PKK’lıları topluma kazandıracaksanız, amenna.
Fakat PKK’lıları af ederken
KHK’lıları ve eline silah almamış nice masumu cezalandırmaya devam ederseniz, toplumsal barışı sağlamış değil,
dinamitlemiş olursunuz.
10 yıl geçti.
Yanlış insanları cezalandırdınız.
Suçsuz insanlara bedel ödettiniz.
Kul hakkına girdiniz.
Vicdanlarda derin yaralar açtınız.
Artık
#KHKZulmüneSon verin
Bahçeli’nin sözleri - Taha Akyol https://t.co/jTiVFSXEEC @KararHaber
Bahçeli, AİHM kararları üzerine, Demirtaş’ın tahliyesi gerektiğini söyledi. Doğruydu ama etkisi olmadı.
Grup konulmasında askeri hastanelerin açılmasını istedi. Çok doğru, mutlaka açılmalı. Bahçeli’nin bu sözünün de etkisiz kalmaması için MHP Meclis’e kanun teklifi vermeli.
Askeri Hastaneler OHAL döneminde 669 Sayılı KHK ile kapatılmıştı. KHK’larla yapılan büyük yanlışlara bir örnektir.
Takipsizlik almış veya beraat etmiş KHK’lıları mağdur etmenin de yanlış oludğu görülmeli.
Rektör seçimleri ve TV’lerin seçim dönemlerinde tarafsısız yayın yapması kuralı da KHK’larla kaldırıldı. Bu yanlışlar da düzeltilmeli.
Yeni yargı paketi, iddia ettiğiniz gibi gerçekten “yargı reformu” olsun;
KHK mağduriyetleri, IBAN mağdurları, nafaka mağdurları, Covid Yasası mağdurlarının feryatlarına daha fazla kulak tıkamayın!
Suçlu ile suçsuzu ayıramadınız, sonra da binlerce insanı sosyal hayattan sildiniz.
KHK mağduriyetini görmeden, infazda eşitliği sağlamadan adaletten söz edemezsiniz!!
#KHKMağduriyeti
Hukuk 15 Temmuz sonrası yok edildi.
Şimdi hukuksuzluk kurşunu siyaseti de vuruyor.
Ama aynı çürüme siyaset kurumunu da kirletti.
Buradan nasıl çıkılır ?
Siyaset kurumunun demokratikleşmesi ile...
Bu asıl gündemimiz olmalı.
Seçimin kaderini anketler değil,
Mağduriyetler belirleyecek !
🔳 Kademeli emeklilik yasası
🔳 Staj mağdurları düzenlemesi
🔳 Otomobil hurda teşvik yasası
🔳 Kışlasız bedelli askerlik hakkı
🔳 Üniversite ve ehliyet affı
🔳 Bağkur prim ve tescil affı
🔳 Vergi ve SGK affı
🔳 İmar affı ve hobi bahçesi affı
🔳 KHK mağduriyeti
🔳 Tarım ve Hayvancılık mağduriyetleri
🔳 İhlas Finans Mağdurları
🔳 Yardımcı Hizmetler Sınıfı
🔳 Taşeron ve Belediye Şirket İşçileri
🔴 #işimiziGeriistiyoruz
Eski Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kerim Yılmaz; “KHK’lılar, dönem değiştiğinde, yönetim değiştiğinde, beraat alanlar, takipsizlik alanlar 24 saat içinde göreve iade edilmelidir."
⚠️ Bank Asya’ya para yatırmak, derneğe üye olmak, gazete almak, çocuğunu bir okula göndermek gibi legal fiiller terör suçu sayıldı. AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında da, Yasak kararında da bu fiillerin terör suçu olamayacağını söyledi.
“Olağanüstü dönemlerin toptancı, önyargılı, siyasi yargılamaları tarih önünde utançla anılıyor.
“Yasaların suç saymadığı eylemlerden ceza verilemez.
AİHM bunu hatırlattı.
“Ya yargılamayı yenileyecek, ya şiddet içermeyen suçlara af çıkaracaksınız.”
Anlattım:
MHP genel başkan yardımcısı Semih Yalçın’a göre KHKlılar affını talep etmek zinhar çok ayıp hatta büyük suç… Peki KHKların suçu ne?.. Devletin açık bıraktığı ama yandaş gazetelerde lanetlenen bir özel bankaya para yatırmaları.… Başka?.. O dönemin başbakanının bile, “dün artık bu hasret bitsin” diye adeta bir tür resmi davetiye çıkardığı cemaatin manevi başkanlığında, milli eğitim bakanlığı denetiminde hizmet eden eğitim kurumlarında çalışmış olmaları… Semih Yalçın’a göre bu KHKlılar çok ağır suçlu ama 50.000 yurttaşımızın katlinden sorumlu ve genel başkanlarının “Kurucu Önder” diyerek taltif ettiği Öcalan masum… Sayın Bülent Arınç, vicdanlı açıklamalarınıza lütfen devam ediniz… Bu vicdan fukaralarının eleştirilerini de lütfen ciddiye almayınız…
AİHM Büyük Dairesi
son kararıyla Türkiye yargısını, ceza yargılamasının temel ilkelerine ve anayasaya uymaya çağırdı.
Doğal ve doğru olan bu çağrıya uymak ve gerçekten
‘Hukuk Devleti’ olmaktır; içerde esenliğe ve dünyada saygınlığa kavuşmanın ön şartı ve güvencesi de budur.
Prof. sn. @izzetoezgenc’in sayın Cumhurbaşkanına hitaben yazdığı not, AİHM kararındaki önemli tespitlere işaret ediyor.
Suç oluşturan eylem ve kasıt olmadan ceza olmaz.
Ceza hukukunun bu temel hükümlerine rağmen verilen cezaların yarattığı mağduriyetleri gidermenin vaktidir.
İhanet takımı gitti, ticaret takımı parasını verdi; ibadet tabakası ise baskı altında eziliyor!
Gariban Anadolu evlatlarının KHK zulmü altında ezilmesine izin vermeyeceğiz!
AİHM Büyük Daire’nin Yasak Kararı Hakkında Değerlendirmem
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Büyük Dairesi, Yasak v. Türkiye davasında FETÖ yargılamaları kapsamında Yasak’a verilen 7 yıl 6 aylık hapis cezasının “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesini ve “kötü muamele yasağı”nı ihlal ettiğine hükmetti. Üstelik bu kararla, daha önce aynı davada “ihlal yok” diyen AİHM Daire kararını da bozmuş oldu. Benzer suçlamalarla yargılanıp hayatları altüst olan on binlerce kişi bakımından bu kararın iç hukukta da önemli sonuçlar doğurması gerektiği açıktır.
Kararda Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla verilen mahkûmiyet hükümlerinde ceza sorumluluğunun bireyselleştirilmediği, kolektif sorumluluk yoluna gidildiği ve kast unsuru ispat edilmeden hüküm kurulduğu belirtilmiştir.
Kararın temel mesajı çok açık. Bir kişinin sadece bir cemaatle ilişkilendirilmesi, birtakım faaliyetlere katıldığının veya gizli yapılanma içinde görev aldığının söylenmesi ya da hakkında tanık beyanı bulunması onu silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm etmeye yetmez. Mahkûmiyet için kişinin suçlanan eylemleri yaptığı tarihte örgütün suç ve şiddet amacını bilmesi, bu amaca bilerek ve isteyerek katılması, bütün bunların da somut ve kişiye özel delillerle gerekçelendirilmesi gerekir.
Mahkeme, Yasak'a yüklenen eylemlerin tamamının eğitim faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu özellikle vurgulamakta, FETÖ/PDY’nin uzun yıllar boyunca Türk toplumunun çeşitli alanlarına, özellikle de eğitime yasal yollarla yerleştiğini ve kendisini bir “ahlak ve eğitim hareketi” olarak tanıttığını belirtmektedir. Bu nedenle Mahkeme, çok sayıda kişinin örgütün gerçek amaçlarından habersiz şekilde, sadece görünen yüzüyle onunla ilişki kurmuş olabileceğini kabul etmektedir.
Bu çerçevede Büyük Daire, Türkiye'de binlerce dosyada mahkûmiyet gerekçesi olarak kullanılan delillerin manevi unsuru kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtiyor. Gizli yapı içinde görev üstlenme, sohbet ve eğitim faaliyetlerini düzenleme, "bölge talebe mesulü" ya da "ev abisi" gibi sıfatlar, dini sohbetlere katılma-düzenleme, kod adı kullanma, yapıya bağlı kurumlarda çalışma ve sigortanın bu kurumlardan yatırılması, tanıkların sadece fotoğraf üzerinden teşhise dayalı beyanları, HTS kayıtları, Bank Asya'ya 2014 sonrası para yatırma gibi delillerin; ancak kişinin örgütün terör niteliğini bildiği, şiddet amaçlarını benimsediği ve bu yapıya bilerek ve isteyerek üye olduğu somut bulgularla desteklenmesi halinde mahkumiyet için esas alınabileceği ve kişiye terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet kurulabileceği ifade edilmektedir.
Mahkeme, bu noktada Türkiye yargısının “milat” yaklaşımına da bir cevap vermiş. Aralık 2013 sonrası örgütle bağların sürdürülmesinin, bir kişinin cezai sorumluluğunun değerlendirilmesinde bir faktör olabilir. Ancak bu genel değerlendirme, yerel mahkemeleri kişiye özel kast tespit etme yükümlülüğünden muaf tutmaz. İlgili zamanda büyük ölçüde dini bir grup olarak algılanan bir yapıya mensup olmak, tek başına, kişinin suç için gerekli kasta sahip olduğu sonucuna götürmez. Bu yönüyle, kastın belirli bir tarihten sonra doğrudan oluştuğu varsayımına dayalı yaklaşım Mahkeme tarafından yeterli görülmemiştir.
Sonuç olarak Büyük Daire’nin kararı, sorunun münferit hatalardan değil, yargının hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmış olmasından kaynaklandığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu karar kesindir ve Mahkeme önünde bekleyen benzer dosyaların da bu çerçevede hızlı bir şekilde sonuçlanacağı açıktır. Dolayısıyla, yargı organları ve iktidar istese de istemese de Anayasa’nın gereği olarak bu karara uymak zorundadır.
Bu nedenle, FETÖ yargılamaları kapsamında devam eden soruşturmaların, kovuşturmaların ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının; AİHM içtihadı ve evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınması zorunludur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni yeniden yargılama yolunu açacak ve ortaya çıkan hak ihlallerini giderecek kapsamlı bir yasal düzenleme yapmaya davet ediyorum.
Üzerinden on yıl geçti. On yıl, hiç kimsenin geri veremeyeceği bir ömür dilimidir. Bu süre içinde insanlar cezaevlerinde yıllarını yitirdi, aileler parçalandı, çocuklar annesiz ya da babasız büyüdü, bazıları hayatını kaybetti. Bu kararın gereğinin yapılması, adil yargılanma hakkının olduğu kadar derinleşen toplumsal adalet ihtiyacının da gereğidir.
Bu adama ne caza verilmeli? - Taha Akyol https://t.co/2MrqTKpWl1 @KararHaber
AİHM Büyük Dairesinin çok önemli kararı:
FETÖ’de darbe ve ordudaki örgütlenme ile ilgisi olmayanlar, cemaatte görev aldı, hizmet etti, destekledi, Bank Asya’ya para yatırdı gibi sebeplerle “silahlı terör örgütü üyesi” diye suçlu sayılamaz.
Mahkûmiyet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. (ve Türk Anayasasının 38.) Maddesinin ihlalidir.
7. madde: “Hiç kimse, işlendiği zaman hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz.”
38. madde: “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.”
Kavala ve arkadaşlarının mahkum edilmesi de şiddet eylemleriyle ilgileri olmadığı için “hak ihlali”dir.