Bu gördüğünüz Manifest'in menajeri Tolga Akış...
Sosyal medyada 15-20 bin arasında troll-bot ağıyla çok ciddi bir toplum mühendisliği faaliyeti yürütüyor.
Böyle geniş bir troll ağını en son FETÖ'de görmüştüm. Platformlar önlerini açıyordu ve sosyal medyada aşırı kalabalık görünüyorlardı.
Şimdi de Tolga Akış, büyük bir troll ağıyla sosyal medyayı domine ediyor.
Manifest'i piyasaya sürdüğü anda zaten kurulu olan bu ağ, ilk günden itibaren sahte övgü, sahte etkileşim, sahte gündem üretiyor.
Adları, sanları, başarıları yokken sürekli parlatılmaları ilk günler tepki çekti, "kim bunlar dakika başı haber oluyor diye" tepki yağdı.
Ama troll ağı öyle bir ısrarlı çalıştı ve haber sayfalarına öyle para aktı ki bu vasat tipleri 7/24 karşımızda görmeye başladık.
Günde 500 haber okuyorsam 250 tanesi Manifest ile ilgili ve artık mide bulandırıcı bir seviyeye geldi. Böyle bir dayatma ömrümde görmedim.
Manifest'i öven tüm tweetlere 15-20 bin bot beğeni basılıyor. Zeten övenler de yine sadece kendi açtıkları bot hesaplar.
B.k gibi bir danslarından 2 saniyelik kesit alıp "muazzam" yazıp 15-20k beğeni alıyorlar.
Hiçbiri güzel değilken "Zeynep şöyle güzel, Esin böyle şahane" yazıp yine 15-20k beğeni alıyorlar.
Sesleri kargadan halliceyken "sesine ölürüm" yazıp 15-20k beğeni alıyorlar.
X algortimasında da halkımızın etkileşim verme şekli açısından da bu imkansız. Kendileri çalıp kendileri oynarken bu şekilde ülkenin gündemine oturmaları korkunç. Bu, tehlikeli bir toplum mühendisliği.
Piyasaya çıkar çıkmaz Coca Cola'nın reklamında oynamaları da hedef kitlesi olarak çocukları belirleyip iç çamaşırlarıyla sahneye çıkmaları da tesadüf değil.
Oluşturulan sahte şöhret, hem haksız bir rekabete hem de dış destekli bir dizayna yol açıyor.
Benzer bir troll ağı, 5 gün önce piyasaya çıkan Manifest'in erkek versiyonu Crush için çalıştırılıyor. Onlarda da ne tip var, ne ses var, ne dans var. Hiçbir başarı, yetenek, görsellik olmadan onlar da aynı şekilde gündeme oturtuluyor.
5 gün önce kimsenin tanımadığı Crush grubuyla ilgili paylaşım ve yorumlara bakın kusabilirsiniz. Ölüyorumlar, bitiyorumlar, şahaneler yazıp binlerce beğeni alıyorlar. Resmen sosyal medya manipülasyonu ile halkın zevkleri ve tercihleri belirleniyor.
Bu her alanda kullanılabilir. Tolga Akış ve Manifest'in bu bot hesapları, Instagram ve X ile iletişime geçilerek acilen kapatılmalı.
Nereye hizmet ettikleri araştırılmalı ve yasaklanmalılar. Daha kötü niyetli çalışmalar ve provokasyonlar yapıldığında çok geç kalınabilir.
Devlet uyumamalı!
Ne yaptı bu adam size, neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz? Belediyenin makam aracında fantezi peşine mi düştü? Pavyonda delege pazarlığı mı yaptı? Pavyon çalışanlarına belediyelerden kadro mu tahsis etti? Halkın vergilerini karıya kıza mı yedirdi? Depremzedeler için toplanan yardımları mı yedi? Hakkıyla çalışıp kazandı. Devletten tek kuruş destek almadan hem vergi rekortmeni oldu hem de deprem bölgesinde kalıcı konutlar inşa etti. Rabbim Özdemir ağabeye rahmet eylesin, sevgili eşi ve çocuklarına da çok güzel bir ömür nasip etsin inşallah. Siz de kudurup oturun.
ÇOK SAYIN RTÜK VE @tcailesosyal YETKİLİLERİ...
Yakında Star TV'de yayınlanacak bu diziyi izleyecek olan genç kadınlara ve özellikle 18 yaş altı kızlara:
1-Yoksul genç kızlara "Çalışarak değil, zengin bir adam bularak kurtulursunuz" mesajı mı verecek?
2-"Şimdi onların hayatından payımı almaya geldim" sözüyle genç kızlara hangi yol gösterilecek?
3-Emek, eğitim ve alın teri yerine sınıf atlamanın başka yolları mı özendirilecek?
4-Yoksulluktan çıkışın yolu çalışmak değil de zengin erkeklerle aynı yatağa girmek olarak mı sunulacak?
5-Genç kızlar üzerinde "Lüks hayat istiyorsan bedenini ve kadınlığını kullan" algısı mı oluşturulacak?
6-Bu dizi genç kızların umutlarını eğitime mi, yoksa zengin erkeklere mi yönlendirecek?
Çobanlık yapar mısın?
- Yok almayayım.
- Kim yapacak?
- Afganlar..
- Tarımda çalışır mısın?
- Daha neler yav!
- Kim yapacak?
- Türkmenler..
- Bebek bakıcılığı yapar mısın?
- Ben kendi bebeğime bakmıyorum, başkasının bebeğine niye bakayım!
- Kim yapacak?
- Özbekler..
- Çay fındık toplar mısın?
- Yuh daha neler!
- Kim yapacak?
- Gürcüler..
- Sanayide, fırında, enjeksiyon makinesinde, İnşaatta, kazma kürek işinde çalışır mısın?
- Yuh sen de abartma!
- Kim yapacak?
- Suriyeliler…
SONUÇ
- Defolup gitsinler...
- Öyle mi... Ya bu işleri kim yapacak?
- Bana ne hacı! Kim yaparsa yapsın. Sen bana devlette bir iş veya Sabah 9 - Akşam 5, vardiyasız ya da masabaşı güzel bir iş var mı, onu söyle! Amele miyiz biz?
Derler Avrupa ya koşa koşa giderler giderken de Türkiye bir doktor, avukat, mühendis kaybetti derler ama Almanya Amerika Fransa Hollanda bir amele kazandı diyemezler çünkü kendi ülkelerinde yüzüne bakmadığı işleri Avrupada 2. Sınıf insan olarak yapar ve bundan gurur duyarlar. Bu algıya kapılıp gerçeği görüp ülkesine dönenler itiraf etse de etmese de ülkesinin değerini anlarlar
Velhasıl kelam ...
“SEN AĞA BEN AĞA İNEKLERİ KİM SAĞA”
Ondan sonra sırf
Recep Tayyip Erdoğan a muhalefet yapmak için açız edebiyatı...
Yersen 😏
Neyse yiyenlere afiyet olsun ben tokum..
Şeyefendi kesinlikle çok haklı. Fetö kasetiyle istifaya zorlanan genel başkanı yalnız bırakıp vasıfsız ve ilm-i siyasetten bîhaber birinin peşinden yıllarca koştuk. Onu aday gösterirken tuvalet terliğine bile oy veririz diye açıklama yaptık. Peşinden yıllarca koştuğumuz vasıfsızı da terk edip pavyonlarda satın alınan delegelerle seçilen daha vasıfsız bir genel başkanı kendimize lider edindik. Seçtiğimiz belediye başkanları, onların danışmanları ve bürokratları hırsız, rüşvetçi, irtikapçı çıktılar; biz hepsine tapındık. Deprem zamanı devlet kanallarına para vermemek için tescilli bir dolandırıcıya para kaptırdık, it gibi pişmanız ama şikayetçi de olamıyoruz. Lidersizlikten kabız olduk, önümüze gelenden lider çıkarmaya çalıştık ama olmadı. En son CB adayı diye parlatmaya çalıştığımız kişi yapay yatay geçiş yaptığı için diplomasız kaldı. Şimdi işimiz yokmuş gibi onun dört yıllık bir bölüme yerleşip mezun olmasını bekleyeceğiz. Tabii 2 bin küsur yıllık da olası bir hapis cezası var ama sayılı gün çabuk geçer, neredeyse bir buçuk yılı geçti bile deyip avunuyoruz. Elimizde bir tek aydın(!) olmamız kaldı ama onu da yanlış anladık. Hapislerde süründürdüğümüz Nazım'a, Bulgaristan sınırında öldürttüğümüz Sabahattin Ali'ye sarıldık sımsıkı, onu bile beceremedik. Das Kapital'i görsek AVM adı, fütürizmi duysak Kolombiya kahvesi zannedecek kadar cahiliz ama kendimize solcu diyoruz.
Şimdi Ekşi Sözlük diye bir l@ğım çukuru var. Burası aslında nerede ipsiz sapsız, marjinal, terör sempatizanı, karanlık tip varsa hepsinin yuvalandığı bir fişleme ve itibarsızlaştırma merkezi. Kimler tarafından fonlandığı meselesine hiç girmiyorum bile. Yazarlar arasında düzgün insanlar da var çünkü onlar tüm mesailerini bu şebekeyi çökertmek için harcıyor. Bu sözlükte oturup yıllardır benim hakkımda çarşaf çarşaf senaryolar yazıyorlar. Ne eşimin Katolikliği kaldı, ne benim hayali kurumlardan maaş almışlığım. Uydur uydur gitsin. Birkaç kez Ekşi Sözlük'e yazıp bunların kaldırmasını istedim, benden kimlik bilgilerimi istediler. Evet evet doğru duydunuz, bu ne idüğü belirsiz platform bir de insanlardan kimlik istiyor! Tabii bunlar bir tek benim şahsıma karşı çalışmıyorlar. Bu vatana, millete faydası dokunabilecek herkese, her şeye karşı ayrı bir nefret ve kin duyuyorlar. Mossad ve benzeri kurumlarla ilişkileri olduğu da düşünülebilir. Çünkü normal şartlarda sıradan bir vatandaşın aşağıdaki metin ile beni "fişleme" ihtiyacı duyması başka türlü açıklanamaz. Yıllardır @Abese_irca bu örgütün karanlık faaliyetlerini ifşa etmek için büyük bir çaba harcamasına rağmen bu platform tuhaf bir dokunulmazlığa sahip. Bunun nedeni dijital ortamda faaliyet göstermesi ve merkezinin yabancı bir ülke olması mı? İstihbari açıdan bu karanlık tipleri bu yolla takip etme imkanı sağladığı için mi? Nereden geliyor bu dokunulmazlık? Üzüldüğüm nokta, insanların yıllarca emek verip alın teriyle kurdukları hayatlarını bu şekilde yalan, iftira ve karalamalarla bu kadar rahatça lekeleyebilmeleri. Bizim insanımız bunların kim olduğunu biliyor ama ya yabancılar? Bu başıboşluk çok ama çok rahatsız edici. Dünyanın hiçbir ülkesinde insanların kişisel hak ve özgürlüklerine bu kadar rahatça tecavüz edilemez. Evet biliyorum yine hiçbir fayda etmeyecek ama bu sabah bir kez daha bu konuda içimi dökmek istedim.
@Abese_irca
FETÖ’nün en iyi yaptığı şey, bugün de olduğu gibi “muhalif” kesimi yönetebilmesidir.
Bugün de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili bayatlamış yalan ile bu kitleyi yöneten FETÖ, 6 Şubat depreminden sonra da “Devlet yok Ahbap var” kampanyasıyla Kızılay ve AFAD’a olan güveni sarsıp kaos yaratmaya çalışmıştı.
“Devlet yok Ahbap var” kampanyası, firari FETÖ’cü Emre Uslu’nun 6 Şubat depreminin ertesi günü 7 Şubat 2023’te öğlen saatlerinde sosyal medyada paylaştığı “Ortada devlet mevlet yok, bir tek Haluk Levent’in ahbapları var” mesajıyla başladı.
Muhalif” görünmek ayağına dolandırıcılığını bildikleri Haluk Levet’in Ahbap derneğine tek kuruş vermediği halde, yardım çağrıları yapan ünlüler şimdi “kandırıldık” diyorlar. Hayır, kandırılmadınız FETÖ’nün “Devlet yok Ahbap var” kampanyasına alet oldunuz
OKUYUN LÜTFEN...
MASKELERİ DÜŞTÜ...
Tayyip Erdoğan'ın bu ülkedeki en büyük icraatı, Osmanlı'nın yıkılmasına çok az kala startı verilip bir buçuk asırdır aralıksız devam eden maskeli baloya son vermesi ve tüm maskeleri düşürmesidir.
Bizlere Türkiye'nin bağımsız ve özgür bir ülke olmadığını,
CHP'nin bir parti olmadığını,
Sanatçıların sanatçı olmadığını,
Gazetecilerin gazeteci olmadığını,
Bilim adamlarının bilim adamı olmadığını,
Tam bir asır boyunca ülkemizi Türklerin değil, Selanik'ten ülkemize göç eden Sabetayist Yahudi göçmenlerin yönettiğini,
Ülkenin en kıdemli mevkilerinde ve yönetim mekanizmalarında bu Sabetayist göçmenlerin görevlendirildiğini,
Eğitim sistemimizin Yahudilerin elinde olduğunu,
Bu ülkede belli mevkilerde görev almanın başarıya değil, aile kütüğüne bağlı olduğunu,
Millî bayram diye bize kutlattırılan bayramların Avrupa ülkelerinde kutlanmadığını,
Bu tür bayramların sadece Müslüman olan ülkelerde birilerini ve bir sistemi bize şirin göstermek adına kutlattırıldığını,
Eğitim sistemimizde bizlere üretim değil, tüketim toplumu olmanın aşılandığını,
Bize raflarda tükettirilen ürünlerin tamamının kimyasal olduğunu,
Raflardaki ürünleri üreten ve sağlığımızı bozan firmalarla, sağlığımızı düzeltmek için kurulan ilaç firmalarının aynı siyonist yapıya ait olduğunu,
Paramızın üzerinde "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" yazdığını ve bizim millî bankamız olarak bildiğimiz Merkez Bankası'nın aslında hiçbir zaman bize ait olmadığını, üç tane siyonist ortağının daha bulunduğunu,
Sanayimizin tamamının Yahudilere ve Hristiyanlara bağlı olduğunu,
Türkiye'nin üretim değil, distribütör ve antrepo ülkesi olduğunu,
Ordumuzun ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın siyonist Yahudilerin ve İngilizlerin istilası altında olduğunu,
Kanunlarımızın İsviçre'ye, harflerimizin Latin ülkelerine, kılık kıyafetlerimizin ise Batılı ülkelere ait olduğunu,
Harf İnkılabı'nın çağdaşlaşma adına değil, tarihimizle bağımızı koparmak için yapıldığını,
Deniz kenarlarında ve en kallavi mekânlarda zengin olanların değil, Sabetayist Yahudilerin ve Ermenilerin yaşadığını,
Medya sistemimizin tamamen siyonist Yahudilerin güdümünde olduğunu,
Sanatçı, gazeteci veya medyatik olmak ve bu işten para kazanmak için mutlaka siyonist Yahudilerin kurduğu sistemin yöneticilerine belli sözler verilmesi gerektiğini; aksi takdirde ne kadar başarılı olursanız olun, medyayı kullanmanıza izin verilmediğini,
Derneklerin ve vakıfların Yahudilerin ve İngilizlerin istilası altında olduğunu,
Bu ülkenin insanlarının en güzel dinle kandırıldığ��nı anlayan Yahudilerin, dinî cemaat kisvesi altında yapılar kurarak İslamiyet'i içeriden tahrip ettiğini,
Yani Ahmet'in Ahmet olmadığını, Mehmet'in Mehmet olmadığını, Ayşe'nin Ayşe olmadığını, Fatma'nın da Fatma olmadığını bizler Erdoğan'dan sonra öğrendik.
Yani anlayacağınız, Erdoğan sadece bu ülkenin başkanı değildir.
Aynı zamanda MASKELERİ DÜŞÜREN ADAM'dır.
Bu yüzden Erdoğan'a "diktatör" diyorlar ve onun gitmesini istiyorlar.
Evet, Erdoğan gerçekten diktatördür.
Çünkü onların kurduğu düzeni yerle yeksan etti.
Peki, bunu tek başına mı yaptı?
Tabii ki hayır.
Milletimiz, millî derin devletimiz, Erdoğan, Bahçeli ve millî, yerli siyasetçilerimiz hep beraber bu işi başardık.
Ve Asr Suresi'ne yemin olsun ki bu saatten sonra çark etmek gibi bir niyetim yok.
Onu bu kutlu yolda yalnız bırakmak, ülkeye ihanettir.
İhanet edenlerden olmayacağım...
Sultan Abdülaziz'in bileklerini kim kesmişse,
Sultan Abdülhamid Han'ı tahttan kim indirmişse,
Adnan Menderes'i kim asmışsa,
Turgut Özal'ı kim zehirlemişse,
Necmettin Erbakan'ı darbeyle kim görevden uzaklaştırmışsa,
Muhsin Yazıcıoğlu'nu Maraş dağlarında kim katletmişse,
Recep Tayyip Erdoğan'a düşman olan onlardır!
Kinlerinden yarılsalar da, zafer Müslüman Türk milletinin, zafer İslam'ın olacaktır. 🇹🇷
Seni Sultan Abdülhamid'in yalnızlığına bırakmayacağız, Reis. ☝️🇹🇷
Yolun yolumuz,
Davan davamız,
Mücadelen mücadelemizdir.
Cumanız mübarek gününüz bereketli olsun hayırlı sabahlar..
Birileri tarafından fonlandığı ve piyasaya sürüldüğü o kadar belli ki..
Tıpkı Mika Raun
Mükremin
Kerimcan Durmaz
Buket Yıldırım
Hadise
Gülşen
Manifest
..gibi bomboş ama sırf toplumun ahlak temeline dinamit koymak için ön plana çıkarılan satılıklar gibi!
Haluk Levent'in X hesabındaki "veda mektubunu" dehşet içinde okudum. Kumar bağımlısı, kendi tabiriyle yüzlerce insana borç batağı içindeki birinin derneğine "devletten daha çok güvendikleri" söylediler. Bu kişiyi yıllarca üst üste "ülkenin en güvenilir insanı" seçtiler. Ve şu anda Türk milletine bunu reva gören herkes üç maymunu oynuyor. Biz zamanında "yapmayın, etmeyin, devletin üstüne kimseyi koymayın" dedikçe bizleri kurdukları bot hesap ordularıyla linç ettirdiler. Hepsinin sosyal medyada milyon takipçili hesapları var. Ve ne kadar saklamaya, gizlemeye çalışsalar da hepsi gayet örgütlü, organize çalışıyor. Yüzyılın ihaneti, kumpası.
Sabah Hakan Çeliğin programında Erhan Afyoncu anlattı.
2. Dünya savaşına girmediğimiz halde kışlalarda kötü şartlardan dolayı 20 bin askerimiz ölmüş, kara yolu olmadığı için süvari birlikleri dışında düzgün birliğimiz yokmuş.
Ancak 1950 den sonra Menderes döneminde yollar yapılıp şehirler birbirlerine kara yolu ile bağlanabilmiş.
Yani bugün "yol mu yiyeceğiz" diye anıran kitlenin ataları 30 sene ordu ve millet perişan halde iken Cumhuriyet balolarında milletin paralarını vals yaparak yemişler. Milletin parasını millete harcayan yol köprü vb. yatırımlar yapan Menderes i de idam etmişler.
Erdoğan a da kinlerinin tam olarak nedeni bu, milletin parasını artık yiyemedikleri için.
*Yeni üçkağıtçımız..
Oğuzhan Uğur daha evvel "Ahbap ile ortak çalışıyoruz" dediği halde şimdi Haluk Levent tarafından kandırıldığını ve ortak olmadıklarını iddia ediyor.
Hadi öyle olsun.
Peki senin sahtekarlığını ne yapalım?
Oğuzhan Uğur'un yönettiği Babala TV, Mevzular Açık Mikrofon ve PİNÇ'in videoları her biri ortalama 4-5 milyon izlenme alıyor.
Seçim döneminde videolar 15 milyon ile 35 milyon arasında değişiyor.
Videolar da genellikle 30-40 dakikalık iyi para getiren uzun videolar.
5 milyon izlenen UZUN videoların geliri 500 bin ₺ ile 750 bin ₺ arasında değişiyor..
Sadece bir video..
Babala TV, Mavzular açık mikrofon ve PİNÇ programlarında haftalık videolar paylaşılıyor.
Haftada 3 video, 52 haftada 156 video eder.
Bu da en az 100 milyon ₺ gelir demek.
30-35 milyon izlenenleri saymıyorum, 5 milyon izlenme üzerinden hesab ettik.
Zaten aldığı 28 milyon ₺'lik audi RS q8 marka arabası da nasıl paralar kazandığını gösteriyor.
Fakat..
Vergi için belirtiği mal beyanında 2020 yılı için zarar göstermiş.
2021 yılında sadece 211 bin ₺ kâr göstermiş.
2022 yılında ise 409 bin ₺ kâr göstermiş.
Bu 3 yıllık mal beyanını toplasanız, sadece bir videodan kazandığı paraya bile denk gelmiyor.
Kısacası Haluk Levent gibi o da çalıyor ama acemi hırsız olduğu için sadece vergi kaçırmak elinden geliyor.
Veya belki de biz sadece bu kadarını biliyoruz?
Atatürk maskesi altında dürüstlük nutukları atan pinç bu!
Bir de ifâdesinde "2023 yılında Haluk Levent'in yanlışlarını gördük ve ayrıldık" demiş.
Madem gördün neden ifşa etmedin?
Neden 4 sene daha milleti dolandırmasına seyirci kaldın?
Bugün Haluk Levent tutuklanmasa hâla seyirci mi kalacaktın?
Sen hâla ortak olmadığına emin misin?