Varını, yoğunu, alın terini gayriresmî yollara değil;
Yasal, denetimli para piyasası fonlarına yatıran dürüst insanlar artık nefes alamıyor.
Helal kazancını ve birikimini kuralına göre korumaya çalışan insanlar için geçen zaman çok ağır.
Fon vurgununa ilişkin AKP’nin TBMM’ye sunduğu kanun teklifi, yatırımcıların kayıplarının ne kadarının ve ne zaman karşılanacağına ilişkin belirsizlikleri gidermezken, krize yol açan denetim eksikliklerinin nasıl giderileceği ve benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için hangi kalıcı reformların yapılacağı konusunda da net bir çerçeve ortaya koymamaktadır.
Teklifin dördüncü maddesi bir milyon TL’ye kadar öngörülen ara ödeme, nihai ödeme sınırı değildir. Ancak bu, yatırımcının kalan alacağının tamamını geri alacağının garantisi olduğu anlamına da gelmemektedir. Fon malvarlığından çıkarılan değerlerin tamamı bulunamazsa ne olacağı, tahsilatın yetersiz kalması durumunda kalan alacakların nasıl karşılanacağı ve nihai ödemelerin ne zaman yapılacağı açıkça ortaya koymamaktadır.
Teklifin 3. ve 6. maddeleri, tasfiye ve varlıkların geri kazanılması konusunda SPK ve TMSF’ye önemli yetkiler tanımaktadır. Bu yetkiler sürecin hızlandırılmasını sağlayabilir; ancak varlıkların hangi değer üzerinden satılacağı, satış kararlarının nasıl alınacağı, geri kazanılan tutarların fonlar arasında hangi ölçütlerle dağıtılacağı ve işlemlerin nasıl raporlanacağı da açık olmalıdır. Geniş yetkiler, güçlü denetim ve hesap verebilirlikle desteklenmelidir. Aksi hâlde yatırımcıların haklarını korumak amacıyla yürütülen süreçte, şeffaflık ve adalet konusunda yeni soru işaretleri doğacaktır.
Kamu otoritesinin görevi yalnızca kriz ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, riskleri zamanında tespit etmek ve yatırımcıları korumaktır. Denetim mekanizmaları neden işlemedi, riskler ne zaman tespit edildi, ilgili kamu kurumları hangi adımları attı ve kimler sorumluydu?
Bu soruların yanıtlanması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması da gereklidir. Çünkü yargı, suç teşkil eden fiilleri soruştururken Meclis; kamu kurumlarının işleyişini, denetim mekanizmalarını ve yapısal eksiklikleri araştırabilir. Bu iki süreç birbirinin alternatifi değildir. Yargı sürecinin devam etmesi, Meclisin denetim görevini yerine getirmesine engel değildir.
İktidar, yatırımcıların kayıplarını telafi etmekten söz ederken bu kayıplara yol açan sürecin bütün yönleriyle araştırılmasına neden karşı çıkıyor? Yargı sürecinin varlığı, Meclis Araştırmasının neden gereksiz olduğunu açıklamaya yetmez.
Yatırımcıların ne kadarını, ne zaman geri alabileceği; kamu kurumlarının nasıl hareket ettiği; denetimin neden işlemediği ve benzer mağduriyetlerin nasıl önleneceği açıklığa kavuşturulmadan bu süreç tamamlanmış sayılamaz.
“Adalet mülkün temelidir”
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a takdim edilmek üzere hazırlattığı, “Adalet mülkün temelidir” anlamına gelen “El-Adlü Esâsü’l-Mülk” ibareli hat eserinin, İstanbul Mushafı’nın hattatı Hüseyin Kutlu tarafından özel olarak hazırlandığı öğrenildi.
@atikfatih1 Dünyanın her yerinde PPF demek "gece rahat uyumak" demektir. Biz ise aylardır anaparamızın peşinde uykusuzuz. Sıfır riskli fonda yaşanan bu anomali, tam ve adil bir ödeme yapılmadan çözülemez. #ppf1milyonüstütamöde