Atatürk böyle hatırlanıyor. Sahte İslamcıların ona saldırmasının sebebi de bu. Bu hakaretler, kendilerini Türk karşıtı olarak görmelerinin bir parçası.
Yunanistan Göç ve İltica Bakanı Kairidis:
"Şimdi bir başka yalan olan Pontus 'soykırımı' meselesine gelelim."
"1980’lerin sonlarında, hiç yaşamadığımız ‘sözde’ Pontus soykırımı bir anda ortaya atıldı."
"Ayrıca Yunanistan tarihine bakıldığında birçok savaş suçu örneği bulunmaktadır."
Lozan Antlaşması'nın 59. maddesi bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır. Yunanistan, savaş hukukuna aykırı eylemleri nedeniyle tazminatla yükümlü tutulan tek ülkedir.
Madde 59’dan ilgili kısım:
"Yunanistan, Anadolu’da Yunan ordusu veya idaresinin savaş hukukuna aykırı eylemleri sonucu meydana gelen zararları tazmin etme yükümlülüğünü kabul eder."
"Türkiye ise, savaşın uzamasından ve sonuçlarından kaynaklanan Yunanistan'ın mali durumunu dikkate alarak, Yunan Hükümeti’nden her türlü tazminat talebinden kesin olarak feragat eder."
Bu çerçevede 1920'de Ermenistan ile imzalanan Gümrü Antlaşması da önemli bir başka resmi belgedir:
"Katliamlara katılmamış Ermenilerin Türkiye’ye geri dönebileceği hükme bağlanmıştır."
Aradan 100 yıl geçmesine rağmen, resmi anlaşmalar ortadayken bazı çevreler kendi anlatılarını inşa etmeye çalışıyor. Ancak tarih, belgeyle yazılır ve bu belgeler açıktır.
Ceylan’ı sahiplenen, seven, sayan Türkiye Cumhuriyeti,
Ceylan’ı meclisine sokan Türkiye Cumhuriyeti,
Ceylan’ı böyle konuşturan yine Türkiye Cumhuriyeti!
Ama
İnsanları atasından, dedesinden başlayarak sömüren, misafirine yüzlerce oğlak çeviren toprak ağalarına tek sözün yok Ceylan!
Toprak ağalığının hâlâ hüküm sürdüğü, emekçinin, kadının, çocuğun feodal ilişkilerle ezildiği d��zenle hiç yüzleştin mi Ceylan?
Senin gibi okuyamayan insanların geleceğini yok eden kirli feodal sisteme tek laf ettin mi Ceylan!
Terörden beslenenlere, bu konu olmasa, normal bir ortamda kendine asla kıdemli bir yer bulamayacak kişilerin yüzüne liyakatsizliklerini hiç vurdun mu Ceylan?
Sözde halkını savunan, ama iş paraya gelince “en kapitalist” girişimci oluveren dostlarını hiç eleştirdin mi Ceylan?
Başkasının çocuklarını dağlara rahat rahat gönderirken, Bağdat Caddesi’ndeki lüks dükkanlarından topladığı kiralarla çocuklarını yurt dışında okutan sözde yoldaşlarına posta koydun mu Ceylan?
Kaçak elektrik kullanımını meşrulaştırmak yerine; sadece bir kesim için değil, herkes için gerçek bir eğitim aydınlanmasından hiç söz ettin mi Ceylan?
“Ezilme” diye söze başlayanların, fırsatı ele geçirince nasıl ezdiklerine gözlerini çevirdin mi Ceylan?
Senin gibi konuşamayan kadınların özgürlüğünü çalan, kadınlara zulmeden eril kültürle kavgan var mı Ceylan?
Çokeşlilikten gözü dönen beyleri cesaretlendiren geleneğe tek söz ettin mi Ceylan?
Ortalama on çocuk doğuran zavallı kadınların yaşayamadığı hayatlardan ötürü ataerkil yapıyla hesaplaştın mı Ceylan?
Çocukları kadın diye yatağına alıp aslında onlara “evlilik” adı altında tecavüz eden sapkınların, sapıkların karşısına dikildin mi Ceylan?
İmam nikahlı karısına doğurttuğu 10 çocuktan sonra, kendi kuzenini ikinci eş yapan, ondan da 10 çocuk doğurtan erkeklere ne diyorsun Ceylan?
Yoksulluğu romantize eden, cehaleti kader gibi sunan, insanları “bizden–sizden” diye ayırarak kendi iktidar alanını büyütenlere bir kez olsun gerçekten “Dur!” dedin mi Ceylan?
Kendinden gördüklerinin büyük, derin hatalarıyla bir kez olsun yüzleştin mi Ceylan?
Aşiret düzenine açıkça meydan okuyabildin mi örneğin Ceylan?
Cinayeti meşrulaştıran töreye karşı savaş ilan ettin mi Ceylan?
Ortalama 15 çocuklu evlere doğan, o nedenle hiç çocuk olamamış insanımızın gerçek sorunlarına hiç baktın mı Ceylan?
Bu sorunları üreten kültürü hiç eleştirdin mi Ceylan?
Atatürk’ün ve Cumhuriyetin kazanımları olmasa başa daha neler gelirdi, hiç düşündün mü Ceylan?
Türkiye Cumhuriyeti, bütün kötülüklere rağmen Orta Doğu batağına saplanmıyorsa, bunun nedenini kavramaya biraz olsun çalışamaz mısın Ceylan?
Böl-parçala-yönetçilerin kendilerinden başkasını sevmeyeceğini, sizleri kullandığını, onlarla iş tutulursa, geleceğin ancak kan, gözyaşı ve terden örülebileceğini anlamak bu kadar zor mu Ceylan?
Bu saydığım konular yerine kaçak elektriği konuşalım, ulusal-üniter yapıyı konuşalım; değil mi? Bu kolay çünkü.
Böylece BOP için, Büyük İsrail Projesi için, bilinçli ya da bilinçsiz sömürgecilerin yollarına taş döşemeye devam edin siz.
Sevgili Robin,
Bazı değerlerden taviz verilmez; mesele bu kadar basittir.
Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşıyım. Anayasa’nın değiştirilemez hükümlerini savunmak, korumak ve bunlara bağlı kalmak benim en doğal hakkımdır. Bunun için anayasa hukukçusu, borçlar hukukçusu ya da herhangi bir hukuk branşında uzman olmama da gerek yok.
Bu tartışma bir branş meselesi değil; ülkesine sahip çıkan herkesin ortak görüşü ve ortak sorumluluğudur.
Sevgilerimle,
Prof. Dr. Fikret Eren ~ KURT KARACA
Tripoliçe Soykırımını unutmadık!
23 Eylül 1821 yılında, Mora Yarımadası'nda yaklaşık 80.000 Türk soydaşımız; kadın, çocuk demeden, Yunanlar tarafından vahşice katledildi.
Katliam, artık öldürülecek Türk kalmadığı anlaşılınca sona erdi... Bunun adı SOYKIRIM!
Unutma, unutturma!
10 liranın üzerinde resmi olan bilim insanımız Cahit Arf 1958’de Erzurum’da "Makine düşünebilir mi, nasıl düşünebilir?" adlı bir sunum yapmış.
İyi de kıymetini kim bildi?
Bu; Cahit hocanın çağının ilerisinde yaşayan bir alim olduğunu bizim ise millet olarak uyuduğumuzu gösterir+
Bugün üç yaşında elinde ekmek kırıntılarıyla şehit olan Betül'ün katilleri bir bir serbest kalıyor ve halk kahramanı edasıyla karşılanıyorlar. Bizi affetme Betül biz sana layık olamadık.
Soyu tükenecek endemik bir bitki gibi. Eşsiz bir antika eser gibi. Bu ülkeyi kurtaracak gençliğin ruhu budur.
Trans çocuk edebiyatları, sanal fahişelikler, özenti influencerlar, aile & annelik bütün değerlere savaş açan ithal, leş, özenti, kimliklerin içinde bu ruha sahip çıkmak zorundayız. Bu ruhu pamuklara sarıp sarmalayarak korumak zorundayız.
Bu ülkenin soft powerı bu ruh. Bu ruh yok edilirse geriye bir şey kalmaz.
Mekânın cennet olsun kardeşim 🇹🇷
Ve bir insana ismi bu kadar mı yakışır.
Bir ADAM vatanını, milletini, taşını toprağını, börtü böceğini bu kadar mı karşılıksız, hesapsız, kitapsız sever, sahiplenir ve bunları korumak için canı pahasına bu kadar mı nefes tüketir?!..
O ADAM'ı anlatabilecek kelâm da kalem de en azından bende yok...
Sabahat Akkiraz “Talât Paşa kahramandır” deyince DEM ve kimi sosyalist örgütler içinde yuvalanmış Taşnak bakiyesi gizli/açık Ermeniler, Akkiraz’ı linç etmeye kalkıştılar…Ülkede estirilen sözde barış havasının korunaklı alanında, Türk devlet, millet ve tarihine, fırsatı yakaladıklarında neler yapacaklarını belgeler tarzda kanlı tırnak ve dişlerini gösterdiler…
Geçmişten bugüne Taşnak ve PKK arasındaki amaca, yönteme ve stratejiye dair benzerlikleri incelediğinizde bu ruh ikizi örgüt ilişkisine şaşırmamak gerekiyor…
***
Önce Ermenileri vurmaya başladılar; kendilerinden olmayan, isyan istemeyen, Osmanlı’ya sadık Ermenileri... Amaçları, sindirmek, psikolojik üstünlüğü ele geçirmek ve ‘can güvenliği kalmamış’ Ermenileri zorla yanlarına çekerek, topyekûn isyan
başlatmaktı...
***
Taşnak’ın bu taktiği hiç de yabancı gelmiyor değil mi? 20. Yüzyıl’ın başında Taşnak çetelerinin yaptığını aynı yüzyılın sonuna doğru PKK tekrarlayacaktı... Onlar da kolluk kuvvetlerine saldırılarla birlikte önce Kürtleri vurmaya başladılar... Köy köy Kürt katlettiler; Pınarcık’ta, Kılıçkaya’da, İkiyaka’da, Çevrimli’de...
***
Amaç aynıydı... Hem kendilerinden olmayanlara güçlü bir gözdağı verilecek, hem de devletin can güvenliklerini sağlayamadığı insanların kendilerinden olması sağlanacaktı... Zayıflayan devlet otoritesinin yerini almak için silaha sarılan Taşnak çetelerinin otorite kurma tarzı, 80-90 yıl sonra PKK için de bir model oluşturacaktı...
***
Başlangıçta Ermeniler, meselâ Balkan halkları kadar milliyetçilik rüzgârlarından etkilenmiş değillerdi... Mevzi hareketlilikler yaşanmakla birlikte çoğunluk devlete sadıktı... Daha çok Rusya’nın desteklediği sınırlı bir isyan hareketi söz konusuydu...
***
En kritik bölge Van ve çevresiydi... Ahalinin dörtte üçü Müslüman olmasına rağmen Van’da belediye başkanlığına 1909’da Bedros Kapamacıyan adlı sevilen bir Ermeni getirildi...
***
Bu arada Van’da çetelerin provokasyonları artarak sürüyor, büyük çapta yangınlar meydan geliyor, Ermenilere ait ev ve işyerleri yakılıyordu... İhanet içindeki Patrikhane, Belediye Başkanı Kapamacıyan’dan Ermenilerin can ve mal güvenliğinin kalmadığı şeklinde rapor etmesini, büyükelçiliklere şikayette bulunmasını zorla istiyordu...
***
Kapamacıyan baskıya teslim olmadı, raporunu namusluca yazdı... Yangınların Taşnak komitacıları tarafından çıkarıldığını belirtti ve devlete bağlılığını vurguladı... Bu bardağı taşıran son damlaydı ve isminin üzerine ‘kara haç’ basıldı... 10 Aralık 1912’de çarşıda öldürüldü...
***
Van Valisi Ali Rıza Paşa ince bir strateji uygulamış, yardımcılığına Ohannes Boyacıyan’ı, Gevaş kaymakamlığına da kardeşi Armarak’ı getirmişti... İçinde Surp Haç kilisesi olan Akdamar adası Gevaş’taydı ve Taşnak çetelerinin üs olarak kullandıkları yerlerden birisiydi... Armarak buna izin vermemekte kararlı davranınca öldürülecek, Boyacıyan ailesi Van’ı terk etmek zorunda kalacaktı...
***
Öldürmeler bunlarla sınırlı değildi elbette... ‘Türklere Karşı Ermeni Komitecileri’ adlı eserinde yazar Altan Deliormanlı öldürülen sadık Ermenileri; Başpapaz Vartabet’i, kandilci Onnik’i, tüccar Karagözyan’ı, avukat Haçik’i, polis Markar’ı, Uncuyan’ı, Tütüncüyan’ı, Meclis-i Ruhani üyesi Mampre’yi ve diğer yüzlerce seçkin Ermeni’yi..
***
Prof. McCarthy de Taşnak tarafından öldürülen rahipleri, kendi katedralinde katledilen Van Ermeni Piskoposu Bogos’u, Akdamar rahibi Arsen’i, Taşnaklara haraç vermeyi reddeden ve hükûmete ihbarda bulunan başta Zamharyan olmak üzere çok sayıda Ermeni tüccarı kaydetmiştir...
***
Katiller çoğunlukla belliydi... Mesela Van’da Kapamacıyan’ın katillerini azmettirenler arasında gazeteci Viramyan ve Taşnak’ın Van sorumlusu Manukyan da vardı... Ama hukuku hayata geçirecek kararlılık yoktu, kamu otoritesi iyice zayıflamıştı... O Manukyan ki, Ali Rıza Paşa’nın Batum’da şehit edilmesiyle ilgili olarak idama mahkûm olmuş, 2. Meşrutiyet’in sağladığı afla salıverilmişti…
(Devam ediyor)
***
İstanbul’daki bir vekil cenazesinde mevta vekilin de “Babam” dediği Apo’nun mesajı okunurken yükselen alkış seslerini bütün ülke duyuyor ve şehit oğlunun tabutuna sarılıp ağlayan babanın hıçkırıklarını kimse duymuyorsa veyl olsun bu devlete, veyl olsun bu ülkeye, veyl olsun milliyetçiyim diyen herkese, veyl olsun…
Sen o utancı, Adnan Oktar örgütünü korumak için verdiğin sahte rapordan duy hanım!
Sen o utancı, Uğur Mumcu ve katledilen öteki aydınların davasında suçluların itirafçı olmasını engelleyen, sanıkları görmeden verdiğin işkence raporundan duy!
Sen o utancı, Ergenekon davasıyla hiç ilgin olmadığı halde şikayetçi, müdahil olarak katılıp, sanıkların seni tehdit ettiği yönündeki bulunduğun uydurma beyanlardan, yaptığın muhbirlikten duy!
Sen o utancı, Türk Silahlı Kuvvetlerini kimyasal silah kullanmakla suçladığın yalan beyanından duy!
Sen o utancı, Bosna’da NATO çatısı altında yaptığın otopsilerden, “Cizre Türkiye’nin srebrenitsa’sıdır” sözünden duy!
Ar perdesi yırtılmış, NATO solcusu! @SKorurFincanci
Hristiyan Bakan var
Dürzi bakan var
Kürt Bakan var
Nusayri bakan var
Bunların hepsinin toplamı Türkmen nüfusu kadar değildir.
Devrimde Türkmenin ödediği bedelin yüzde biri değil
CİLOVLUK KATLİAMI 👇
Ermeni, Rus, Nasturi, İngiliz işbirliğiyle gerçekleşen katliamda kimi tarihçiye göre 300bin Türk katledildi.
https://t.co/v4Fc2bAt2a
"İstanbul belediye başkanını içeri alıyorlar ve İngiltere buna ses çıkarmıyor"
(@eczozgurozel - @BBC )
...
Sen bir daha Atatürk'ün partisiyiz lafını ağzına alma.
Mustafa Kemal'in askeri darağacı yolunda bile İngiltere'ye ağız eğmez.
Yazık.