri unutuyorum.
İnsan hissetmekten kaçtığı şeylerin toplamı kadar eksiliyormuş meğer.
kaç yaşında olursam olayım, moralim bozulduğunda içime kapanma ve insanlardan uzaklaşma huyumu aşamıyorum. sanki canım yandığında herkes biraz fazla geliyor bana. o anlarda tek istediğim şey, kimsenin olmadığı bir yerde kendi sesimi bile duymadan oturmak..
"Çektiğin acılar seni çok güçlü yaptı" tesellisi koca bir yalan. Yaşadığımız haksızlıklar bizi güçlü falan yapmadı; sinir sistemi çökmüş, güven duygusu zedelenmiş ve sürekli alarm durumunda yaşayan insanlara dönüştürdü. Kimse kimseyi travma övgüsüyle kandırmasın.
Vefa bir çok şeyden üstündür. En zor zamanlarında yanında olan, mutsuz olduğunda, hastalandığında sana iyi gelmeye çalışan, yorulduğunda sırtını sıvazlayan birisinin yerine dünyada kim olursa olsun hiçbir an geçmez. Güzellik, yakışıklılık hepsi zamanın önünde diz çöküyor ama vefa ilelebet yanında kalıyor. Umarım; herkesin yolu vefalı insanlarla kesişir, üç beş adım attıktan sonra ilk yol ayrımında kaybolanlarla değil.