“Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Ülkemize gelen Suriyelilerle Almanya'ya giden Türklerin kıyaslanması çok yanlış bir karşılaştırma.
Türkler, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra iflas etmiş Almanya'nın kalkınması için kotalı bir iş gücü olarak gitti. Gidenler belli kontenjanlarla hazır durumdaki işlere başladılar.
Bugün Türkiye'deki Suriyelileri iyi anlamamız için 1947'de Hindistan bağımsızlığını ilan ederken göç eden Pakistanlılara, Durand Hattı çizildiğinde Afganistan'dan geçen Pakistanlılara ve ya İsrail kurulduğunda Batı Şeria'dan Ürdün'e geçenleri kıyaslamamız lazım.
Yaşadığımız olay nüfus transferidir.
Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlike “çok kültürlülük” adı altında AKP’nin vatandaşlık verdiği yabancıların yaratacağı yeni kutuplaşmalardır.
Bu yeni kimlikli insanlar, ülkemizde önce söz hakkı sonra etnik temelli dayatmaları ile birlikte ulus devlet yapımıza olağanüstü tehlike yaratmaktadır.
Yabancılar özellikle kendi ülkelerindeki sorunları Türkiye’ye taşıyarak bizim sorunumuz haline getirmeye gayret etmektedir.
AKP’nin İBB adayı Murat Kurum, toplu ulaşımın gazetecilere ücretsiz olacağı vaadinde bulundu.
İstanbul’da toplu ulaşım, gazetecilere on yıllardır ücretsiz.
Cumhurbaşkanı dün MİT’in kuruluş yıldönümünde konuştu.
Hem Cumhurbaşkanlığı hesabından hem Adalet Bakanlığı hesabından görev başındaki çok sayıda MİT personelinin fotoğrafı açık şekilde paylaşıldı.
Tepkilerin ardından fotoğraflar silindi.
Ancak ifşa olan oldu bir kere…
4 yıl önce şehit olmuş bir MİT personelinin cenaze haberi nedeniyle benim de aralarında olduğum bir grup gazeteci tutuklanmış, yargılanmıştı.
O davada suçlama konusu yapılan personel hayatını yitirmişti. Yani bir güvenlik sorunu yoktu. İfşa bahaneydi. Burada ise halihazırda görevdeki personel ifşa edildi. Yani yasa sahiden uygulanacaksa tam da bunun için var.
Madem hukuk herkes için, öyleyse Cumhurbaşkanlığı ve Adalet Bakanlığı’nda bu işin sorumlularını da yargılayın. Ya da vatan-millet gibi inanmadığınız değerlerin edebiyatını yapmayın.
Ha, olmayacağını elbette biliyoruz. Zira Türkiye’de yargı gücünü zalimin kılıcı, zorbanın sopası olmak isteyenler elinde tutuyor.
Ama ikiyüzlülerin maskesini düşürmek de bizim işimiz!
@barispehlivan@muratagirel
Dönemin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, kayıp depremzede çocukların tarikat yurtlarına yerleștirildiğine yönelik ihbarlar geliyor sorusuna verdiği cevap;
"Önemli bir kısmının sağlık
kuruluşlarında olduğunu varsayıyoruz"
Şimdi soruyoruz;
Varsaydığınız çocuklar nerede?
#Epstein #DepremÇocuklarıNerede
Suriyeli sığınmacının sınır dışı "hak ihlali" sayıldı
Anayasa Mahkemesi, Suriyeli bir sığınmacının sınır dışı edilmesi sonrasında açılan davada, "hak ihlali" kararı verdi.
Suriyeli sığınmacı Hüsam İbrahim, Ekim 2019’da Taksim’de bir eğlence mekânından çıktıktan sonra trafik uygulamasında 2,00 promil alkollü çıktı.
Trafik uygulamasından sonra İbrahim hakkında adli işlem başlatıldı ve İstanbul Valiliği tarafından da ‘trafik güvenliğini tehlikeye attığı’ gerekçesiyle sınır dışı edilmesi kararı verildi.
Hüsam İbrahim’in avukatı Müslüm Yıldız, ‘tedbir’ kararı doğrultusunda sınır dışı işleminin durdurduktan sonra Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. AYM de 9 Ocak’ta İbrahim hakkında ‘kötü muamele yasağının’ ihlal edildiğine, yargılamanın İstanbul 1. İdare Mahkemesi tarafından yapılmasına ve sınır dışı edilmemesi gerektiğine karar verdi.
Hüsam İbrahim’in avukatı Müslüm Yıldız, Türkiye’deki siyasal atmosferin göçmenlere yönelik yargı kararlarında etkili olmaya başladığını belirterek, müvekkili hakkında sınır dışı kararı verilemeyeceğini kaydetti.
‘GEÇİÇİ KORUMA ALTINDAKİ GÖÇMEN SINIR DIŞI EDİLEMEZ’
Hüsam İbrahim Suriye iç savaşından kaçarak 2012 yılında Türkiye’ye geldi. Savaştan kaçtığı için Türkiye’de ‘geçici koruma statüsünde’ olan İbrahim, Uluslararası Hukuk’a göre hiçbir koşulda sınır dışı edilemez. Trafik güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle hakkında 2019 yılında sınır dışı edilme kararı verilen İbrahim, ülkesi Suriye’de can güvenliği sorunu olduğunu belirtmişti.
AYM de verdiği kararla, Uluslararası Hukuk kurallarını hatırlatarak, sınır dışı etme kararının ‘yanlış’ olduğuna ve yeniden yargılama yapılması gerektiğine hükmetti.
‘İDARE HANGİ BİLGİ VE BELGEYE DAYANDIĞINI ORTAYA KOYMADI’
AYM, Suriye’de rejim güçleri ile çeşitli silahlı gruplar arasında çatışmaların devam ettiğini, ülkenin genelinde iç karışıklık ve istikrarsızlık olduğunu, muhalif olduğu varsayılanlar da dâhil olmak üzere geri dönenlerin kamusal güçler tarafından kötü muamele biçimlerine maruz bırakıldığının uluslararası raporlara da yansıdığını belirtti.
Hüsam İbrahim’in geçici koruma altında olduğuna vurgu yapan Yüksek Mahkeme, geri gönderme işleminde kötü muamele riskinin somut veri ve değerlendirmelerle kamu makamlarınca ortaya konulmasının beklendiğini ifade etti:
"Öncelikle belirtilmelidir ki geçici koruma sağlanmasına neden olan riskin ortadan kalkması nedeniyle bu statünün kamu makamlarınca iptal edildiğine yönelik bir bilgi dosyada bulunmamaktadır. Başvuru konusu olayda sınır dışı etme kararını veren idari makamlar başvurucunun geri gönderme yasağı kapsamındaki kişilerden olmadığını değerlendirmiş, İdare Mahkemesi de bu değerlendirmeye gerekçesinde yer vermiştir. Ne var ki nasıl bir araştırma yapıldığı veya hangi verilerden hareketle bu sonuca varıldığı sınır dışı etme kararından anlaşılamamıştır. Bununla birlikte İdare Mahkemesi de kamu makamlarının ulaştığı bu sonucu neden kararına dayanak aldığını, hangi bilgi ve belgeleri gözettiğini gerekçesinde ortaya koymamıştır.”
‘YARGI GÖÇMENLERE YÖNELİK KARARLARDA SİYASAL ORTAMDAN DAHA ÇOK ETKİLENİYOR’
Avukat Müslüm Yıldız, “AYM ihlal kararı verdi, daha önce verilen kararın iptal edileceğini düşünüyorum” dedi. Yıldız, müvekkili hakkında verilen kararın ‘sert’ olduğunu kaydederek, yargı makamlarının göçmenlerle ilgili davalarda siyasal atmosferden etkilenmeye başladığını söyledi:
"Yasal olarak ‘kalış hakkı’ olan birinin ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılması gerekiyor. Yasalarda sınır dışı işlemlerinin hangi şartlarda yapılacağı bellidir. Kişi hakkında hüküm kesinleştikten sonra şahsın sınır dışı işlemleri için idareye bildirimde bulunulur. Masumiyet karinesi de bu uygulanmadığında çiğneniyor. Daha önce de Suriyelilerle ilgili aldığımız benzer kararlar vardı. 2020 yılında idare tereddütlü kararlar veriyordu. Baskı kurulan, Geri Gönderme Merkezleri’nde (GGM) tutulan göçmenler kendileri gitmeyi tercih edebiliyor.
Ümit Özdağ’ın sosyal medyada paylaştığı bir göçmen vardı. Benim müvekkilimdi, belinde kılıçla bir video paylaşılmıştı. Daha sonra takipsizlik verildi ancak 6 ay GGM’de tutuldu. Eskiden bir ay ya da birkaç hafta GGM’lerde tutup bırakıyorlardı. Artık bu süre uzuyor ve yıldırmaya çalışıyorlar. Yargı da atmosferden etkileniyor.”
Kaynak: @sonhaberlercom_
Hem bacaklarını kaybetti, hem icralık oldu!
36 yaşındaki Sevinç Çelik, 2014 yılında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sahibi olduğu Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hizmetleri AŞ’ye bağlı Medipol Koşuyolu Hastanesi’nde burun estetiği ameliyatı oldu.
Ameliyat sonrası şiddetli ağrı ve yüksek ateş başlayınca Sevinç tekrar hastaneye gitti. Doktorlar ameliyat nedeniyle bunun normal olduğunu, sadece "canının çok tatlı olduğunu" söyleyerek geri gönderdi.
Ne var ki Çelik'in ağrıları giderek daha da arttı. Durumu kötüleşen Çelik devlet hastanesi acil servisine kaldırıldı.
Devlet hastanesinde yapılan incelemede Çelik'in kanına mikrop karıştığı ve mikrobun tüm vücuduna yayıldığı tespit edildi. Yoğun bakıma kaldırılan kadının ailesine doktorlar iki seçenek sundu: "Ya hayatı ya ayakları..."
Aile çaresizlik içinde onay vermek zorunda kaldı, Çelik'in bacakları diz altından kesildi.
Çelik, burun ameliyatının yapıldığı hastaneye 300 bin TL maddi, 700 bin TL manevi tazminat talebi ile dava açtı.
Açılan dava 10 yıl sonra sonuçlandı. Mahkeme, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sahibi olduğu hastanenin bir kusuru olmadığına hükmedip Sevinç’in açtığı davanın reddine karar verdi. Kararla birlikte avukatların vekâlet ücretinin de iki ayağını kaybeden Çelik’in ödemesine karar verildi.
Hastane, kararda belirtilen tutarın ödenmesi için Çelik hakkında icra takibi başlattı.
(Halk TV-Dinçer Gökçe)
1️⃣NEW YORKTA BİR SİNAGOGTA GARİP BİR TÜNEL BULUNDU.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE YAHUDİ CHABAD VE KKTC'DE TOPRAK SATIN ALIMI.
New York'tan İstanbul'a ve Ankara'ya uzanan CHABAD (Şabat) Tüneli'nin hikâyesini okumaya hazır mısınız?
Floodu mutlaka okuyun!
Bu köyde 50 hane yaşıyor. 3 cami var. 3 camide 3 tane kadrolu imam ve imamların 43.000tl maaşı ve lojmanları var.Ama bu köyde hiç okul yok. Çocuklar her sabah imamdan önce uyanıp 12 km uzaktaki bir okula gidiyor. Öğretmenleri asgari ücretle çalışıyor ve sözleşmeli.
#14OcakPazar
#Yahudiler #ZamGeldi
#KızılGoncalar
#TarikatlarveCemaatlerKAPATILSIN #SONDAKİKA
Sümeyye → Lisans ABD mezunu
Esra → Lisans ABD mezunu
Bilal →Lisans ABD mezunu
Damat Berat →Lisans ABD mezunu
Damat Selçuk →Lisans ABD mezun
Bilal'in oğlu →ABD vatandaşı
Yahu birinizde bari Arabistana ya da BAE'ye gidip okusa. Hani ümmet felan ya, ondan.