Hükümet kurma yetkisi ile
egemenlik yetkisi aynı şey değildir.
Toplumun geleceğini derinden etkileyecek stratejik kararlar yalnızca seçim sonuçlarına dayanarak alınmamalıdır.
Anayasal değişiklikler,
ülkenin uzun yıllarını etkileyecek büyük borçlanmalar,
doğal kaynakların devri,
devletin temel yapısını değiştirecek reformlar
veya
nesilleri etkileyecek stratejik tercihler gibi konular,
doğrudan milletin iradesine sunulmalıdır.
Yazının tamamı için👇👇👇👇👇
Dünya Tarihi'nde Görülmemiş Olay!
Yeni düzenleme ile birlikte arıcılar ormanlık alanlara götürdüklerini arı kovanı için otel parası ödeyecek.
Ücret Orman Genel Müdürlüğü Döner Sermaye Hesabına Yatırılacak.
Ödeme Yapılmadan Ormanlık Alanlara Arı Kovanı Koyulması Yasak Olacak.
Muhteşem Yüzyıl Türkiye'si Mi?
Gürcistan Vani'de bulunan 2500 yıllık Kolhis altınları, geçmişin “ilkel” olmadığını kanıtlıyor. Kaplumbağa kolyeler, ceylan pandantifler, granül altın taneleri…
Bu, mücevher değil; 2.500 yıl öncesinden gelen mikroskobik bir iktidar ve medeniyet dili.
#Vani#Kolhis#Arkeoloji
Erzurum'da 90'lı yıllarda pek çok köyde toplu mezar alanı bulundu.
Ermeniler "işte Ermeni soykırımının ispatı, Türklerin topluca katlettiği Ermenilere ait toplu mezarlar" diye "sevinçle" yaygara kopardı.
Bilimsel kazı çalışmaları başlatıldı.
İstisnasız TÜM toplu mezarların, Ermenilere değil, Ermeniler tarafından katledilen Müslüman Türklere ait olduğu ortaya çıktı.
İncelemeye gelen Ermeni heyeti olayın üzerini örtüp gitmişti.
Ermeni soykırımı koca bir yalandır.
Türkiye, tüm kazıları ve Ermenilere ait olduğu iddia edilen toplu mezar alanlarını tamamen şeffaf bir şekilde yabancı bilim insanlarına, uluslararası gözlemcilere, Amerikalı, Avrupalı tarihçilere ve dünya basınına (BBC, Reuters vb.) sonuna kadar açtı.
Ermeni soykırımı diye bir şey yok. Hepsi propaganda. Asıl soykırım ve ihanet Türklere yapıldı. Tanrı bu yalanın ortağı olanları affetmeyecek.
MUTLUYUZ!
Çünkü Tekirdağ'dan başlayan Marmara Denizi turumuz devam ediyor. Çanakkale Boğazı hariç bütün istasyonlarda bebek pinalar çoğalıyor.
Çünkü hemen hemen bütün istasyonlarda deniz çayırları sağlıklı. Çayırların maksimum derinlikleri artıyor ve sınırların çoğu "ilerleyen" formda.
Çünkü hiç bir istasyonda "şimdilik" müsilaj yok.
Çünkü her yerde yavru balıklar var. Mevcut balık popülasyonlarında üreme devam ediyor.
Bu gönderide mutsuz hiç bir bilgiye yer vermeyeceğim. Bütün istasyonlar bittiğinde mutsuz olduklarımı, başka bir gönderi de riskleri ve beklentilerimi yazacağım.
Var ol Umut Pina!
Çok yaşa, hep yaşa!
Ömrün uzun olsun!
Kabuğuna müsilaj, kaçak ağ, çapa, deniz dolgusu değmesin!
Fotoğraf Mudanya'da @ugurkaradurmus hoca tarafından çekildi. Teşekkürler @KaradurmusUgur @azotdalismerkezi @eslemkurrt@alib10.5 @fealtunsoy@umutpina @pinaelcileri
1. "Algunas cosas dependen de nosotros y otras no."
Depende de ti: tu opinión, tu deseo, tus actos.
No depende de ti: tu cuerpo, tu fama, tus bienes, lo que hacen los demás.
Casi toda tu ansiedad nace de confundir una cosa con la otra.
Mientras tanto, la mayoría que guarda este hilo sigue comiendo 3 veces al día mas snacks, durmiendo 5-6 horas, sin entrenar fuerza y quejándose de que "envejece".
La Teoría de la Información del Envejecimiento suena revolucionaria... pero no reemplaza años de malos hábitos diarios.
No necesitas que te "reinstalen el software de juventud".
Necesitas desinstalar las excusas, la comida procesada y la falta de disciplina.
6. Tus células están sufriendo una crisis de identidad.
A medida que envejeces, tus células cutáneas comienzan a actuar como células nerviosas.
Tus células nerviosas comienzan a actuar como células hepáticas.
Los genes siguen ahí, pero el sistema de control que les dice qué hacer se está corrompiendo.
Sinclair llama a esto la Teoría de la Información del Envejecimiento.
"Etrüskler Türk'tür" kitabını yazdı
ne Türkçeye çevrildi ne İngilizceye.
20. yy en büyük dilbilimcisi
İtalyan Prof. Mario Alinei
Roma medeniyetinin kurucusu Etrüsklerin Türk olduğunu yazdı, yüzüne bakan olmadı.
Kitabın çevirisinin hâlâ olmaması
akademik vizyonsuzluk ve utançtır.
Sivaslı Alevi bir ailenin babası, Ankara'da geçirdiği bir ameliyatın ardından paraları olmadığı için hastanede rehin kalır.
Alevi oldukları için önce CHP'ye giderler. Ancak CHP'den geri çevrilirler. O dönemde DYP'nin, ANAP'ın ve diğer partilerin de kapısını çalarlar; fakat hiçbiri yüzlerine dahi bakmaz.
Adamlar kara kara düşünürken hastanenin hademesi durumu fark eder ve der ki:
"Bu derdinizden sadece Muhsin Yazıcıoğlu anlar. Hemen ona gidin."
Alevi kardeşlerden biri korkuyla:
"Ya biz Aleviyiz. Muhsin bizi keser." der.
Hademe de gülerek:
"Dört kardeşsiniz. Birinizi keser, üçü kaçar. Babanızı da kurtarırsınız." diye karşılık verir.
Artık yapacak başka bir şeyleri kalmayan kardeşler, korka korka BBP Genel Merkezine giderler. Üzerlerindeki eski elbiseleri ve başlarındaki sekiz köşeli kasketleri gören BBP'liler, onları güler yüzle karşılar.
Şehit Muhsin Başkan'a dertlerini anlatırlar.
Muhsin Yazıcıoğlu, "Hele bir oturun, önce yemeğinizi yiyin. Bizim etimiz ne, budumuz ne; o parayı bulabilir miyiz, bakalım." der.
Adamlar içlerinden, "Bundan da bir hayır yok galiba." diye geçirirler.
Ancak Muhsin Başkan, onlarla konuşurken bir yandan da parti teşkilatındaki arkadaşlarına kaş göz işareti yaparak, "Gidin, hastayı çıkarıp getirin." talimatını verir.
Misafirler yemeklerini yer, kahvelerini içerken Muhsin Başkan da onları oyalamaya devam eder.
Kahveleri bitince kapı çalınır ve içeri hastanede rehin kalan babaları girer.
O an aile büyük bir sevinç yaşar ve Muhsin Başkan'ın eline sarılarak kendisine teşekkür eder.
Aradan yaklaşık altı ay geçer. Seçimler yapılır. O Alevi ailenin yaşadığı 120 hanelik köyde başka hiçbir partiye tek bir oy bile çıkmaz. Oyların tamamı Büyük Birlik Partisi'ne verilir.
(Alıntı)
Swiss farmers planted flowers between their crops and watched pest damage drop by over half. The UK is now running the same trial across 15 farms. The reason this works is embarrassingly simple.
A Swiss study on winter wheat found that fields with wildflower strips had 40 to 53% fewer leaf beetle pests than fields without. Crop damage dropped 61%.
The mechanism is simple. Wildflowers feed hoverflies, lacewings, parasitic wasps, ladybugs, and ground beetles. Those insects eat the aphids, beetle larvae, and caterpillars that farmers would otherwise spray for. A few meters of wildflowers hosts an unpaid pest control crew that would jump at the chance to whoop some aphid ass.
In apple orchards where no insecticides had been used for five years, plots with wildflower alleyways had 9.2% damaged fruit. Control plots without flowers had 32.5%.
The UK is now running a five-year trial across 15 farms placing 6-meter flower strips through the middle of fields, not just at the edges, because the beneficial insects can't reach the center of a large field otherwise.
This works the same way in a backyard vegetable garden as it does on a commercial farm. Plant native flowering species near your tomatoes, beans, and squash. The pests still show up, but the predators show up too.
Study doi: 20151369
Dedikodudan uzak durun. Zira hiç kimsenin hayatı diğerine benzemez. Herkes kendi tekamül yolunda ilerler. Büyük konuşmayın. Ben asla yapmam, bana kesinlikle olmaz demeyin. Yadırgadığınız şeyle sınanırsınız. Hayat herkese her şeyi yaşatabilecek kapasiteye sahiptir.
13.8 milyar yıl önce başlayan bu evren hikayesinde inanılmaz derecede tuhaf bir detayı tamamen yanlış yorumluyoruz.
Biz sessizliği her zaman huzurun veya dinginliğin bir kanıtı sanırız ama modern astrofizik bu sıradan algıyı tamamen yıkıyor. Uzay dediğimiz o sonsuz boşluk neredeyse tamamen mutlak bir vakumdur ve bu fiziksel olarak tek bir anlama gelir, ses dalgalarını iletecek, titreşecek hiçbir madde, hava veya molekül dokusu yoktur. Şimdi şunu düşün, uzayın derinliklerinde yıldızlar ömrünü tamamlıyor ve süpernova olarak patlıyor ya da iki devasa karadelik çarpışıp uzay zaman dokusunu dalgalandırıyor. Eğer bu dünyada olsaydı sesi gezegeni sağır ederdi ama uzayda çıt bile çıkmıyor. Evren tarihinin en gürültülü, en şiddetli ve en yok edici olaylarını mutlak bir ölüm sessizliği içinde yaşıyor. Çünkü sesin duyulabilmesi için bir ortama ihtiyacı var, ortam yoksa şiddet ne kadar büyük olursa olsun sonuç sadece sessizliktir.
Ve o an kafamda bir şey patladı çünkü bu kozmik fizik kuralı insan psikolojisinin en karanlık mekanizmasıyla birebir aynı çalışıyor. Hayatımızda da tam olarak bu oluyor, bazen içimizde kelimenin tam anlamıyla kıyametler kopuyor, ruhumuzda devasa yıldızlar patlıyor, umutlarımız bir karadelik gibi kendi üstüne çöküyor ama dışarıya karşı o mutlak vakum sessizliğini koruyoruz. Ve karşımızdaki insanlar bizi tamamen sessiz sakin gördükleri için içimizde hiçbir şey olmadığını sanıyorlar. Oysa içeride saniyede milyonlarca tonluk bir yıkım yaşanıyor, sadece o gürültüyü onlara iletecek o duygusal atmosfer, o titreşim dokusu yok. İnsanın en büyük varoluşsal trajedisi içindeki o devasa kozmik gürültüyü dışarıdaki boşluğa asla duyuramamasıdır.
Sessizlik içimizde hiçbir şeyin olmadığı anlamına gelmez, çoğu zaman sadece o çığlığı taşıyacak kimsenin kalmadığı anlamına gelir.
Avustralya’da koyun yününü tarlaların üzerine sermeye başladılar.
Bilim insanları, atık yünü toprağa sererek dikkat çekici sonuçlar aldı:
Buharlaşma %35’e kadar azaldı
Mikrobiyal yaşam %30-50 arttı
Ürün verimi %12-18 yükseldi
Yün hem nemi koruyor hem de zamanla çözünerek azot, karbon ve kükürtle toprağı besliyor. Doğal gübre + doğal örtü.
İşin ilginci: Bu bilgiyi Kütahya’nın Yörükleri 100 yıl önce kullanıyordu. Dağa giderken su kabını yünden örülmüş bir kılıfa koyarlardı ki su, soğukluğunu daha uzun süre korusun yoğurt, kavun, karpuz ve diğer tüm gıdalarını yünden elde edilmiş bohça tarzı ürünler içinde saklardı. 🇹🇷
Bilimin yeni keşfettiğini, Anadolu’nun Yörükleri asırlar önce biliyordu.
DENİZ ÇAYIRINDAN KORMA,
PUSULA DENİZANASINA DİKKAT ET!
Yaz geldi, havalar ısındı, okullar tatil oldu!
Deniz kıyıları dolup taşmaya başladı.
Keyfiniz bol olsun.
Ama iki uyarım var:
Birinci: Kıyılarımızın büyük bir kısmında deniz çayırı var. Plajda çayır gördüğünüzde korkmayın! İçinde balık yavruları gibi zararsız deniz canlıları var. Orası onların evi. Çayırların sökülmesini istemek, deniz canlılarının evini yıkmak demek! Ayağınıza giyeceğiniz basit bir deniz ayakkabısı sizi korkularınızdan kurtarır!
Lütfen deniz çayırlarına zarar vermeyin. Çayır, dipteki sedimenti tutar, karbonu tutar, suyu berraklaştırır, kıyı erozyonunu önler, canlılara yaşam alanı olur.
İkincisi: Pusula denizanası, bizim denizlerimize son 20-25 yıl içinde geldi. Zehirli ve yakıcı bir denizanası türüdür, uzak durun. Renkleri çok güzel ama size dokunduğunda yakar, kızartır, kaşıntı yapar. Temas ederseniz, zehirli kapsülleri deniz suyu ile cildinizi tahriş etmeden temizleyin. Biraz sirke sürmek iyi gelebilir. Sağlık sorunlarınız artar veya geçmezse en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
Denizi kirlettik, iklim değişimi sonucu sular ısındı ve denizanalarını yiyecek büyük balıkları aşırı avladık. Ortam onların çoğalmasına uygun hale geldi. Çare kirliliği azaltmak ve aşırı avcılığın önüne geçmek. O zamana kadar denizde pusula denizanası gibi türlere karşı dikkatli olmaya devam...
"Soledad no es la falta de gente para conversar, enamorar, pasear o tener sexo...eso es carencia.
Soledad no es el sentimiento que sentimos por la ausencia de personas queridas que ya no volverán... eso es melancolía.
Soledad no es el retiro voluntario que la gente se impone, a veces, para rearmar sus pensamientos... eso es equilibrio.
Soledad no es el claustro involuntario que el destino nos impone compulsivamente para que reveamos nuestra vida...eso es un principio de la naturaleza.
Soledad no es el vacío de gente a nuestro lado...eso son circunstancias.
Soledad es mucho más que eso. Soledad es cuando nos perdemos de nosotros mismos y buscamos en vano nuestra alma."
Chico Buarque 🇧🇷
TARHANA OSMAN..
Tarhana Osman adını hiç duydunuz mu?
Adı gibi hikayesi de çok dikkat çekici..
Amerikan süt tozunun kanserojen olduğunu ispat etti ve yasaklanmasını sağladı.
1950'li yıllarda Amerikan margarini ve buğdayına karşı savaş açtı..
Yine 1950'li yıllarda Türkiye'ye Marshall yardımı çerçevesinde ABD'den büyük miktarda süt tozu yardımı yapıldı. Suya karıştırılan bu süt tozları bütün okullarda öğrencilere içirildi..
Öyle ki kendi sütünü üreten köylerde bile zorla bu sulandırılmış süt tozları verildi..
Asıl adı Osman Nuri Koçtürk olan Tarhana Osman, hem Türkiye'de hem Amerika'da biyokimya eğitimi almış ve bu konularda çeşitli araştırmalar yapmıştı..
O dönemde Amerikan süt tozuna karşı büyük bir harekât başlattı..
Amerika'nın kendi ülkesindeki üretim artıklarını, tüketilemeyecek kadar kötü olan gıdaları Türkiye'ye sattıklarını belirten Koçtürk, süt tozunda kansere yol açan "aflatoksin" mantarı bulunduğunu ispat etti ve yıllar sonra yasaklanmasını sağladı.
Tarhana Osman ikinci isyan bayrağını ise Amerikan margarinine karşı açtı..
O dönemde Amerika, Türkiye'ye çok ucuza soya yağı satmaya başlamıştı.Piyasayı istila eden ABD soyası ve margarini, yerli tereyağı ve zeytinyağının yerini almaya başladı..
Hidrojene margarin tüketimiyle birlikte Türkiye'de kalp damar hastalıkları ve kolestrol sorunları adeta patlama yaptı..
Türkiye'de bunlar olurken ABD'de ise hidrojene yağ tüketimi sağlık sebepleriyle azalıyordu..
Süt tozu ve margarinin ardından ABD,Türkiye'ye "cüce buğday" adını verdiği genetiğiyle oynanmış GDO'lu buğdayı da satmaya başladı..
Tarhana Osman, Amerikan buğdayının hem topraklarımızı hem de insalarımızı zehirleyeceğini söyleyerek büyük bir mücadele başlattı..
Gittiği her yerde Amerikan gıda ürünlerinin yerine halka tarhana yapmayı ve tüketmeyi öneriyordu. Tarhana Osman lâkabı ona buradan kaldı..
Koçtürk'ün çabaları ihracat lobilerini çok kızdırıyordu.Hatta Bir kaç kez saldırıya uğradı..
Peki Tarhana Osman kimdir?
1943 yılında Ankara üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesinden mezun oldu.Ardından TSK'ya girdi.
Daha sonra eğitimini tamamlamak için ABD'ye gitti ve Missouri Üniversitesi beslenme kürsüsünde çalışmaya başladı.
1953'te yurda dönerek Askeri Biyoloji Enstitüsü kimyagerliğine atandı. Ankara Tıp Fakültesi Biyokimya kürsüsünde önce uzman sonra gıda kontrolü ve hijyen doçenti oldu..
1956'da Et ve balık Kurumunda Merkez Labaratuvarları Müdürü ve Teknoloji Müdürü olarak görev yaptı.
1994 yılında vefat etti..
(SONER YALÇIN'ın Saklı Seçilmişler kitabından..)
🍎🇳🇴 Norveç'te yaşatılan güzel bir gelenek...
Elma ağaçları ihtiyaçtan fazla ürün verdiğinde, en güzel elmalar poşetlenip çitlere asılıyor. İsteyen alıyor, isteyen reçel, meyve suyu ya da kışlık hazırlıyor. 🍏🤝
Gerçekte kazanan herkes oluyor. ❤️