Thrilled to share our new paper showing how SUMO regulates PRC1 clustering and 3D genome organisation independently of H3K27me3! https://t.co/6JZZmsnTTe
DÜNYA'NIN ÇIKMAZI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ-2
Bir zamanlar barış, refah ve özgürlük vaatleriyle yüceltilen küreselleşme, bugün adaletsizliğin yeni adı. Sermaye zincirlerinden kurtulup sınır tanımaz bir akışa kavuştu, emek ise zincire vuruldu. Piyasa kutsallaştırılırken insan onuru çiğnendi. “Bilgi çağı” denilen bu dönemde hakikat, artık bilgiden değil kurgudan ve manipülasyondan doğuyor. Gerçek, kendi özünden değil, imgelerin simülasyonundan üretilir oldu. Logos’un sesi kısıldı; meta kültünün parıltılı putları yükseldi. Ve birkaç dev şirketin merkezlerinde alınan kararlar, yalnız piyasaları değil, toplumların kaderini ve bireylerin hayallerini de yönlendiriyor. Hakikat artık dışarıda değil, insanın kendi derinliğinde gizli; dışarıda gördüklerimiz yalnızca gölgelerin yeni biçimleri. Bu çağda Platon'un mağara duvarı, ateşin değil ekranların ışığıyla örülmüş durumda.
Bu gidişat, eşitsizlikleri derinleştirmekle kalmadı; insanlığın çeşitliliğini tekdüze bir kalıba hapsetti. Kültür, özgürlük değil uyum üretiyor, farklılık vaat ederken tekdüzeliği dayatıyor. Küresel pazarın sahnesinde diller birer birer susuyor, kültürler aynı nakarata indirgeniyor. Özgürlük vaadi, gerçekte tek tip bir “meta insan” yaratma sürecine dönüştü: tükettiğiyle var olan, algoritmalarla yönlendirilen, kendi özünü bile pazara sunan bir varlık.
Küresel sermaye yalnızca bireyleri değil, ulusların iradesini de kuşattı. Egemenlik halkın elinden çekilip piyasanın kör terazisine bırakıldı. Uluslararası siyaset artık hukuktan değil, güçten ölçülüyor. Diplomasi sustu, silah konuşuyor. Hukuk tahtından indirildi. Oysa adalet yalnızca mahkemelerin terazisi değil; insanlığın ortak vicdanının dengesi, varlığın anlamını koruyan bağdır. Adalet kaybolduğunda yalnızca hukuk değil, varlığın özü de yitirilir.
Küresel düzenin görünmeyen yüzünde, finansın soğuk gölgeleriyle enerjinin ateşli imparatorlukları çarpışıyor. Bu kavga yalnız ekonomiyi değil, siyasetin haritalarını da yeniden çiziyor. Artık sınırlar ideolojilerle değil, enerji hatlarıyla, koridorlarla ve pazar paylarının kanlı çizgileriyle belirleniyor. Halkların kaderi, bu görünmez savaşta; Ukrayna'da, Filistin'de, Orta Doğu'da sessizce harcanıyor ve insanlığın hafızasına yara olarak kazınıyor.
Bu düzen devletlerin sınırlarını aşarak toplumların vicdanına kadar sızdı. İnsan yalnız emeğini değil; hafızasını, kültürünü, hatta özünü de rehin veriyor. Teknoloji yalnızca bir araç değil; varlığın gizleniş biçimi, insanın özünü görünmez kılan bir perdeye dönüştü. Biliriz ki insan nefsinin zincirlerinden kurtulmadıkça içindeki ışığa kavuşamaz. Oysa bu çağda zincirler, tüketimin albenisiyle, hızın büyüsüyle, gözetimin gönüllü kabulüyle örülüyor. Çünkü "değer" artık ölçülülükten değil sınırsız tüketimden; erdemden değil hızdan; adaletten değil kâr marjlarından okunuyor. Böylece adalet, pusulasız bir gemi gibi yönsüz bırakıldı; hakikat, gölgelerin ardında susturuldu.
Oysa Anadolu’nun irfanı bize şunu fısıldar: Hak, alın terindedir; adalet, komşunun hakkını gözetmektedir; özgürlük ise vicdanın terazisindedir. Kadim öğretiler hatırlatır ki: hakikate giden yol, insanın kendi içini taş taş örerek yükseltmesidir. Her insan özünde taşıdığı ışığı uyandırdığında, dış dünyanın gölgeleri hükmünü yitirir. İnsan kendi özündeki ışığı uyandırdığında, yalnız kendisini değil, toplumun ufkunu da aydınlatır. Hakikate ermek yalnız bilmek değil; kalbi arındırmak ve nefsin zincirlerini çözmektir.
Nitekim her zincir çatlağını taşır, her karanlık ardında ışığın varlığını fısıldar. İnsanlık yanılsamalarda kaybolsa da özünde hâlâ hakikati arar. Bu yüzden yarının dünyası bugünün karanlığından değil; içimizdeki dirençten ve toplumların hafızasında saklı ışıktan doğacak. Hakikat uzak ufuklarda değil, insanın kendi derinliğinde gizlidir. Tarih fısıldar: hiçbir iktidar sonsuz değil, hiçbir karanlık ebedî değil. Ve unutulmamalıdır ki karanlığın bağrında her zaman bir sabah gizlidir. Umut, uzak bir ütopyada değil; çatlaklardan sızan ışıkta, küçük direnişlerde, adaletin yeniden filizlenişindedir.
I would also like to thank other Cavalli lab members who aren't on the author list but were supportive with great scientific discussions and to me personally. It means more than one can express in a tweet 🩷@flora_paldi@sinmerank@Gonza_Saba and others not on X.
Ever wondered how 3D chromatin rewires during differentiation? We wanted to understand this process better & distinguish if different processes or elements drive this rewiring. To do so, we used mESC=>NPC differentiation and focused on a single locus. https://t.co/TiCprAlW1s 1/17
AKUT - Search and Rescue Association - Main search and rescue org in Turkey
https://t.co/aj03zqwCOb
AFAD - Disaster and Emergency Management - is the equivalent of FEMA, provides direct rescue, support in disaster zones
https://t.co/CYEpshwUnu
My esteem colleagues and myself are organizing a fund to help earthquake victims in #Turkey; the fund will be transferred to @ahbap Every penny counts and makes a huge difference; please consider supporting 🙏 @CaKizil https://t.co/vTXedubL1t @cagrieylem
Still a week left to apply to the #EMBOnucleus conference in Montpellier. A great line up of speakers await and I am looking forward to great discussions! Come join us! https://t.co/q0JDVMbbE9
We find no evidence that the formation of "transcriptional condensates" amplifies gene expression or increases transcription activation https://t.co/gzjEKlfvaF
There has been justifiable anger over mischaracterization of Rosalind Franklin's data as "confirming" the Watson-Crick DNA model. The model was actually based in part on her famous photograph 51, which they used without her knowledge and without attribution. I'll explain 1/n