İnsan birileriyle uzun süre bağ kurup onlardan ayrılınca aslında tanınmanın ne büyük lüks olduğunu anlıyor. Sürekli kendini anlatma, fikrini nedeni ile açıklama, neye neden sevinip, üzüldüğünü ifade etme kendini arafta hissettiriyor
Her şeyin başı davranış şekli galiba ya ya ona tutunuyorsun ya da onun yüzünden gidiyorsun. Binlerce hayır deme şekli var yumuşatma şeklimiz de karakterimiz
Herkesin bi öncelik sırası vardır öncelik vermediğiniz kendinizi düşündüğünüz zaman karşınızda ki insanı seviyor olmuyorsunuz. Ben de lafta çok severim
Sen derdini paylaşırken insan sen öyle yaparsan ben napcam diye hemen kendini düşünüyor ya o yüzden kedileri daha çok seviyorum. S*ktir git ne yapıyorsan yap ben mi doğurdum seni
Bugün bir söz okudum: “Birisi boğuluyorsa, o an ona yüzmeyi öğretmenin zamanı değildir.”
Bu cümle gün boyu aklımda kaldı. Çünkü bir insan zorlanırken, dağılırken, içi karışmışken etraf bir anda tavsiye verenlerle doluyor. Herkes ne yapması gerektiğini, nasıl düşünmesi gerektiğini, nasıl güçlü olması gerektiğini anlatıyor. Ama insan boğulurken bunları duyamaz.
İçeride fırtına varken dışarıdan gelen her yönlendirme gürültü gibi hissedilir.