32 yaşındayım. Ve neredeyse her yere, sanki memleketimi terk ediyormuşum gibi o bilgisayar ve sırt çantasıyla gidiyorum..
Her yerin bir çantası, usulü vardır..
Ama sırt çantası öyle değildir. Sırt çantası kader gibidir. Bugün o düğüne giderken portföyünüzü takarsınız ammaaa yarın cafeye çalışmak için sırt çantanız sizinle gelir. (Burda selvi boylum al yazmalım jenerik müziğini açıp okumaya devam edin...)
Sırt çantası yargılamaz.
Sırt çantasının dili olmaz, dini olmaz, cinsiyeti olmaz, ırkı yoktur.
Sana kim olduğunu sormaz; seni taşır.
O minicik çantalara sığmayan kocaman hayaller vardır.. Hatta bazen senden daha iyi taşır.
Bazen o da yorulur; yük olur sırtına biner. Ağır olur, yük olur ama yine de sırt çantası birleştirir.. lazıyla, ermenisiyle, çetkesiyle, türküyle, kürdüyle, zazasıyla.. polisiyle, öğrencisiyle, iş insanıyla, avukatıyla, hacısıyla, hocasıyla.. herkesin kara gün dostudur..
Ne yaşınızı sorar, ne eğitiminizi.. Göz göz bölmeleri vardır.. Yeri gelir bilim ve kozmetik işlerini birbirinden ayırır...
Sırt çantası sessizdir... Sadece şunu söyler:
“Tak beni, gidiyoruz.”
Bursa’da onlarca köyden yüzlerce çiftçi seferber olmuş, traktörleriyle sahada. Motokuryeler organize olmuş birer ikişer damacana taşıyor. Halk seferber, sırtına hayvanları yüklemiş kaçırıyor. Orman işçileri, itfaiyeciler, gönüllüler kelle koltukta çalışıyor.
Cumhurbaşkanlığının orduyu, her nev’i kamu kurumunu ve ekipmanını harekete geçirmek yetkisi var.
Özel/kamu her türlü araç ve envanteri yangınla mücadele etmek için seferber etme, bunları tek merkezden koordine etme yetkisi var.
Her sene sadece Diyanete ayırdıkları kadar bütçe ayırıp yılda misal 40-50 yangın söndürme uçağı alacak yetkisi var.
Uluslararası yardım çağrısı yapma yetkisi var.
Ama profilinde “ TC Cumhurbaşkanı Başdanışmanı” yazan biri sadece Allah’tan imdat diliyor.
Tayfun'un hukuksuz tutsaklığının üçüncü yılında yedinci bayramda da ailemizi cezaevi duvarları ayırıyor.
Kızımız Vera bayramlıklarını giydi, ancak babasına sarılamadı.
Üç yıl yedi bayram önce eşim Tayfun Cebir ve Şiddet ile Hükümeti Devirmeye Teşebbüs Ettiği iddiasıyla 18 yıl hapse mahkum edildi.
Üç yıldır haykırıyorum, tek bir delili yok, bir satır gerekçesi yok bu kararın diye! Ailemizi parçalayan bu hukuksuzluğun, adaletsizliğin adını söyleyelim; ibret-i alem için rehinedir Tayfun!
Seçtiğimiz Belediye Başkanları, memleketimizin pırıl pırıl insanları hapiste.
Çocuklarından uzak 301 aile hiçbir bayramda olmadığı kadar mutsuz.
Suçlular hariç herkesin hapse girme ihtimali olan bu karabasandan elbet uyanacağız.
Biz ülke olarak, bu kötülüğü hak etmiyoruz. Çocuklarımız bunları yaşamayı hak etmiyor.
İstiklal Marşımızdan alıntı ile: Korkmayın!
İyi bayramlar!
2003'te 2003'e alıştığım için yılbaşında çok ağlamıştım. 2004 çok yeni, paketinden yeni çıkan teknolojik alet gibi hassas, dikkatle yaklaşmam gereken tuhaf bir şey gibiydi ve artık bizimleydi. Zamandan nefret ediyorum.
işi öğretmek ne demek ya siz öğretim görevlisi mi sanıyorsunuz kendinizi ee kimse üniversite okumasın madem nasılsa stajyerlere para vermeyen bir sürü yüce gönüllü eğitimci var