Özgür Özel iki isme sert yüklendi:
Trump’a: “Ekim’e kadar ömrün var. Cürmün kadar yer yakarsın.”
Erdoğan’a: “Trump’a telefonda ‘Dünyanın yüzyıllardır beklediği lider’ demişsin. O tweeti kaldırmak için 6 saat yalvarmışlar.”
Demirtaş'ın seni başkan yaptırmayacağız çıkışı Bahçeli'nin deşifre olup muhalif gibi yapmasını bırakmasını gerektirmiş ve ortaklarının yanına geçmesine neden olmuştu,İmamoğlunun adaylığı da Kılıçdaroğlu'nun deşifre olup asıl cephesine dönmesine yol açtı.
Aynılar aynı yerde artık
Kahramanmaraş'taki okul saldırısının faili İsa Aras Mersinli’nin çantasını her gün kontrol eden Alpaslan Yıldırım, katliamdan önce okuldan tayin edilmişti.
Alpaslan Yıldırım'ın tayin edilmesi için katilin babası Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli devreye girmiş!
(Tolga Şardan)
Eczaneye gidip kendi adına madenciler için ilaç alanlar; açlık grevindeler diye su, limonata, şeker getirenler; bir yerden elektrik kablosu çekip madenciler için çay demleyenler; çoluk çocuklarıyla gelip polis bariyerlerinin arkasından destek için slogan atanlar; korkanlar, öfkelenenler, uzaktan izleyenler; bariyerlerin önünde bekleyenler ve bariyerleri yıkanlar; madencilerin çocuklarına oyuncak getirenler; kazandıklarını öğrendiklerinde "koş koş kazandılar" diye birbirilerini telefonla arayıp haber verenler; ayrılık vakti gelince gözleri dolanlar... @Basaranaksu_ 'la, Gökay başkanla ve işçi Adem'le sarılıp vedalaşıp parktan eve giderken yolda Nazım'ın "onlar" şiiri geldi aklıma; her şeyiyle halk böyle bir şey değil mi... Siyasal birliğini ve gücünü azıcık bile gösterdiğinde yolları kapattıkları onlarca polis aracı da, diktikleri yüzlerce polis de, hiçbir şey engel olamıyor. Belki duygusal gerekçelerle, madencilere ve ailelerine üzüldüklerinden, belki daha objektif nedenlerle, onu bilemeyiz ama Ankaralıların ya da o anda yolu parktan geçenlerin bir bölümü bu eylemin parçası oldu. Bu da temelde işçi sınıfının harekete geçtiğinde toplumu mobilize edebilmesiyle ilgili; bu kapasite asla kaybolmayacak. Doruk maden işçilerinin eylemi bunu bir kez daha kanıtladı.
Burada çok büyük bir tezgah açık edilmiş.
Bir yeri maden sahası ilan edip, orada tarımla geçinen çiftçiyi-köylüyü, maden işçisi olmaya mecbur bırakıyorlar. Sadece Yıldızlar Holding’in elinde 2354 adet maden ruhsatı varmış.
Yağmur altında direnen madenci eşinin söylediklerine kulak verin, gerçek siyaset burada...
"Benim eşim Ramazan'ın ortasında ücretsiz izne çıkarıldı. Yok 5 kuruş paramız yok. Ben bu 3 faturayı nasıl ödeyeceğim? Kim ödeyecek? Kiramı kim ödeyecek?"
Özgür Özel:
"Trump, Almanya'da AfD'yi destekliyor, Türk düşmanı, Müslüman düşmanı, geçmişte Türklere o yangınları yaşatanların siyasi yapısını destekliyor.
Trump, Macaristan'da Orban'ı, Hindistan'da Modi'yi, Türkiye'ye gelince de Erdoğan'ı destekliyor."
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Gülistan Doku dosyası gibi cinayetlerin üzerini kapatan savcıların isimleri de ifşa edilsin. Sonuçta bir savcı Emniyet Genel Müdürünün bile adli amiri. Üzerine gitseydi olayı vali mali kapatamazdı. Adli soruşturma ve kovuşturma sürecinde vali kim oluyor ya?
Bu şahıs, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’dir. Görev yaptığı dönemde, oğlunun kızlara rahatça tecavüz edebilmesi için Gençlik Merkezi’nde bir odayı onun kullanımına tahsis ettiği iddia edilmektedir. Gülistan Doku’nun tecavüze uğradığı ve ardından öldürüldüğü yerin de bu oda olduğu ileri sürülmektedir.
İddialara göre bu kişi, oğlunun tecavüzü sonrası hamile kalan Gülistanı oğlunun arkadaşları ve koruma polisi ile birlikte öldürtmüş. Yaşanan cinayetin örtbas edilmesi için devletin tüm imkânlarını devreye sokmuş. Bu, sadece bir suç değil; sistemin nasıl çürüdüğünün açık bir göstergesidir.
Bir diğer kritik nokta ise şu: Bu valinin en yakın olduğu isim, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dur.Yani ülkede ne kadar suçlu varsa mutlaka etrafında toplayabilen ülkenin en kriminal ismi... Eğer gerçekten adaletin işlediği bir ülkede yaşıyor olsaydık, bu zincirin en üst halkalarına kadar uzanan bir soruşturma kaçınılmaz olurdu. Böyle bir tabloda, yalnızca yerel isimler değil, merkezi güç sahipleri de hesap vermek zorunda kalırdı.
Öte yandan, liseye giden bir çocuğun, oğlunun beline devletin silahını takacak kadar pervasız bir anlayışa sahip bu vali bozuntusunu üreten sistem de sorgulanmalıdır. Bu mesele, tek bir kişinin suçu değil; göz yuman, koruyan ve sessiz kalan bir düzenin ürünüdür.
(İbrahim ağkavak)
🔴“Merhaba. Ben Fatma. 19 yaşındayım. Üniversite öğrencisiyim. Bugün buraya sadece video çekmeye değil, yıllardır içimde taşıdığım ağır yükü serbest bırakmaya geldim.
6 yaşımdan 12 yaşıma kadar ailemizin içine sürekli girip çıkan, ailemizin sonsuz güven duyduğu biri tarafından en ağır istismarlara uğradım. Bu kişi aynı zamanda bir askeri personel. Kendime güvenim yeni geldiği için şu an adli süreç başlattım. Ama failin ne ifadesi alınıyor, ne dosyamda bir ilerleme oluyor.
Yıllarca sustum. Çünkü o yaştaki bir çocuğun bu yükü taşımasından çok anlatması daha korkutucuydu. Ama artık susmuyorum. O 6 yaşındaki Fatma’nın elinden tutuyorum ve ‘Sen yalnız değilsin!’ diyorum.
Bu hikayeyi, bu sessizlik sarmalının kırılması için anlatıyorum. Kimliğinin, üniformasının veya aile yakınlarının arkasına saklanarak çocukların hayallerini çalanların artık bir gölgesi bile kalsın istemiyorum. Ben buradayım, hayattayım ve sesim her zamankinden daha gür çıkıyor.”
Devletin ve sermayenin nasıl işlediğini, kendi kanunlarını nasıl çiğnediğini ifşa eden Halime Şaman’ı susturmak istiyorlar.
Onlara inat, bu görüntüleri yayalım.