her ayrılık bir gün biter, o zamana kadar kendisinin de dediği gibi;
bir sigara içmeli
bir sigara yakmalı
yakıp dumanına bakmalı
giden dostların ardından
bakıp uzaklara dalmalı.
şehit jandarma asteğmen coskun telci
Garip bir yalnızlıktan kurtulma buhranı geçiriyorum. Kendimi inşa etme sürecim bazen hafifliyor, bazen de epeydir olduğu gibi sık boğaza giriyor. Anlam arayışım ne kadar sürecek, bilmiyorum. Belki de asıl mesele bu soruya takılıp kalmamak.
Şundan eminim: Gerçeklikle bağını koparmamak gerekiyor. Hakkı her zaman herkese dağıtmaya çalışırken, ara sıra da olsa kendine hakkını vermek gerekiyor. Elbette, her insan gibi benim de kusurlarım olacak. Bunu kabul ediyorum.
İçimdeki karanlık dehlizlere ittiğim, sıkıştırdığım bütün o benler bir gün dışarı çıkacak mı? İçimde biriktirdiğim duygular patlayacak mı? Bilmiyorum. Ama bundan korkuyorum. Hata yapmaktan korkuyorum. Peki, bu çok mu saçma?
Belki de değil. Çünkü insan hata yapmadan kendini tanıyamıyor. Hatanın kendisinden çok, hatadan sonra ne yaptığın önemli. Nasıl telafi edilir? Çok basit: Hata yaparak, üzerine düşünerek ve bir daha aynı hatayı yapmamaya çalışarak.
Her şeyin farkında olan, her şeyi doğru yapan kusursuz bir zihinle donatılmayı bekleyemem. Böyle bir şey zaten insan olmakla bağdaşmaz. Mesele kusursuz olmak değil; yaptığının farkında olmak, gerektiğinde kendini sorgulamak ve gerektiğinde kendine de merhamet edebilmek.
Dedik ya, insan kendine de hakkını vermeli.
Belki kendimi inşa etmek dediğim şey, aslında kendimi baştan yaratmak değildir. İçimde olan bütün parçaları görmek, onlarla yüzleşmek ve hangisinin beni nereye götürdüğünü anlamaktır.
Belki de bu arayışın bir gün tamamen sona ermesini beklememeliyim.
Belki bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı dönüştürmek için vardır.