Sayın Adalet Bakanlığı,
Türkiye'nin sahil bölgelerini kapatan işletmelerin sahiplerinden birinin adı Burak Sağlık isimli şahıstır.
Bu şahıs hakkında çok sayıda kara para aklama iddiası ve ihbarı tarafıma ulaşmıştır.
Bu şahıs aynı zamanda Golazo isimli turnuvayı düzenlemektedir.
Her turnuvada yaklaşık 17 milyon TL harcandığı ve bu organizasyondan her yıl zarar edildiği iddiası da tarafıma ulaşmıştır.
Ve aynı şahsın işletmesi devletin vatandaşına ait sahilleri kapatmıştır. Girerken ücret kotası koymaktadır. Bu haberlere de sessiz kalmıştır.
Bu tür tüm ağır ithamları, iddiaları sorduğum şahıs, HİÇBİR SORUYA CEVAP VERMEYİP PROFİLLERİNİ GİZLEMİŞTİR.
Sponsor olarak belirtilen Rexona ve YouTube Türkiye'ye de aynı soruları göndermeye çalışsam da cevap alamadım.
Sadece Maçkolik isimli site, "Hiçbir para ilişkimiz yok." diye cevap verdi.
Burada oynanan maçların P..SLA BET isimli bir yasa dışı bahis sitesinde de yer aldığı ve oranlar belirlendiği yönündeki iddialar ve ekran kayıtları tarafıma ulaşmıştır. Muhtemelen verecekleri cevap, "Biz bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk." olacaktır.
Ancak aynı söylemleri bazı yasa dışı bahis sitelerinin otelleri tarafından da yapılmaktadır. Kendi isimleriyle bahis sitesi açıp sonrasında "Bu kim, bilmiyoruz." diyerek suç duyurusunda bulunmaktadırlar. Bu iddialar devletin yetkili kurumları tarafından araştırılmalıdır. Buna ne ben ne de ilgili şahıslar karar verebilir.
Bu paranın kaynağı nedir? Devletin sahillerini kendi malı gibi kapatacak gücü nereden almaktadır? Ve bu denli para harcayabilme kabiliyeti nereden gelmektedir?
Tüm bu iddiaları ve ihbarları sordum ancak hiçbir cevap alamadım. Cevaplar alabilseydim bu cevapları paylaşacaktım ancak sessizliği ve iddiaların ortada kalmasını tercih ettiler.
Umarım yetkili makamlar bu şahıslara ve ilişkili oldukları isimlere ulaşır. Böyle büyük suçlamaların ve iddiaların olduğu yerde bu şahsın susması normal bir durum değildir.
@adalet_bakanlik@istanbulCBS
Dipnot: Eğer bahis sitesinin fenomen trolleri veya diğer şahıslar futbolu kullanıp bana iftira atmaya çalışırsanız size bunu yapmamanızı tavsiye ederim. Umarım yapmazsınız.
İspanya ve Türkiye'nin sahil bölgelerinde çektiğim görüntülere bakın:
• 1. görüntü Türkiye - İzmir 🇹🇷
• 2. görüntü İspanya - Mallorca 🇪🇸
İspanyol hükümeti ve belediyeleri, hiçbir sahil alanının işgaline İZİN VERMEMİŞ. VATANDAŞIN HAKKINI KORUMUŞ.
Türkiye'de ise milyonlarca insan dar halk plajlarına sıkıştırılmış.
İki görüntüyü de ben çektim. Herkesin gözü önünde bu milletin hakkına giriliyor.
🇪🇸 İspanya'da dünyanın en güzel sahillerine 0 TL vererek giriyorsunuz.
🇹🇷Türkiye'de ise kapatılan sahillerde ya otel müşterisi olmak zorundasınız ya da oralara çökenlere en az 3 bin TL ödemek zorundasınız.
Türkiye'de vatandaşlar ağır vergiler öderken sahil hakkı bir grup şahsın eline verilmiş.
Ne bakanlık ne de belediyeler adım atıyor. Hiçbir partiden kişi bununla ilgili adım atmıyor.
Bu hak sizin hakkınız bunu normalleştirmeyin en azından hangi partiye oy verdiyseniz onun yetkililerine hesap sorun. Bu iş böyle giderse hiçbir noktadan denize giremeyeceksiniz.
Bu belediyeler siyasiler birbirini yemekten başka işe yaramıyorlar. Bunlara hesap sorması gereken sizlersiniz. O deniz ve sahiller hepinizin.
@izmirbld@csbgovtr@cesmebld@Akparti@herkesicinCHP@yenipartiyiz
ABD’deki herkesin paylaştığını kusursuz yolları inceledim.
ABD’de yollara yaptıkları harcamaların Türkiye’deki delik, yarım yamalı yollardan daha ucuza mal olduğunu gördüm.
Çünkü Türkiye’deki yollar plansızlık, her seçim dönemi veya inşaat şirketlerinin vb. verdikleri zararlar nedeniyle sürekli yeniden yapılıyor.
Uzun vadede biz bu kötü yollara hem fazla para ödüyoruz hem de yüksek vergiler ödeyip aldığımız arabalar bu yollarda eskiyor.
NATO toplantısında yerel belediyeler ve ülkeyi yönetenler her şeyi kusursuz yaptı ve anladık ki mesele beceri değil, tercihmiş.
Ülkemizdeki plansızlık ve kalitesizlik yollardan bile anlaşılıyor.
TESLİMİYET
Teslimiyet boyun eğmenin aksine, benliğin silinmesi değildir. Tam tersine kabuğunu bırakıp daha sahici bir benliğe doğmasıdır insanın. Kelebeğin kozasından çıkması gibi.
Kontrol etme arzusundan, her şeyi yönetme dürtüsünden usulca vazgeçmekle zuhur eder bu hal. İnsan kendisini hayatın akışına ve onun içindeki derin bilinmezliğe bırakır.
Bu ancak koşulları oluştuğunda zuhur eden bir lütuf; insan ancak yok olma korkusunun eşiğinde durmayı göze alabildiğinde içine büyür, orada bir genişlik bulur.
Kabz halinden bast haline geçiş.
Teslimiyet bu yüzden bir geri çekiliş değil, ileri atılıştır. İnsanın kendine, ötekine ve varoluşa karşı daha geçirgen, daha merhametli ve daha hakiki bir hale doğru açılması...
Sendikaların iş bırakma eylemi “farkındalık” oluşturma amacı taşımaktadır.
“Polis karakoluna saldırı olduğunda bir gün sonra polisin göreve gitmemesi” teşbihi, abes bir mukayesedir!
Öğretmen kolluk görevlisi midir?
Meslektaşlarımız, öğretmenlerin ve öğrencilerin katledilmesine kadar varan şiddet hadiselerine dikkat çekmek istiyor.
Bunu göremiyor musunuz?
Dönün bir bakın, sadece son 10 yılda kaç tane öğretmenimiz görevi başında katledildi!
Hiç merak etmeyin!
Okullarımızın, öğrencilerimizin, eğitimimizin selameti konusunda ikaz edilmesi gerekmeyen tek meslek grubu öğretmenlerimizdir.
Okullarda yaşanan şiddet hadiselerini önlemeye yönelik yasal ve güvenlik tedbirleri İllaki alınmalıdır, alınacaktır.
Ancak öğretmeni itibarlı kılmadan, eğitim sürecinde öğretmenin etkisini artırmadan alınacak hiçbir tedbir beklenen sonucu sağlamayacaktır.
Fakat öğretmenlerimizin haklı feryatlarını dile getirmek için ortaya koyduğu eylem ve etkinlikleri, işte böylesi abes mukayeselerle rencide eder ve öğretmeni toplum nezdinde mahkum etmeye çalışırsanız ÖĞRETMENİN SAYGINLIĞINA bir darbe de siz vurmuş olursunuz!
Yapmayın!
Öğretmene kıymayın!
Çocuklarımıza kıymayın!
Öğretmene vereceğiniz değer, aslında çocuklarımıza verdiğiniz kıymettir!
@zezeander Yıkayacaklar !!! Sonra okul bahçesinde cenaze töreni yapılacak sonra okula bir ay boyunca bir kaç yetkili gidip gelecek . Sonra herşey unutulacak. Okulda öğretmen ve öğrenciler acılarıyla başbaşa kalacak . Müfettişler öğretmenleri suçlayacak çünkü biz yaşadık bunları.
🚨ŞİDDETE KARŞI ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan ile birlikte Kahramanmaraş’ta saldırının yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu önünde bugün saat 14.30’da ortak basın açıklaması yapacaktır.
Asıl bomba ne biliyor musunuz; Gülistan Doku’nun sim kartıyla Whatsapp ve Instagram’ına girip verileri silen Ankara’daki polise valilikten sürekli para ödenmiş..
Ödenme gerekçesi de valiliğin köylerdeki projelerinin tanıtımı vs olarak gösterilmiş
İyi niyetle yapılan öneriler yaşadıklarımız için çözüm üretemez. İki gündür yaşanan şiddet bir sistemdir, zamanla oluşur. Bu çocuklar bir anda şiddet üretmediler.
Onlar, içinde yaşadıkları sistemin ve zamanın birikimini taşıyorlar. Meselemiz güvenlikçi bir bakış açısı ile bu şiddeti yalnızca durdurmak değil. Şiddeti mümkün kılan çevreleri, bu şiddetin ekolojisini görmek zorundayız. Tüm gelişimsel çevre katmanlarını birlikte düşündüğümüzde, şu gerçek daha net görünüyor;
Mikrosistemde çocuklar, gençler duygularını taşıyamıyorlar. En yakın ilişkilerde, ailede, okulda, arkadaş çevresinde çocukların öfkesini, utancını, dışlanmışlık hissini tutabilecek, anlamlandırabilecek bir ilişki alanı kurulamıyor.
Mezosistemde; aile, okul ve psikososyal destek mekanizmaları birbirinden kopuk, Yapısal sorunlar devasa, yoksulluk eşitsizlik ve kutuplaşma dili.
Ekzososistemde dijital dünya filtrelenmiyor. Gençler, şiddeti estetize eden, öfkeyi besleyen ve görünürlük ile şiddet arasında bağ kuran içeriklere maruz kalıyorlar.
Makrosistemde değerler benimsenmiyor. Dindarlık, tek başına ahlaki bir gelişim zemini kurmaz. Bunu görmemenin bedelini daha çok ödeyeceğiz gibi görünüyor. Şiddetin dili normalleşirken, kutuplaşma artarken, çocuklara sunulan değerler sorgulanmıyor.
Kronosistemde ise, tüm bunlar zaman içinde birikiyor.
Ve bu birikim, bir noktada yıkıcı davranış olarak dışarı çıkıyor. Bu ekolojiyi dikkate almadan güvenlikçi yaklaşımlar durumu değiştirmez. Ayrıca ülkeyi senelerdir yönetme sorumluluğunu taşıyanların da bir nebze olsa düşünmeleri gerekiyor. Bütün bunlar neden mümkün oldu?..
saldırının oldugu sınıftaki ögretmen saldırganla ögrencileri arasına atmıs kendisini canını hice sayarak ve vefat haberi gelmis ögretmenin. üzerinde o kadar mühimmat olmasına ragmen o cocukları kendi canından öne koymus. o minicik beyinleriniz ögretmenleri asagılamaz artık umarım
Gülistan Doku'nun ablası:
• Benim kardeşimi dönemin valisi Tuncay Sonel'in oğlu öldürdü.
• Vali Tuncay Sonel her şeyi şeytanice hesaplamış. Oğlu, kızımızı öldürüyor. Sonra vali bizi ve bütün kurumları köprüye yönlendiriyor. Arkamızda da delilleri yok ediyor.
• Dalgıçlar o karda kışta suya girip çıkıyorlardı ve 'Gülistan bu suda yok' dediler.
• Bir dalgıç bizi bir gün kenara çekti 'Ben bu vatan için canımı veririm ama bu vali sizi kandırıyor, bizi zorla suya sokuyor' dedi. Dalgıçların dinlenmesini istiyoruz."
• Dönemin valisi Tuncay Sonel, Gülistan'ın sim kartını bizden aldı, Ankara'ya göndereceğim dedi. Kartı ne yaptılar?
• Gökhan bize ulaştı, 10 bin dolar karşılığı Gülistan'ın verilerini sildiğini bize itiraf etti.
Video: ANKA
♦️♦️EYLEME DAVET ♦️♦️
Şanlıurfa Siverek'te gerçekleşen ve 16 canımızın yaralanmasına sebep olan menfur saldırıyı protesto etmek ve okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekmek için bir gün iş bırakıyor ve kitlesel basın açıklaması yapıyoruz.
📍 Yer: İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Önü
🕒 Saat: 14:00
📅 Tarih: 15 Nisan 2026 Çarşamba
Tüm üyelerimiz davetlidir.
@anadoluajansi@ihacomtr@dhainternet@trthaber@trt@ntv@cnnturk@Haberturk@akittv@kanal7@KanalD@yenisafak