Kürt asıllı olduğunu her yerde ifade eden, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmaktan dolayı şeref duyan, başka kimlik ve devlet arayışı içerisinde olmayan Sn. Abdurrahim Avcıoğlu gerekli cevabı vermiş ancak ben de düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Ahmet ağaya Türk’ten ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinden bu kadar rahatsız isen öncelikle sana hiç yakışmayan “Türk” soyadını değiştir demek geliyor içimden.
Adam, dedelerinden kalan toprakla övünüyor. Dedeleri o toprağı nasıl elde etmiş onu anlatmıyor.
Ahmet ağa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir bölümünü Kürdistan olarak tanımlama cüretini gösteriyor. Eğer kendisi Kürt asıllı ise dedeleri daha Karaçi civarından Zagros dağlarına gelmeden önce onun Kürdistan diye isimlendirme saygısızlığını gösterdiği coğrafyada
Artuklular (1102-1409),
Ahlatşahlar (Sökmenliler) (1100-1208), İnaloğulları (1098-1183), Dilmaçoğulları (1085-1394) onlardan önce de ön Türkler hüküm sürüyorlar nüfus çoğunluğunu oluşturuyorlardı.
Anadolu topraklarında antik çağ dahil tarihin hiçbir döneminde, Selçuklu’da, beylikler döneminde , Osmanlı’da Cumhuriyet döneminde Kürdistan diye bir toprak parçası ya da idari taksimat olmamıştır.
Feodal düzenin temsilcisi ‘aga’ sıfatıyla Kürt asıllı vatandaşlarımız için laf dışında somut ne yapmış ona hiç değinmiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin okullarında okumuş, siyasete atılmış, bölücülük suçundan dolayı kapatılan Halkın Emek Partisi (HEP) ve Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) Kurucu Üyesi ve Genel Başkanlığını yapmış, menfaati öyle icap ettiği için yeri gelmiş merkez sağdaki zaman olmuş merkez soldaki partilerin saflarında yer almış, { Demokratik Parti (1973-1974) Cumhuriyet Halk Partisi (1974-1980)
Sosyaldemokrat Halkçı Parti
(1987-1989) } sağın da solun da kılıcını sallamış, TBMM Milletvekili kayıtlarına tanınmadığını söylediği anadilini çok iyi düzeyde Kürtçe biliyor diye yazdırmış, belediye başkanı olmuş, Türkiye’nin her yerinde menkul ve gayrimenkul edinme, siyaset yapma, siyasi partilerin teşkilatlarında görev alma, istihdam (çalışma hakkı) olma, ikamet etme, ticaret yapma, borsada yatırım yapma, gazete çıkarma, televizyon kurma, Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadrolu subay astsubay olma, öğretmen, hakim, kaymakam, vali olma, istihbarat teşkilatında ve bakanlıklarda, kamu kurum ve kuruluşlarında bakan, bürokrat ve teknokrat olma haklarına anayasa güvencesinde sahip olma hakkından tatmin olamamış.
Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağlı ile bağlı diğer insanlar hangi hakka sahibi ise onlarla aynı haklara sahip olmuş ama hala gözü doymamış olmalı ki arayış içinde.
Herhalde “maraba” diye hakir gördüğü insanlarla vatandaş statüsünde aynı haklara sahip olmayı kendine yediremiyor olmalı.
Anayasal hakkını kullanarak 5 Dönem Milletvekilliği yapmış, dokunulmazlık kazanmış, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı yapmış bir kaymakam hakkında soru önergesi hariç bir tane kanun teklifi dahi vermemiş, ilk imza sahibi olamamış..
Milliyetçi Hareket Partisinin Sn. Genel Başkanı tarafından sahip çıkılmış, hapisten çıkarılması için ve belediye başkanılığına iade edilmesi için lehine siyasi beyanda bulunulmuş ama beyefendi hala tatmin olamayan ezik rolü oynuyor.
Ahmet ağa aslında ne yapıyor derseniz?
PKK, Güneydoğu’da Ahmet ağa gibi feodal kalıntılara ‘sizin saltanatınız bitti ancak bize biat eder, bizim hareketimizi ve ideolojimizi desteklerseniz, bizim çığırtkanlığımızı yaparsanız, siyasi ve sosyal itibarınızı bizim lehimize kullanırsanız size ve sizden sonrakilere hayat hakkı tanırız”diyor.
Yaşı kemale ermiş durumdaki Ahmet ağa bir ayağının çukurda olduğunun farkında. Geride bırakacakları için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Dedelerinden kalma varlığı ve haketmediği itibari kendisinden sonrakilere aktarabilmek için PKK’nın değirmenine su taşıyor.
Özetle; sahip olduğu tüm sıfat ve imkanlara ulaşmasını sağlayan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı vefasızlık, Türk milletine karşı da saygısızlık yapıyor.
Haberi belki siz de görmüşsünüzdür.
Diyarbakır Dicle Üniversitesi mezuniyet töreninde Türk bayrağı açan hukuk fakültesi mezunu kızları yuhalamışlar.
Samimiyetle merak ediyorum: İstanbul’da İzmir’de, Türkiye’nin en güzel üniversitelerinde, kimsenin etnik kökenine bakıldığını duydunuz mu? Diyarbakır’daki üniversite bu devletin değil mi? Bu devletin bayrağından kim, neden rahatsız olur?
Bu ülke sınırlarında, bu devletin üniversitesinde birileri Türk bayrağını yuhalayacak;
Biz de dönüp millet meclisimizde, 50 bin kişinin katilleri için, teröristlerin “kurucu önderi” için yasalar çıkaracağız öyle mi?
TeCe yenildi de bizim mi haberimiz yok? Bu arsızlık, bu şımarıklık, bu hadsizlik nereden kaynaklanıyor?
Kim ne derse desin, kim nereye savrulursa savrulsun.
Hamaset yaşımız geçmiş olsa da, halen yeminimizdeyiz.
“Son nefer, son nefes, son damla kana kadar”:
“Sana benim gözümle bakmayanın,
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun,
Yuvasını bozacağım.”
Evet.
Kürt sorunu bizzat Ahmet Türk’tür.
Vermekle kurtulamazsın.
9 köy, 21 yıl milletvekilliği, defalarca belediye başkanlığı alsın; Türk’ün elindeki kuru ekmekte gözü kalır.
Canını vermedikçe, dünyayı versen kurtulamazsın.
Bir de Türk sorunu var.
Bunlara tahammül etmek, normalmiş gibi davranma hastalığı.
@ogretmensitemiz Öğretmenler adına utanç verici dil bilgisi. Bu siteyi takip etmek meslege hakarettir . Bu tweet'le ya cahil yada art niyetli olduğunu düşündürüyor . Bu sayfanin sahibinin öğretmen olduğunu da dusunmuyorum.
İran Devleti bir Türk devleti değildir.
İran devleti Türk dostu da değildir.
İran devleti açıkça Türk düşmanlığı yapan bir devlettir.
Neden mi? Gelin İran'ın yakın tarihine ve devlet uygulamalarına bir bakalım:
İran olarak adlandırılan coğrafya 1000 yıla yakın Türkler tarafından yönetilmiş, 1925 yılından itibaren ise emperyalist projeler doğrultusunda yönetimi Türklerden alınarak Farslara teslim edilmiştir.
Yönetim Farslara geçtiğinden beri, hem Pehleviler hem de Mollalar döneminde ülke Fars şovenizmi ile yönetilmiştir.
Bunun en net göstergeleri şunlardır:
1925'ten beri İran'daki bütün Türk bölgeleri devlet politikaları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılmıştır. Türk şehirlerine yatırım yapılmamıştır. Tüm yatırımlar Fars bölgelerine akmıştır.
Güney Azerbaycan, Horasan ve Kaşkayeli'nde binlerce Türk yerleşiminin adı değiştirilmiş, Türkçe yer adları yerine Farsça adlar türetilmiştir.
İran'da bin yıldır hakim güç olan Türklerin dili yasaklamıştır. Milyonlarca Türk çocuğu Fars dili ile yetiştirilmiştir.
Güney Azerbaycan'da 1945 yılında kurulan Azerbaycan Milli Hükümeti, 1946 yılında silah zoru ile yıkılmış, bu süreçte binlerce silahsız Türk sivil, Fars devleti tarafından katledilmiştir. Köyler basılmış, yakılmış ve on binlerce insan göç etmek zorunda kalmıştır. Bu İran devletinin Türklere karşı yaptığı ne ilk ne de son katliam olmuştur.
İran devleti yüzyıllardır Kaşkayeli'nde özgürce yaşayan ve boylar konfederasyonu olarak örgütlenmiş Kaşkay Türkleri'nin aşiret/boy beylerini bir bir katletmiş ve Kaşkayların geleneksel sosyal yapısını bozarak onları dağıtmıştır.
Göçebe yaşamdan başkasını bilmeyen Kaşkayların silahları toplatılmış ve Kaşkay halkı çevredeki Fars şehirlerine yerleştirilmiştir. Dilleri yasaklanmış, Fars dili dayatılmıştır.
İran'da yönetimin Farslara geçtiği yıldan bugüne, Türklere karşı uygulanan bu politikalar tüm şiddetiyle devam etmiştir.
2006 yılında Fars Molla rejimine ait bir devlet gazetesinde, bir insanın diyalog kurduğu hamamböceği Türkçe konuşurken çizilmiş, bunun üzerine Türk şehirlerinde halkın sokağa dökülmesi ve tepki göstermesiyle başlayan olaylarda, İran devleti Türk sivillere karşı sert müdahalelerde bulunmuş, pek çok sivil Türk öldürülmüş ve yüzlerce protestocu tutuklanarak işkencelere maruz kalmıştır.
2015 yılında İran devlet televizyonu IRIB'da yayınlanan bir çocuk programında Türk baba ve çocuğu dişlerini tuvalet fırçası ile fırçalarken gösterilmiş ve bunun üzerine yeniden Güney Azerbaycan'ın Türk şehirlerinde Fars Molla şovenizmine karşı büyük ayaklanmalar meydanda gelmiştir.
İran'da Türklüğün direniş sembolü halinde gelmiş Türk futbol takımı Traxtor'ün maçlarında, Azerbaycan ve Türkiye bayrakları açan gençler defalarca kez gözaltına alınmış, tutuklanmış ve işkenceler görmüştür.
Bugün bile İran zindanlarda binlerce Türk genci bulunmaktadır. Pek çoğundan ailesi yıllardır haber alamamaktadır.
İran'da "Pantürkizm suçu" adı verilen bir suç tanımı vardır. İran devleti işine gelmeyen bir faaliyette bulunan her Türk gencini bu uydurma suçun mahkumu halinde getirir.
Bu anlatılanlar İran'da Türklerin 100 yıldır yaşadıklarının sadece birkaç örneğidir. Bütün bu bilgiler internetteki açık kaynaklarda mevcuttur.
Tüm bunlara rağmen şeytani Fars Molla rejiminin etki ajanlarına kanarak, İran'ı Türk dostu ve hatta delirmişçesine Türk devleti gibi görmek ya cahilliğin ya aptallığın ya da bilinçli tercih edilmiş bir hainliğin göstergesidir.
Düşmanlarını tanı Türk milleti. Kardeşlerine yapılanları öğren.
@VarolEsen Bu akildan yoksun TFF TÜRK milletini tanımıyor ve geçmişi unutmuş . İstiklal marşını ilk yillarda millet kendi okudu sonra seramoniye döndü. TFF ye rağmen seyirci okur marşımızı merak etmeyin.
Tanımadığım birinden bayram mesajı geldi. Baktım, Ahmet Fethan Baykoç adında birisi. AKP Ankara milletvekiliymiş. "Ben adamı tanımam, adam beni tanımaz. Tel no'larımız birbirimizde yok, bu adam durup dururken niye sms gönderdi?" diyemedim. Çünkü daha ciddi bir durum var. ...
@nedimsener2010 Elini vicdanına köy feto yontemlerine hakimsin . Belge olarak koydugun konuşma ve sözde olayın oluşu ile bağlantılı mu? Ve anlatılan bu olay sence genel başkan seviyesinde hayatın olağan akisina uygun mu? Biraz vicdan.
@ErdogmusHakk Bunların derdi Türk kelimesi. Türk adı ortadan kalkmadan rahat edemezler. 1000 yıldır Türk hakimiyetinde olan bölgede Türk adını silmeye kimsenin gücü yetmez.
Levent Gültekin’den Ahmet Türk’e:
“Eğer kafanızda ayrılıkçılık varsa çıkın bunu yiğitçe söyleyin.
Korkakça demokrasi numarası çekmeyin. ‘Ben bir Kürdistan mücadelesi veriyorum’ deyin.
Demokrasi, Türkiyelileşme, kardeşlik gibi söylemlerle bunu perdelemeyin.
Bu ülkede bu cümleler karşılıklı nefret tohumu ekiyor.
Bir bölünme paranoyası yaratıyor ve bu paranoya Kürt nefretine dönüşüyor. İstanbul’daki Kürt’e de Hakkâri’deki Kürt’e de yansıyor.
Ahmet Türk burayı Kürdistan olarak görebilir ama korkaklık yapmasın.
Çıkıp açıkça söylesin. Bize demokrasi numarası çekmesinler.
Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir. Amedspor da Türkiye Cumhuriyeti’nin takımıdır.
Bir tweet atılıyor: ‘Kürdistan’ın takımı.’ Kürdistan neresi mesela? Erzurum mu? Muş mu? Elazığ mı? Bu sınırı size kim çizdi?”
🔴 Cihat Yaycı:
“Orta Asya” yerine “Türkistan”, “Ege Denizi” yerine “Adalar Denizi” ifadelerinin kullanılacak olması; tarihî, coğrafi ve kültürel gerçekliğe dönüş açısından önemli ve yerinde bir adımdır.
Milletler, kendi tarihlerini ve coğrafyalarını başkalarının dayattığı kavramlarla değil; kendi hafızaları, medeniyetleri ve milli bakış açılarıyla tanımlar.
“Türkistan”, binlerce yıllık Türk yurdunun tarihî adıdır.
“Adalar Denizi” ise Lozan Anlaşması dahil, geçmişten bugüne kullanılan ve coğrafi gerçekliği yansıtan bir isimdir.
Elbette bu durumdan Türk düşmanları, Yunanistan ve içimizdeki bazı zihniyetler rahatsız olacaktır.
Biz zaten onların Türkiye’ye, Türk tarihine ve Türk kimliğine yönelik rahatsızlıklarından rahatsızız.
Geç kalınmış da olsa, bu doğrultuda atılan her adımı tebrik ediyorum.
https://t.co/aUHLntd3kF
ODTÜ'de bahar şenliklerinde Türk bayrağı açan gençlere saldırıyı başlatan şahsın, DHKP-C üyeliğinden hüküm giymiş İlhan Kaya olduğu tespit edildi.
Bu teröristin Üniversite'de ne işi var?
ODTÜ’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bayrağını açan öğrencilere, bölücü bir grup şahıs saldırıdı.
Bu bayrağı düşman ülkesinde açsalar böyle saldıran olmazdı.
Bu vatansız şahıslara gerekli cevap umarım verilir.
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun!
Türk halklarının ortak tarihinden, dilinden ve kültürel mirasından beslenen bu gün birlik, dayanışma ve ortak ideal etrafında kenetlenmenin güçlü bir ifadesidir. Köklü geçmişimizden aldığımız ilhamla, Türk Dünyasının karşılıklı saygı, iş birliği ve ortak değerler temelinde daha da güçlenerek geleceğe ilerleyeceğine olan inancımız tamdır.
Bu vesileyle, tüm türk halklarını tebrik ediyor, Türk Dünyasına barış, refah ve kalıcı birlik diliyoruz.
Libya’da gerçekleştirilen Flintlock-2026 Çok Uluslu Özel Kuvvetler Tatbikatı başarıyla devam ediyor.
Ülkemizden havalanan ve “Tek Libya” “Tek Ordu” hedefiyle tatbikata katılan AKINCI TİHA 2019 yılında Türkiye-Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanı Anlaşması’nda belirlenen deniz yetki alanı sınırlarını takip ederek tatbikata dâhil oldu.
#MillîSavunmaBakanlığı