“Yaşınız otuz ikiyse, biri kolunuzdan tutup ‘anlat bakalım, ne yaşadın bu güne kadar’ diye sorarsa ne anlatırsınız?” Berat Günçıkan ( Cumartesi Anneleri)
“Nida”nın içindeki Çerkes büyükannenin rüyası…
Ahmet Telli’nin sesinde o rüya dün bize de değdi.
Anaların anlattığı yerden, sürgünün suskunluğundan, şiirin dermanından geçtik.
Bazı selamlar insanın köküne kadar varıyor 🤍
@AhmetTelli78@mhrpolat
Ahmet Telli’nin hepinize çok selamı var🍀
Bugün Ankara’da, evinde ziyaret ettik. Gönderdiğiniz selamlar şifa oldu. Hepinize yürek dolusu sevgilerini gönderdi.
#AhmetTelli
Seni çok özledim canım İstanbul🌿
Çok kıymetli dostlar, sevgili arkadaşlar,
Bugün hakkımda tutuklama ve ardından ev hapsi kararı verilen Kent Uzlaşısı olarak bilinen davada çok değerli arkadaşlarımın tahliye edildiği haberini büyük bir mutlulukla aldım.
Sosyal medyadan gelen yoğun tebrik ve sevinç mesajlarına ne yazık ki dönemiyorum. Hepinize canı gönülden teşekkür ediyorum fakat bugün ki gelişme ile ev hapsimin kaldırıldığı bilgisi doğru değil.
Hâlihazırda 309. gününe ulaşan ev hapsim devam ediyor ve bu konuda henüz verilmiş yeni bir karar bulunmuyor.
Bugünkü kararlara istinaden ev hapsimin kaldırılması için avukat arkadaşlarım resmi başvuruya hazırlanıyorlar.
Bugünkü kararla tahliye olan sevgili arkadaşlarım Resul Emrah Şahan, Mehmet Ali Çalışkan, Ebru Özdemir’e ve başkanımız Ekrem İmamoğlu’na sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
Mesajlarıyla sevgilerini gönderen sevgili dostlar özgür günlerde emek ve özveriyle çalışacağımız İstanbul sokaklarında buluşmak dileğiyle…
Bildiğiniz üzere eşim Tayfun Kahraman, yaşadığı MS atağı nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve tedavisi devam ediyor. Bugün kendisini hastanede ziyaret ettim.
Öncelikle, bu süreçte gerekli hassasiyeti gösteren Adalet Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere tüm devlet kurum ve yetkililerine, hastane yönetimine ve tüm sağlık personeline çok teşekkür ediyorum.
Takdir edersiniz ki Tayfun’un durumunu merak eden herkesi tek tek bilgilendirmem mümkün olmuyor.
Size, “Tayfun iyi durumda” diyebilmeyi çok isterdim.
Şu an Tayfun, geçirdiği akut MS atağının kontrol altına alınması için yüksek doz kortizon yükleme tedavisi görüyor. Ayrıca, hekimlerce 2016 yılından beri devam eden tedavi protokolünde de değişiklik kararı verildiğini öğrendim.
Ailesi olarak önceliğimiz, Tayfun’un geçirdiği atağın kontrol altına alınması.
Son derece kritik, hassas ve kendi içinde riskler barındıran bu süreçte, herkesten azami özen göstermesini rica ediyoruz.
Tayfun'un sağlık durumu ve devam eden hukuki süreçlerle ilgili bilgilendirmeleri buradan kamuoyuyla paylaşacağım.
Destekleri, duaları ve dayanışmaları için herkese çok teşekkür ediyoruz.
Eşim Tayfun Kahraman, yıllardır tedavisini üstlenen hekimlerin gözetiminde olacak.
Bu süreç boyunca bizlerin yanında olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca bu zorlu süreçte her türlü kolaylığı ve bilgilendirmeyi sağlayan Marmara Kapalı Cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı yetkililerine de teşekkür ederim.
Haklılığımız ve masumiyetimiz apaçık ortadayken, Anayasa Mahkemesi’nin kararı tartışmasız bir biçimde önümüze konmuşken tüm bunların yaşanmasından dolayı büyük bir keder duyuyorum.
Artık adalet bizim için bir yaşam hakkı meselesidir...
No:9 “Sancısını Çektiğimiz Güzel Doğumlar İçin Hoş Geldin 2026”
2025 yılında, üç doğum günümüz, üç açık görüşe denk geldi. Kızımın, benim ve bugün de eşimin. Üçünde de top kek pastamız, çubuk kraker mumlarımız oldu.
31 Aralık, güzel sevdiğim, yârimin doğum günü. Yılbaşı kutlamasıyla doğum günü kutlaması arasında pasta kesimlerinde sıra Silivri’deydi. Sabah açık görüşümüzde, 2026’da gelecek güzelliklere, umuda ve yârimin yeni yaşına yedik top keklerimizi.
2026, bu ülkede tüm çıkmazlara, umutsuzluklara inat; umudu, birlikteliği, yan yana durmayı, iyiliği büyüteceğimiz ve “yeniyi” inşa edeceğimiz yıl olacak.
No:9 notalarıma ses veren, yanımda olan büyük ustalar, güzel insanlar bana evladiyelik bir iz bıraktılar. Keşke müzisyen olabilseydim. Müzik siyasetten çok daha zor ve ciddi bir iştir. Bu notalar 2026’ya umut getirsin. Bu büyük ustaları yan yana getiren melodi; benden tüm yol arkadaşlarıma armağan olsun…
Bir de yârime; onun sabrına, gücüne ve sevgimize gelsin.
İyi ki doğdun güzel sevdiğim…
2026’daki güzelliklerin, adaletin, demokrasinin doğumuna: No:9.
Babam Talip Şahan, Arif Sağ, Erdal Erzincan, Cahit Berkay, Bülent Ortaçgil, Dengin Ceyhan, Tolga Sağ, Diler Özer, Cenk Şanlıoğlu, Atakan Gözetlik, Ömer Avcı, Ertan Keser, İstanbul Strings, ablam Ceren Şahan ve tüm katkı sağlayanlar…
İyi ki varsınız!
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Tarihi Kentler Birliği Encümen Üyemiz, Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay’ı genç yaşında kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Yüreği kentine, demokrasiye ve eşitliğe adanmış çok kıymetli bir yol arkadaşımızdı. Yerel yönetimlerde kadınların sesini büyüten, gençlere yön veren mücadelesiyle hepimize ilham oldu. Onu tanımak, çatı altında çalışmak büyük bir onurdu.
Başımız sağ olsun… 🍂
Işığı kentlerimizin üzerinde kalacak.
Osmanlı’ya başkentlik yapmış, Selimiye’nin kubbesiyle göğe yükselen; köprüleri, çarşıları ve çok kültürlü yapısıyla tarih boyunca iz bırakmış Edirne’de buluşuyoruz.
30 Eylül – 2 Ekim tarihlerinde, belediye başkanlarımızla birlikte TKB Başkanı Sayın Mansur Yavaş’ın başkanlığında gerçekleşecek Meclis Toplantısı; yalnızca bu kadim şehrin kültürel mirasını yeniden hatırlatmakla kalmayacak, aynı zamanda birlik üyelerimizin başvurduğu projelerin sonuçlarını da gün yüzüne çıkaracak.
Geçmişten geleceğe köprü kurmaya, şehirlerimizin mirasını yaşatmaya devam ediyoruz.
@mansuryavas06@avfilizgencan@EdirneBel
#BirlikMeclisi #Edirne
Kıymetli dostlar,
6 aydır hukuken temelsiz, siyaseten de ülke gerçekleriyle taban tabana zıt bir dosyadan dolayı tutuklu yargılanıyorum.
12 Eylül günü “Kent Uzlaşısı” adıyla anılan dosya ülke siyasetinin gündemine geldi. Demokrasiye duyulan ihtiyaç vurgulandı, kayyumların kaldırılması çağrısı yapıldı.
Tam da aynı gün, öğlen saatlerinde Savcılık beni İBB Başkanımız, partimizin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı İBB dosyası üzerinden sorguya çağırdı. Siyaset ile hukuk arasındaki bağın bir kez daha yerinden oynadığını hissettim. Aylardır görüşüme başvurulmayan hangi konu vardı ki, serbest kalma ihtimalimiz konuşulurken sorguya çağrılıyordum?
6 saat süren sorguda bana sorulan her şey, Şişli’nin, İstanbul’un, milletimizin hakkını koruyan kamusal hizmet anlayışımızla ilgiliydi. Her soruya içim rahat, aynı sorumluluk duygusuyla, gururla cevap verdim. Tutukluluk kararı baştan verilmiş bir sorguda, başka ne bekleyebilirlerdi?
On dosyadan da tutukluluk kararı verseler, yüzlerce kişiden “ifade” adı altında iftiralar toplasalar da bir gerçeği değiştiremeyecekler:
Biz bu ülkenin hakikatiyiz, geleceğiyiz.
Asla şüpheniz olmasın.
“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.”
Günlerdir yaşanan ifşalar ve okuduğum her bir vakada kız kardeşlerimin yanındayım, lütfen susmayın. Ben de bugüne kadar sustuğum için pişmanlığım bir yana, sizlerden cesaret alarak İş Bankası Kültür Yayınları editörü @Devrimcetinksap'ın fail olduğunu duyurmak istiyorum.
Bir insanın sağlığı geri dönülmez biçimde tehlikedeyken, bir annenin feryadı hastane bahçesinden yankılanırken adalet susamaz. Bu sessizlik, ne vicdana ne hukuka sığar.
Tutuksuz yargılama lütuf değil, haktır!
#MuratÇalıkSerbestBırakılsın
Murat Çalık'ın annesi:
"Oğlum eğer buralardan çıkmayıp hasta olarak şey yaparsa, beni bu hastanenin bahçesine defnedin. Oğlumun tekrar o günleri yaşamasını asla kaldıramam.
Bu benim için ölüm derecesidir."
Müvekkilimiz Sayın Mehmet Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu kararı, tüm sağlık kontrolleri ve tetkiklerin tekrardan yapılması yönünde sonuçlanmıştır.
Bu karar ne vicdani ne de insanidir. Takdir kamuoyunun ve yüce milletimizindir!
📍Müze Gazhane, Baruthane, Beykoz Çubuklu Silolar ve daha niceleri…
🎨 Ziyaretçilerin % 52'si bu alanları kültürel etkinlikler için tercih ediyor.
🤝 Kadınlar ve çocuklar için güvenli, sosyal destek ağlarının kurulduğu yaşam alanlarına dönüşüyor.
📚 Gençler kütüphanede ders çalışıyor, deniz kenarında çay 15 TL’ye içiliyor.
🏕️ Afet anlarında toplanma alanı olarak güven veriyor.
İstanbullular diyor ki: “Burası evin avlusu gibi. Buluşma yerimiz oldu.”
🔗 Raporun tamamı için https://t.co/KyDbRWqM8g