Az önce podcastte çok güzel bir söze denk geldim. Diyordu ki: Aslında seni arasa ömrü yetmez bulmaya; ama tesadüfen bulduğu için sıradan sanıyor. Anlam yüklediğimiz onlarca şeyin özetidir.
Düşmanların kılık değiştirdi, ağız değiştirdi, fikir değiştirdi, saf değiştirdi, yol değiştirdi, döndüler de döndüler paşam. Biz senden milim sapmadık. Onlar için her şeyin bir bedeli vardı. Gücün, paranın, fikrin hatta kendilerinin bile… Rahat uyu paşam! Biz seni hiç satmadık. “Öldü” diyorlar… Hiç merak buyurma paşam, döneklerin rüzgarıyla savrulmayacağız. Fikrin olacağız, ruhun olacağız, sen olacağız! Üç beş satılık cahil ne ki? Cihan dursa karşımızda, seni ilelebet yaşatacağız.
Bugün, yarın ve daima…
Karşıdan gelen nezakete üslubunca nezaket, kabalığa üslubunca kabalık, sevgiye sevgi, kavgaya kavga. İyi insan tavrı bence bu. Sürekli iyi görünmek değil. Haksızlık, kötülük karşısında aman tadımız kaçmasın pasifliği değil. Kısık seslilik değil. İyiler cesur olmak zorundadır
bu kadar çirkinliğin içinde güzelliğe dair ne varsa beni yatıştırıyor: güzel insan,güzel bakış,güzel tavır,güzel konuşma,güzel sohbet,güzel dostluklar ve güzel sıfatıyla uzayacak tonlarca şey...