"Ben Yahudiyim ve İsrail'e gidebilirim. Yirmili yaşlarımda gittim ve bir Filistinlinin evini çalabileceğimi, onu kovabileceğimi, hapishanelerde yaşamaya zorlayabileceğimi keşfettim. Bu ırkçılığa katılmamaya karar verdim ve Gazze'de yaşananlar bence holokost"
Biz erkeklerin dînen BİR kadınla evlenme zorunluluğu yok!
Videodaki bacım; Eyvallah, söylediklerin kesinlikle doğru, amaaa...
Evliliğin; de Allah'ın emri, paygamberin kavli ile yapılan bir kavilleşme(sözleşme, anlaşma, uyuşma) olduğunu söylemeyi unutmuşsun!
Bütün bu yapmayacaklarını evleneceğin erkeğe, yapacağınız evlilik anlaşmasında kabul ettirebilirsen ne mutlu sana, ömür boyu sadece sırtüstü yatarak yaşayabilirsin, eşiniz size de, çocuğa da bakmak zorunda, harçlığınızı vermek zorunda, yemeğinizi yapmak zorunda... Zorunda da, zorunda!
Böyle bir ENAYİ bulursan hiç düşünme, hemen evlen bacım.
Ha, bu arada; okuduğun ilahiyat fakültesinde, diğer üç kuma ile bir evde, kavgasız gürültüsüz nasıl geçineceğini de iyi öğren, zira evlenebilirsen, en çok o bilgiye ihtiyacın olacak.☺️
YENİ PARTİ GENEL BAŞKANI @eczozgurozel TARAFINDAN GERÇEKLERİN ARASINA YERLEŞTİRİLMİŞ BÜYÜK BİR ALGI OPERASYONU.
Bir ana muhalefet partisinin genel başkanı elbette iktidarı, sermaye piyasalarını ve kamuoyunu ilgilendiren ilişkileri sorgulayabilir. Hatta sorgulamalıdır. Ancak siyasetçinin makamı, yanlış bilgiyi doğruymuş gibi sunmanın aracı haline geldiğinde mesele artık siyasi eleştiri olmaktan çıkar. Özgür Özel'in BinBin, Üsame Erdoğan, Lydia ve Bulls Yatırım üzerinden yaptığı son açıklama tam da bu nedenle ciddi biçimde sorgulanmalıdır.
Çünkü açıklamada gerçekler var; fakat gerçeklerin arasına öyle kritik yanlışlar ve kavram kaymaları yerleştirilmiş ki ortaya gerçeği anlatan değil, algıyı yöneten bir metin çıkıyor.
@eczozgurozel 'in eline tutuşturulan metindeki ilk ve en önemli yanlış, "BinBin'in sahibi Üsame Erdoğan" denilmesi. KAP bunun böyle olmadığını açıkça gösteriyor. Üsame Erdoğan, 1000 Yatırımlar Holding'in %18.37 ortağı ve yönetim kurulu başkanı. 1000 Yatırımlar ise Bin Ulaşım'ın, yani BinBin'in yaklaşık %75 ortağı. Dolayısıyla Üsame Erdoğan'ın BinBin ile bağlantısı gerçektir; fakat bu bağlantı doğrudan "BinBin'in sahibi" şeklinde açıklanamaz.
İkinci çarpıtma daha da önemli. "BinBin'in pay sahiplerinden biri Lydia Holding ve EC Yatırım Holding" deniliyor. Oysa şirketin halka arz öncesi resmi belgelerinde EC Yatırımlar Holding'in Bin Ulaşım'daki payını 1000 Yatırımlar Holding'e devrettiği görülüyor. Nitekim 28 Mart 2022'de Üsame Erdoğan, EC Yatırımlar ve diğer kurucu ortaklar hisselerini 1000 Yatırımlar'a devretmişti.
Lydia'nın 1000 Yatırımlar'da %8.97 payı bugün KAP'ta açıkça görülüyor. Dolayısıyla Lydia–1000 Yatırımlar arasında gerçek ortaklık vardır. Fakat buradan "Lydia doğrudan BinBin ortağıdır" sonucu çıkmaz.
Bulls konusunda ise daha da ilginç bir tablo var. Bulls Yatırım Holding'in üçte biri Lydia'ya ait; Bulls Yatırım Menkul Değerler'in %85.10'u da Bulls Yatırım Holding'de. Ayrıca Bulls GSYO'nun Bin Ulaşım'da %2.80 finansal yatırımı bulunmakta. Dolayısıyla bunun adı "Lydia-Bulls-BinBin doğrudan ortaklığı" değildir. @eczozgurozel 'e bu açıklamayı yaptıranlar ve metni hazırlayanlar oldukça profesyonel şekilde dolaylı ortaklık, iştirak, finansal yatırım ve halka arz aracılığını birbirine karıştırarak servis etmiştir.
@eczozgurozel 'i kullanarak önüne koydukları metni okutanların üçüncü ve en vahim hataları verdikleri tarihlerdir.
Özel, BinBin'in Nisan 2026'da 200 liraya çıktığını, ardından 47 liraya düştüğünü anlatıyor. BinBin'in 2026 fiyat hareketi ayrıca tartışılabilir. Fakat konuşmada kullanılan "Nisan 2026'da 200 lira" ifadesi, sanki halka arzdan itibaren yatırımcıya 200 liradan aldırılmış bir hisse hikayesiymiş gibi sunuluyor. Oysa BinBin'in halka arz fiyatı 91.85 TL, borsada ilk işlem tarihi ise 9 Ekim 2024.
Lydia'nın "sıfır çalışanlı holding" olduğu iddiası da aynı şekilde bağlamından koparılmıştır. Lydia'nın 30 Eylül 2024 tarihli faaliyet raporu, Lydia Holding ve bağlı ortaklıklarının toplam çalışan sayısını 17 kişi olarak gösteriyor. Holding yapısındaki bir şirketin merkez çalışanı ile konsolide grup çalışan sayısını birbirinden koparıp "sıfır çalışanlı holding" diyerek şaşkınlık yaratmak, finansal tabloyu anlatmak değil algı üretmektir.
Bulls Portföy konusunda ise Özel'in söylediği "15 fon tasfiye edildi" kısmı da usta işi bir manipülasyondur. SPK 17 Eylül 2026 tarihinde Bulls Portföy'ün 15 fonunun tasfiyesine karar verdi. Fakat bir fonun tasfiye kapsamına alınması, şirketin suç işlediğinin veya yatırımcı parasını manipüle ettiğinin kanıtı değildir. Üstelik Bulls Portföy de kamuoyuna yaptığı açıklamada riskli işlemler ve likidite sorunu bulunmadığını savundu.
Özel'in söylediği her cümle araştırılabilir. Ama ana muhalefet liderinin kürsüsünden çıkan yanlış bir ortaklık şeması, yanlış bir çalışan sayısı, doğrudan ve dolaylı ortaklığın birbirine karıştırılması sıradan bir iddia ve açıklama değildir.
Bu nedenle ortada yalnızca dezenformasyon problemi değil, makam gücüyle büyütülen bir algı operasyonu vardır.
Özel'e bu metni kim hazırlıyorsa yapması gereken şey son derece basittir.
1-KAP'ı açmak
2-Şirketleri birbirinden ayırmak
3-Doğrudan ortaklıkla dolaylı ortaklığı ayırmak
4-Halka arz aracısını ortak sanmamak
5-Fiyat grafiğini siyasi slogan haline getirmemektir.
Özel'in bu açıklaması, fon mağdurlarının hakkını aramak değil; onların mağduriyetini siyasi çıkar için kullanarak, makamını borçlu olduğu malum kişiyi aklamaya yönelik bir algı ve toplum mühendisliği operasyonudur. Bunun en açık kanıtı da açıklamasındaki şirket ortaklıkları, sahiplikler ve hisse fiyatlarına ilişkin yanlış ve çarpıtılmış bilgiler zinciridir.
Yunan Milletvekili Dimitris Kairidis’ten ;
▪️Türklerin bayrağını yırtsam da biliyorum ki koşarak adalarımıza tatile gelecekler.
👉Görgüsüz ve k@nsızlara duyurulur
Ekrem İmamoğlu: Ali Şekeroğlu Anayasa Mahkemesi önünde canına kıyarken aynı anda bu ülkede fon zenginlerinin failleri korunuyor."
İYİ DE;
📌 senin belediye başkanlığın döneminde kendisini ipe asarak intihar eden veznedar Yaşar Uçar'ın sır ölümü hala belleklerdeyken, savcılık makamının ileri sürdüğü ve yaptığın iddialı MİLYARLARCA LİRALIK vurgunun üzerine hala siyasi hikaye yazmaya çalıştığın da başka bir mevzu değil mi?
ABD FONU İLE KURULAN P24–T24 MEDYA HATTINDA LGBT PROPAGANDASI YAPAN 118 İÇERİK VE ARKA PLANDAKİ BAĞLANTILAR.
T24'ün İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi, yalnızca son bir yılda yayımlandığı belirtilen 118 LGBT içeriğiyle sınırlı bir tartışma değil. Kararın gerekçesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu içerikleri "LGBT propagandası" niteliğinde değerlendirdi. T24 ise kararı "LGBT propagandası" suçlamasıyla verilen bir kapatma kararı olarak duyurdu.
Bu nedenle T24'ün bugün karşı karşıya olduğu hukuki sürecin arka planına bakılırken, T24'ün kurucu kadrosu ile P24 arasındaki bağlantının ve P24'ün kuruluşundan itibaren finansal anlamda aldığı yabancı kaynakların incelenmesi önem kazanıyor.
T24, 1 Eylül 2009'da Doğan Akın tarafından kuruldu. Akın daha sonra 19 Eylül 2013'te kurulan Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu'nun da kurucu isimleri arasında yer aldı. P24'ün diğer kurucuları Yasemin Çongar, Andrew Finkel, Hazal Özvarış, Yavuz Baydar ve Murat Sabuncu'ydu. P24 bugün ayrı bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor.
Kurumsal bağlantının en somut göstergelerinden biri K24. P24'ün kendi internet sitesindeki kurumsal tarihçeye göre K24, 2015'te P24 çatısı altında kuruldu ve ilk yedi yıl teknik açıdan T24'ün imkanlarını kullandı. P24'ün 2015 tarihli duyurusunda da K24'ün "Punto24 kaynaklarıyla" hazırlandığı ve T24 üzerinden de erişilebildiği belirtiliyor. Dolayısıyla P24 ile T24 aynı ortak kurucu olan Doğan Akın isminde birleşiyor.
P24'ün kuruluş dönemindeki finansman ise özellikle dikkat çekici.
P24'ün 25 Aralık 2014 tarihli kendi "Punto24 ve Şeffaflık" açıklamasında 2013–2014 döneminde ABD merkezli National Endowment for Democracy'den (NED) 50.000 dolar aldığı yazıyor. P24 bu paranın internet sitesinin teknik tasarımı, kurulması ve güncellenmesi, Medya Günlüğü yazıları, makale ve çeviri telifleri ile editörlük giderlerinde kullanılacağını kendisi açıkladı. Aynı kuruluş döneminde İsveç Başkonsolosluğu'ndan 110.000 TL alındı ve bu kaynak ofis kirası, elektrik, doğalgaz, kırtasiye ve kuruluşta alınan demirbaşlar için kullanılacaktı. Yine aynı dönemde NIRAS'tan 70.000 Euro geldi. Bu para gazetecilik atölyeleri, 2014 seçimleri için saha çalışmaları ve Avrupa Birliği Katılım Müzakereleri'nin 23. faslına ilişkin izleme raporu gibi faaliyetlere tahsis edildi.
2013-2014 yıllarını kapsayan kuruluş döneminde P24'ün yürüttüğü Objective programı üzerinden LGBT başlıklı araştırmalar finanse edilmeye başlandı.
NED'in niteliği de ayrıca önem taşıyor. NED, 1983'te ABD Kongresi'nin onayıyla oluşturulan ve "Project Democracy" çerçevesindeki yapılanmanın önemli unsurlarından birisi. Eski CIA görevlisi Ralph McGehee, NED'in kuruluş amacını, "CIA'nın örtülü operasyonlarına vakıf ve dernekler üzerinden meşruiyet kazandırmak" olarak tanımlıyor. Dolayısıyla T24 ile kurumsal ilişki içinde olan P24, eski CIA görevlisinin de beyan ettiği üzere ABD Kongresi tarafından finanse edilen, CIA tarafından da koordinasyonu sağlanan NED'in finansörlüğünde kuruluyor.
Kuruluşundan itibaren ilk desteklenen projeler arasında doğrudan LGBT başlıklı bir çalışma vardı. Bu, Ahmet Güneş'in "LGBT Hareketinin Türkiye'nin Demokratikleşmesine Etkisi" projesiydi. Projenin finans zinciri Danimarka/DANIDA ➡️ NIRAS/BBC Media Action ➡️ Objective ➡️ P24 koordinasyonu şeklinde sağlandı . Bu, LGBT alanında P24 üzerinden yürütülen ilk dış kaynaklı proje oldu.
2014'te bunun devamı geldi. P24, NIRAS ve BBC Media Action ortaklığındaki Objective programının desteğiyle "İlk eylemden bugüne LGBT hareketi" başlıklı bir araştırma/yazı dizisi yayınladı. P24, bu çalışmanın Türkiye LGBT hareketinin yaklaşık 25 yıllık tarihini ele aldığını; hareketin siyasi taleplerinden örgütlenmesine, dernekleşmesine ve mücadele alanlarının gelişimine kadar çeşitli başlıkların röportajlarla incelendiğini açıkça yazdı.
Burada yalnızca LGBT konusunda bir haber yapılmasından söz etmiyoruz. Dış finansmanlı bir araştırmacı gazetecilik programı kapsamında LGBT hareketinin tarihini, örgütlenmesini ve demokratikleşme ilişkisini inceleyen özel bir çalışma üretilmiş durumda.
2014–2015 döneminde P24'ün kendi mali açıklamasında Guardian Foundation'dan 37.000 Sterlin daha görülüyor. Bu paranın da Article 19 ile yürütülen "Bilme Hakkı Projesi" kapsamında gazetecilere proje fonu, uzmanlara ödeme ve proje yürütücülerinin çalışma giderleri için kullanılacağı belirtiliyor.
Guardian Foundation bağlantısı sonraki yıllarda LGBT alanına daha açık biçimde taşınıyor.
2018'de P24 yönetimindeki Objective Araştırmacı Gazetecilik Eğitim Programı, Guardian Foundation tarafından finanse edildi. Programın uluslararası jürisi 34 başvurudan altı gazeteciyi seçti. Seçilen projeler arasında Merve Diltemiz Mol'un "The LGBTI movement in State of Emergency" başlıklı araştırması bulunuyordu. Her seçilen gazeteciye araştırma projesi için 10.000 TL hibe, ayrıca eğitim ve birebir mentorluk desteği verildi. Böylece Guardian Foundation ikinci önemli finansman hattını oluşturdu.
P24'ün 2015'te Article 19 ile gerçekleştirdiği protesto hakkı toplantısına Kaos GL temsilcisi Yıldız Tar da katıldı. P24, Article 19 ile çeşitli projeler yürüttüğünü açıkça belirtti. P24'ün yayınlarında Kaos GL, Lambdaistanbul, SPoD ve diğer LGBT kuruluşlarıyla yapılan söyleşi ve çalışmalar da görülüyor.
Daha sonraki yıllarda P24'ün finansman ağı genişledi. Article 19'un mali tablolarında P24'e 2015'te 30.836 Sterlin, 2016'da 56.662 Sterlin, 2018'de 61.526 Sterlin, 2019'da 221.190 Sterlin ve 2020'de 90.055 Sterlin ödeme yapıldığı görünüyor. Bu beş yılda toplam 460.269 Sterlinlik fon sağlanıyor.
ABD ayağında Chrest Foundation da önemli. Chrest'in 2019 vergi kaydında P24'e 31.005 dolar, 2020 kaydında 62.005 dolar, 2024 kayıtlarında ise 50.000 dolar hibe görünüyor. 2024 desteğinin amacı "daha iyi bilgilendirilmiş ve daha fazla angaje olmuş bir yurttaş kitlesi oluşturmak, fikir alışverişi için fiziksel ve sanal bir alan sağlamak" olarak belirtiliyor.
Avrupa ayağı da aynı derecede geniş. P24, Friedrich Ebert Stiftung ile 2015'te "Geçmişle Yüzleşmek, İleriye Bakmak", 2016'da ise "Çatışmalı Dönemlerde Gazetecilik: Almanya Deneyimi" programlarını yürüttü. 2017 tarihli P24 yayınında kitabın basımının Friedrich-Ebert-Stiftung katkısıyla gerçekleştirildiği açıkça yazıyor.
Aynı şekilde P24, AB ve UNESCO tarafından finanse edilen "Building Trust in Media in South East Europe and Turkey" projesinin Türkiye uygulamasını da yürüttü. Proje medya özdenetimi konusunda araştırma, uzman çalışmaları, yayın ve konferanslardan oluşuyordu. Bu da P24'ün zaman içinde yalnızca ABD kaynaklarıyla değil, AB ve BM sistemi içindeki uluslararası programlarla da proje ilişkisi kurduğunu gösteriyor.
İşte bugün T24 hakkında verilen kararın tartışılması gereken zemin tam da burasıdır. T24, doğrudan NED tarafından finanse edilerek kurulmadı ama aynı kurucunun yer aldığı ve aynı ticari ağ üzerinde birleşen P24 ise doğrudan NED ve İsveç Başkonsolosluğu'nun finansıyla kuruldu. P24, yıllar içinde NED, İsveç Başkonsolosluğu, NIRAS/DANIDA, Norveç Büyükelçiliği, Guardian Foundation, Article 19, Chrest Foundation, FES, AB ve UNESCO gibi çok sayıda uluslararası kaynaktan proje ve hibe desteği aldı.
Sonuç olarak P24-T24 ağının bütün para akışları, proje sözleşmeleri ve yararlanıcılarıyla birlikte incelenmesi gerekiyor. Şayet T24 hakkındaki soruşturma derinleşirse önümüzdeki günlerde çok daha ilginç bağlantıların ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.
"KERİZ SİLKELEME OPERASYONU"NDAN 2026'DAKİ MİLYARLARCA LİRALIK FON ÇIKIŞINA.
Melis Sütşurup'un babası, şarkıcı Mustafa Sandal'ın ise kayınbabası Cihan Sütşurup'un sermaye piyasalarındaki hikayesi bugün başlamadı. 2002'de SPK tarafından hakkında borsalarda ve teşkilatlanmış piyasalarda işlem yasağı uygulanmıştı; aynı yıl Cihan Sütşurup adına kayıtlı 4.5 milyar TL nominal değerli Arsan Tekstil hisselerinin yeniden Kurul kaydına alınarak İMKB'de satışının önü açıldı. SPK kayıtlarında Cihan Sütşurup hakkında 2001, 2002, 2004, 2005, 2006 ve 2007 tarihli işlem yasağı kararları da yer aldı.
2006'da kamuoyunda "Keriz Silkeleme Operasyonu" adıyla duyurulan borsa operasyonunda 131 kişi gözaltına alındı. SPK'nın daha sonraki açıklamasına göre İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ana davada sanıkların büyük bölümüne beraat kararı verildi; buna karşılık piyasa bozucu işlemler nedeniyle SPK suç duyuruları sonucunda 13 ayrı ceza davası açıldı ve bunların dördünde mahkumiyet kararı verildi.
SPK, 2006'da Emek Elektrik hisselerinin 23 Şubat–22 Mart dönemindeki işlemleri hakkında da Mecnur Çolak, Mehmet Tahir Görpeoğlu, Murat İlgeç, Can Dilmener, Cihan Sütşurup, Hakan Buharalı ve Ahmet Özgür hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi; Cihan Sütşurup hakkında daha önceki işlem yasaklarının da yinelenmesine karar verildi.
Aynı dönemin SPK incelemelerinde bugün yeniden karşımıza çıkan ikinci isim ise İsmet Öğüt oldu. SPK, ÇBS Boya hisselerinin 2005 yılındaki işlemlerini incelerken İsmet Öğüt hesabına işlem gerçekleştiren kişinin Yalçın Kaya olduğunu tespit etti ve Yalçın Kaya hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına ve işlem yasağının yinelenmesine karar verdi.
Yalçın Kaya'nın adı aynı zamanda 2006 "Keriz Silkeleme"soruşturmasının merkezindeki isimler arasında yer aldı; operasyon şirket yönetimi gibi organize edilen gruplar üzerinden yürütüldü.
Yirmi yıl sonra aynı iki aileden isimler bu kez 2026 fon soruşturmasının yatırımcı ayağında bulunuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmasında İsmet Öğüt adına 1 Temmuz–16 Eylül 2026 arasında 3 MİLYAR 92 MİLYON 75 BİN 513 TL tutarında fon çıkışı tespit edildi. Savcılık, bu paraların kaynağını, hangi hesaplara aktarıldığını, soruşturma konusu işlemlerle bağlantısını ve nihai yararlanıcılarını araştırıyor. Aynı soruşturmada İsmet Öğüt'ün ağabeyi, 22., 23. ve 24. dönem CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ile söz konusu malvarlığı ve para hareketleri arasında ortaklık veya ekonomik menfaat ilişkisi bulunup bulunmadığı da inceleniyor.
Melis Sütşurup Sandal açısından ise 2019'daki IHGZT işlemleri ayrı bir dönüm noktası oluşturuyor. SPK, 25 Ekim–30 Aralık 2019 dönemindeki işlemler nedeniyle Cihan Sütşurup ve Melis Sütşurup'un aynı işlem yasağı kararında yer almasına karar verdi. 2026'da Melis Sütşurup Sandal'ın adı bu kez fon soruşturmasında 1 Temmuz–16 Eylül arasında 11 MİLYAR 126 MİLYON 528 BİN 163 TL fon çıkışı iddiasıyla gündeme geldi; savcılık 42 gerçek kişi, 46 tüzel kişi ve 18 fon hakkında malvarlığı tedbiri talep etti.
Bu gelişmeden yaklaşık yedi ay önce, 20 Şubat 2026'da Cihan Sütşurup, Melis Sütşurup Sandal, Simge Sütşurup ve Reyhan Sütşurup'un taşınmaz, banka hesabı ve yatırım araçlarına tedbir uygulanmıştı. İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği, ailenin itirazını 24 Şubat'ta kabul ederek 20 Şubat tarihli 2026/1388 D. İş sayılı el koyma/onama kararını kaldırdı ve tüm kısıtlamaları sona erdirdi.
Aslında 2002'deki Cihan Sütşurup işlem yasağından, 2005'te Yalçın Kaya'nın İsmet Öğüt hesabındaki işlemlerine, 2006 Keriz Silkeleme soruşturmasına, 2019'daki Cihan–Melis ortak SPK tedbirine, 24 Şubat 2026'da Sütşurup ailesinin malvarlığı tedbirinin kaldırılmasına ve nihayet 1 Temmuz–16 Eylül 2026 arasında Melis Sütşurup için 11.126 MİLYAR TL, İsmet Öğüt için 3.092 MİLYAR TL olarak kayda geçen fon çıkışlarına uzanan aynı hikaye mevcut.
Öyleyse sorulması gereken hukuki ve idari soru açıktır.
Daha önce sermaye piyasası yasakları ve soruşturmalarla karşılaşmış aynı isimler yeniden milyarlarca liralık finansal hareketlerin içinde görünürken, bu tekrar eden ilişkileri kim ve hangi denetim mekanizmasıyla izledi?
"Keriz Silkeleme" dosyasından bugünün milyarlık fon hareketlerine uzanan bu isimler zinciri karşısında, savcılar defalarca iddianame hazırlayıp cezalandırılmalarını isterken, mal varlıklarına tedbir kararları uygulanırken bu isimleri kim veya kimler korudu ve devletin denetim ve müdahale mekanizmaları neden zamanında çalıştırılmadı?
Yunan Milletvekili Dimitris Kairidis, Türk turistlerin Yunanistan’da bıraktıkları parayla övünüyor.
Her gün 2000 vize veriliyor. Bu yıl 2 milyon Türk turist geldi, her vize 80 euro, topladığımız parayı hesaplayın.
Yahudi aktör Wallace Shawn:
“İsrailliler Nazilerden daha kötü, çünkü en azından Naziler utanç duyuyorlardı ve suçlarını gizlemeye çalışıyorlardı, oysa İsrailliler suçlarıyla övünüyorlar.”
YABANCIYA SATILAN İKİ DAİRE, 855 BİN LİRA VE 26 BİN 336 LİRALIK VERGİ.
İMAMOĞLU İNŞAAT VE RASLAMBEK EDİEV ÇELİŞKİSİ.
Ekrem İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu'nun ortak, Tuncay Yılmaz'ın ise Genel Müdürü olduğu İmamoğlu İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin banka hesap hareketleri, Beylikdüzü, Yakuplu 727 Ada 2 Parselde bulunan İn Mari Marmara projesinde Raslambek Ediev'e satılan A1 Blok 19 ve 22 numaralı iki daireye ilişkin dikkat çekici bir ödeme tablosu ortaya koyuyor. Projenin Mart 2021'de satışa çıktığı dönemde kamuya açıklanan fiyatlar 1+1 dairelerde 836 BİN TL – 1 MİLYON 456 BİN TL, 2+1 dairelerde 1 MİLYON 356 BİN TL – 2 MİLYON 85 BİN TL, 3+1 dairelerde ise 1 MİLYON 988 BİN TL - 4 MİLYON 384 BİN TL arasındaydı.
İmamoğlu İnşaat'ın banka kayıtlarına göre A1 Blok 19 numaralı daire için 5 Mart 2021'de 100 BİN TL, 12 Mart 2021'de 100 BİN TL, 25 Mayıs 2021'de 27 BİN 100 TL, 4 Ağustos 2021'de 27 BİN 83 TL ve 13 Eylül 2021'de 218 BİN 246 TL olmak üzere toplam 472 BİN 429 TL ödendi.
A1 Blok 22 numaralı daire için ise 24 Mart 2021'de 100 BİN TL, 4 Haziran 2021'de 28 BİN 400 TL, 4 Ağustos 2021'de 28 BİN 335 TL ve 2 Eylül 2021'de 226 BİN 664 TL olmak üzere toplam 383 BİN 399 TL ödeme bulunuyor.
Böylece A1 Blok 19 ve 22 nolu daireler adına alınan ekspertiz raporu için 17 Eylül 2021'de gönderilen 7 BİN TL de eklendiğinde 2 daire için Raslambek Ediev'in İmamoğlu İnşaat'a gönderdiği toplam ödeme 862 BİN 828 TL.
Ancak asıl dikkat çekici para hareketi 6 Ekim 2021'de gerçekleşiyor. İmamoğlu İnşaat'tan Raslambek Ediev adına 800 TL "Tapu-Harç Döner Sermaye", Büyükçekmece Vergi Dairesi'ne ise 26 BİN 336 TL "vergi tahsilatı" açıklamasıyla para gönderiliyor.
26 BİN 336 TL'nin %1 KDV olduğu varsayılırsa karşılığı tam 2 MİLYON 633 BİN 600 TL'lik bir satış bedeline karşılık geliyor.
Banka hareketlerinde iki daire için görünen toplam bedel 855 BİN 828 TL, iki daire için yollanan ekspertiz bedeli 7.000 TL, 26 BİN 336 TL'lik vergi ödemesi ve bunun %1 KDV matrahı 2 MİLYON 633 BİN 600 TL'lik satış bedeli birlikte değerlendirildiğinde, 1 MİLYON 747 BİN 772 TL'lik fark, İmamoğlu İnşaat'ın kasasına kayıt dışı bir ödeme olarak mı girdi?
BEYLİKDÜZÜ, YAKUPLU 727 ADA 2 PARSELDE DİKKAT ÇEKEN BAĞLANTI. YÜKSELOĞLU'NDAN İMAMOĞLU İNŞAAT'A, ORADAN YABANCILARA.
İstanbul'da yabancılara taşınmaz satışı karşılığında Türk vatandaşlığı verilmesine ilişkin soruşturma gündemdeyken, Beylikdüzü Yakuplu'daki 727 ada 2 parselin tapu hareketleri dikkat çekici bir başka zinciri ortaya koyuyor. Bu zincirde yalnızca İmamoğlu İnşaat değil, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasında adı geçen Yükseloğlu ailesi de karşımıza çıkıyor.
727 ada 2 parselin kayıtlarına göre 16 Aralık 2020'de İmamoğlu İnşaat'ın aynı taşınmazdaki şirket unvanı değişikliği kaydedilmiş. 18 Haziran 2021'de ise 634 sayılı Kanun kapsamında dağıtım suretiyle kat irtifakı kurulmasına ilişkin aynı nitelikte altı işlem gerçekleştirilmiş. Ardından 1 Temmuz 2021'de tapu hareketlerinde adeta bir kırılma yaşanıyor.
Bu tarihte İmamoğlu İnşaat lehine 46 ayrı kat karşılığı temlik kaydı bulunuyor. Bunların 26'sında Orhan Yükseloğlu, 3'ünde Gürcan Yükseloğlu, 4'ünde Tezcan Yükseloğlu, 2'sinde Perihan Yükseloğlu, 6'sında Oktay Yükseloğlu, 5'inde ise Koray Yükseloğlu karşı taraf olarak yer alıyor. Sonraki tarihler de eklendiğinde 727 ada 2 parselde Yükseloğlu ailesinin çeşitli fertlerinden İmamoğlu İnşaat'a toplam 69 kat karşılığı temlik kaydı ortaya çıkıyor.
69 bağımsız bölüm hakkının belirli tarihlerde İmamoğlu İnşaat'a geçmesinin hemen ardından aynı parselde yabancılara yapılan devirler, ekonomik zincirin ikinci halkasını oluşturuyor.
Çünkü eldeki kayıtlara göre 727 ada 2 parselde İmamoğlu İnşaat'tan yabancı uyruklu kişiye devir gerçekleştirilmiş bulunuyor. Bazı yabancı alıcıların banka işlemlerinde ise ödemenin Türk vatandaşlığı edinimi amacıyla yapıldığına ilişkin açıklamalar yer alıyor. Burada cevaplanması gereken en önemli soruların başında İmamoğlu İnşaat'a kat karşılığı temlik edilen bağımsız bölümlerin hangileri daha sonra yabancılara devredildi ve bu devirlerin karşılığı olan para hareketleri nerede?
Yükseloğlu ailesinin önemi yalnızca tapu kayıtlarıyla sınırlı değil. Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davası sanıklarından Mustafa Keleş, Deniz İstanbul projesindeki ortaklarının Yükseloğlu ailesi olduğunu, ailenin 32 hissedarlı büyük bir aile olduğunu ve Beylikdüzü'nde Ekrem İmamoğlu ile tanışıklıklarının bulunduğunu mahkeme huzurunda anlattı.
Daha önce kamuoyuna yansıyan MASAK raporu haberlerinde de Gürcan Yükseloğlu'nun adı, Murat Ongun'un Beylikdüzü’ndeki taşınmazına ilişkin tapu işlemlerinde satış tarafı olarak geçti. Raporda, söz konusu satışla Gürcan Yükseloğlu arasında herhangi bir para transferine rastlanmadığı aktarılmıştı.
Şimdi tabloyu yan yana koyduğumuzda, Yükseloğlu ailesinin çeşitli fertlerinden İmamoğlu İnşaat'a 1 Temmuz 2021'de 39 adet olmak üzere farklı tarihlerle birlikte 69 kat karşılığı temlik, ardından aynı parselde yabancılara devir ve bazı banka kayıtlarında vatandaşlık amacını işaret eden açıklamalar söz konusu.
Tapuda görünen 69 yabancı devir ile İmamoğlu İnşaat'ın banka hesaplarındaki ödeme hareketleri karşılaştırıldığında çok büyük çelişkilerin olduğu kolaylıkla görünecektir. Çünkü ben karşılaştırdığımda devirlerde adı geçen veya şahısları temsil edenlerin İmamoğlu İnşaat'a yolladıkları paraların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor.
Dolayısıyla 727 ada 2 parsel için artık üç ayrı kaydın @istanbulCBS tarafından yan yana getirilmesi gerekiyor.
İmar ve ruhsat dosyası, 69 kat karşılığı temlikin tapu zinciri ve yabancılara yapılan devirlerle bunların banka/vatandaşlık kayıtları incelenmeli.
Eğer bu üç kayıt bağımsız bölüm numarası, tarih ve para tutarı üzerinden birbirine bağlanırsa, Yakuplu'daki bu parselin yalnızca bir inşaat projesi değil, arsa sahibi–yüklenici–yabancı alıcı–banka ödemesi–vatandaşlık zincirinin bütününü gösteren kritik bağlantılar da anlaşılacaktır.