“Geleceğe yönelik gerçek cömertlik, şimdiye her şeyi vermekte yatar.”
— Albert Camus
İnsan çoğu zaman hayatı yaşamayı geleceğe erteler. Daha iyi bir gün, daha uygun bir zaman, daha fazla para ya da daha az sorumluluk bekler.
Oysa gelecek, bugünden vazgeçerek değil; bugünü gerçekten yaşayarak kurulur. Çünkü elimizde olan tek zaman, şu andır.
Geleceğe bırakabileceğin en değerli şey, dolu dolu yaşanmış bir bugündür.
“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”
Bazen insan, hayatı yanlış yaşamaktan korkarken yaşamayı erteler. Kusursuz bir anı, doğru zamanı, doğru kararı beklerken yıllar sessizce geçer.
Oysa hayat, hatasız seçimlerin toplamı değildir. Biraz cesaret, biraz yanılgı, biraz da pişmanlıkla şekillenir.
Çünkü yaşamaktan korkarak geçirilen bir ömür, yanlış yaşanmış bir ömürden daha büyük bir kayıptır.
Warren Buffett: “Gerçek zenginlik, en lüks evde oturup en pahalı arabaya binmek değildir.
Asıl zenginlik, kafan rahat yaşayacak kadar kazanırken vaktini nasıl harcayacağına, kiminle çalışacağına ve hayatını nasıl kuracağına kendin karar verebilmek.
Sonuçta insanın sahip olabileceği en büyük zenginlik, zaman ve özgürlüktür.”
İnsan bazen hayatı yarım yaşamaktan yoruluyor.
Yarım sevgi, yarım dostluk, yarım cesaret… Bir şeyin içindeysen gerçekten içinde ol; değilsen kendini orada tutma.
Çünkü insan, kendinden eksilterek yaşadığında hayatın tamamına ulaşamıyor.
“Yarı yarıya sevenleri sevme. Yarı yarıya dostları barındırma. Yarı yarıya bir hayat yaşama ve yarı yarıya bir ölüm ölme.”
Algernon’a Çiçekler — Daniel Keyes
“İnsan gerçekten daha zeki olduğunda daha mı mutlu olur?”
Bazı değişimler vardır; hayatımızı güzelleştirmek yerine bize gerçeği gösterir.
Algernon’a Çiçekler, zekâ, sevgi, yalnızlık ve insan olmanın anlamı üzerine düşündüren, Charlie’nin hayatındaki sıra dışı değişimi anlatan dokunaklı bir roman.
Charlie’nin dünyası değiştikçe, insanların ona bakışının da değiştiğini görüyoruz. Fakat zekâ arttıkça hayatının daha kolay değil, daha karmaşık bir hâle geldiğini fark ediyor.
Çünkü bazen bilmek, anlamak ve görmek; insanın keşke bilmeseydim diyeceği gerçeklerle yüzleşmesi anlamına gelir.
Belki de kitabın en güçlü tarafı burada:
İnsanı değerli yapan şey zekâsı değil, kalbinde taşıdığı şeylerdir.
Peki sizce, her şeyi bilmek mi daha iyi; yoksa bazı gerçeklerden habersiz yaşamak mı?
İnsan çoğu zaman yaşadığı anı değil, yaşayacağını düşündüğü hayatı bekliyor.
“Bir gün daha çok param olduğunda, daha rahat olduğumda, her şey yoluna girdiğinde…” derken asıl hayatı erteleyebiliyor. Oysa geçmiş geri gelmiyor, gelecek ise hiçbir zaman garanti değil.
Belki de hayatı kaçırmanın en kolay yolu, başka bir hayatın gelmesini beklemek.
“Şimdiki zamanda yaşamalısın, her dalgaya atılmalısın, her anda sonsuzluğunu bulmalısın. Aptallar, fırsat adalarında durur ve başka bir toprağa bakarlar. Başka bir toprak yoktur; bundan başka bir hayat yoktur.”
— Henry David Thoreau
“Sadece şimdiye odaklan.” — Marcus Aurelius
İnsan çoğu zaman yaşadığı andan değil, henüz yaşanmamış ihtimallerden yoruluyor. Olmamış bir konuşmayı zihninde defalarca yapıyor, gerçekleşmemiş bir kaybın yasını tutuyor, gelecekteki bir ihtimali bugünün huzurundan ödüyor.
Oysa hayatın gerçekten elimizde olan tek parçası şimdi. Geçmiş artık değiştirilemez, gelecek ise henüz yaşanmamış bir ihtimal. Geriye yalnızca üzerinde etkimiz olan bu an kalıyor.
İnsan çoğu zaman mutluluğunu sahip olmadığı şeylere bağlar. Ona ulaştığında ise büyü bozulur; artık sahip olduğu değil, sıradaki eksikliği görünür olur. Belki de bizi sürekli ileri taşıyan şey arzularımız değil, hiçbir zaman tam olarak yetinmememizdir.
“Ne istediğimiz önemli değil. Bir kez elde ettiğimizde, başka bir şey isteriz.”
– Petyr Baelish
Rus balesinin dahi koreografı Boris Eifman imzasını taşıyan, Lev Tolstoy'un ölümsüz romanından uyarlanan Anna Karenina, Ment Event–Armoni organizasyonuyla izleyiciyle buluşuyor. Biletler Bubilet'te!
Çocukları otistik olanlar bu videoyu dinlemeden istemeden geçmeyin!
📌 Kazakistan’da yaşayan Jandos Kuljanbekov, otizmli kızının bağırsak sağlığına yönelik uyguladığı tedavi sonucunda iyileştiğini söylüyor.
Kuljanbekov, doktor olmadığını ve yalnızca kendi deneyimini paylaştığını belirtiyor. Ona göre bazı çocuklarda otizm olarak değerlendirilen belirtilerin temelinde bağırsak kandidiyazı ve bozulmuş bağırsak mikrobiyotası olabilir. Aşıların bağırsaklarda Candida mantarının çoğalmasına yol açabileceğini, ortaya çıkan toksinlerin ise beyni ve sinir sistemini etkileyebileceğini öne sürüyor.
İnternette birçok ebeveyn de onun paylaştığı, bağırsak mantarının tedavisine yönelik yöntemi uyguladıktan sonra çocuklarında olumlu gelişmeler gözlemlediğini anlatıyor. Ancak bu paylaşımlar kişisel deneyimlere dayanıyor ve yöntemin bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor.
Bu görüntülerde ise Kuljanbekov, Kazakistan Sağlık Bakanlığıyla yapılan canlı bağlantıda konuya ilişkin sözleri
https://t.co/Tz68MbSNVp