Ata tohumları üretimine devam..yokluk, gıtlık, ithalatta sıkıntı olursa; Ele güne muhtaç olmamak için; yerli malı, yurdun malı deyip üretip tüketmeliyiz. Yabancının kısır, gdo lu, katır tohumlarını değil ata tohumlarını tercih ediniz.
Alçaklar ordusu durmuyor!
ABD, İran'da deniz trafiğini düzenleyen sivil kuleyi vuruyor, kasabaları birbirine bağlayan köprüleri yıkıyor, hastaneleri bombalıyor...
Ama bu hiçbir haber kanalında yer almıyor.
Sivil altyapıyı bombalamak bir savaş suçudur...
Tam 29 yıl önce dün sabah, 1995 yılı 17 Mayıs'ında dünyanın en yüksek dağı 8850 metrelik Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk Türk dağcı ve dünyadaki ilk Müslüman dağcı oldum.
Zirvede 20 dakika boyunca tek başınaydım ve zirve videomu yanımda getirdiğim küçük bir tripodla kendim çektim.
Everest Dağı'nın zirvesinde bu kadar süre tek başına olmanın, benim için olağanüstü bir ayrıcalık ve bugünün Everest tırmanıcılarının hayal bile edemeyeceği bir deneyim olduğunu, 2010 yılı 23 Mayıs'ında bu kez Tibet yani Kuzey rotası değil Nepal yani Güney rotasından gerçekleştirdiğim, yaklaşık 40 dağcıyla birlikte zirvede olduğumuz 2. Everest zirvemle çok daha iyi kavradım.
O unutulmaz tek başına deneyimimi şöyle anlatmıştım kitabımda;
''Dağlarda hep yaptığım gibi, zirvedeki o 20 dakika boyunca kendimi dışarıdan izledim ve 27 yaşındaki bu yalnız genç adamın o anki duygularını bir başkasının gözleriyle görmeye çalıştım.
Dünyadaki her şeyden büyük bu kütlenin zirvesinde, kumsalda bir kum tanesi kadar küçük bu bedenin ne kadar değersiz ve önemsiz olduğunu ve iç disipliniyle, kararhılığıyla, tutkusuyla, kendisini sınırlarına kadar zorlayan ve hayallerinin ötesine geçen bu insancığın ne kadar değerli olduğunu gördüm.
Yaşamımda sorun ettiğim pek çok şeyin ne kadar anlamsız ve boş olduğunu, her şeyin ben olduğumu ve benim hiçbir șey olmadığımı, burasının son değil daha başlangıç olduğunu, yaşamanın çok ama çok güzel olduğunu ve dünyanın güzelliklerle dolu olduğunu öğrendim.
Ve bu genç adamın, Dünyanın Ana Tanrıçası'nın zirvesinde, tüm yalınlığı, çıplaklığı ve kırılganlığıyla, gözyaşlarını gizleme ihtiyacı duymadan kendini bıraktığını gördüm ve öğrendim ki İnsan bir Tanrıça'nın önünde yalnızca ağlayabilirmiş.
Yalnızca 20 dakika için bile olsa bu beden bu süre içinde dünyadaki herkesten ve her şeyden daha yüksekteydi, bu çok güzel bir duygu, bunu kıyaslayabilecegim başka bir tecrübe hiç yaşamadım. Itade edemiyor, yalnızca tadını çıkartabiliyorum...''
İran medyası olası kara savaşının fragmanını içeren bir video yayımladı:
"İran cehennemine hoş geldiniz!"
Trump'tan İran Kosova - Türkiye #füze
Sisi Cinayet Tuvalet #UzakŞehir
Kuzey Marmara Otoyolu'nda
Batı üç alanda çuvalladı.
Gerçeklere dayanmıyor, strateji bilmiyor, aklı elde kaçırdı!
Buyrun...
Başta ABD olmak üzere artık Batı, aydınlanmış, soğuk gerçeklere dayanan, stratejik düşünen ve uzun vadeli planlar yapan Batı değildir.
Artık Batı, en sağcı ve aşırı dinci iktidarlar tarafından yönetilen Batı'dır. Trump, von der Leyen, Meloni, Merz, Starmer vd.
Batı aklı kenara atmış, sadece kendilerinin inandıkları hayal dünyasında yaşayan, planlamayı ve stratejik düşünmeyi unutmuş bir serseri ve zhaydutlar çetesi gibi davranmaktadır.
Yaptıkları üç plan da tutmamıştır:
1. Rusya'ya yıllardır, insanlık tarihinen en ağır yaptırımlarını uyguladıkları halde onu dize getirememişlerdir. Aksine Ukrayna savaşına verdikleri destekle, kendi ayaklarına sıkmış, ucuz enerji kaynaklarından olmuş ve ekonomilerinin rekabet gücünü kırarak üretimlerini bir daha düzelemeyecek hale sokmuşlardır.
2. Çin'in yükselişini durdurmak için uyguladıkları özel vergiler, kısıtlamalar, ambargolar ve itibarsızlaştırma girişimleri ters tepmiştir.
Şu anda her Batılı lider "sizinle iş yapmak istiyoruz" diye Çin'in kapısını çalmaktadır.
3. İran'ın dini lideri olan Hamaneyi'yi "Kafa kesme" operasyonuyla tasfiye edince, İran'ı dize getireceğini sanan ABD-İsrail koalisyonu, karşılaştıkları direniş, isabetli vuruş ve stratejik karşı-saldırı karşısında şoka uğramış ve kendilerini bir çıkmaza sokmuşlardır.
Şimdiden, İran'a yönelik işgal girişimlerinin de büyük bir direnişle karşılaşacağını söyleyebiliriz.
İran-Irak-Yemen-Lübnan ittifakı bir süre sonra Arap ülkelerindeki yabancı işçileri de harekete geçireceğinden emin olabilirsiniz.
Mao ne demişti: "Gökyüzünün altındaki her şey tam bir kaos içinde; durum mükemmel."
Yeni bir stratejik hamleye hazırlıklı olun!
Tayyip Erdoğan, benim de imza atarak desteklediğim "Laiklik Bildirisi"ni "azgın güruhun hezeyanları" olarak nitelendirmiş.
Laiklik, Türkiye'de sadece çağdaş yaşamın teminatı değil, aynı zamanda "şeriat isteriz" diye gösteri yapanların birbiriyle savaşmamasının da güvencesidir.
Bakın çevrenize, İslamla yönetilen hangi ülkede diğer mezheplere ya da inançsızlara yaşam hakkı tanınıyor?
Laiklik artık Türk halkının damarlarında dolaşıyor, çabanız boşuna...
https://t.co/n477U2MAUy
Bizi Ne Bekliyor?
2026 yılı, insanlık tarihine sadece yeni bir yıl olarak geçmeyecek, aynı zamanda bugüne kadar Batı uygarlığının üzerinde yükseldiği bütün dengelerin, kuralların ve ittifakların dağıldığı bir yıl olacak.
1. Gelecek yüzyılı belirleyecek dinamikler Çin kaynaklıdır. Çin'in yükselişi ve birkaç yıl içinde sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda bilim ve askeri alanda da dünyanın öncüsü olacağı somut rakamlarla kanıtlanmıştır. Çin'i sadece dünya ekonomisinin atölyesi ya da yoğun emek iş gücü deposu sananlar, hiçbir şey bilmiyor demektir. Çin'in yükselişini ve dünya liderliğini artık Amerika'nın kışkırtacağı yeni bir dünya savaşı bile durduramayacaktır.
2. On yıl gibi kısa bir sürede dünyanın gözü, Doğu ve Güney Asya'ya çevrilmiş olacaktır. Yeni bir uygarlığın temelleri şimdiden atılmaktadır. Bunun kültürel ve felsefi ilkeleri henüz ortaya çıkmış değildir.
3. Eski dünyanın ideolojik, siyasi ve felsefi ezberlerine sahip olanların bayat analizleri, çıkmaz sokağa yönelten önerileri ve iki yüzlü ilkeleri artık çöptür. Dünyayı eski buğulu merceğin prizmasından görmeye devam edenler, önlerindeki çukura düşmekten kurtulamayacaklardır.
4. NATO artık ne bir savunma ne de bir saldırı örgütüdür. Dağılmasa bile, artık mecalsiz ve çürümeye devam eden bir ittifak olarak ömrünü birkaç yıl daha devam ettirecektir.
5. ABD'nin başını çektiği Batı ittifakı artık kesinkes dağılmıştır. Onların hiçbir ortak amacı kalmamıştır. ABD-Batı Avrupa karşıtlığı her gün daha fazla insanı şaşırtacaktır. Buna inanmayanlar, bitmiş olan evliliği zorla sürdürmeye çalışan huysuz eşler gibi derin bir kriz yaşayacaklardır.
6. Avrupa Birliği dağılmanın ilk emarelerini göstermeye çoktan başlamıştır. Artık güney-kuzey Avrupa ülkelerinin farklı kulvarlara yöneleceği günler gelip çatmıştır.
7. Almanya artık eski ekonomik ve siyasi gücünü bütünüyle kaybetmiştir. Ne bilimsel-teknolojik ne kültürel ne de siyasi bir cazibesi kalmıştır.
8. Eski ittifaklar dağılırken, yeni ittifaklar ufukta belirmekte ve kurulmaktadır. Yeni durumu kavrayan ülkeler, devletler ve siyasi örgütler geleceğin dünyasını belirleyecektir.
9. Ne yazık ki dünyanın yeni durumunu en iyi kavrayanlar her yerde dünyanın sağcılarıdır. Almanya'da, İngiltere'de, Fransa, Japonya ve İtalya'da sağcılar ya iktidarda ya da iktidara yürüyor. Çünkü Çin'in yükselişiyle, bugüne kadar keyfini çıkarttıkları sömürü koşullarının yok olmaya yüz tuttuğunu ve ayaklarının altındaki sağlam zeminin gittikçe eridiğini en iyi onlar görmektedir. Sosyal demokratlar ve türevleri, Yeşiller ve sol liberaller hala eski dünyanın hayalleriyle yaşıyorlar. Bu yüzden onların iktidar şansı bulunmuyor.
10. Yeni gelişmeyi kavrayan ve pozisyon almaya çalışan bazı sol örgütlerse ne yazık ki halk içinde etkin bir kuvvet yaratamadıkları için tarihsel gelişmenin kenarında kalma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
Sadık Usta ile "Aydınlanma, Laiklik ve Felsefe" Söyleşisi ve İmza Günü
📅 Tarih: 26 Nisan 2025
⏰ Saat: 15:00-16:00 (Söyleşi) | 17:00-18:00 (İmza)
📍 Yer: Başka Ol, Antalya Muratpaşa
Çay simit hesabını iyi bilen ekonomiste soruyoruz!
Evin kirasını kim ödeyecek?
Elektrik parasını kim ödeyecek?
Su parasını kim ödeyecek?
Çoluk çocuğun okul masrafını kim karşılayacak?
Çin bu güvercin boku dış politikasıyla ne kuşak ve yol ne de brics filan kurabilir. Düşmanlarının kendi eceliyle ölmesini beklerken dostlarına sırt çeviriyor. Yarın Tayvan filan söz konusu olduğunda o da görecek yalnız kaldığını. Herkes aptal bi sen akıllısın he mi Şi abi?
Dün akşam başımızdan geçen olayı olduğu gibi paylaşıyorum;
Saat 22.30 sularında son derece nezih bir yer olan Bayraklı Kebabi Ocakbaşı Restoran’da ailemizle oturuyorken sivil ekipler gelip, sigara uygulaması yapıldığını söyleyip kimlik sordular.
Biz kendilerine kimliklerimizi beyan ettik.
Ancak bazı müşteriler kimliklerini beyan etmeden önce,
Gelenlerin sivil olduğu için polis olduklarını kanıtlar nitelikte kimliklerini talep etti.
Kamera kayıtlarında da gözükebileceği üzere müşteri sadece polis kimliğini sorduğu için, başka hiç bir şey yapmayan vatandaşların bu talebini çok sert bir şekilde bağırıp çağırarak reddedip, birisine şiddet uygulayarak polis otosuna değil, meskun mahale doğru çekip darp etmeye çalıştılar.
Bizler, ne oluyor ne yapıyorsunuz derken kendilerine hiç bir şekilde mukavemet ya da muhalefette bulunmamışken bize de bağırıp. Alın bunları da diyerek yaka paça polis otosuna tıktılar.
O sırada mekan müşterilerinin içerisinden bazı Avukatlar, Polis’in yaptığı bu müdahalenin hukuksuz olduğunu belirterek uyarmaya çalıştı. Ancak bu çabalarını karşılıksız bırakıp
Onları da gözaltına almaya çalıştılar.
Herhangi bir darp, ya da sağlık raporu alınmadan direkt Özkanlar Polis karakoluna geldiğimizde bir yoğunluk olmamasına rağmen bizi ayakkabı bağcıklarımızı da sökerek nezarete attılar.
Oradan bekleme odasına sokup orada beklettiler.
Şaka gibi bir durumla da burada karşılaştık sigara uygulamasından dolayı getirildiğimiz karakolda kapalı alanda sigara içiliyordu ve içerisi dumanaltıydı ( video olarak da kanıtlarım)
Neticede 3 Doktor, 4 Avukat, 2 İş İnsanı, 1 Bankacı, 3 Esnaf olarak 22.30’dan 07.00 saatine kadar Karakolda bekletildik.
Polisimizin bu tarz tutumu bizi derinden üzdü. Hak etmediğimiz muameleye maruz bırakıldık ve bir yoğunluk yokken saatlerce bekletildik.
Bu Ülkenin vergisini veren, ödevlerini yerine getiren, kamu hizmetinde bulunan vatandaşlar olarak tarafımıza yapılan haksız, hukuksuz, dayanaksız muamelenin herkesçe bilinmesini istediğimiz için paylaşıyorum.
Söz konusu olayların yargı nezdinde peşini bırakmayacağımızın da bilinmesini isterim.
@izmir_barosu@ErdalErgor@AliYerlikaya@izmircagdasav@yilmaztunc@adalet_bakanlik@barolar@EmniyetGM@tc_cimer@gazetesozcu@drcemiltugay@eczozgurozel@cenginyurt52@besavder@izmirdesondk@izmirdecevirme
“Şüphenin Tarihi” kitabı ile Aralık 2021’den bu yana yazı ve kitaplarının müptelası olduğum Sevgili Sadık Usta’nın yeni-basım kitabı “İlkçağ Ütopyaları” çıktı.
Çok emek verilmiş bir düşünce ziyafeti..
Ütopyalar zaten hep güzeldir. Çünkü “Daha iyi ve güzel bir dünya kurgulamak” güzeldir.
Kitap da güzel..çok güzel.. Değerli Sadık Usta dostumun emeğine sağlık.